Sponsorlu Bağlantılar

EĞİTİM YATIRIMLARI AZALIYOR!..

Tarih: 2016-02-05 11:44:42

 Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliğinden yapılan açıklamada “2016 Merkezi Bütçe Tasarısı, tıpkı geçmiş yıllardaki gibi başta eğitim ve sağlık olmak üzere, kamu hizmetleri alanında yaşanan ticarileşme ve piyasalaştırma uygulamalarına paralel bir mantık ile hazırlanmıştır.” denildi.
“2016 MEB bütçesi, önceki yıllardaki bütçelerin kopyası sayılabilecek bir anlayışla, eğitim sisteminin ve yükseköğretimin en temel ihtiyaçlarını görmezden gelen, sadece zorunlu harcamaların dikkate alındığı bir içerikte hazırlanmıştır. Yıllardır kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar, özellikle eğitim ve sağlık alanında sadece rakamsal olarak artmakta, eğitime yönelik kamu yatırımları açısından bakıldığında belirgin bir azalma yaşandığı görülmektedir” denilen açıklamada şöyle denildi:

“2014 yılında 62 milyar TL olan MEB bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve acil çözüm bekleyen altyapı sorunlarına rağmen 2016 yılı için 76 milyar 354 milyon TL olarak öngörülmüştür. Bütçe rakamları içinde en kapsamlı ve en yaygın kamu hizmetleri içinde yer alan eğitime ayrılan payın sadece rakamsal büyüklükleri üzerinden övünenlerin, yıllardır bu payların nerelere, hangi kalemlere harcandığı konusuna hiç değinmemesi dikkat çekicidir.

2016 MEB BÜTÇESİ, EĞİTİM HARCAMALARININ HALKIN SIRTINA YIKILDIĞININ KANITIDIR


Yıllar itibariyle baktığımızda MEB bütçesinde sayısal olarak bir artış yaşanmasına rağmen, asıl bakılması gereken eğitim bütçesinin milli gelir içinde ne kadar yer aldığıdır. Geçtiğimiz 13 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı belirgin bir değişiklik göstermemiştir. Eğitime en çok pay ayırdığını iddia eden AKP hükümeti döneminde eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’nın ancak yarısı kadardır. Son dört yılda yaşanan göreceli artışın temel nedeni ise, eğitimde 4+4+4 dayatması nedeniyle derinleşen sorunların içinden çıkılamaz hale gelmesi, okulların dönüşümünün yanı sıra derslik ve öğretmen açıklarının artması, özellikle okulların altyapı ve donanım eksikliklerinin yarattığı sorunlardır.

Yıllar itibariyle baktığımızda MEB bütçesinde sayısal olarak bir artış yaşanmasına rağmen, MEB bütçesinin milli gelire oranı sadece yüzde 1 artmıştır. Eğitime en çok pay ayırdığını iddia eden AKP hükümeti döneminde eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’nın ancak yarısı kadardır. TÜİK’in 2014 eğitim harcamaları araştırmasına göre 2014’te toplam eğitim harcaması 113 milyar 571 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamaları ise özellikle 4+4+4 sistemi sonrasında hızlı bir artış göstermiştir. 2011 yılında 13,6 milyar TL olan cepten yapılan eğitim harcaması miktarı, ilk üç yıl içinde yaklaşık 10 milyar TL artarak 22,5 milyar TL’ye (%19,8) ulaşmıştır. Eğitimde yaşanan ticarileşme ve özel okul teşviklerinin aynı hızda sürmesi durumunda cepten yapılan eğitim harcamalarının 2016’da 30 milyar TL’yi zorlaması kaçınılmaz görünmektedir.

EĞİTİM YATIRIMLARI BELİRGİN BİR ŞEKİLDE AZALMAKTADIR
2002-2016 yıllarında MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payın seyri, her fırsatta “Bütçeden en çok payı eğitime ayırdık” diyenlerin halkı nasıl kandırdıklarının, eğitim bütçesi üzerinden gerçekleri nasıl çarpıttıklarının ispatı niteliğindedir.


MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17,18 iken, eğitim hizmetlerinin sunumu açısından çok önemli olan bu rakam 2009’da yüzde 4,57’ye kadar düşürülmüştür. 4+4+4 sonrası zorunlu olarak artışa geçen oran 2014 sonrasında yeniden azalmaya başlamıştır. 2016 yılı itibariyle MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılması düşünülen pay, 2015’e göre daha da azalarak yüzde 8,23 olarak belirlenmiştir. Bunun tek anlamı, eğitimde yaşanan yoğun ticarileşme sürecinin artarak devam edeceği, velilerin 2016’da cebinden yapacağı eğitim harcamalarının kaçınılmaz artacak olmasıdır.

Öğrenci velilerinin geçtiğimiz 13 yıl içinde cebinden yaptığı eğitim harcamalarının katlanarak artmış olması, eğitimin ekonomik yükünün adım adım velilerin sırtına yıkıldığını göstermektedir. Okul öncesinden yükseköğretime kadar bütün eğitim kademelerinde bütçeler sadece zorunlu harcamalar için kullanılmakta, devletin bir eli sürekli öğrencilerin ve velilerin cebine uzanmaktadır. Kamu kaynaklarını özel okullara aktarma konusunda son derece bonkör davranan siyasi iktidar, sıra devlet okullarında yaşanan sorunlara gelince “kaynak yok” yalanına sarılarak, okulları kendi kaderi ile baş başa bırakmaktadır.

Benzer bir tabloyu OECD ülkelerinin öğrenci başına yaptığı yıllık eğitim harcamasına bakarak da görebilmek mümkündür. Türkiye’de yıllardır, bütçeden en fazla payın eğitime ayrıldığı propagandası yapılmasına karşın, bütçeden ayrılan payın ne kadarının çocuk ve gençlerimizin nitelikli eğitim alması için harcandığını görmek için OECD verilerine bakmak yeterlidir.

Türkiye’de öğrenci başına yapılan kamusal eğitim harcaması miktarı, OECD ortalamasının çok altındadır. OECD ortalaması Türkiye’den; ilkokulda 3 kat, ortaokulda 4 kat, lisede 2,8 kat, yükseköğretimde ise yaklaşık 2 kat daha fazladır. OECD ülkeleri içinde bütün eğitim kademelerinde sonuncu olan Türkiye, sadece ortaokul düzeyinde en yakın rakibi Meksika’dan 81 dolar farkla sondan ikincidir. Bütün eğitim kademelerinin ortalamasına göre baktığımızda, Türkiye son sıra için 3 bin 514 dolar ile OECD ülkeleri içinde yine Meksika ile yarışmaktadır.

AKP Hükümeti, eğitimi “serbest piyasa sistemi”ne açmak, okulları ve üniversiteleri birer ticarethane gibi “işletmek” isteğini, geçtiğimiz 13 yılda yapmış olduğu yasal ve fiili adımlarla pek çok kez göstermiştir. Bu anlamda 2016 yılı eğitim bütçesi, tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, paralı eğitim uygularını büyük bir kararlılıkla sürdüren bir zihniyette oluşturulması kabul edilemez bir durumdur.

2016 yılı için hazırlanan eğitim bütçesi ile eğitim sisteminde yapısal hale gelen fiziki altyapı, öğretmen, idari ve akademik personel açıkları, araç gereç gereksinimi ve benzeri sorunların ve ihtiyaçların karşılanabilmesi mümkün değildir.

Eğitimden beklenen amaçların gerçekleşmesi, artan öğrenci sayısı, derslik açıkları, eğitimin niteliğinin yükselmesi, fiziki alt yapı ve donanım eksikliklerinin giderilmesi, öğretmen açıklarının giderilmesi ve diğer sorunlar için mevcut bütçe anlayışının acilen değişmesi gerekmektedir.

TALEPLERİMİZ;

•MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına çıkarılmalıdır.
•Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
•MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen, özel sektörle yapılan ya da yapılacak olan ortak projeler iptal edilmelidir.
•Artan oranlı vergi dilimi uygulamasına son verilmeli, ek dersler başta olmak üzere, tüm ek ödemeler temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalıdır.
•2016 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır.
•Eğitime hazırlık ödeneği sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerine yılda iki kez en az bir maaş tutarında ödenmelidir.
•Eğitim emekçilerinin 3600 ek gösterge talepleri doğrultusunda düzenleme yapılmalıdır.
•Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kapatılmalı, en az 300 bin öğretmen, 80 bin yardımcı hizmetli ataması acilen yapılmalıdır.
•Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.”

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.