Sponsorlu Bağlantılar

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Tarih: 2012-03-07 00:00:00

8 Mart 1857’de New York’ta 40 bin dokuma işçisi kadının ağır çalışma şartlarını protesto amacıyla ve eşit işe eşit ücret istemiyle yaptıkları eylem kanlı şekilde bastırılmış 8 Mart unutulmayan tarih olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca Dünya Kadınla

8 Mart 1857’de New York’ta 40 bin dokuma işçisi kadının ağır çalışma şartlarını protesto amacıyla ve eşit işe eşit ücret istemiyle yaptıkları eylem kanlı şekilde bastırılmış 8 Mart unutulmayan tarih olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilmiştir.

Kdz. Ereğli ve Zonguldak’ta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajlarla kutlandı.

Mesajlar şu şekilde:

 

ÇYDD KDZ. EREĞLİ ŞUBESİ

8 Mart 1857’de New York’ta 40 bin dokuma işçisi kadının ağır çalışma şartlarını protesto amacıyla ve eşit işe eşit ücret istemiyle yaptıkları eylem kanlı şekilde bastırılmıştı. 8 Mart unutulmayan tarih olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edildi.

 

Tarih boyunca kültürü oluşturan politikaların ekseninde kadın hep var olmuştur. Kadınlar etnik, dinsel, sınıfsal olarak farklı kültürlerden gelseler de ortak özellik erkek egemen bir kültür altında yaşamak zorunda olmalarıdır.

 

Kültüre damgasını vuran kadının bağımlılığı ve ikincil konumudur. Bu kültür kadınları daha az mali ve ekonomik kaynağa sahip, daha az eğitime, daha az istihdama, daha az özerkliğe sahip kılmıştır.

 

Demokrasi ve insan haklarının temel ilkesi eşitlik ve ayrımcılık yasağıdır.

 

BİZ KADINLAR OLARAK:

 

ÜLKEMİZİN ÇAĞDAŞ VE AYDINLIK GELECEĞİ İÇİN, ATATÜRK DEVRİMLERİYLE KADINLARA SAĞLANMIŞ OLAN HAKLARIN KORUNMASI İÇİN, DEMOKRATİK, LAİK, İNSAN HAKLARINA SAYGILI, SOSYAL HUKUK DEVLETİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ.

ANAYASADA YER ALAN KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ İLKESİNİN HAYATA GEÇMESİNİ İSTİYORUZ.

 KADINLARA KARŞI HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞIN KALDIRILMASINI İSTİYORUZ.

KADINLARIN GÜÇLENDİRİLMELERİ İÇİN BİR DEVLET POLİTİKASI OLUŞTURULMASINI VE BU POLİTİKANIN KAMUSAL ETKİNLİKLERİN MERKEZİNE YERLEŞTİRİLMESİNİ İSTİYORUZ.

 

GMİS’DEN KADINLAR GÜNÜ AÇIKLAMASI

Genel Maden İşçileri Sendikası Armutçuk Şube Başkanı İsa Mutlu, 8 Mart Dünya Kadınlar günü nedeniyle yayınladığı mesajında, “Kadınlarımız hayatın her alanında yol gösterici olmuşlardır. Genel Maden İşçileri Sendikası olarak Armutçuk Müessesesinde ve HEMA Kömür İşletmelerinde çalışan kadınlarımıza çiçek vereceğiz ve günlerini kutlayacağız. Kadınlarımıza yönelik şiddetin son bulduğu, çok daha iyi şartlara sahip oldukları bir gelecek temenni ediyor, 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyorum” dedi.

 

CHP ZONGULDAK MİLLETVEKİLİ ALİ İHSAN KÖKTÜRK

New York’ta 40 bin dokuma işçisi kadının; 8 Mart 1857 yılında daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı başlattığı grev, emniyet güçlerinin müdahalesiyle kanlı bitmiş, müdahale sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can vermişti. 

1977 yılında da, 8 Mart günü Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edilerek, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline gelmiştir.

Sayın Başbakan sık sık 1946 yılına kadar olan CHP dönemine atıfta bulunmakta, o dönemde yapılanları yok saymaktadır. Ya da aklınca o dönemde yapılanları küçümsemektedir. Oysa her alanda olduğu gibi Türkiye’de Kadın Hakları alanında en önemli atılımlar Cumhuriyetin ilanıyla başlamıştır. CHP döneminde hızlanarak sürmüştür.

