Sponsorlu Bağlantılar

‘ARTAN YAPISAL SORUNLAR’

Tarih: 2014-06-24 12:36:00

Eğitim-İş Kdz. Ereğli Temsilciliği Yönetim Kurulu’ndan yapılan yazılı açıklamada, 2013-2014 yılı Eğitim ve Öğretim Yılı değerlendirmesi yapıldı.   Değerlendirme raporunda; “Eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren

Eğitim-İş Kdz. Ereğli Temsilciliği Yönetim Kurulu’ndan yapılan yazılı açıklamada, 2013-2014 yılı Eğitim ve Öğretim Yılı değerlendirmesi yapıldı.

 

Değerlendirme raporunda;Eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi niteliksizliğe ve düzensizliğe sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmektedir. Siyasi iktidarın cumhuriyetimizin 90 yıllık eğitim birikimini yok sayarak uygulamaya koyduğu 4+4+4 düzenlemesi, daha ikinci yılında yalnız eğitim açısından değil, içerdiği amaçlar ve yaratılmak istenen insan modeli yönünden de tam bir yıkım yasasına dönüşmüştür” vurgusu yapılarak şöyle denildi:

 

Sistem çökertildi

 

Kindar nesil projesini her türlü hukuki, vicdani ve etik kuralı ayaklar altına alarak yaşama geçirmeye çalışan siyasal iktidar, çağdaşlaşmanın temeli olan eğitimi, dolayısıyla öğretim birliğini ortadan kaldırma girişimini, karma eğitimi sonlandırarak tamamlamak istemektedir.

 

Başta öğretmen yetiştirme problemleri olmak üzere, personel istihdam sorunları, derslik açıkları, fiziki ortam yetersizlikleri, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, bilimsellikten, sanattan, spordan uzak programlar ve birçok plansız uygulamalar sonucunda eğitim sistemimiz çökertilmiş, eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler sürekli mağdur edilmiştir.

 

Siyasi iktidar 2013-2014 Eğitim Öğretim Yılında da eğitim sistemimizi bir yandan gericileştirme öte yandan da tam bir işletme mantığıyla ticarileştirme ve yerelleştirme çalışmalarını hızla sürdürmüştür.

 

4+4+4 12 Yıllık Kesintili Eğitim Sisteminin Uygulamasından Doğan Sonuçlar:

 

Okul Öncesi Eğitim Gözden Çıkarıldı

 

Zorunlu ilköğretime başlama yaşının bir yıl erkene alınması, okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışına çıkarılması çocuğun gelişim ve eğitimine ilişkin olumsuz sonuçlarını kısa sürede ortaya çıkarmıştır.

 

Okul öncesi eğitimde neredeyse asgari ücretin yarısına yaklaşan aylık okul ücretleri, yoksul halk çocuklarının okul öncesi eğitimden yararlanmalarını engellemektedir.

 

Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı Yüksektir

 

MEB’in istatistikleri, derslik başına düşen öğrenci sayısının geçen yıllara göre düşmekle birlikte, özellikle göç alan illerde hala ortalamanın üstünde kalabalık sınıflar bulunduğunu ortaya koymuştur.

 

İlkokul ve ortaokullarda derslik başına düşen öğrenci sayısında en yüksek oranlara sahip iller 46 öğrenciyle Şanlıurfa, 42 öğrenciyle Diyarbakır, 40 öğrenciyle Gaziantep olmuştur. Liselerde ise Hakkari’de derslik başına 66 öğrenci, Şırnak’ta 63 öğrenci, Diyarbakır’da ise 61 öğrenci düşmektedir.

           

Eğitim Sistemi Sermayenin Çıkarları Doğrultusunda Şekillendirildi

 

Özel okulların sayısı, geçen yıla göre yüzde 11 oranında, bir önceki yıla göre de yüzde 30 oranında artmıştır. Ortaya çıkan tablo, AKP hükümetinin eğitim sistemini sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda nasıl şekillendirdiğini ve eğitim sistemindeki ayrışmayı gözler önüne sermektedir.

 

Yıllardır bir taraftan devlet okullarında eğitimin niteliğini bilinçli olarak düşüren Hükümetin ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın “dershaneleri kapatacağız” söyleminin ardındaki amaç da özel öğretimi özendirmek ve özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla desteklemektir.

