Sponsorlu Bağlantılar

‘3 MAYMUNU OYNAYANLARA SESLENDİ’

Tarih: 2014-10-22 11:43:00

Zonguldak Demokrasi Platformu demokratik hak arama yollarının son yıllarda giderek kapatıldığını ve temel hak özgürlüklerin ise kısıtlandırıldığını belirtti.   Yargı Paketi olarak adlandırılan yeni düzenlemeye dikkat çeken Platform: Halkımıza seslen

Zonguldak Demokrasi Platformu demokratik hak arama yollarının son yıllarda giderek kapatıldığını ve temel hak özgürlüklerin ise kısıtlandırıldığını belirtti.

 

Yargı Paketi olarak adlandırılan yeni düzenlemeye dikkat çeken Platform: Halkımıza seslenerek ‘ben iyi vatandaşım, kimseye zararım yok, birileri benim kapıma dayanmaz, ben zor duruma düşmem’ diyen bir eyyamcılık içinde yıllardır 3 maymunu oynayanlara seslenmek istiyoruz. Kapınıza dayanan faşizmi görün artık”

 

Zonguldak Demokrasi Platformu adına gönderilen yazılı açıklamada, insanın temel hak ve özgürlüklerinin uğrunda büyük mücadeleler verilerek kazanılan zenginlikler olduğu kaydedildi. 14 Ekim tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilen ‘Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi’nin toplumsal muhalefeti bastırmaya yönelik totaliter diktatörlük yasası olarak değerlendiren platformdan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklama şu şekilde:

 

“SUSTUNUZ, SIRA SİZE GELDİ!”

İnsanın temel hak ve özgürlükleri, uğrunda büyük mücadeleler verilerek kazanılan zenginliklerdir. Sosyal, siyasal ve tarihsel süzgeçten geçen tek başına veya birlikte yaşama olgusunun ana unsurları olarak gelişen ve kökleşen hak ve özgürlüklerin işlerlik kazanması ve derinleşmesi; insanın öncelikli değer kabul edilmesiyle sağlanır. Özellikle adil yargılanma hakkı, hakkında suç işlediğine dair karar verilene kadar kişinin masum olduğuna dair getirilen masumiyet karinesi ve her hangi bir soruşturmaya uğrama tehdidi altında olmaksızın düşünce, düşünceyi yayma ya da örgütlenme hakkının güvence altında olduğu hukuki güvenlik hakkı, kolay sınırlama getirilebilen alanlardır. Ayrıca; insanın evinin, üstünün, çalıştığı yerin aranması, yakalama, gözaltına alma gibi tedbirlerle doğrudan hak ve özgürlüklerin kısıtlanması da kolay sınırlama getirilebilen bir alandır. Ve ancak temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı ülkelerde bu uygulamaları görmek mümkündür.

 

“KUVVETLİ ŞÜPHE”

Yargı Paketi olarak adlandırılan düzenleme bu alanlarda yeni sınırlandırmalar getirmektedir. Ceza yargılaması yasasında yapılmak istenen değişiklikle yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı “kuvvetli şüphe” yerine makul şüpheyi yeterli sayan bir düzenleme getirilmek istenmekte; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerlerin aranabileceği düşünülmektedir. Makul şüphe, 2004 yılı öncesi ceza yargılanmasına ait bir kavramdır ve somut delillerle desteklenmeyen bu bakımdan da kolluk değerlendirmesine dayanan bir kavramdır. Bu sebeple arama veya iletişimin denetlenmesi gibi doğrudan insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan işlem ve kararların somut delillerle desteklenmediği bir düzenleme, keyfi, sübjektif ve hukuksuzdur.

 

“İLERİ DEMOKRASİ MUCİDİ”

İleri demokrasi mucidi hükümetin 14 Ekim 2014 tarihinde TBMM’ye sevk edilen “Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” toplumsal muhalefeti bastırmaya yönelik “totaliter diktatörlük” yasasıdır. Bu yasa teklifi ile zaten fiilen devrede olan sıkıyönetim uygulamaları ve baskılar olağan hale getirilerek, yasal kılıfa büründürülmek istenmektedir. Bu yasa teklifinin altında; iktidarın uygulamalarına yönelik olarak yapılan gösteri ve eylemler nedeniyle terörle mücadele kapsamında yargılanmanın ve genel bir müsaderenin yolunun açılması, mal varlığına el koyma tehdidiyle muhalefeti kontrol altına alma isteği vardır. Bir Avrupa Birliği ülkesi olan Almanya’daki sosyal ve demokratik yaşama ilişkin kurallar örnek alınması gerekirken adeta Nazi Almanya’sının Gestaposunu çağrıştıran düzenlemeler ile hükümet, önüne geçemediği yoksulluğu, ayyuka çıkmış yolsuzluklarını perdelemeye çalışmaktadır.

