Bu haber kez okundu.

MİLLÎ MÜCADELE’NİN ALEMDAR VAPURU

“C”, avcı botu anlamına gelen Fransızca “chasseur” kelimesinden gelmektedir. Fakat Fransız arşiv belgelerinde görülen, bu muhribin/avcı botunun isminin “Chasseur 27” değil, “Chasseur 80” olduğudur.

15 Şubat’ta son resmî yazışmalar yapıldı ve uzlaşmaya varıldı. Alemdar olduğu yerde, Ereğli’de kalacaktı. Esirler zaten iade olunmuş ve Fransızlar karasularımıza müdahale edilmediğini bildirmişlerdi. Diğer bir ifadeyle, Ankara Hükûmeti ve Fransa Hükûmeti arasında, belgelerde yazan tabirle, “zımni anlaşma” yapılmıştı

Doç. Dr. Evrim Şencan Gürtunca, Kurtuluş Savaşı’nın tek  deniz muharebesi olan Alemdar Vapuru  Destanı Olayını diplomatik belgeleri tarayarak araştırdı. Türk, Osmanlıca ve Fransız belgeleri tarandıktan sonra belirlenen 40 belge üzerinde yoğunlaşan çalışma ile  “Türk ve Fransız Diplomatik  Belgeleriyle Alemdar Vapuru Olayı”  nı yazdı. Dışişleri Bakanlığı tarafından yaptırılan çalışmada, Ankara Anlaşması’nın belgeleri de yer alıyor.  Alemdar olayının tüm ayrıntılarının yer aldığı ve kurtarılma olayının ardından başlayan diplomatik süreç ile ilgili çalışmanın bir bölümünü yayımlıyoruz.

Gurur ve onurla okumanız dileğiyle.

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının  (30 Ekim 1918) ardından Anadolu’da İtilaf Devletlerinin işgalleri başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmış, Anadolu’daki millî örgütlenmeyle Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Büyük Millet Meclisinin açılması Ankara’yı millî mücadelenin merkezi yapmıştı. Çok geçmeden Doğu Cephesinde çatışmalar başlamış ve Gümrü Antlaşması imzalanmış (3 Aralık 1920); bir ay sonra, 1921 yılının ocak ayında ise Batı Cephesinde ilk muharebe, I. İnönü, kazanılmıştı. Aynı süreçte Karadeniz bölgesi de işgallere sahne oluyordu.

Mütarekeyle birlikte Marmara Denizi’nde yer edinen Fransız gemileri; Kırım, Batum ve Samsun gibi kritik noktalardan Karadeniz’e de açılmışlardı. Karadeniz’de, kömür sebebiyle, önem arz eden sahalar Zonguldak ve Ereğli’ydi. Kırım Harbiyle (1853), buralardaki kömür havzaları ve yatakları zaten Fransızların işletmesine verilmişti. Şimdi Fransa, mütareke şartlarına dayanarak, bu bölgede güvenliği sağlayacağını öne sürerek Zonguldak bölgesine yerleşiyordu. Bu alan, 8 Haziran 1920’de Ereğli’ye çıkan bir Fransız filosuyla genişledi. Filolarının yerleştiği noktalardan biri de kısa zaman sonra Alemdar vapurunun yakalanacağı yer olan Baba Burnu’ydu.

Cephelerde Millî Mücadelenin çetin çarpışmaları süregelirken, Sovyet Rusya’dan Türklere silah, cephane ve para yardımı geliyordu ve bu yardımın Anadolu’ya ulaştırılması gerekiyordu. En güvenilir yol deniz yolu; ana ikmal yolu ise Karadeniz’di. Bu hayati görevin yerine getirilmesi için güçlü vinçleriyle yararlı olacak bir vapura ihtiyaç vardı. Bu vapur, Alemdar olacaktı. Alemdar, İstanbul’da demirli, kurtarma işlerinde görevli olduğu için sürekli istim tutmasıyla her an harekete müsait Osmanlı Bahriyesine bağlı Seyr-i Sefain vapuruydu. Ankara Hükûmetine bağlı millîciler, bu vapuru yardım ikmali için kullanmak istiyorlardı. Bunun tek ve en hızlı yolu vapuru İstanbul’dan kaçırmaktı. Ancak bunun için ayrıntılı bir plan yapılması gerekiyordu. Söz konusu planın hazırlanması ve uygulanması gecikmeyecekti.