 

Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk kadınların toplum yaşamında yer almasının önemine, birçok yerde ve konuşmasında dikkat çekerek bu alanda büyük devrimlere girişileceğinin müjdesini vermiştir.1926’da Medeni Kanun’un kabulüyle sosyal yaşamda kadın erkek eşitliği sağlanmıştır.

Türk Kadını; 1930 Belediye Seçimlerine katılma hakkı, 1934 yılında seçme ve seçilme hakkını kazanarak birçok Avrupa devletinden önce kanun önünde erkeklerle eşit haklara sahip olmuştur.

1936’da İş Kanunu yürürlüğe girmiş,  kadınların çalışma hayatına yönelik düzenlemeler getirmiştir.

1937’de Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklayan 1935 tarihli 45 sayılı ILO sözleşmesi kabul edilmiş,

1945 yılında “Analık sigortası “(doğum yardımı) 4772 sayılı yasa ile düzenlenmiştir.

1949 yılında da, “Yaşlılık sigortası"nın kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi 5417 sayılı yasa ile sağlanmış ve kadınların aleyhine olan eşitsizlikler giderilmiştir.

Ne yazık ki, ülkemiz 1946’dan sonra aydınlık yolundan saptırılarak her alanda olduğu gibi Kadın Hakları konusunda da gerileme sürecine girmiştir.

“Avrupa Birliği Komisyonu yıllık ilerleme raporunu Şubat 2012 sonunda açıkladı.  2011 İlerleme Raporu’nda, yoğunlukla gündeme gelen kadın cinayetleri, kadına yönelik artan şiddet uygulamaları ve çocuk gelinler, Türkiye’nin en temel sosyal sorunları olarak değerlendirildi ve günden güne artan oranlara dikkat çekildi. Güvenlik güçlerinin konuya dair süren eğitimleri ise geçen yılın aksine yetersiz olarak değerlendiriliyor.

Raporda, Türkiye’de kadının durumuna tüm yönleriyle değinilmiş. Parlamentodaki durumundan, işgücü ve istihdama, toplumsal cinsiyet eşitliğinden, temel hak ve hürriyetlerden eşit faydalanmaya kadar birçok alandaki konumu değerlendirilen kadın, ne yazık ki iç açıcı bir tablo ortaya çıkarmıyor.”(usak.org.tr)

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce TEMMUZ 2011’de hazırlanan “Türkiye’de Kadının Durumu 2011 raporuna göre ülkemizde kadınların durumuna dair rakamlar şöyledir:

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2010 yılı sonuçlarına göre 3.825.644 kişi okuma-yazma bilmemekte olup bunların 3.125.244’ünü kadınlar oluşturmaktadır.

Türkiye’de kadın istihdamı temel sorun alanlarından biri olarak varlığını sürdürmektedir. Kadınların işgücüne katılma oranı 1990da % 34,1 civarındayken, 2010 yılı için % 27,6’dır. Türkiye geneline baktığımızda 2010 yılı verilerine göre kadın istihdam oranı % 24 iken AB-15’te % 60,4, AB-272’de bu oran % 59,1dir.

İstihdamda yer alan 100 kadından 58,5’i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışmakta, bunların da % 56,8ini ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınlar oluşturmaktadır.

2009 yerel seçimlerinde, 44 kadın il belediye başkanlıklarına, 321 kadın da ilçe ve belde belediye başkanlıklarına aday gösterilmiştir. Söz konusu seçimlerde, Türkiye Genelinde toplam 2.948 belediye başkanı seçilmiş olup bunlardan sadece 27 tanesi (% 0,9) kadındır. Bu kadınlardan ise sadece iki tanesi il belediye başkanı olmuştur. 31.790 Belediye Meclis üyesinin ise 1.340 tanesini (% 4,21) kadınlar oluşturmaktadır. İl Genel Meclisi üye sayısına bakıldığında da durum çok farklı görünmemektedir. Toplam 3.379 İl Genel Meclis üyesinin 110 tanesi (% 3,25) kadındır.

Devlet Personel Başkanlığı’nın Aralık 2010 yılı verilerine göre kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen personelin % 34ü kadın, % 66sı ise erkektir. Kadınların bürokrasi içerisinde üst düzey karar verici konumlardaki oranının düşük olduğu görülmektedir. Bürokraside üst düzey yöneticilerin % 93ü erkek, % 7si kadındır.

Türk Dışişlerinde görev yapan 110 Büyükelçimizden 11i kadındır.

Ülkemizde kadın Vali bulunmamaktadır.

464 Vali Yardımcısından 10u kadındır (İçişleri Bakanlığı Personel Genel Md. Kasım 2010).

801 Kaymakam’ın ise 13’ü kadındır (İçişleri Bakanlığı Personel Genel Md. Kasım 2010). 261 Kaymakam adayının ise sadece 8’i kadındır.

Kadınların üst düzey bürokrasi içinde durumlarına bakıldığında, 24 müsteşar içerisinde sadece Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı kadındır. Bakanlıklarda 3 kadın Müsteşar Yardımcısı görev yapmaktadır.

Ülkemizde, Bağlı Kurumlar ve Bakanlık bünyesindeki görev yapan Genel Müdürlerin 13i kadındır. 460 Genel Müdür Yardımcısından 44ü kadın, 2569 Daire Başkanından ise 302si kadındır (DPB, Aralık 2010).

Ülkemizde savcıların % 5,2si, hâkimlerin ise % 28i kadındır. (TUİK, 2008 yılı verisi)

Ülkemiz genelinde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı % 39dur.

Hayatının herhangi bir dönemde duygusal şiddet yaşayan kadınların oranı % 43,9dur.

Sadece cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı % 15,3tür.

Fiziksel veya cinsel şiddetin birlikte yaşanma yüzdesi 41,9dur.

Kentte fiziksel şiddet oranı % 38 iken kırda % 43tür.

Yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınların oranı % 25tir.

En az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınlardan Eğitimi olmayanların oranı % 55,7, Lise ve üzeri düzeyde eğitim alanların oranı ise % 27dir.

Bazı durumlarda erkekler eşlerini dövebilir ifadesine katılan kadınların oranı % 14,2tir.

Yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı % 48,5tir.

Şiddet yaşayan kadınların sağlık sorunları yaşama, intihar etmeyi düşünme ya da deneme olasılıkları en az iki kat artmaktadır.

Her 10 kadından biri gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır.

Cinsel şiddet birçok durumda fiziksel şiddet ile birlikte yaşanmaktadır; kadınların % 42si fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.

Sadece eğitim düzeyi düşük olan kadınlar şiddete maruz kalmamaktadır. Eğitim düzeyi daha yüksek olan kadınlar arasında bile her 10 kadından 3ü eşleri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmıştır.

Evlenmiş kadınların hayatındaki en yaygın şiddet eşlerinden gördükleri şiddettir.

Kadınların % 7si çocukluklarında (15 yaşından önce) cinsel istismar yaşadıklarını belirtmişlerdir.

Yukarıdaki rakamlardan da anlaşılacağı üzere; kadınlarımız hakları açısından; AKP İktidarıyla birlikte, alabildiğince olumsuz bir sürece sokulmuş, tüm Cumhuriyet kazanımlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Türk Kadınını sosyal – siyasal ve ekonomik olarak Cumhuriyet öncesi döneme döndürme çabaları bu dönemde büyük hız kazanmış, Laik eğitim anlayışına aykırı düzenlemeler TBMM’de yasalaştırılmış, Cumhuriyet sürecimizin “Öğretim Birliği ve devrim yasalarıyla”  kız çocuklarımıza sağlamış olduğu çağdaş eğitim olanaklarının ortadan kaldırılmasıyla karşı karşıya kalınmıştır.

Son günlerde kamuoyunda oldukça çok tartışılan; AKP’nin 8 yıllık kesintisiz eğitime karşı hazırladığı 4+4+4 yasa teklifi TBMM gündemindedir. Bu yasa teklifi daha çok çocuk gelinler, daha çok çocuk işçiler demektir. Kız çocuklarının okuma hakkının engellenmesi demektir.

Ancak, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan kadın hakları ve kadınların aydınlanma mücadelesi, Cumhuriyet devrimi ışığında sürekli ileriye doğru gelişecektir. Hiçbir güç bu gelişmeyi durduramayacak ve tersine döndüremeyecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum.

