Sponsorlu Bağlantılar

‘DEVRİMLERİMİZİN ÜRÜNܒ

Tarih: 2011-12-05 00:00:00

Cumhuriyet Kadınları Derneği Karadeniz Ereği Şube Başkanı Çağlayan Öztürk Türk Kadınının Seçme Seçilme Hakkının yıldönümünde yaptığı açıklamada; 'tüm kadınlar, azınlıklar için tanınmış olan eşitlik için kota isteminden vazgeçip bugün devrimci bir talep ol

Cumhuriyet Kadınları Derneği Karadeniz Ereği Şube Başkanı Çağlayan Öztürk Türk Kadınının Seçme Seçilme Hakkının yıldönümünde yaptığı açıklamada; 'tüm kadınlar, azınlıklar için tanınmış olan eşitlik için kota isteminden vazgeçip bugün devrimci bir talep olan yüzde elli yani tam eşit hak istemini yükseltmektedirler' dedi.

Seçme ve seçilme hakkının bir yurttaşlık hakkı ve anayasal güvence altında olduğunu ifade eden Cumhuriyet Kadınları Derneği Karadeniz Ereği Şube Başkanı Çağlayan Öztürk 'Ülkemizde ve dünyada kadın hakları mücadelesinin en temel istemlerinin başında seçme ve seçilme hakkı gelmiştir. Erkek egemen bakış açısı, kadınların söz, yetki ve karar mekanizmalarında yer alması konusunda engelleyici tutumunu yıllarca sürdürmüş, kadınları, salt iyi anne ve iyi eş olma sorumluluğu ile ev içine hapsetmeye çalışmıştır' dedi.

Çağlayan Öztürk yazılı açıklamasına şöyle devam etti:

ABD'de 1852 yıllarından başlayarak Susan B. Antony'den, 1924 yılında Nezihe Muhittin'e uzanan çizgide dünyanın pek çok yerinde kadınlar, siyasi haklarını kullanmak için seslerini yükseltmişler ve örgütlü çalışmalar gerçekleştirmişlerdir.

Türkiye Cumhuriyetinin İstiklal Savaşında erkeklerle omuz omuza mücadele etmiş olan kadınlarımız, 08 Ağustos 1909 tarihinde yani Osmanlı döneminde, dernek kurma hakkı veren ancak, kavmiyet ve cinsiyet esası ile dernek kurulamaz hükmü getiren Heyet-i Ayan  kararnamesine karşın, Kıbrıslı Hemşireler Derneği'nden başlayarak adı yardım derneği olan örgütlenmelerde  birleşip kadın haklarını savunmuşlardır.

İttihat ve Terakki Cemiyeti, tüzüğüne kadınları destekleyen hükümler koymuş ve nihayet 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Kadın dernekleri art arda kurulmaya başlamıştır. Fatma Aliye, Halide Edip, Nezihe Muhittin, Ulviye Mevlan, Şükufe  Nihal  bu dernekler içinde kendilerini ifade etmişlerdir.

Kadınlarımız ve erkeklerimiz, cumhuriyetin ilanından çok önce kadın hakları sorununun bilincindedir. Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa Kemal Atatürk, daha 1916 yılında tuttuğu günlük notlarında Kadınların serbest olmasından söz etmektedir. Bağımsızlık mücadelemizin başarıya ulaşmasından sonra The New York Herald Gazetesi'ne 23.01.1923 tarihinde verdiği demecindeki açıklamaları bugün için çok yol göstericidir.

 BUGÜN TÜRKİYE'NİN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU EN ÖNEMLİ  MESELELERDEN    BİRİ, KADIN-ERKEK ARASINDA KANUNİ VE TOPLUMSAL TAM EŞİTLİĞİ TEMİN ETMEKTİR.
   
Seçme ve seçilme hakkımızın yasal düzlemde kabul edildiği 1934 yılının üzerinden  77 yıl geçmiş olmasına karşın bugün hala TEMSİLDE TAM EŞİTLİK sorunu yasal ve toplumsal alanda çözülebilmiş değildir. Siyasi partiler, erkek egemen yapılarını korumakta, parlamento erkek çoğunluğundan oluşmakta ve ne yazık ki sözel kabullere karşın uygulamada kadınlar vitrin malzemesi olmaya ve kararlar erkek parti başkanları ve kurmaylarının iki dudakları arasından çıkacak erkek sözleri ile verilmeye devam etmektedir. 
 1924 yılında Türk Kadınlar Birliği'nin; MÜDRİKİ REY ( OY HAKKI ) SAHİBİ OLMAYANLAR SIĞINTIDIR saptaması ile sürdürdükleri mücadelenin bugün, TBMM'NDE EŞİT TEMSİL EDİLMEYENLER SIĞINTIDIR. kavrayışı ile sürdürülmesi gerekmektedir. Kadınlar, sığıntı olmayı kabul etmeyecektir.

Seçme ve seçilme hakkı, yurttaşlık hakkıdır. Anayasa ile güvence altına alınmış olan bu hak, nasıl topluluk ya da cemaatlere terk edilemeyecekse, erkek egemen yapının keyfine de terk edilmemelidir.  Bu nedenle tüm kadınlar, azınlıklar için tanınmış olan eşitlik için kota isteminden vazgeçip bugün devrimci bir talep olan yüzde elli yani tam eşit hak istemini yükseltmektedirler. Bu hakkın elde edilmesinin birinci adımı, feodal anlayışların terki olmalıdır. Bu sorun, arkasında toprak mülkiyeti sorununu gizlemektedir. İkinci sırada halkçı devletçiliğin inşası gelmektedir. Kadınlar, iş yaşamının her alanında eşit olanaklarla donatılmalıdır. Ve üçüncü ya da eş sırada kadınlar için eşit eğitimin yasal ve toplumsal güvenceleri sağlanmalıdır. Bunun için verilecek mücadelede kadınlar en önde olmaya devam edeceklerdir. Seçme ve seçilme hakkı, cumhuriyet devrimlerimizin ürünüdür. Onu gerçek anlamda yaşama geçirmek hepimizin boynun borcudur.


 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.