Bu haber kez okundu.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE VURGU...

 

Kdz.Ereğli'de adli yılın açılışı nedeniyle tören düzenlendi. Devrim Bulvarı'ndaki Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen avukatlar saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşı'nı okudu.

 

VATANDAŞLAR DUYARSIZ KALMADI

Bu sırada anıt çevresindeki otobüs durağı, cami avlusunda bekleyen ile yoldan geçen vatandaşlar saygı duruşu ve İstiklal Marşı'na eşlik etti. Zonguldak Barosu İlçe Temsilcisi ve Hukukçular Derneği Başkanı Tayyar Kartal, bir ülkede hukukun üstünlüğü güçlenmesi, mahkemelerin etkin çalışmaya başlamasının insanların birbirine duyduğu güveni arttırdığını anlattı. Avukatın görev ve yetkileri ile yargı içerisindeki konumuna yönelik bakış açısının değişmesi gerektiğini belirten Kartal, şunları söyledi:

 

"BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ OLMADIĞI TAKDİRDE"

"Çağdaş demokratik hukuk düzenlerinde muhakeme hukukunun geldiği aşamada, “gerçek”e, sözlerin çarpışmasıyla ulaşılabileceği kabul edilmektedir. Bunun için birbirine eşit üç makama ihtiyaç vardır: Mahkemelerden ve hâkimlerden oluşan yargılama makamı, Yargılama makamının tamamen dışında örgütlenmiş iddia makamı, Yargılama ve iddia makamları ile siyasi iktidardan tamamen bağımsız avukatların oluşturduğu savunma makamı. Söz konusu makamların tamamı yargının kurucu unsurudur. Bu unsurlardan mahkemeler ve hâkimler bağımsız ve tarafsız olmadıkları takdirde, adil yargılamadan ve dolayısıyla yargının adalet dağıttığından söz edilemez.

 

"İHLAL EDİLMİŞ OLUR"

Öte yandan, hâkimler ve savcılar birbirine yaklaşır ve savunma makamından uzaklaşırsa, muhakemede gerçeğe ulaşılmasının vazgeçilmez koşulu olan “hiç kimse kendi davasında hâkim olamaz” ilkesi özünden ihlal edilmiş olur. Çünkü sıfat olarak iddia eden ve yargılayan makamlar birbirinden ayrı gibi görünse de uygulamada meydana gelen fiili yakınlaşma ve hatta birleşmeler, iddia makamının aynı zamanda fiilen yargılama yapıp hüküm vermesi sonucunu doğurur. Bilindiği üzere, yargının işleyiş rotası -mahkeme kararları yanında- genellikle “yargı reform strateji belgeleri” ile çizilmektedir.

 

YARGI REFORMU STRATEJİSİ

En son 2015 yılında  açıklanan ve uygulamaya konulan yargı reformu stratejisinin amaçlarından bazıları:   1- Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını güçlendirmek 2- Yargının hesap verebilirliğini ve saydamlığını artırmak 3- Ceza ve hukuk adalet sistemini geliştirmek 4- Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini geliştirmek ve uygulamada etkililiğini artırmak 5-Adalete erişimi geliştirmek olarak tespit edilmiştir.  Bu strateji belgesiyle uyumlu olarak  HSK tarafından 2017-2021 yıllarını kapsayacak şekilde, stratejik plan oluşturulmuş ve hayata geçirilmiştir. Buna dayalı olarak; şu anda %30 civarında olan yargıya güveni yeniden inşa etmeyi ve dolayısıyla adaleti tesis etmeyi nihai amaç edinen bu belgelerde birtakım eylem planları belirlenmiştir.   Bu eylem planlarının bir parçası olup yeni adli yılda kısmen ve yılbaşından itibaren tümüyle hayata geçirilecek olan “davalarda hedef süre” uygulaması, adaletin gecikmesini önlemek ve adil yargılanma hakkına ilişkin ihlalleri azaltması bakımından yararlı olabilecektir. Hayata geçirilecek olan tüm eylem planları  kısmen iyileştirmeler sağlayacaksa da iki şey değişmediği sürece iyileştirmeler maalesef köklü çözümlere dönüşemeyecektir. Bunlardan ilki; mesleğe kabulde liyakat esasının istisnasız uygulanması, böylelikle yargı içerisinde her türlü yapılanmanın önüne geçilmesi.

 

BAKIŞ AÇISININ DEĞİŞMESİ

İkinci husus ise; avukatın görev ve yetkileri ile yargı içerisindeki konumuna yönelik bakış açısının değişmesi. Özetle; avukatlara yönelik bir zihniyet reformu gerçekleştirilmediği takdirde, nihai amaca ulaşmak mümkün olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki; her yönetim düzeninde iktidar vardır. Ancak sadece demokrasilerde etkili muhalefet olabilir. Her ülkede basın vardır. Ancak sadece demokrasilerde ifade ve basın hürriyeti vardır. Her hukuk düzeninde suçlayan ve yargılayan vardır. Ancak sadece demokrasilerde etkin ve bağımsız savunma vardır. Böyle bakıldığında, hâkimi ve savcıyı hukuk devletinin hâkimi ve savcısı yapan avukattır. Maalesef ülkemizde, uygulamada, savunmanın kutsallığından sürekli dem vurulsa da, savunmanın hala kurucu unsur olarak sayılmadığını, gerçeğe ulaşılmasında engel olarak kabul edildiğini görüyoruz. Bu bağlamda yeni adli yıla avukatlık mesleğine ilişkin birçok sorunla giriyoruz.

 

CMK AVUKATLARININ ÜCRET SORUNU

Adli yardım fonlarının ihtiyacı karşılamakta son derede yetersiz kalması, Genç avukatların ve stajyer avukatların, ekonomideki duraklamaya, sayının çokluğuna ve yargıya duyulan güvenin azalmasına bağlı olarak yaşadıkları ağır maddi sorunlar, Yargılamalarda sıklıkla rastladığımız avukatı yok sayma, avukatsız yargılama, kendini avukattan üstün görme yaklaşımı, Hâkimlerin usul kurallarını yeterince bilmemeleri sebebiyle kendi usul kurallarını icat etmekte pek çok zaman hiçbir beis görmemeleri,  Bilirkişilerin dosyanın fiilen karar vericileri konumuna getirilmiş olmaları gibi sorunlar. Ancak kurumsal ve pragmatik mücadeleler  ile bu sorunların aşılabilmesi mümkün görünmektedir. Bu nedenle, sistematik ve kurumsal bir sorgulamaya ve çözüm arayışına ihtiyacımız var"

 

(Haber: Mustafa Kemal Bektaş)

 

 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner185