Sponsorlu Bağlantılar

BİR KANSER BACASI DAHA GELİYOR

Tarih: 2016-09-27 16:10:48

  

 

 

 

Muslu Beldesi`nde yapılması planlanan 700 MW gücündeki termik santralin İnceleme Değerlendirme Komisyonu Toplantısı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda yapıldı. Toplantıda genel eğilimde, yönetenlerin termik santralden yana değerlendirmelerde bulundukları öğrenildi.

 

 

 

 

 

 

CHP Zonguldak Milletvekilleri Şerafettin Turpcu 17 Eylül 2016 Salı günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda Muslu Beldesi`nde yapılması planlanan 700 MW gücündeki termik santralin İnceleme Değerlendirme Komisyonu Toplantısı’nda bölge halkının tepkilerini dile getirirken, termik santralin kurulması durumunda Zonguldaklıların topraklarını terk etmek ile karşı karşıya kalacaklarını ifade etti.

 

 

Zonguldak Milletvekillerinin yanı sıra;  Çatalağzı Belediye Başkanı Adnan Akgün, Muslu Belediye Başkanı Sebahattin Adıyaman, Yaşanabilir Zonguldak Platformu Temsilcileri, Türkiye Çevre Platformu Batı Karadeniz Temsilcisi, Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Zonguldak İl Temsilcisi, Zonguldak Tema Vakfı Temsilcileri de toplantıya katıldı.

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın toplantının sonucuyla ilgili olarak 10 gün içinde karar vereceği kaydedildi. Komisyonda sert tartışmalar yaşandı. Yöneten ve izin verme yetkisini elinde bulunduranların, termik santrale izin verme yönünde  görüş belirttiklerinin öğrenildiği toplantıda konuşan CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu,  “Daha Önce De Birçok Defa Vurguladığımız Üzere, Yaptığımız Araştırmalarda Dünyada Bu Kadar Dar Bir Bölgede, Halkımızı Ve Yaşadıkları Çevreyi Boğacak Düzeyde, Birbirine Çok Yakın, Bu Kadar Fazla Termik Santralin Yapıldığı Bir Örneğe Rastlayamadık.

Artık Bunun Bir Sınırı, Bir Sonu Olmalıdır!”  dedi.

 

Turpcu açıklamasına şöyle devam etti:

 

PARTİKÜL MADDE KİRLİLİĞİ

 

Sorun sadece belirli bir bölgede yoğun şekilde termik santral yapılması değil, KÖMÜR Havzasının İthal Kömür Yakmanın Adresi Haline Getirilmesi, Aynı Zamanda Mevcut Santrallerin İnsan Sağlığına Ve Doğaya Olumsuz Etkilerini Minimuma İndiren Modernizasyonları Ve Filtreleme İşlemlerinin – Olması Gerektiği Gibi- Yapılmamasıdır. 

 

Zonguldak`ın partikül madde kirliliği açısından Türkiye’nin en kirli bölgelerinden birisi olması bununla doğrudan bağlantılıdır.

 

OECD raporlarına göre geçen sene Türkiye'de hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı 29 bindir. Bu oran trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin 6 katı kadardır. Bu durum geniş çerçevede durumun ne kadar ciddi olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu gerçeklere rağmen, hükümet eliyle termik santrallerin çevresel denetimden kaçırılmaya çalışılması da kabul edilemez bir durumdur.

 

ÇED RAPORLARI İNANDIRICILIĞINI YİTİRDİ

 

Amacı çevreyi korumak ve ortaya çıkması olası sorunları engelleme görevi yapması gereken ÇED Raporu süreci bir anlamda işlevsiz hale getirilmiştir. Çünkü ÇED, yatırımların önündeki aşılması gereken bir engel olarak görülmektedir. Yönetmelikte sürekli yapılan değişiklikler ve uygulamalardan elde edilen sonuçlar hazırlanan ÇED raporlarının vatandaşlarımızın gözünde inandırıcılığını yitirmesine neden olmuştur.

