Sponsorlu Bağlantılar

KADIN KATLİAMI VAR!

Tarih: 2014-08-01 10:12:00

Temmuz ayı “en çok kadın katliamının yaşandığı ay” olmaya doğru koşarken geçtiğimiz hafta sonu Türkiye genelinde kadınlar, 150 dolayında kitle örgütünün desteğiyle, hemcinslerinin katledilmesine tepki için sokaklara çıktı. Kadın cinayetlerinden devleti so

Temmuz ayı “en çok kadın katliamının yaşandığı ay” olmaya doğru koşarken geçtiğimiz hafta sonu Türkiye genelinde kadınlar, 150 dolayında kitle örgütünün desteğiyle, hemcinslerinin katledilmesine tepki için sokaklara çıktı. Kadın cinayetlerinden devleti sorumlu tutan kadınlar, “Meclis olağanüstü toplansın”ve “Kadın cinayetlerini önlemek için acil eylem planı oluşturulsun” çağrılarında bulundu…

 

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesine günler kala (1 Ağustos’ta yürürlüğe girecek ve Türkiye sözleşmeyi ilk imzalayan ülke) ülkemizde kadın cinayetleri üzücü bir şekilde artarak sürüyor…

 

Yerel ve ulusal basın-yayın organlarında çıkan üçüncü sayfa haberlerinden derlediğimiz istatistiklere göre, 21 Temmuz 2014 tarihine kadar yaklaşık 7 ay içerisinde Türkiye’de ateşli silahlarla işlenen 889 olay meydana geldi. Bu 202 günde resmi olmayan sonuçlara göre, her türlü tüfek, tabanca, kurusıkı ve bıçakla 969 kişi katledildi, bazıları ağır 700 kişi de yaralandı. Resmi istatistikler açıklanmadığı için ağır yaralananların daha sonra ölüp-ölmediğini tespit etmek maalesef mümkün olmuyor.

 

Medyaya yansıyan kadın cinayetlerinde ise Mayıs ayında 27 kişi ölüp, üç kişi yaralanırken Haziran ayında 22 kişi ölmüş, altı kişi de yaralanmıştı. Kadın cinayetleri oranı; Müslümanlar için en kutsal ay kabul edilen Ramazan’ı yaşadığımız Temmuz ayında ise katlanarak arttı. Temmuz’un üç haftasında (1-21 Temmuz) işlenen cinayetlerde erkekler 32 kişiyi katletti, bazıları ağır 18 kişiyi de yaraladı.

  
Türkiye geçtiğimiz haftalarda, 70-80 yaşındaki dedelerin 50-60 yıllık eşlerini ‘kıskandıkları’ gerekçesiyle hunharca öldürmelerinin şaşkınlığını yaşarken kadın cinayetlerinin doruk noktası ise 48 yaşındaki Hamit Memiş’in boşandığı eşinin evinin kapısını bombayla açma girişimi oldu…

 

Bu inanılmaz olay Adana’da gerçekleşti… Üstüne üstlük Memiş bir ilkokulda sınıf öğretmeniydi. Bir öğretmen olarak çevresine örnek olması beklenen Memiş, yine kendisi gibi öğretmen olan ve bir süre önce boşandığı Şengül Yavuz ile dört çocuğunun yaşadığı eve gitti. Eski eşi ve çocukları kendisiyle görüşmek istemeyince Memiş, yanında getirdiği patlayıcıyı kapının önüne koyarak patlattı. Apartmanda büyük panik yaşanırken kapı açılmadı. Bunun üzerine kapıyı açmak için Memiş yanında getirdiği ikinci bombayı kapının önüne koymak istedi ve bomba elinde patladı…

 

Olay yerinde ölen Memiş’in yeniden birleşmek için eski eşine baskı yaptığı ve ölümle tehdit ettiği belirtildi.
Babalarının evlerinin kapısında bomba patlatması üzerine büyük korku yaşayan dört küçük çocuk, itfaiyenin balkondan uzattığı merdivenden aşağı indirildi…

