Almış ya yetkiyi.
Sallıyor!
Öyle yap!
Olmadı böyle yap!
Hayır şöyle yap!
“Mısın” yok ha!
Emrediyor!
Helal süt emmiş bir kuzu değil bu.
Bu sonradan görmenin de ötesi.
İçindeki kompleks ile saldırıyor;
Yap!

**

Saygı diye bir kavram var.
Var ise susarsın.
Deli ile deli olunur mu hiç?
“Uyma şu terbiyesize!”
Uymuyorsun!

**

Bir değil, iki değil, üç değil.
Değil !
Bastırdıkça bastırıyor!
Elinde var ya o şey!
Yetki! Yetki!
Üfürüyor!

**

Salladığının tezgahına bir geçse, vasıfsız bir işçi bile olamaz!
Hatta!
İşe bile alınmaz da!
Geçirmiş eline “yetki” denen bir gücü.
Öttürüyor!
Ne mi?
Cehaletini tabi ki!

**

Çapsıza fırsat verirsen önce kime kafayı takar?
Biliyorsunuz bu “kim” ya da “kimler” olduğunu!
Adı üstünde çap-sız!
Daire!
Yarım daire!
Çeyrek daire!
Hiç daire!

**

Vurgumun temelinde “aile” var.
Ailenin terbiyesinden yoksunlar, yani  elindeki yetki (!) ile terör estiren/estirenler!
“Yap!” diyorlar.
Mısın eksiz hem de!
İyi de neyi yapmalı ?

**

Allah, kimseye hak etmediği bir yetkiyi vermesin.
Hepimizin yanında “insan olmadığı için” selam bile alamayacak olan veya olacak olanlardan neler çekiyoruz/çekiyorsunuz kim bilir.
O kadar çoklar ki.
Her yerde varlar!
Tükenmekle de bitmiyorlar.
Ki !

**

Bilinen hikaye, adamı (!) padişah yapmışlar!
Ne mi yapmış?
Donuna sıçmış!
 
Terbiyesizlik sınır tanımıyor.
Bir de sosyal medyada her gün “ahlaktan” söz etmiyorlar mı?
Ölürsün, ölürsünüz!