 

İmam Hatipler AKP’nin Gözdesi Oldu

 

4+4+4 düzenlemesiyle, yeniden ortaokul olarak düzenlenen ikinci 4 yıllık eğitimle mesleki yönlendirmeyi erken yaşa çekme gerekçe olarak sunulmuştu. Ancak iki yıllık uygulamadan da anlaşıldığı gibi hükümetin amacı mesleki yönlendirme değil bütün okulları imam hatip okullarına dönüştürmektir.

 

İmam hatip ortaokullarında 21 öğrenciye bir öğretmen, derslik başına ise 33 öğrenci düşüyor. Derslik ve öğretmen ihtiyacının hat safhaya ulaştığı ülkemizde imam hatiplerin gerek öğretmen kadrosu gerekse derslik sayısı bakımından avantajlı olması dikkat çekicidir.

 

Ortaöğretimde Öğrenciler Açık Liseye Yöneliyor

 

MEB’in 2013-2014 istatistikleri ortaöğretim çağındaki çocukların örgün eğitimden koparak açık liseye yönlendiğini ortaya koymuştur. İstatistiklere göre, mesleki açık öğretim lisesi de dahil olmak üzere açık öğretim lisesinde okuyan toplam öğrenci sayısı 1 milyon 306 bin 994’tür. Bu sayı 4+4+4 düzenlemesi öncesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında ise 940 bin 268’di.

 

Taşımalı Eğitim Uygulamasındaki Artış Sürmektedir

 

2012-2013 eğitim öğretim yılında taşınan öğrenci sayısı 801 bin 708 iken, 2013-2014 eğitim öğretim yılında toplam 23 bin 880 okul, 10 bin 551 merkez okula taşınırken taşınan ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı 825 bin 90’a çıkmıştır.

 

Öğrencilerin Sınav Yükü Daha da Arttı

 

Eğitimin bütün kademelerinde benimsemiş olduğu dayatmacı tutum ile eğitimde yaşanan sorunları daha da derinleştiren MEB, yeni ortaöğretime geçiş modeli ile 8. Sınıfta 12 merkezi yazılı sınav getirerek öğrencilerin yaşadığı sınav stresini daha da arttırmıştır.  

 

AKP Hükümeti döneminde yapılan birçok sınav gibi bu sınavda da birçok skandal yaşanmıştır. Sorular sızdırılmış, kitapçıklar sınava az bir süre kala değişmiş, sınav güvenliğinde ciddi sıkıntılar yaşanmıştır.

 

Yeni sisteme göre, bu yıl ortaöğretim kurumlarına yerleştirme tercihleri iki liste üzerinden yapılacak, ilk listedeki 15 okula yerleşemeyen öğrencinin, ikinci listedeki 6 okul türünden (Fen lisesi, Sosyal Bilimler lisesi, Anadolu lisesi, Meslek ve Teknik Anadolu, Anadolu İmam Hatip, Çok Programlı Anadolu) birine kaydı yapılacaktır. Ancak her iki listeden hiçbirisine yerleşemeyen öğrenciler otomatik olarak evine en yakın okula yerleştirilecektir. Öğrencilerin, yerleştirme işlemi tamamlandıktan sonra okullarda boş kontenjan olması halinde başka okullara nakil başvurusunda bulunabilecek olması, çok sayıda öğrencinin sırf kontenjan yetersizliği nedeniyle, gitmek istemediği bir lise türünde eğitim almak zorunda bırakılması anlamına gelmektedir.

 

Fatih Projesi Rant Projesine Dönüştü

 

Bilimsel ihtiyaç temelli değerlendirmelerin uzağında esas olarak öğretmen ve öğrencilere tablet dağıtılması ve okullara etkileşimli tahta kurulmasına dayanarak siyasi iktidarın 2011 yılında başlattığı büyük bir rant projesi olan Fatih Projesi başlamadan bitmiştir.

 

MEB’in 2013 Yılı Faaliyet Raporu’na göre proje kapsamında 2013 yılında 1 milyon 200 bin öğrenciye tablet dağıtılması planlanırken sadece 41 bin tablet dağıtıldığı, aynı dönem içerisinde tablet kullanması planlanan öğretmen sayısının 50 bin olması hedeflenirken, bu sayının da 7 bin 258’de kaldığı ortaya çıkmıştır.

 

Öğretmenlerimiz Mutsuzdur

 

Eğitimin birikmiş sorunlarını sırtında taşıyan öğretmenlerimiz 2013-2014 eğitim öğretim yılını da mutsuz geçirmiştir.