24 Ocak 19213 gecesi Alemdar vapuru, İstanbul Kuruçeşme’den, biri çarkçı olmak üzere sekiz kişi tarafından önceden yapılan bir hazırlık planıyla, Karadeniz’e götürülmek üzere kaçırıldı. Planın aşamaları gereği vapur, 25 Ocak sabahı Fransızların kontrolünde olan Ereğli’ye gelmişti. Amaç, öncelikle kömür almak ve mürettebat desteği sağlamaktı. Oradan, duruma göre ya Sinop ya da Bartın Limanı’na gidecekti.

O gün olumsuz hava şartları sebebiyle kömür ikmali yapılamadı; fakat süvari ve çarkçı, yani gerekli mürettebat temin edildi. Kömür, ancak ayın 26’sında ikmal olunabildi ve Alemdar, 27 Ocak sabahı saat 03.00 sularında Ereğli’den hareket etti. Ancak gece karanlığında bekleyen ve Zonguldak’tan gönderilen bir Fransız muhribi  tarafından Ereğli’nin on mil açıklarında, yukarıda sözü edilen Baba Burnu’nda, sabaha karşı durdurularak Zonguldak Limanı’na getirildi.

(Millî Mücadelede Karadeniz (1919-1922), Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2001, s. 152-159. Alemdar Vapuru Olayıyla ilgili bu bölümde verilen bilgiler, aksi söylenmedikçe Türk ve Fransız Diplomatik Arşiv belgelerinden edinilen bilgilerdir. Bahsi geçen belgelerin tamamına bu belge seçkisinde yer verilmiştir. 3 Olayın başlangıç tarihi, sonraki yıllardaki bazı gazetelerde ve günümüzde yapılan bazı araştırmalarda 24 Ocak 1921 olarak değil, 5-6 Şubat 1921 olarak geçmektedir. Doğrusu, arşiv belgelerine göre, Miladi 24 Ocak 1921’dir. Bu farkın sebebi Rumi takvimi Miladiye çevirirken ortaya çıkan karmaşadır. Olay, Rumi 24 Ocak 1337 tarihinde gerçekleşmiştir. Tarih değişimlerinde kural, 1333’ten sonra gün ve ayın sabit bırakılması, değiştirilmemesi yönündedir. Oysa, bu konuyla ilgili bazı araştırmalarda gün ve ayın da değiştirildiği görülmektedir. Tarih farkı buradan kaynaklanmaktadır.)

Muhribin kumandanı ve aynı zamanda Kömür Komisyonu Zonguldak delegesi olan Fransız Yüzbaşı Tilly, vapurun İstanbul’a iade edilmesi gerektiğini savunuyordu. Zira vapur kaçırılmıştı. Zonguldak’taki Fransız Kumandan Crétin de aynı görüşü savunuyordu. Bu sebeple Alemdar, Yüzbaşı Tilly kumandasında ve sekiz Fransız askerinin gözetiminde İstanbul’a doğru yola çıkarıldı. Adı geçen yüzbaşı ve askerlerden dördü, kontrol için Alemdar’a bindirilmişti. Diğer dört asker ise Alemdar’ı yakalayan muhripte takip halindeydi. Muhrip, vapurun İstanbul’a ulaşıp ulaşmadığını kontrol edecekti. Saat 09.20 idi ve takvim 27 Ocak’ı gösteriyordu.

Bu yolculuk başladıktan kısa zaman sonra Alemdar’daki Türk mürettebat, vapurdaki Fransızların kalabalık olmadığını fark ettiler. Vapurun içindeki Fransız askerlerini çeşitli planlar yaparak teslim aldılar ve böylece Alemdar’ın kontrolünü ele geçirerek vapuru tekrar Ereğli’ye getirmek üzere yola koyuldular. Ancak onları takip eden muhrip, vapurun rotasını değiştirdiğini fark etmişti. Duruma müdahale etti ve vapurun Ereğli’ye dönüş yolculuğunda, Alemdar ve Fransız muhribi arasındaki Kurtuluş Savaşımızın tek deniz muharebesi başladı.

