Kdz.Ereğli Eğitim Sen Temsilciliği Aladağ’daki bir kız öğrenci yurdunda meydana gelen yangında 11’i öğrenci olmak üzere toplam 12 kişi hayatını kaybedip 22 öğrencinin yaralandığı olayla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu” adı altında faaliyet yürüten özel yurdun bir dini cemaate ait olduğunun herkes tarafından bilindiğine dikkat çekti.

Temel eğitim çağındaki çocuklar için sadece devlet tarafından yurt ya da pansiyon kurulabilmesine rağmen, ortaokul öğrencilerinin bu yurda yerleştirilmesinin önünü açan herkesin bu kitlesel cinayetten öncelikli olarak sorumlu olduğunu kaydeden Eğitim-Sen “Türkiye’de kimi vakıf ve cemaatlere ait çok sayıda yurt bulunmaktadır. Bunların büyük bölümünün yasal olmadığı ya da yasal boşluklardan yararlanarak faaliyet yürüttüğü bilinmektedir. Dolayısıyla, daha önce benzer örneklerde de görüldüğü gibi mülki amirlerin ve ilgili kamu görevlilerinin bilgisi dahilinde faaliyet yürütülmesi ve gerekli denetimlerin yapılmaması bu tür acı olayların yaşanmasına neden olmakta, yaşanan sorumsuzlukların bedelini çocuk yaşta yaşamını yitiren öğrencilerimiz ödemektedir.” Dedi.

Eğitim-Sen’in konuyla ilgili açıklaması şöyle:

CEMAAT YURDU

“Kız öğrenci yurdunda çıkan yangının hemen ardından, yangında hayatını kaybedenlerin ve yaralı olarak kurtulan öğrencilerin aileleri başta olmak üzere, hepimizin yürekleri yanarken, yangın ile ilgili olarak yayın yasağı getirilmiş olması utanç vericidir. Yurt yangınının boyutlarının belli olmasının ardından bölgede incelemeler yapmak ve yaralı öğrencilerin yakınlarına yardımcı olmak için Aladağ’a hareket eden Eğitim Sen Adana Şube yöneticileri polis tarafından önce engellenmiş, sonrasında zor kullanılarak gözaltına alınmıştır.

“Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu” adı altında faaliyet yürüten özel yurdun bir dini cemaate ait olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Öğrenci velileri, eğitimde 4+4+4 düzenlemesi sonrasında kapanan köy okullarında okuyan öğrencilerin okumak için Aladağ’a geldiğini belirtmektedir. Aladağ’da bulunan Sinanpaşa Yatılı Bölge Ortaokulu’nun yurdunun yıkılarak daha büyüğünün yapılacağı iddia edilmiş, yurdun yıkılmasının ardından öğrencilerin ilçedeki mülki amirlerin ve belediyenin yönlendirmesiyle bu yurda yerleştirildiği iddia edilmiştir.

MEB Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliği’ne göre ortaöğrenim ve yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler için, başka bir ifade ile sadece lise ve üniversite öğrencileri için özel yurt açılabilir. Aladağ “Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdu”nda çıkan yangında ölen çocukların 11-14 yaşları arasında ortaokul (ilköğretim ikinci kademe) öğrencileri olduğu açıktır. Temel eğitim çağındaki çocuklar için sadece devlet tarafından yurt ya da pansiyon kurulabilmesine rağmen, ortaokul öğrencilerinin bu yurda yerleştirilmesinin önünü açan herkes bu kitlesel cinayetten öncelikli olarak sorumludur.

ÖĞRENCİLER DİNİ VAKIF VE CEMAATLERİN İNİSİYATİFİNE MAHKUM

Öğrencilerin eğitim ve barınma hakkı ile ilgili olarak yapması gerekenleri yapmayanlar, barınma sorunu yaşayan öğrencileri çeşitli dini vakıf ve cemaatlerin inisiyatifine mahkûm etmiş, gerekli denetimleri yapmayarak böylesine acı bir facianın yaşanmasına neden olmuşlardır. Okulları kapandığı için ilçeye gelmek zorunda kalan ve devlete ait yurt olmadığı için dini cemaatlerin yurtlarına yerleşmek zorunda bırakılan öğrencilerin hayatını kaybetmesine neden olanlar ve yurt yangınında ihmali bulunanlar en kısa sürede ortaya çıkarılmalı ve hesap vermelidir.

Türkiye’de kimi vakıf ve cemaatlere ait çok sayıda yurt bulunmaktadır. Bunların büyük bölümünün yasal olmadığı ya da yasal boşluklardan yararlanarak faaliyet yürüttüğü bilinmektedir. Dolayısıyla, daha önce benzer örneklerde de görüldüğü gibi mülki amirlerin ve ilgili kamu görevlilerinin bilgisi dahilinde faaliyet yürütülmesi ve gerekli denetimlerin yapılmaması bu tür acı olayların yaşanmasına neden olmakta, yaşanan sorumsuzlukların bedelini çocuk yaşta yaşamını yitiren öğrencilerimiz ödemektedir.

SİYASİLERİN SORUMLULUĞU

Bu üzücü olay ile bir kez daha görülmüştür ki, hükümetin yurt açığını gidermek, kamusal, parasız ve nitelikli barınma hakkı için politikalar üretmek yerine, cemaat ve özel yurtları teşvik etmesi yaşananların ardındaki siyasi tercihi ve dolayısıyla siyasilerin sorumluluğunu ortaya koymaktadır.

Eğitim Sen olarak, böylesine acı bir olayla yaşamını yitiren öğrencilerin ailelerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Bugüne kadar kamusal, parasız ve nitelikli yurtlar açmak yerine çocukları cemaat yurtlarına mahkum edenlerin ve yurtlarda gerekli denetimleri yapmayarak suç işleyenlerin, bu vahşette ihmali bulunan herkesin hesap vermesini istiyoruz.