Sponsorlu Bağlantılar

KUR'AN-I KERİM VE TABANCA ÜZERİNE YEMİN!

Tarih: 2015-06-18 08:25:20

YOLUMUZ MUSTAFA KEMAL’İN YOLU… Milletin haysiyeti, şerefi, hürriyeti, istiklali gerçekten tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak gerekirse, vatanın son ferdine kadar ölmeyi göze almak lazımdır. Padişah olsun, Halife olsun, isim ve unvanı ne olursa olsun hiçbir şahıs ve makamın hikmeti mevcudiyeti kalmamıştır. Yegâne kurtuluş çaresi, halkın doğrudan doğruya egemenliğini eline alması ve iradesini kullanmasıdır. Bizim burada alacağımız karar, Mustafa Kemal’in YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM direktifi ile yakında gerçekleşecek olan ulusal iradenin egemenliği istikametinde ve Mustafa Kemal’in yolunda olacaktır.
(Eyüp Bektaş’ın Haberi)

18 Haziran tarihi Karadeniz Ereğli’nin Kurtuluş günüdür.  1920 Haziran’ın da Kuvayı Milliye hareketiyle işgalden kurtulan Anadolu’daki  ilk ilçe olan Karadeniz Ereğli de,  Kurtuluş Günü her yıl olduğu gibi  kent merkezinde yapılacak halktan kopuk ve sade bir törenle kutlanacak. Kurtuluş Günü heyecanından çok uzakta ve sadece protokolun (büyük çoğunluğu da gelmeyecektir) katılım zorunluluğu çerçevesinde gerçekleştirilecek tören programında,  Belediye Başkanının konuşmasının ardından, halk oyunları gösterileri ve bir şiir yarışması birincisinin şiir okuması ve  İlkokul-Ortaokul-Lise öğrencileri arasında açılan resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesi bulunuyor.


MÜDAFA-YI HUKUK

Ereğli’nin Kurtuluş Günü böyle sıradan program ile kutlanırken, tarih sayfalarında unutulan ise Müdafa-yı  Hukuk Cemiyeti oluyor.


KURTULUŞ MEŞALESİ

Ereğli’de Rüştiye Öğretmeni Nimet Hoca’nın öncülüğünde kurulan Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucu başkanı ise dönemin Belediye Başkanı Akmanoğlu Raşit.

Mondros Silah Bırakışması ve Zonguldak’ın işgaliyle Ereğli’de başlayan uyanma ve ayaklanma Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 parolasıyla başlatılan Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti hazırlıkları Akmanoğlu Raşit’in evinde bir araya gelenler ise: Cöbekoğlu Hakkı, Evvelzaman Hakkı, Hüseyin Ustaoğlu Nazif, Hacı Eyüp, Hacı Eşref, Cıbıroğlu Hacı Musa, Halil Ağa, Sarmısakçıoğlu Nazif, Haliloğlu Ali Rıza, Karamahmutoğlu Mehmet ‘e, Amasya’da Hoca Kamil Efendi’nin Sultan Beyazıt Camisi’nde yaptığı konuşmayı şöyle okur Nimet Hoca:

“Milletin haysiyeti, şerefi, hürriyeti, istiklali gerçekten tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak gerekirse, vatanın son ferdine kadar ölmeyi göze almak lazımdır. Padişah olsun, Halife olsun, isim ve ünvanı ne olursa olsun hiçbir şahıs ve makamın hikmeti mevcudiyeti kalmamıştır. Yegane kurtuluş çaresi, halkın doğrudan doğruya egemenliğini eline  alması ve iradesini kullanmasıdır.

Bizim burada alacağımız karar, Mustafa Kemal’in ‘YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM’ direktifi ile yakında gerçekleşecek olan ulusal iradenin egemenliği istikametinde ve  Mustafa Kemal’in yolunda olacaktır.”


KUTSAL YEMİN

Bu konuşmasının ardından ‘Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin kurulması ve  ‘Kutsal Yemin’le bu işe başlamamız gerekir’  görüşünün benimsenmesinin  ardından abdestler alınıp, bir masa etrafında toplanılarak Kur’an-ı Kerim ve tabanca üzerine yemin etti kurucular:

Yemin metni:  “Vatan ve Milletimin kurtuluşu için sonuna kadar çalışacağımıza, başka siyasi düşünce ve  emellerin etkisi altında kalmayacağımıza Vallahi,  Billahi…”

Karadeniz Ereğli’de kurulan Müdafayı Hukuk Cemiyeti’nin kuruluş programı ise şöyle belirlendi:

1-      Ereğli’de Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin kurulduğu Mustafa Kemal Paşa’ya telle bildirilecektir.