(Alemdar Vapuru Olayıyla yapılan bütün çalışmalarda ve bütün Türkçe gazete haberlerinde, bahsi geçen muhribin adının C-27 olduğu belirtilmektedir. “C”, avcı botu anlamına gelen Fransızca “chasseur” kelimesinden gelmektedir. Fakat Fransız arşiv belgelerinde görülen, bu muhribin/avcı botunun isminin “Chasseur 27” değil, “Chasseur 80” olduğudur. Nitekim, Fransızca gazetelerde de botun adı C-80 olarak geçmektedir: L’Ouest Eclair, 23.2.1921, s. 2. T.C. Dışişleri Bakanlığı arşivinde ise sadece muhrib/avcı botu kelimeleri geçmekte, herhangi bir rakam zikredilmemektedir.

Elimizdeki belgelerde söz konusu planlardan bahsedilmemektedir. Konuyla ilgili yapılan diğer araştırmalardan, çıkarılan düzmece bir kavga ve horon tepilmesiyle Fransızların dikkatinin dağıtılmış olduğu öğrenilmektedir: Nurettin Peker, Öl, Esir Olma, Okat Yayınevi, İstanbul, 1966, s.)

Alemdar, silahsız bir kurtarma gemisiydi.  Onu yakalayan ise bir muhripti. Alemdar’daki hareketlenmeyi fark eden muhrip, Alemdar’a topla uyarı ateşi açtı. Atılan topun karşılığında, Alemdar’dan muhribe hafif silahlarla mukabele edildi. Çatışmada Alemdar’a birkaç top mermisi isabet etti ve vapur bacasından yaralandı. Bu sırada, kıyıda bekleyen halk muhribe ateş açmıştı. Muhrip, kıyıya da ateş açtı. Ereğli’deki hastaneye bir top mermisi isabet etti. Karada bir Fransız askeri hayatını kaybetti. Biri de yaralandı. Bu yaralı, sonradan hayatını kaybetti. Denizdeki çatışmada vurulan Recep Kâhya Millî Mücadelemizin yegâne deniz şehidi olarak tarihe geçti. Üç de gazimiz vardı. Fransız tarafında ise Trillou ve Laurent isimli iki asker hayatını kaybetmişti. Üç yaralıları vardı. Yaralılarından birinin ismi Moulor idi.7 Muharebe yaklaşık iki saat sürmüştü.

Alemdar’daki dört Fransız asker ve Yüzbaşı Tilly, çatışma bittiğinde esir alındı ve Ereğli’ye çıkarıldı. Muhrip, muharebe bittiğinde Ereğli’den ayrıldı ve Zonguldak’a ulaşmasının ardından olan biten oradaki Fransız kumandanına aktarıldı. Bunun üzerine kumandan, esir alınan Fransızların iadesini istedi. Bu isteğin yerine getirilmesi Ereğli Limanı’nda bekleyen Alemdar’ın serbest bırakılmasına bağlandı.

Kastamonu ve Bolu Havalisi Kumandanı Muhittin Paşa ise bu arada devreye girmişti. Olayın kapanması ve dostane yollarla çözülmesi için genel olarak Osmanlı bandıralı vapurlara, özel olarak da Alemdar’a dokunulmaması karşılığında, esir alınan Yüzbaşı Tilly ve dört askerin iade edilebileceğini tebliğ etti. Tebliğ hem Zonguldak Mutasarrıflığına hem de Fransız Kumandanlığına yapılmıştı. Bu sırada iki Fransız torpidosunun Ereğli’ye yaklaştığının ve  Kandilli’den geçtiğinin haberi de gelmişti. Esirler, Ereğli’de, kıyıya iki saatlik mesafeye kadar içeriye alındı. Amaç, gelen torpidoların Ereğli’ye müdahale etmemesini sağlamaktı.