 

EĞİTİM-İŞ KDZ EREĞLİ TEMSİLCİLİĞİ İLÇE SEKRETERİ HÜLYA ÇAYLAKSEVDİ

Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 102. yılını kutluyoruz. 1910 yılında Avrupa’da esen savaş rüzgârlarına dur demek ve oy hakkı mücadelesi için güç birliği yapmak amacı ile toplanmış olan Sosyalist Kadınlar Kongresi’nin aldığı kararla 8 Mart, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilan edildi. Bugün, 1857 yılı 8 Mart’ında, eşit işe eşit ücret ve 8 saatlik işgünü taleplerinin bedelini canları ile ödemiş olan Amerikalı dokuma işçilerinin ve 1908’de onurlu bir yaşam hakkını “ekmek ve gül” ile simgeleyen 15.000 kadının anısına adanıyordu.

Her 8 Mart tarihinde tekrarlanan, ancak gün geçtikçe azalacağına her geçen gün ağırlaşan onlarca sorunun gölgesinde bir Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü daha kutluyoruz.

Bu yıl;

Ülkemizde ve dünyada çalışan kadın sayısının oranı ne

Ve bu yıl ne kadar kadın istihdam edildi?

Kaç kadına haksızlık edildi?

Kaç kadın şiddet gördü ve tecavüze uğradı?

Kaç kadın sığınma evlerine başvurdu?

Kaç kadın köle gibi çirkin pazarlıklarla satıldı?

Kaç kadın cinsel istismara uğradı, kaç kadın öldürüldü?

Töre ve geri inanışlar yüzünden kaç kadın intihar etti?

İnsanlığın utancı bu soruların ve yanıtlarının her yıl katlanarak arttığını bilmek çok kötü.

  Ülkemizde 8 yıllık zorunlu eğitim uygulamalarına karşın, kadın nüfusunun % 20 si okur-yazar olmaktan uzaktır. Gerici anlayışlar kız çocuklarının okula gitmesini ziyan sayıyor. Onlar, çocuk yaşında evliliğe ya da çocuk işçiliğine zorlanıyor. Böylece, aydınlanmanın olanakları yerine bu çocuklar gericiliğin karanlık mahzenlerine itilmiş oluyorlar.

  İktidar, taşıdığı gerici anlayışlar nedeniyle kız çocukların eğitimi konusunda yeterli çabayı göstermiyor. Aksine, kız çocuklarının okuldan uzaklaşmasına neden olacak 12 yıllık kesintili zorunlu eğitimi hayata geçirmeye çalışıyor.

   Kadınlar, hala siyasetin öznesi olamadılar. Evin mutfağı gibi siyasi partilerin mutfakları da kadın için sonuna kadar açıktır. Ancak, karar alma mekanizmalarında kadınlara hala yer yok. Seçme Seçilme Hakkına 78 yıl önce kavuşmuş olan kadınlarımız, TBMM’nde %14.26, yerelde ise ancak %1.1 oranında temsil edilebiliyor. Sistem, onlara bir vitrin malzemesi gibi davranmaya devam ediyor.

  Kadınlarımız her türlü şiddetin mağdurudur. İşsizlik, yoksulluk kendi başına birer şiddet türüdür. Ancak kadınlarımız, ayrıca erkek egemen toplumun fiziki ve psikolojik şiddeti ile de karşı karşıyadır. Dayaktan, aşağılanmaya,  istismardan tecavüze, ensestten tacize her türlü ağır saldırının hedefindedir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 21.yüzyılın Türkiye’sinde kadınların %41,9’u hayatının herhangi bir döneminde şiddete uğramaktadır. Bu oran, Türkiye’deki kadınların nerdeyse yarısını oluşturmaktadır. Feodal anlayışların varlığı, onları namus ve töre cinayetlerinin kurbanı yapmaktadır.

Şiddetin önlenmesi için yasal planda elde edilen yeni kazanımlar da sorunu çözemiyor. Bu kazanımların, hükümet politikaları ile toplumsal yaşama yansıtılması ve içselleştirilmesi gerekiyor.

Türkiye Cumhuriyeti Kadınlarının 8 Mart’ı, 1923 Devrimleridir:

Kadınlarımız, dün vatanlarını savunmak için erkekleri ile omuz omuza çalıştılar. Kağnı başlarından, hastanelere, aşhanelere, daktilo başlarına, miting kürsülerine, savaş siperlerine her yerde en önde koştular. Ülkenin bağımsızlığında harç oldular. Vatanlarını savunmak nasıl görevleri ise devrim yasalarını inşa etmek de öyle görevleriydi. Saltanatın kaldırılmasından, Hilafetin Kaldırılması Yasası’na, Kılık Kıyafet Yasası’ndan, Tevhid-i Tedrisat Yasası’na,   Medeni Yasa’ya hep kendi özgürleşme iradelerini koydular. Kadın yurttaş olma hakkını, kendi emeği ile kazandı. Devrim onlara yol aldırdı.