 

Eğitimin sistemden kaynaklı sorunları karşısında çözüm üretmekten çok sorun üreten MEB, yaşanan sorunların kaynağını öğretmenlermiş gibi göstererek öğretmenleri hedef tahtasına koymuştur. Sonuç olarak da öğretmenlere yönelik şiddet olayları bu yıl da artarak devam etmiştir.

 

Türkiye’de başta eğitim hakkı olmak üzere, en temel insan hakları ve özgürlükler yok sayılırken, 2013-2014 eğitim öğretim yılı, gezi eylemlerine katılan öğrenci ve öğretmenlere yönelik cadı avı sürecine dönüşmüştür. Okul müdürlerinden eylemlere katılan öğrencilerin ve öğretmenlerin isimleri istenmiş, eyleme katılan öğrenciler hakkında cezai işlem uygulamadığı ya da teşvik ettiği gerekçesiyle birçok eğitim emekçisi hakkında soruşturma açılmış ve sürgün edilmiştir.

 

MEB’in “2013 Yılı Faaliyet Raporu” binlerce eğitimcinin yolunun adliyeden geçtiği gerçeğini ortaya koyması bakımından dehşet vericidir. Son 3 yılın rakamlarına göre Bakanlık çeşitli nedenlerle 7 bin 919 eğitimci hakkında inceleme, soruşturma veya ön soruşturma açmıştır. Sonucunda 4 bin 866 eğitimciye kınama, aylıktan kesme, maaş kesimi, kademe ilerleme durdurulması cezaları verilmiştir.

 

Öte yandan Bakanlığın zaman zaman yaptığı resmi açıklamalarda öğretmen açığının 121 bin olduğunun belirtilmesine ve atanamayan öğretmen sayısının da 400 bin civarında olmasına rağmen 40 bin öğretmen alımı yapılması, öğretmenleri yine esnek ve kuralsız çalışma politikasının devam edeceğini göstermektedir.

 

İktidar partisinin sevk ve idaresi altında bulunan Milli Eğitim Bakanlığı, yıllardır yandaşlarına göre kayırmacı bir sistem oluşturabilmek hiç durmadan düzenleme yapmaktadır.

 

Son olarak yayınlanan “Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin Yönetmelik” de eğitim kurumlarına yandaş yönetici atama hevesinin güncel örneğidir. Artık atamalarda liyakat ölçütü askıya alınmış, tek ölçü yöneticinin AKP’ye bağlılık derecesi ile AKP’nin yerelleştirmeci ve özelleştirmeci politikalarına hizmet edecek olması olmuştur.   

 

Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde siyasi referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır.

 

Öte yandan okullarımızda yeterince memur ve yardımcı personel bulunmamaktadır. Bu alandaki pek çok eksiklik bu öğretim yılında da okul-aile birlikleri yoluyla velilerin sırtına yüklenerek karşılanmaya çalışılmıştır. Bakanlığın verilerine göre, 2013-2014 eğitim öğretim yılında okullarımızda yaklaşık 70 bin hizmetli ve memur ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak okullardaki hizmetli ve memur sayısı azalmış, iş tanımları yapılmayan 4/C’liler okullara seçim yatırımı olarak alınmıştır.

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın isimsiz kahramanları memurlar, hizmetliler, şefler, teknik personel, 4/C’li personel ve diğer eğitim çalışanları görmezden gelinmiştir.  

 

SONUÇ

 

Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitim sistemimizin yıllar içinde birikerek artan yapısal sorunları, geçici, günübirlik politikalarla geçiştirilmiş ya da çözümsüz bırakılmıştır.

 

Çocuklarımız öğrenmeye değil, sınavlara, sınıf geçmeye ve evlerine zayıfsız bir karne götürmeye koşullanmış durumdadır.

 

Eğitim-İş olarak, çocuk ve gençlerimizin, geleceğimizin siyasi iktidarın yarattığı enkazın altında yok olmaması için acil adımlar atılması zorunluluğunu bir kez daha belirtiyor, parasız, bilimsel, demokratik ve laik eğitimin tüm yurttaşlar için ayrım gözetmeksizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Cumhuriyetin kendisine yüklediği görev ve sorumluluklarının bilincinde olan eğitim emekçileri, emperyalizmin ve onun işbirlikçisi siyasi iktidarın çocuklarımızın geleceğini karartmasına izin vermeyecektir. 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.