(Alemdar vapuru, 1898 Danimarka yapımı bir kurtarma gemisidir. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı tarafından el koyularak adı Alemdar olarak değiştirilmiş ve Seyr-i Sefain’e bağlanmıştır: Doğanay, a.g.e., s. 159-160. 7 Alemdar’la ilgili yapılan çalışmalarda, bu sayılarda tutarsızlık vardır. Bazı çalışmalarda Alemdar’da beş şehit olduğu yazmaktadır. Hâlbuki bir şehit verildiği, isminin de Recep (Recep Kâhya olarak anılmaktadır) olduğu bilinmektedir: Doğanay, a.g.e., s. 163. Recep Kâhya’nın ismi, elimizdeki belgelerde geçmemektedir.  Bahsi geçen torpidoların isimleri Fransız belgelerinden öğrenilmektedir.)

Ereğli’ye yaklaştığının ve Bütün bu olaylar sadece bir günde gerçekleşti. Tarih, 28 Ocak 1921 olmuştu. O akşam, bahsi geçen Fransız torpidolarından biri, Sénégalais, Zonguldak’a yanaştı. Torpido kumandanı ve beraberindeki iki subay Mutasarrıfı ziyaret ettiler. İstekleri, tahmin olunabileceği üzere, esirlerin iadesiydi. Ertesi gün sabah saatlerinde esirleri almış olmayı ümit ediyorlardı. Bir sonraki gün ise Waldeck Rousseau zırhlısıyla Amiral Dumesnil gelecekti. Amiral Dumesnil’in, esirlerin yerlerinin değiştirildiğinden haberi yoktu. Bu duruma olumsuz tepki verme ihtimali yüksekti. Bu nedenle, Fransız subaylar Dumesnil gelmeden sabah erken saatlerde esirlerin iade edilmesinin çözüm odaklı bir davranış olacağını söyleyeceklerdi. Ancak, Mutasarrıf Nusret Bey’den iadenin koşullu olarak yapılabileceğinden başka bir cevap alamayacaklardı. Buna göre, Alemdar’a ve Osmanlı bandıralı diğer vapurlara ve aynı zamanda Osmanlı limanlarına müdahale edilmeme sözü karşılığında esirler vakit kaybetmeden iade edilebilirdi. Ancak Fransız kumandan, sadece Alemdar’a dokunmama sözü veriyordu. Zira onlara göre, üç millik karasularına zaten müdahale edilmiyordu. Bu durumda Amirali bekleme kararı verildi.

Waldeck Rousseau zırhlısıyla Zonguldak’a gelen Amiral Dumesnil ile Mutasarrıf Nusret Bey arasında yapılan görüşmelerde beklenmedik bir durumla karşılaşıldı. Esirler iade edilmezse, yerli halktan beş on kişinin misilleme olarak esir alınacağı 29 Ocak günü Fransızlarca tebliğ edildi. Bu tebliğe, Zonguldak’tan on memurun alınacağı da eklendi. Amiralin verdiği ültimatom uyarınca 30 Ocak 1921 tarihi öğle saatine kadar cevap alınmazsa, bu misillemenin gerçekleşeceğini Kastamonu ve Bolu Havalisi Kumandanı Muhittin Paşa Hariciye Vekâletine bildirdi. Duruma Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Vekili Fevzi Paşa (Çakmak) da dâhil oldu. Mutasarrıf Nusret Bey’in müdahalesiyle de süre 31 Ocak Pazartesi gününe uzatıldı. Ankara Hükûmetinin görüşü ise farklıydı. 30 Ocak tarihli şifre telgrafta Fransa ile savaş durumunda olunduğu, dolayısıyla ele geçirilen subay ve askerlerin savaş esiri statüsünde bulundukları Mutasarrıf Nusret Bey’e bildirildi. Söz konusu şifre telgrafta, esirlerin bu nedenle iade edilmeyeceği, Alemdar vapurunun Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin meşru malı olduğu ve muhtemel misilleme için hazır olunması gerektiği vurgulandı. Bununla birlikte, Türkiye’yle iyi geçinme niyetinde olduğu görülen Fransa kamuoyuna aynı duygularla karşılık verilmesi arzusu içinde olunduğu bildirildi.