 

Termik Santraller İçin Baktığımızda, Bunların Tek Tek Çevreye Olan Etkilerine Dair Değerlendirmelerde Bulunulmaktadır. Ancak Bir İldeki Veya Bölgedeki Termik Santrallerin Toplam Etkisini Ortaya Koyan Bir Çalışma Yapılmamaktadır.

Esasında, burada olması gereken santral bazında değil, bölgedeki santrallerin toplam etkisine yönelik bir anlayış olmalıdır. Burada denilebilir ki mevzuat bunu gerektiriyor, o zaman mevzuatın buna uyumlaştırılması gerekmektedir.

 

HER GÜN KİRLİ HAVA

 

Zonguldak hava kirliliğinden en fazla etkilenen şehirlerin başında gelmektedir. Türkiye’de Hava Kirliliği 2016 Raporu da bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Zonguldak’ta kirletici değerlerin çoğu zaman limiti aştığı hatta astronomik değerlere ulaştığına şahit olduk. Türkiye'de iyi/orta olarak tanımlanan hava kalitesi Avrupa açısından değerlendirdiğimizde zaten kirli sayılmaktadır. Zonguldak’ta hava kalitesi değerlendirmesi uzun süre ‘hassas’ düzeyde kalmıştır, bu şekilde değerlendirildiğinde Zonguldaklılar yılın neredeyse her günü kirli hava solumaktadır.

Termik santral bölgesinde durum çok daha kötü durumdadır.

 

HALK SAĞLIĞI VE ÇEVRESEL ETKİLER GÖZARDI EDİLİYOR

 

Bugüne kadar termik santrallerin yapıldığı yerlerde solunum sistemi hastalıklarından, kanser hastalığına kadar halk sağlığını tehdit eden pek çok sonucun ortaya çıktığı bilimsel verilerle ortaya konulmuştur. Bu nedenle, hava kirliliği sorunu ve hava kirliliği kaynaklı sağlık sorunları üzerinde durmak zorundayız.

Daha önce verdiğim önergeye, önceki Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Fatma Güldemet Sarı`dan gelen `Zonguldak-Çatalağzı, termik santrallerin bulunduğu alanda, düzenli olarak ölçüm yapan herhangi bir hava kalitesi izleme istasyonu bulunmamaktadır yanıtı durumun vahametini ortaya koymaktadır. Burada hava kalitesi izleme istasyonu bulunduğu halde veriler `Ulusal Hava Kalitesi İstasyonuna` entegre edilmediği için, Sayın Bakan buradaki istasyonun varlığını kabul etmemektedir.

Mevcut santrallerin, Avrupa'daki en iyi örnekler seviyesinde olması gerekmektedir.

Mevcut kömürlü termik santrallerin olumsuz etkilerinin minimize edilmesine yönelik bir çalışma dahi yapılmadan yeni termik santrallerin yapılması planlanmaktadır. Ancak bu durumun yaratacağı dışsal etkiler üzerine hiç düşünülmemekte, halk sağlığı ve çevresel etkiler göz ardı edilmektedir.

Sizlerin de bildiği üzere, baca gazları ve çıkan partiküller insan sağlığına ve çevreye büyük zararlar vermektedir. Konunun uzmanları bu taneciklerin bronşite, anfizeme ve damar hastalıklarına bağlı ölümlere neden olabildiğini açıkça söylemektedir. Bununla birlikte sözü edilen nedenlerle oluşan hava kirliliğinin özellikle yaşlılar, kalp ve akciğer hastalarında ölüm riskini artırdığı, damarlarda pıhtılaşma eğilimini yükselttiği, emboli, inme, kalp krizi ve kanser riskini de artırdığı tespit edilmiştir. Bu nedenle takiplerin düzenli yapılması ve önlemlerin alınması gerekmektedir.