 

“SOMUT DELİLLELERE DAYALI KUVVETLİ”

TBMM’ye sevk edilen “Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 21. Maddesinde yapılan değişikliklerle polise arama konusunda sınırsız bir yetki verilmektedir. Kanunun mevcut halinde, “Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir” denilmektedir. Yasa teklifinde “…somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” yerine “makul şüphe” ibaresi getirilmektedir. Oysa bundan yalnızca 8 ay önce, yani 21 Şubat 2014 tarihli ve 6526 sayılı yasanın 9. Maddesiyle bu fıkrada yer alan “makul” ibaresi” “somut delillere dayalı kuvvetli” şeklinde değiştirilmişti ve bu değişiklik AİHM kararları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumluydu. Anlaşılan o ki, AKP değişikliği demokratikleşme ve temel hak ve özgürlükleri genişletmeye yönelik değil, kendisine yönelik tutuklamaları engellemek için gerçekleştirmişti! Bugün yargıda belli oranda kadrolaşmayı sağladığını ve kendini güvenceye aldığını düşünmüş olmalı ki, toplumsal muhalefeti engellemeye kaldığı yerden devam etmek istemektedir.

 

“AÇIKÇA AYKIRIDIR”

Güvenlik güçlerinin mevcut uygulamaları gözetildiğinde ve AKP’ye muhalif herkes potansiyel şüpheli, suçlu görüldüğünden, bir sabah vakti, ansızın evlerimizin, işyerlerimizin, arabalarımızın, eşyalarımızın vb. aranması mümkün olabilecektir. “Makul” kavramının sübjektif olduğu, onun yerine “somut” kavramının kullanılması gerektiği birçok AİHM kararında belirtilmektedir. Yasa teklifi bu haliyle AİHS ve AHİM kararlarına da açıkça aykırıdır. Teklifin 26. Maddesinde yapılan düzenleme ile “soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise” denilerek hem soyut bir kıstas getirilmekte hem de savunma hakkı kısıtlanmaktadır. Geçmişteki uygulamalardan da biliyoruz ki, gizlilik kararı ile binlerce insan ne ile suçlandıklarını bilmeden yıllarca cezaevlerinde tutulmuşlardır. Dolayısıyla teklifin yasalaşması halinde adil yargılama ilkesinde geriye gidiş yaşanacaktır.

 

SONUÇ OLARAK

Sonuç olarak;  Son yıllarda demokratik hak arama yolları giderek kapatılmakta, temel hak ve özgürlükler kısıtlanmaktadır. Sistematik olarak geliştirilen bu yönelim bu yasa teklifi ile yeni bir aşamaya yükseltilmektedir. Buradan halkımıza seslenerek “ben iyi vatandaşım, kimseye zararım yok, birileri benim kapıma dayanmaz, ben zor duruma düşmem“ diyen bir eyyamcılık içinde yıllardır 3 maymunu oynayanlara seslenmek istiyoruz. Kapınıza dayanan faşizmi görün artık… Bu yasa tasarısı ile artık hepimiz birer “makul suçluyuz”. Gelin birlikte karşı durarak makul ama makbul suçlu olalım ve insanlık onurunun gerektirdiği davranış ile faşizme birlikte dur diyelim. Dile getirdiğimiz nedenlerle yasa teklifinin faşizan maddeleri derhal geri çekilmeli, benzeri çalışmalar durdurulmalıdır. Toplumsal gerginlik güvenlikçi yasalarla değil demokratikleşmeyle giderilir. Dolayısıyla başta TMY, 2911, TCK, CMUK gibi anti demokratik yasaların kaldırılması olmak üzere derhal demokratikleşme çalışmaları başlatılmalıdır. Yasa teklifindeki ilgili maddeler geri çekilinceye kadar, emek ve demokrasi güçleriyle birlikte eylem ve etkinliklerde bulunacak, hükümetin “reform yapıyorum” diyerek kamuoyunu yanıltmasına izin vermeyeceğiz”

 

(Haber Merkezi)

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.