Hâl böyleyken, Fransa’nın İstanbul Yüksek Komiserliği, Fransa Dışişleri Bakanlığına olan biteni telgrafla bildirdi. Sadrazam Tevfik Paşa da memleketin selameti ve Karadeniz sahillerinin daha fazla zarar görmemesi için esirlerin bırakılmasını Mustafa Kemal Paşa’dan rica etmişti. Bu sırada verilen süre yeniden uzatıldı ve esir iadesi için son tarih 2 Şubat olarak belirlendi. O tarihte esirler iade edilmediği takdirde, Zonguldak Mutasarrıfı ve ailelerinden bazı kişilerin ve aynı zamanda şehrin ileri gelenlerinin tutuklanacağı, Ereğli bölgesinin ablukaya alınacağı ve savaş gemilerinin Ereğli Limanı’na zarar vereceği açıkça bildirildi. İlaveten, Doğu Akdeniz Filosu Komutanı Amiral de Bon, Ankara’dan tatminkâr bir cevap alamazsa Alemdar vapurunun imha edileceğini bildirecekti. Buna karşılık Türk yetkililer, bundan böyle Alemdar dâhil olmak üzere hiçbir Türk  vapuruna müdahale edilmemesi, hiçbir Türk limanına Fransız savaş gemilerinin girmemesi ve Ereğli’ye gelen torpidoların şehre zarar vermemesi koşuluyla esirlerin iade edilebileceğini bildirdi. Amiral Dumesnil ise esirlerin iadesinden önce hiçbir müzakerede bulunmayacaklarını 1 Şubat tarihinde açıkça söylemişti.

Bu sırada Ankara Hükûmetinde Hariciye Vekili değişti. Yeni Vekil Bekir Sami Bey, esirlerin iade şartlarını, doğrudan Fransa’nın İstanbul Yüksek Komiserliğine Fransızca yazarak bildirdi. Bekir Sami Bey’in talebi, Fransızların Türk karasularına ve Türk limanlarına girmemeleri karşılığında Alemdar’ı bir barınakta bekletmekti. Ankara Hükûmetinin olayı dostane şekilde çözmeye gayret ettiğini de özellikle vurgulamıştı. Dahası, şu iyi biliniyordu ki Alemdar’a ve hatta hiçbir Türk gemisine dokunulmaması, hiçbir Fransız savaş gemisinin Türk limanlarına ve hatta Türk karasularına girmemesi ve Ereğli’ye gelen torpidonun şehre zarar vermemesi, vazgeçilmez koşullardı. Ancak Fransızlar son madde dışındaki hususların, esasen galiplerin bir düzenlemesinden ibaret olan Mondros Mütarekesine aykırı olduğunu öne sürüyorlardı. Bu sebeple, planladıkları misillemeyi uygulamak onlara göre meşruydu.

Görüleceği üzere muharebenin sonrası, muharebenin kendisinden uzun sürmüştü. Bu aşamada Fransa Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Aristide Briand, duruma müdahil oldu ve Fransa’nın İstanbul Yüksek Komiserliğine, bu olayın uzamasından dolayı duyduğu rahatsızlığı 1 Şubat 1921’de bildirdi. İlaveten, Türk gemileri ve limanlarına dair hareket özgürlüklerinin kısıtlanacağı hiçbir taahhüde girilmeyeceğini belirtti.

Mutasarrıf Nusret Bey de esaslar kabul edilirse esirlerin hemen bırakılacağını söylüyordu. Buna cevaben Fransızlar, ellerinde Alemdar’ı batırma veya yakma yetkisi varken bunu yapmadıklarını dile getiriyorlardı. Öyle görünüyordu ki iki taraf da olayı barışçıl yollarla çözmek niyetindeydi. Mutasarrıf, son tarih olarak belirlenen 2 Şubat’ta Fransız Kumandan Crétin’le uzun bir görüşme yaptı. Ancak bir uzlaşmaya varılamadı. Bunun üzerine Hariciye Vekâleti, olayın Mutasarrıflığı ve Amirali aştığını, bu sorunun muhataplarının iki ülke hükûmetleri olduğunu belirtti. Ardından, Amiral Dumesnil’e Alemdar’ın neden TBMM Hükûmetine ait olduğunu ve olayın bir hırsızlık eylemi olmadığı açıklandı. Doğrudan hükûmetler devreye girdiği için Sadrazam Tevfik Paşa, Mustafa Kemal Paşa’ya, Amiral Dumesnil’in, Alemdar’ı, korsan addederek tahrip edebileceğini bildirdi ve bu nedenle geminin dönüşüne engel olunmamasını istedi. Zira, verilen son tarih gelmişti.

