Sponsorlu Bağlantılar

'ESKİ KÖYE YENİ ADET Mİ GELDİ?'

Tarih: 2010-12-29 00:00:00

Türk Eğitim-Sen’in açıklamalarını endişe ile izlediklerini belirten Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Kahveci, “Eğer bizler gömlek değiştirdik deniliyorsa ona da söyleyecek sözümüz yoktur” dedi. Zonguldak Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Metin Kahveci, Tü

Türk Eğitim-Sen’in açıklamalarını endişe ile izlediklerini belirten Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Kahveci, “Eğer bizler gömlek değiştirdik deniliyorsa ona da söyleyecek sözümüz yoktur” dedi.

Zonguldak Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Metin Kahveci, Türk Eğitim-Sen’in yeni başkanının basına verdiği açıklamalarında AKP’ye biraz daha yakınız açıklamasını hem kaygı verici hem de emek adına üzüntü verici bir açıklama olarak değerlendirdi. “Hele yetkili bir (Zonguldak ili adına) sendikanın iktidar partisine yakınlık söylemi kendi sendikasının ilkeleriyle çelişmekle birlikte eski köye yeni adet mi geldi (Türk Eğitim-Sen gömlek mi değiştirdi?) söylentisine neden olmaktadır. Eğer bizler gömlek değiştirdik deniliyorsa ona da söyleyecek sözümüz yoktur. Bu söylem AKP’nin yandaş sendika üyelerini üzdüğü gibi ufukta Türk Eğitim-Sen ile birleştirmeyi de beraberinde getirir mi? diye hayıflananlar olduğu duyulmakta gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini hep birlikte göreceğiz” sözleri ile açıklamasına başlayan Kahveci şu ifadelere yer verdi:

ENDİŞE YARATMAKTA
Ayrıca bu açıklama etik de değildir. Bu durum işverene karşı bizlerin (Zonguldak’ta) haklarını savunmada endişe yaratmaktadır. Çünkü iktidar partisine yakınlık demek emeğin savunma gücünü, direngenliğini daha şimdiden zafiyete uğratma anlamı çıkarmaktadır. Elbette kurumlara karşı daha itinalı davranmak yerine bu açıklamaların sadece belirli bir topluluğun çıkar ve menfaat beklentisi yaratılması demek, iktidarın da bu tür örgütlerin bana muhtaç olduğu anlamı çıkar ki oda sendikacılığın sonu demektir. Kaldı ki eğitim iş görenleri (çalışanlar) adına yetkili bir sendika yöneticisinin hepimiz adına Milli Eğitim Müdürlüğü’nde çıkar ve menfaatlerimizi korumada kitlelere güven vermek sorumluluğundadır. Sendikaların siyasi partilere göz kırpacağı yerine, siyasi partilerin oy depolarına ve kitlelere her zaman muhtaç olduğunu bilmek zorundayız. Dolayısıyla AKP’nin ülkemizde neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Bunu bilip de aynı anlayışı ifade ederseniz o zaman sorarlar sizlere. 1- Meydanlarda hep birlikte (kamu çalışanları sağ ve sol ) haykırdığımız sloganımız olan grevli ve toplu sözleşmeli sendika hakkımızı vermeyen bir AKP’ye mi yakınsınız? 2-Mecliste torba yasasının çıkarılmasını (kamu çalışanlarını baskı altına almak, bir nevi köleleştirmek) isteyen bir AKP’ye mi yakınsınız? 3-Türkiye’ye bir Kürt kedisini vermeyiz diyen aşiret reislerine karşı bir tek kelime dahi söyleyemeyen bir AKP’ye mi yakınsınız? 4-Yaklaşık kırka yakın kamuya ait şirketlerimizin başlarında bulunan Türk isimli şirketlerimizi babalar gibi emperyalistlere peşkeş çeken, yargıyı kuşatan, referandumda 12 Eylül’cüler den hesap soracağız diyerek çark eden, iki dilliğin önünü açan, halkımızı sadaka kültürüne alıştıran, BOP’ne (Büyük Kürdistan )açık destek, cumhuriyet değer ve yargılarını, laikliğin altını oyan, halkımızı ve emekçileri ezen AKP’ye mi yakınsınız? 5- Devrim şehidi olan Kubilay’ı anmak isteyen öğrencilere izin vermeyen diğer tarafta gericilere ve bölücülere  şefkatli davranan AKP’ye mi yakınsınız? Bu sorulara paralel olarak 200 yakın soru da sorulabilinir.

ALEM BİLİYOR
Ülkemizde sendikaların arkasında hangi partilerin olduğu, sendika yöneticilerinin hatta üyelerinin de hangi siyasi anlayışta olduğunu dünya alem biliyor. Kaldı ki astarı varken asgarisine kimse mutana etmez. Bizlere düşen görev kendi siyasi partilerimiz (sağ ve sol) dahi iktidarda olsa bile kamuoyunda siyasi anlayışımıza yakın olan siyasi partimize karşı yakınlık ifadeleri kullanmadan kamu emekçilerinin refah ve mutluluğunu kazanmak olmalıdır.  Kamu emekçilerine karşı kendi siyasal partimiz de olsa yanlışları karşısında teslim bayrağı çekmek yerine itiraz etmeli, eleştirmeli ve dik durarak hepimizin menfaatlerini korumak zorundayız. Bu durum kendi ortamlarımızda da siyasal alanlarımızda da muhalefeti geliştirerek(denetim) demokrasimizin çağdaş bir seviyesine gelmesine neden olacaktır. Eğitim-İş bir ülkenin yok edildiğinde sendikaların hiçbir şey ifade etmeyeceğini açık ve net bir şekilde ifade ediyor.
Birinci önceliğimiz bizlere emanet edilen tarihsel miraslarımızı (cumhuriyet değer ve yargılarını, kurtuluş savaşını)  korumak, kollamak, yüceltmekle birlikte ekonomik, özlük, hukuk ve sosyal çıkarlarımızı vb savunmak olmalıdır diyoruz. Amacımız birilerini yermek değil, yetkili sendikanın hepimiz adına işverene karşı atacağı imzanın sorumluluğu adına uyarmak ve yeni görevlerinde başarı dilemek, işverene (hükümetlere ) karşı birleştirici tavrını ortaya koymasını tavsiye etmekteyiz.

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.