Sponsorlu Bağlantılar

FATİH PROJESİ?

Tarih: 2012-02-24 00:00:00

Hafta başında Taraf gazetesinin manşetten verdiği Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)'nın Türkiye'nin İngilizce Açığı başlıklı araştırmasının sonuçları yer alıyordu. 11 yıllık eğitimin sonunda What is your name? demenin ötesine geçemeyen

Hafta başında Taraf gazetesinin manşetten verdiği Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)'nın Türkiye'nin İngilizce Açığı başlıklı araştırmasının sonuçları yer alıyordu. 11 yıllık eğitimin sonunda What is your name? demenin ötesine geçemeyen öğrencilerin varlığını belgelemiş oldu. Araştırma aynı zamanda İngilizce bilmek ile ekonomik büyüme arasında da doğrudan bir bağlantı da kurmuş. İngilizce Yeterlilik Endeksinde 44 ülke arasında 43'üncü sırada olan Türkiye 6 ile 15 yaş arası öğrenciler için yılda 12.708 dolar harcarken, endekste ilk 25 içinde yer alan ülkelerin en az 32 bin dolar harcadığını da ortaya koymuş. En iyiler arasında yer alan Norveç ve İsveç'te ise bu rakam 80 bin dolara ulaşıyor.


Bu satırları okuyunca hemen aklımıza tablet PC'ler ile popülerleşen Fatih Projesi geliyor. Bu girişim acaba eğitim sistemimizin kalitesini yükseltmeye yarayacak mı? Kuşkusuz bakış açısı bu yönde olursa, başarılabilir. Ancak projenin hedeflerinin açıklamasında böyle bir madde yok. Basında yer alan haber içeriklerinde proje tanıtılırken kullanılan cümleler eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullarımızdaki teknolojiyi iyileştirmek şeklinde kurulmuş. Eğitimin kalitesinden bahsedilmiyor.


Bugün eğitim sisteminin içinde bulunduğu en büyük bunalım, eğitim faktörlerini ele aldığınızda değişimi en verimli şekilde öğrenciye yansıtma kapasitesine sahip, öğretmen kalitesinin arttırılmasında yaşanmaktadır. En son teknolojiyi kullanmak, zihniyetin, düşünce yapısının da değişip geliştiğini göstermez. Ekonomik ilerleme için, o teknolojiyi üreten bilgiye ulaşmak ve kendinde de üretebilir hale gelmek önemlidir. Bu durumda bilgi üretimi girdi olarak ham bilgiyi ve beraberinde onu işleyecek, yeni bir bilgi haline dönüştürecek insan kaynağını gerektirir. Bilginin üretim süreci, araştırmayı, tartışmayı, sentezlemeyi, önyargılardan kurtularak bağımsız düşünebilmeyi gerçekleştirebildiğiniz ortamı gerekli kılmaktadır. O zaman, tüm bunların yaşanabileceği demokratik okula, demokratik sınıfa, demokrat öğretmene gerek var ki öğrencinin yaşamı için önemli olan soru(n)lar ele alınabilsin, soru sorma-diyalog-müzakere ortaya çıksın, sorun çözme-karar verme süreçleri işlesin, çağcıl öğretme-öğrenme sürecinin tam da ortasında yer alan eleştirel düşünme olanaklı kılınabilsin; öğrenci, kısıtlanmamış düşünme özgürlüğünü tadabilsin, kendine güvenle ve donanımla güçlenebilsin. Bu niteliklerin gelişimi ise önce insan hakları ve demokrasi eğitiminden geçecektir.


Yıllardır dünyada kullanılan yapılandırmacı eğitim modelini 2007 yılında benimsemeye çalışan Milli Eğitim, henüz bunu içselleştirebilmiş değildir. Çünkü bu model, klasik anlatan öğretmen ile karşısında pasif dinleyici öğrenci geleneğinin tam zıttıdır. Öğrencinin aktifleştiği, öğrenmeyi öğrendiği, öğretmenin ise bu sürece kolaylaştırıcı olarak yardımcı olduğu bir süreç gerektirmektedir. Bu model en temelde demokratik ortam yaratma becerisine sahip öğretmen gerektirmektedir.

Türkiye için, öğrenci başına harcanan rakamın en az ikiye katlaması, bu harcamanın da öncelikli olarak öğretmen kalitesini arttırmada kullanılması gerekmektedir. Her ülkenin kendine has şartları vardır. Eğitim sistemi üstün olan ülkelerde yapılandırmacı modelin benimsenmesi tesadüfi değildir. Demokratikleşme çabaları erken yaşlardan itibaren bilinçlendirmek ile tutum geliştirmek ile sağlanabilmektedir. Bu model de bunu sağlamaktadır. Bu sistem hem demokrasiyi hem de öğrenmeyi öğreten bir sistem olarak kabul görmektedir. Çünkü bu ikili birbirinden ayrılabilir süreçlere sahip değildir. Bu temel zihniyet değişimini hedeflemediğiniz sürece, öğrenci başına harcanan rakamı arttırabilirsiniz, son teknolojiyi getirebilir, tüm kitaplarını, defterlerini devletin karşılamasını sağlayabilir, okula servisle gönderip, sabah öğlen akşam günde 3 öğün yemek de verebilirsiniz ancak bunlar sizi ulaşmak istediğiniz noktalara getirmeyecektir. Eğitim sisteminin en önemli değişkeni öğretmenler, öğretmenlerin kalitesidir. Bunu yükseltmediğiniz müddetçe, endekslerde sondan birinci olmak kaderimiz olmaya devam eder.

İyi haftalar,
Umut Vakfı

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.