3 Şubat günü Amiral Dumesnil ve Mutasarrıf Nusret Bey, esirlerin iadesi konusunu içeren 4,5 saatlik bir görüşme yaptılar. Nusret Bey öncelikle Türk limanları, ardından Türk karasularının güvencesi için taahhüt istedi. Cevap, Türk karasuları ve limanlarına girmeme emrini zaten aldıkları yönünde oldu. Bu iki hususun görüşülmesinin ardından, Alemdar vapurunun mevcut durumuna sıra geldi. Nusret Bey, Alemdar’a hiçbir şekilde müdahale edilmemesi için teminat istedi. Aldığı cevap, Alemdarla ilgili bu konuda tek başına karar veremeyeceği, İtilaf Devletleri temsilcilerinden oluşan bir komisyonun karar vermesi gerektiği oldu. Ancak, vapur tekrar İstanbul’a iade edilirse, çözüm sürecinin uzayacağı, bu sebeple Alemdar’ın bulunduğu yerde bekletilmesinin daha uygun olacağı söylendi. Nusret Bey bunun üstüne Alemdar’ın İstanbul’a iadesinin zaten mümkün olmadığını vurguladı. İlaveten, vapuru İstanbul’a iade etmektense bunun yerine batırılmasının ve imha edilmesinin daha iyi olacağını kesin dille bildirdi. Bu konularda anlaşmaya varılırsa, esirlerin özel bir vapurla, belirlenen tarih ve zamanda Zonguldak’a getirileceğini taahhüt etti.

Bu görüşmenin sonunda, 3 Şubat’ta, Alemdar Vapuru Olayının çözüldüğü ve esirlerin koşullu olarak Waldeck Rousseau zırhlısına iade edileceği haberi geldi. Fakat Alemdar’ın akıbeti hakkında mutabakata varılamamıştı. Bunun üzerine Mutasarrıf Nusret Bey, 4 Şubat’ta, Sakalave torpidosu kumandanıyla yaptığı görüşme sonucunda Alemdar’ın yerinde kalacağına dair aldığı kesin bilgiyi Hariciye Vekâletine bildirdi. Aynı gün, 4 Şubat’ta,  saat 19.30’da esirler Waldeck Rousseau zırhlısıyla Zonguldak’a getirildi. Buradan İstanbul’a gideceklerdi.

Saat 21.30’da Alemdar’la ilgili yeni bir görüşme yapıldı ve vapurun bulunduğu yerde bekletilmesi karara bağlandı. Bu karardan kısa bir zaman sonra, 12 Şubat 1921’de, Fransa Doğu Akdeniz Filosu Komutanı de Bon, Alemdar Vapuru Olayının uzlaşmayla sonlandırılması gerektiğini, Fransa açısından daha az avantajlı koşullarda olsa bile Türklerle görüşmelere geçilerek, uygulanabilir bir anlaşma yapılması gerektiğini bildirdi. Bunun üzerine 15 Şubat’ta son resmî yazışmalar yapıldı ve uzlaşmaya varıldı. Alemdar olduğu yerde, Ereğli’de kalacaktı. Esirler zaten iade olunmuş ve Fransızlar karasularımıza müdahale edilmediğini bildirmişlerdi. Diğer bir ifadeyle, Ankara Hükûmeti ve Fransa Hükûmeti arasında, belgelerde yazan tabirle, “zımni anlaşma” yapılmıştı

(Çoğu araştırmada esirlerin 17 Şubat’ta teslim edildiği yazmaktadır. Ancak 5 Şubat 1921 tarihli belgelerde, bir gün önce, yani 4 Şubat’ta esirlerin Zonguldak’a vardığı açıkça yazmaktadır. Aynı bilgi, Fransız arşivinden ulaşan belgelerde teyit edilmektedir. )