 

SADECE KAMU KURUMLARININ KARARI YETMEZ!

 

Yine bu konuyla bağlantılı bir örnek vermek gerekirse; Çatalağzı Kokurdan Mahallesi`nde kül barajının setinin patlamasından dolayı, kü​llerin rüzgar estiğinde adeta volkan patlamış gibi mahallenin, evlerin üstüne saçıldığını biliyoruz.

Ne yazık ki, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve ilgili diğer bakanlıklar ortak paydaları olan konularda işbirliği, diyalog ve koordinasyon içerisinde değildir.

Kömürlü termik santrallerin hastalık ve ölüm nedeniyle, ülke ekonomisine yükü yıllık 9-9,5 milyar TL arasındadır. Bu rakam ülkemizde toplam sağlık harcamalarının en az yüzde 10’u kadar fazladan sağlık harcaması yapılmasına neden olduğunu ortaya koymaktadır. Yani bu yatırımlar sadece enerji açısından değil çevre ve halk sağlığı açısından da dikkatli şekilde değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte, büyük bir bölgeyi, hatta bütün ili etkileyecek bu tür konularda, sadece kamu kurumlarının kararı yetmez. Eksik, yetersiz, hatta saklanan bilgilerle `olur` kararı verilmemelidir. Bu projelerin etkisini günlük hayatlarında her gün hissedecek olan yöre sakinleri en başta olmak üzere, coğrafyayı bilen yerel Sivil Toplum Örgütleri de bu konuda söz sahibi olmalıdırlar. Onların görüşleri sürecin her aşamasına dahil edilmelidir.

Yeni termik santrallerin yapılması demek, bu konuda adeta can çekişen Zonguldak’ın katlanan bir kirlilik felaketi ile de karşı karşıya kalması ve yaşanmaz bir şehir haline gelmesi anlamına gelecektir.

 

GÜNEŞ VE RÜZGARA YATIRIM YAPILMALI

 

Bu nedenle konuyu, bütünün bir parçası, sorunları katmerleyecek bir anlayışın devamı olarak görmenizi istiyorum. Bu projeler Zonguldak’ı baştan aşağıya cehenneme çevirecektir.

Konuya enerji üretimi açısından baktığımızda, çözüm ülkemize daha fazla kömürlü termik santral kurulması değil, öncelikle kayıp kaçağın önlenmesi, enerji verimliliğinin ve tasarrufun sağlanması ve yenilenebilir enerjiye (güneş ve rüzgar) yatırım yapılmasıdır. Bunlar olmadıktan sonra enerji alanında ihtiyaç arttıkça termik santral mi yapacağız?

Ülkemizin ithal kömürü yakma merkezi haline getirilmesi başka bir eleştiri noktamızdır. Bu ülkeye ve bölgemize yapılabilecek en büyük kötülüklerden bir tanesidir. Bu durumu da konuyu özünden koparmadan ama ayrıca eleştirmek zorundayız.

Bizim termik santrallerle ilgili yaptığımız eleştiriler aynı zamanda ülkemizin enerji politikasına bir eleştiridir. Bu politikada ülke çıkarı, çevre ve insan sağlığı ile bir öncelik ve kaygı olmadığını görüyoruz. Haklı olarak bunu eleştiriyoruz. Ülkemiz, dışa bağımlılığı artıran ve ithal kömüre açılmış bir piyasa haline getirilmiştir.

 

DIŞA BAĞIMLILIĞI ARTIRACAK

 

Tüm bu gerçekleri ortaya koyduktan sonra, Termik Santrallerin Varlığını Veya Geleceğini Meşrulaştırmak İçin Değil Ancak Söylem Ve Eylemdeki Tezatlıkları Ortaya Koymak Adına Bir Örnek Vermek İstiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, 24.04.2016 Tarihinde Adana`Da Yapmış Olduğu Konuşmada “Ben Şahsen İthal Kömürün Ülkemize Gelmesine Karşıyım. Niye Karşıyım, Cari Açığı Tahrik Ettiği İçin…” cümlelerini kullanmıştır.

