Bu haber kez okundu.

Sağlık çalışanlarına şiddete kesinlikle hayır, ama…
 Bir 14 Mart Tıp Bayramı daha geldi…

Gün dolayısıyla pek çok etkinlik yapılıp, sağlık sisteminin sorunları gündeme getirilip, eleştirilecek ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet bir kez daha vurgulanacak…

Hepinizin, hepimizin malumu ki, her tarafa yeni hastaneler yapıla dursun sağlık sistemi çökmüş durumda… Pıtrak gibi her bir yana kurulan özel üniversiteler de dahil Türkiye genelindeki tıp fakültelerinin sayısı ülkenin illerinin sayısını çoktan geçti ve her yıl pek çok mezun veriyorlar. Ama şu bir gerçek ki, eğitimin kalitesi yerlerde sürünüyor… Hem de bu bugünün sorunu değil. Yıllardır değerli hocalar da; tıp fakültelerinde eğitimin sorunlarını sık sık dile getiriyorlar ve kalitenin düşmesine dikkat çekiyorlar…

Bu sorunlar 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle düzenlenen törenlerde bir kez daha dile getirilecek, ancak son yıllarda sağlık alanında yükseliş gösteren bir önemli sorun var ki çok önemli…

Sağlık çalışanına yönelik ŞİDDET…

Elbette ki ve kesinlikle şiddeti, her türlüsünü, kime olursa olsun kınıyoruz…

Ancak hekim-hasta, hemşire-hasta arasında hizmetten memnuniyetsizlik sonucu oluşan şiddet giderek artıyor…

Ve yurttaş-sağlık çalışanı arasında soruna dönüşüyor…

Biliyorsunuz sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Kanunu’nda değişiklik yapıldı ve yürürlüğe girdi… Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi için böylece de önemli bir adım atılmış oldu…

Gerçekten güzel bir düzenleme…

Bırakın sağlık çalışanını, kim ya da kime olursa olsun şiddete asla hoş görü gösterilemez…

Ama…

Ama eğitim gibi sağlık hakkı da insanların, yurttaşın en temel hakkıdır. Sağlık kurumlarına başvuran insanlar tedavi olmayı, sorunlarına çare bulunmasını beklerler…

 

Hiçbir sağlık kurumuna başvurduğunuzda, hakkınızı aramak istediğinizde hekim tarafından azarlandınız mı?

Karşınızdaki sağlık çalışanına sorduğunuz sorulara yanıt verilmediği, acaba beni duymuyor mu, diye düşünüp sorularınızı tekrarladığınız, yine de yanıt alamadığınız veya baştan savıldığınız oldu mu?

Kanınızı alacak olan hemşirenin etinize soktuğu iğneyi evirip çevirip, siz acılar içinde yanarken bir türlü damarınızı bulamadığı, her yanınızı morarttığı, canınızın yandığını belirtince de sizi azarladığı oldu mu?

İşte yurttaşlar da, bu ve buna benzer o kadar çok sorunla karşılaşıyorlar ki…

Tabii ki, işini, insanı gerçekten seven sağlık çalışanlarını bunun dışında tutuyoruz. Çünkü insana dair bazı meslekler büyük özveri gerektirir. Hele de sağlık gibi önemli bir işi seçen insanlar zorluklarının bilincindedir, bilincinde olmalıdır…

İnsanı seviyorsa ki, böyle bir meslekte öyle olmalı, sabırla karşısındakine yardımcı olmaya çalışmalıdır…

Ama işine, insana saygı göstermeyen bir sağlık çalışanı ise karşısındaki hastaya da, yakınına da kötü davranıyor ve en ufak itirazda “beyaz beyaz beyaz” diye bağırarak yeni çıkan yasanın arkasına saklanıyor. Oysa işini yurttaşın beklediği gibi iyi yapsa, karşısındakiyle empati yaparak hastayı tedavi etse sorunların büyük bir kısmı yaşanmayacak belki de…

Kısacası kendisinin veya ailesinden bir ferdin de karşısında ilgi bekleyen hastanın yerinde olduğunu düşünse bütün sorunlar çözülecek…

Unutmamalı ki; en az kendi yakını, ailesi kadar hastanelere başvuran hastalar da ilgiye muhtaç bu mesleği seçmişse sağlık çalışanı…

Sağlıkta şiddet ile ilgili İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin koridorlarına bir birinden güzel afişler asılmış. İşte onlardan biri:

“Karşılıklı saygı ve anlayış olmadan sağlık sorunu çözülemez…”

Bir de reçete asmışlar duvarlara:

“1 ) Saygı

2 ) Sabır

3 ) Empati

4 ) Öfke kontrolü…”

Sizce bu reçeteye sadece yurttaş mı uymalı…

Sonuç olarak, yasanın arkasına sığınıp, yurttaşın beklediği sağlık hakkını verirken özensiz davranmak sadece sağlık çalışanı ile yurttaşın arasını gerer, bozar…

Aradaki saygıyı yok eder…

Ve sorunlar karşılıklı şiddetle çözülmez, çözülemez… Lütfen empati beklerken empati de yapın. Saygı beklerken saygı da gösterin…

Tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlarken bu konunun tıp odaları, sağlık örgütleri ve sağlık bakanlığınca da masaya yatırılıp ciddi şekilde ele alınmasını tavsiye ederiz. Her alanda işini ciddi bir şekilde ve titizlikle yapmayanlar, işini özenle, severek yapanların hem haklarını yerken hem de sağlık çalışanı-yurttaş arasındaki gerginliğe neden olurlar…

İyi haftalar

Umut Vakfı




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatandas 1 hafta önce

Devlet hastanesi Acile hanımı getirdim doktor kan verin ve serum tedavisi dedi ve hemşirenin yanına damar yolu ve kan vermek için gittik suratıma nefes verme dedi ama hanım kendisi çok doğru sanki düğüne gelmiş gibi süslenmiş makyajı bozulacaktır diye herhalde maske bile kullanmıyor sen nasıl konuşuyorsun dedim hep sizler gibiler yüzünden bizde hasta oluyoruz dedi var mı ötesi benim gözümde yüzde 70 beş para etmez işini çok güzel yapanlarda var ama çok az kalmış oda bence devlet hastanesinde çok zayıf denetim