Olayın üzerinden üç ay geçtikten sonra, mayıs ayında, Alemdar’ın tasarruf hakkıyla ilgili bir görüşme talep edildi. Bununla birlikte Zonguldak’taki işgalin de sonlandırılması gerektiği, Fevzi Paşa başkanlığındaki İcra Vekilleri Heyetince talep edildi. Hariciye Vekili Bekir Sami Bey ise, TBMM’nin İstanbul Temsilcisi Hamid Bey’e (Mehmet Abdülhamit Hasancan), vapurun kullanılması hakkında Fransızlarla görüşme yapılmasını istediğini iletti. Neticede, 13 Mayıs 1921 tarihinde yapılan görüşmeler sonunda, Alemdar’ın İstanbul’a hiçbir zaman iade edilmeyeceği karara bağlandı.

Artık devrede, kısa zaman sonra 1921 Ankara İtilafnamesini Fransa için imzalayacak devlet adamı Franklin Bouillon vardı. Bouillon’dan, vapurun bekletildiği yerden alınıp güvenli bir yere çekilmesi talep edildi. Bunun sebebi, sonbaharın yaklaşmakta olduğu ve yağmur, fırtına veya rüzgârla vapurun zarar görme ihtimaliydi.

Bu olayların akabinde, 20 Ekim 1921’de TBMM Hükûmeti ve Fransa arasında Ankara İtilafnamesi (Anlaşması) imzalanmıştı. Aynı gün, Alemdar vapurunun serbestçe kullanılabileceğine dair kararname çıkmıştı. Alemdar Vapuru Olayı böylece sonlanırken, vapur 26 Ekim 1921 itibariyle Millî Mücadele saflarındaki yerini almış oluyordu.

Türk ve Fransız belgelerinin bir araya geldiği bu belge seçkisiyle, Alemdar vapurunda sembolleşen bir dönem, 100. yılında yeniden ortaya koyulmuş oldu. Başlangıcı ve gelişimiyle Millî Mücadele tarihinde benzersiz bir yere sahip bu deniz muharebesi ve bunu izleyen   ”, hiç şüphesiz Kurtuluş Savaşımız döneminde imzalanan kurucu anlaşmalardan biri olan ve Ankara Hükûmetinin bir İtilaf Devleti tarafından ilk kez tanındığı anlaşma özelliğiyle tarih sayfalarında özel bir yerde duran, 1921 Ankara İtilafnamesine giden yolu da açmıştır. Görülüyordu ki, cephelerde kazanılan başarılar, diplomasi masasında da ifadesini buluyordu. Türk milleti tam bağımsızlığa doğru emin adımlarla ilerliyordu.

İLGİLİ LİNKLER:

TEKLİF ÇATUROĞLU’NDAN TAM DESTEK KAHRAMAN’DAN
http://www.ereglionder.com.tr/guncel/teklif-caturoglundan-tam-destek-kahramandan-h72439.html

ARAŞTIRMACILARA KAYNAK

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/turk-fransiz-diplomatik-arsiv-belgeleriyle-alemdar-vapuru-olayi-h93724.html

CUMHURBAŞKANINA SESLENİŞ

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-in-son-kaptani-onder-e-konustu-h93469.html

“UNUTMAYIN CANSIZ VARLIKLARIN DA RUHU VARDIR”
http://www.ereglionder.com.tr/guncel/unutmayin-cansiz-varliklarin-da-ruhu-vardir-h93656.html?fbclid=IwAR2KLqqk_8mSpe8svzjMrHanT0vrI-xX7kBsvpTe-eA4urut4V5OwWEnXM4

ALEMDAR BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN SİMGESİDİR

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-bagimsizlik-mucadelesinin-simgesidir-h93604.html

101 YILINDA ALEMDAR

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/101-inci-yilinda-alemdar-h93585.html

KENDİLERİNİ ESİR ALANLARI ESİR ALAN TÜRKLER

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/kendilerini-esir-alanlari-esir-alan-turkler-h93548.html?fbclid=IwAR2Z7rJgvlHbAtqmub-FfLBouwQ6DP3rUS4KEmv6IpmXw6eU50E03g_gmc8