 

İşte kadın cinayetlerinde gelinen aşama bu ve ülkeyi yönetenlerden, ilgili bakandan “bizden koruma isteyenler korunuyor” açıklamasının dışında ses çıkmıyor…

 

Kadınlar meydanlarda
Türkiye 21. Yüzyılda halen erkek egemen toplumun ilkel bir yansıması olan ve böylesine boyut kazanarak artan kadın cinayetleri trajedisini yaşarken kadınlar, ülke genelinde sokağa çıktı, katliamlara dikkat çekti, sessiz kalan ve katliamların önüne geçmek için çabalamayan devlet, hükümet yöneticilerini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ı ‘sessiz kalmakla’ eleştirdi. TBMM’nin bu konuyla ilgili acilen toplanmasını isteyen kadınlar, kadın örgütlerinin de belirlediği temel şartlar doğrultusunda acil bir eylem planı oluşturulmasını da istedi…

 

Mevcut hukuk sisteminin cinayetleri meşrulaştırdığını ileri süren kadın örgütleri, şu açıklamayı yaptı:
“Yaşadığımız erkek şiddeti cezasız kalırken, aileye mecbur bırakıldığımız politikalar oluşturulurken biz kadınlar her gün öldürülüyoruz. 2 gün içinde altı erkek kadınlar tarafından öldürülseydi, devlet refleksi harekete geçerdi, hükümetten olağanüstü tedbirler alması istenirdi. Türkiye’de her gün kadınlar öldürülüyor. Ve biz soruyoruz: 2 gün içinde altı kadın cinayeti işlenmişken, kadın cinayetleri evde, işyerinde, sokakta her yerde, özel ve kamusal alanda her an yaşamımızı tehdit eder hale gelmişken Meclis nerede?”

 

 Türkiye’de kadın olmanın zorluğuna çeken CHP Kadın Kolları Başkanı, avukatRukiye Çinkılıç da, ülkemizde son yıllarda artan kadın cinayetleri konusunda iktidar kanadının eli kolu bağlı durduğunu söyledi. Cinayetlerin yüzde bin 400 arttığını ileri süren Çinkılıç, “Öldürülen kadınların bir çoğu koruma isteminde bulunmasına rağmen yaşamını yitiriyor. Çoğu kadınımızın koruma talebi de geri çevriliyor ya da geç kalınmış oluyor” dedi. Çinkılıç, hükümete, ilgililere “cinayetleri durdurun” diye seslendi.

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, 2 yıl önce çıkarılan kadınlara karşı şiddetin önlenmesine yönelik kanunun kağıt üzerinde bırakıldığını vurgulayarak AKP hükümetinin kanunun gereklerinin etkin biçimde uygulanması için kılını bile kıpırdatmadığını ve kadınların çantalarında devlete verdikleri koruma dilekçeleriyle öldürüldüğünü söyledi. Tanrıkulu, “Giderek daha büyük bir sorun haline gelen kadın cinayetlerinin sorumlusu hükümettir” dedi…

 

Gelinen noktada Umut Vakfı olarak; siyasi erki elinde bulunduranların, bireysel silahlanmanın önlenmesi ve kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi için sivil toplum kuruluşları ve siyasal örgütlerin tepkilerini de dikkate alarak elini taşın altına sokmasının zamanının gelip de geçtiğini düşünüyoruz… Hiçbir zaman geç değildir, yeter ki kadın cinayetlerinin önüne geçilmek istensin. Bu nedenle de, “Çözüm için tüm ideolojik yaklaşımların bir kenara bırakılarak derhal ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütleri arasında koordinasyon sağlanarak konunun ciddiyetle masaya yatırılması gerekiyor”diyoruz…

 

Saygılarımızla
Umut Vakfı

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.