Fakat karşı devrim sürecinin iktidarları her alanda olduğu gibi kadın hakları konusunda da gelişmelerin önünde engel oldular. Bugün, kadını dört duvar arasına hapsetmek isteyen zihniyetin siyasi uzantıları devrimlerle elde edilen hakları bir bir geri almaya başladı.

Üyelerinin yarısı, kadınlardan oluşan Eğitim-İş kadınların çalışma yaşamında karşılaştıkları zorlukları dile getirmeye, onların sözcülüğünü yapmaya; birlikte yaşanılır ve daha eşit bir dünya kuruluncaya dek devam edecektir. Yeryüzüne barışı, çağdaşlığı, inceliği ve sayısız güzelliği kadınların getireceğine inanarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz.

Eğitim-İş tüm kadınların eşitlik ve insanca yaşam mücadelesini destekleyecektir..

 

 

CHP MERKEZ İLÇE KADIN KOLU BAŞKANI İLKAY KALENDER

Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılın da ilan edilen 8 mart dünya kadınlar  günü’nün geçmişi çok eskilere dayanır.

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 mart 1857 yılında ABD’nin new york kentinde başlamıştır konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev polisin saldırısıyla kanlı bitmiştir. İşçilerin cenaze törenlerine 100 bini aşkın kişi katılmıştır. 1975 yılında dünya kadınlar yılı’nı ilan eden birleşmiş milletler örgütü, 16 aralık 1977 tarihinde 8 mart’ın tüm kadınlar için dünya kadınlar günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

8 mart dünya kadınlar günü… ve biz kadınlar  Nazım’ın dizelerinde sofradaki yeri öküzümüzden sonra gelen duygu Asena’ya göre; adı  olmayan kadınlarımız…

 

Biz kadınlar; erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığı ileri sürülen, Adem’i cennet’den kovduran havva’nın kızları..

 Gözyaşlarıyla erkeği kaçırtan da kandıran da

 Biz kadınlar; sınırsızca kıskana , kaprisli, ama sınırsızca sevecen özverili..

 Biz kadınlar erkeğin baş tacı gönül yoldaşı

 Biz kadınlar ; ne alabildiğince özgür , nede ezik

İşte böyle bir yerlerde 8 mart dünya kadınlar günü diye bir gün bizim günümüzmüş…

Oysa hangi gün bizim değilki ? hergün bizim günümüz.. çünkü biz kadınlar, bir kez olmaz dedikmi; dünya durur akan sular kurur.

Yasalarımız daysa, kadın olabildiğince haklı , olabildiğince ayrıcalıklı … üstelikte günümüz yaşam koşullarında olabildiğince özğür,olabildiğince bağımsız.. ama bunlar 8 mart dünya kadınlar gününün getirdiklerimi ? elbette hayır, Atatürk ilke ve devrimleri’nin Türk kadını’na verdikleri tabiki’de.

İşte böylesi bir günde, biz Cumhuriyet Halk Partili kadınlar olarak ulu önderimiz Atatürk’ü saygıyla anar, O’nun İlker ve devrimleri doğrultusunda yaşayacağımıza ant içeriz.

8 Mart Dünya Emeçli Kadınlar Günü Tüm Kadınlara Kutlu Olsun.

 

CHP MERKEZ İLÇE BAŞKANI TARIK COŞKUN

İlk olarak 8 Mart 1857 tarihinde ABD nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisinin çalıştığı dokuma fabrikasındaki grevde çıkan yangında , çoğu kadın 129 işçinin ölümünden sonra kutlanmaya başlamıştır.

Ülkemizde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk olarak 1921 yılında “ Emekçi Kadınlar Günü”
olarak kutlanmaya başlandı. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün dediği gibi; “ Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim” diyemez. Anadolu kadınının kurtuluş savaşında vermiş olduğu mücadele tüm dünya kadınlarına örnek olmalıdır. Ne acıdır ki günümüzde kadınlarımız şiddete maruz kalmaktadır. Hep ikinci planda tutulmaktadır.l yaşamda kadınların sorunlarının sona erdirilmesi için hepimiz gayret göstermeliyiz.

Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlar, saygı ve sevgilerimi sunarım.

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.