ALEMDAR'IN SON KAPTANI KONUŞTU

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-in-son-kaptani-onder-e-konustu-h93469.html

KAPTAN'DAN RİCA

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/rica-ediyorum-h93601.html?fbclid=IwAR2Z7rJgvlHbAtqmub-FfLBouwQ6DP3rUS4KEmv6IpmXw6eU50E03g_gmc8

EYVAH DEVLET HAVLU ATTI

http:/
/www.ereglionder.com.tr/guncel/denizlere-kara-sevdali-kaptan-h93487.html?fbclid=IwAR2bcqJrtqkKArEAaMJSxVSrOPJxu24LqTBTMIigQJfTF4v3YuitS3w0O_c

CANLI KÜTÜPHANE

http://www.ereglionder.com.tr/canli-kutuphane-makale,6945.html?fbclid=IwAR3VzDBfF7dmjeS9QKtZkUBqB57Gy5ZvdOi-Zg-8lZKrWxR7FqAsquqU654

İSTİKLAL MADALYASI TALEP EDİYORUZ

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-muze-gemisi-istiklal-madalyasini-bekliyor-h63649.html?fbclid=IwAR25HbBrjbOHkZu6ZjGbG4RXy5k72PoQr-l6pxu8Y2Ab0-NbZLXow0uV210

ALEMDAR TÖRDENLERİNİ YENİDEN BİZ BAŞLATTIK

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-kahramanligi-torenleri-yeniden-boyle-basladi-h89337.html

ALEMDAR'A ASKER SAHİP ÇIKTI

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-destanina-bir-tek-asker-sahip-cikti-h58329.html

ANADOL'DAN MADALYA TALEBİNE DESTEK

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/anadol-alemdar-kahramanligi-icin-istiklal-madalyasi-talebine-tam-destek-verdi-h79354.html

ALEMDAR DESTANI DALGA DALGA

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-destani-dalga-dalga-h71780.htmlALEMDAR'IN ADI YAŞATILIYORhttps://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdarin-adi-denizlerde-de-yasatiliyor-h71028.html

ALEMDAR İSTİKLAL MADALYASI BEKLİYOR

https://www.ereglionder.com.tr/yasam/alemdar-istiklal-madalyasini-bekliyor-h49176.html

GAZİ ALEMDAR DESTANI EREĞLİ'DE YAZILDI

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/gazi-alemdar-destani-kdz-ereglide-yazildi-h48934.html

İSTİKLAL MADALYASI TALEBİ

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/gazi-alemdar-gemisi-istiklal-madalyasi-talep-ediyor-h41212.html

ALEMDAR'A ÇİNİ

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar39a-cini-h35069.html

BEKLİYORUZ

http://www.ereglionder.com.tr/sozun-kisasi-makale,6547.html

ALEMDAR DALGA DALGA (TİYATRO)

https://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-destani-dalga-dalga-h71780.html

ALEMDAR DERNEĞİNİN KURUCULARINA TEŞEKKÜR

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/kuruculara-tesekkur-h89373.html?fbclid=IwAR10duhUk2xO_yJ44KEDQT7tNcsmWBOvOSRMZruSeyO8m2uU6pnJ91fQs0I

EMEKLİ AMİRALE YANIT

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/biz-bu-isi-basardi-isek-eregli-olarak-basardik-h89636.html?fbclid=IwAR3Ukf8PozXiJlcUn4Mj3gNnwAxmLRTJAUlFJy4M_V7c0a1h931PP1Dz_Ak

EREĞLİ'Yİ HARİTADAN SİLERİZ DEDİLER

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/eregli-yi-haritadan-sileriz-h94258.html

ALEMDAR EREĞLİ'NİN MARKASI OLMUŞ

http://www.ereglionder.com.tr/guncel/alemdar-ereglinin-markasi-olmus-h94296.html?fbclid=IwAR1dTFu_Hh0cVSB_QvMc_WsTCQf6WFjgAk2UpNxC0iJDcnYWW5WpENsAnMQ

                                                                

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.