 

Buna rağmen ısrarla ithal kömüre bağımlı projelerin hayata geçirilmeye devam edilmesini, yani ithal kömürle çalışan termik santrallerin ülkemizin enerji politikasındaki yerinin ciddi şekilde sorgulanması gerekmektedir. Bu yatırımların gerçekleşmesi dışa bağımlığı daha da arttıracaktır.

Bu Anlamda Bu Proje Neresinden Tutsanız Elde Kalan, “Kör Gözün Kör Parmağına”  Şeklinde Bir Projedir.

Termik santrallerin yoğun olarak bulunduğu, buna ek olarak da yenilerinin yapılmasının planlandığı bir il durumunda olan Zonguldak’ın kendisine biçilen rolün, "termik santraller cehennemi merkezi” olmasını kabul etmediğini bilgilerinize net bir biçimde sunmak istiyorum.

 

CİNAYET OLDUĞUNU HAYKIRIYORUZ

 

Çok dar bir alan içinde, 10 milyon tonun üzerinde kömür yakacak santraller bloğunun hayata geçirilmesine ilişkin Yaşanabilir Zonguldak Platformu`nun “Çatalağzı – Muslu bölgesinde, son derece dar bir alanda, tüm havzada çıkarılan kömürün neredeyse 10 katı kömür yakacak santraller zinciri kurulmasının cinayet olduğunu bir kez daha haykırıyoruz” sözlerini de bilgilerinize sunuyorum.

Hali hazırda, kömür üretimi 1 milyon tonun altındaki Zonguldak Kömür Havzasının tüm üretim kapasitesi devreye görse dahi yetmeyecek bir tüketimden bahsediyoruz.

Zonguldaklıların bu konudaki hassasiyetini dikkate almanızı, Şuan burada olamayan halkımızın sesini dikkate almanızı talep ediyorum.

Bu mücadelemiz havamızın, suyumuzun, toprağımızın daha fazla kirletilmesine karşı bir yaşam mücadelesidir, bu mücadele hastalıklara ve kansere dur deme mücadelesidir, bu mücadele Zonguldak için gelecek mücadelesidir.

 



BÜYÜK RESME BAKIN

 

Burada mücadelesi verilen şey çocuklarımızın ve şehrimizin geleceğidir. Bu sadece Muslu’nun veya Çatalağzı’nın sorunu değildir, bu bütün Zonguldak ve çevresinin sorunudur. Büyük resme baktığımızda termik santrallerin zararlı etkilerinin çok geniş alana yayıldığını, şehrimizin suyunu, havasını, toprağını kirlettiğini ve  vatandaşlarımızın sağlığını olumsuz etkilediğini biliyoruz.

 

Mevcut santrallerin bu şekilde çalışmaya devam etmesi mümkün değildir. Mevcut termik santraller zehir soluturken yenilerinin kurulmasını kabul etmemiz de mümkün değildir.

 

Hali Hazırda Mevcut Santrallerin İnsan Sağlığına Ve Doğaya Olumsuz Etkilerini Minimuma İndiren Modernizasyonları Acilen Yapılmalı Ve Yenileri Kesinlikle Yapılmamalıdır. Bölgemizde Bu Ölüm Makinalarına Müsaade Edemeyiz.

 

Bu kararlar, sıradan kararlar değil,  insanlarımızın ya buralarda ölmek üzere kalmak ya da doğduğu toprakları terk etmek zorunda bırakılmasıyla ilgilidir.  Sosyal ve ekonomik olarak ölüme yaklaşmış olan Zonguldak’ın –eğer kabul edilirse -son adımları olacak olan bu projeye dair ÇED sürecinin durdurulmasını talep ediyorum.

 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.