2-      Ereğli, bir işgal hareketini silahla karşılayacaktır.

3-      Bunun için askerlik yapmış ve savaşmış olan gönüllülerden Kuvayı Milliye teşkil edilecektir.

4-      Rumların taşkınlıklarına son verilecektir.

5-      Ereğli köylüleri bir Cuma günü şehre davet edilerek bir miting yapılacak, memleketin içinde bulunduğu durum onlara da anlatılacaktır.


“BU VATAN BİZE KALDI YADİGAR”

Karadeniz Ereğli’de Kurtuluş Savaşı mücadelesi örgütlü bir biçimde işte böyle başlarken, Ereğli kıyılarında Fransız savaş gemilerinin sık sık dolaştığı da gözleniyordu. Ellerinde Türk Bayrakları ile Kaptaş’tan, Cuma’dan, Yalı Köylerinden gelen atlı gruplar hep bir ağızdan ‘Dörtyüz aslandan bu vatan kaldı bize yadigar. Terk edersek lanet etmez mi bize Perverdigar.’ marşıyla Ereğli sokaklarını inlettiler.

Alaplı, Gülüç ve Yalı köylüleri de açıldıkları kayıklardan ‘Karadeniz akar gider/etrafını yıkar gider’ marşı uğultular yaratıyordu.

Ereğli uyanıyordu. Ereğli bir bütün olmuş tek yürek ve tek vücut Kuvayı Milliye Ruhuyla Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin öncülüğünde  işgale karşı ulusal duruş sergiliyordu.


Nimet Hoca Millet Parkı’nda Ereğlilere şöyle sesleniyor:


Sayın dinleyiciler, Çanakkale ve Kafkas Ga­zileri!


Bugün ulusça mübarek vatanımızın parçalanma­sı, namus ve haysiyetimizin ayaklar altına alınması tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktayız. Her karış toprağı şehitler kanı ile yoğrulan kutsal vatanımıza el uzatılıyor. İzmirliler ve Batı Anadolu halkı silahlarıyla dağa çıktılar düşmanı Akdeniz'in çukurlukların­da kahredeceklerdir.


Aziz Hemşerilerim!


Bizler de görkemli tarihimize ve atalarımıza lâ­yık olduğumuzu kanıtlayacağız. Sınav günümüz gel­miştir. Bu uğurda sizlerle birlikte canımı vermekten çekinmeyeceğim.
Hoca çok heyecanlıdır. Tozpembesi yanakların­dan akan gözyaşlarını tutmağa çalışmaktadır.

 

Genç yavrularım!


Sizleri bugün için yetiştirdik. Düşmana Bedir'in Malazgirt'in, Fetih'in aslanları gibi kurşundan kenet­lenmiş saflarınızla saldıracaksınız. Onları yok ede­ceksiniz. Şehit ve Gazi olacaksınız. Bu ulus, bu vatan, bu tarih, bu şeref size emanet olacaktır.

 

Gaziler ve Kahramanlar!


Dinimize göre esir bir hükümdara itaat caiz de­ğildir. İtaat eden Peygamberimizin istediği ümmet de­ğildir. Büyük tehlikeyi önlemek
Kuvayı Milliye ruhuna sadık kalmakla kabil olacaktır.

 

Çanakkale ve İzmir-de akan kanlarla, Batı Anadolu'nun tarihi sınırı çizi­liyor. Biz de akıtacağımız kanlarla bu sınırı tamamlayacağız. Karadeniz sahilini kanımızla yalazlayacağız. “Misakımız” bu olacaktır.


Pek yakında bu toprakta yükselen kurtarıcının, Mustafa Kemal'in emrinde 1200 yılından beri uğrunda mücadele ettiğimiz İslam Dininin bugün içimizde ya­nıp tutuşan meşalesi bizi gazamızda kutsal savaşımızda muvaffak ve muzaffer kılacaktır. Çünkü hak uğrunda, vatan uğrunda, din uğrunda, millet uğrun­da savaşıyoruz Cenabı Hak bizimle beraberdir.

 

FRANSIZ FİLOSU

Ereğli limanına gelen ve Kaymakamlığa gidip Osmanlı Devletine yardımcı olmak (!) için Heraklea Tepesine asker çıkararak korsanlık ve haydutluk ile mücadele edeceklerini söyleyen Fransızlar, Mondros Silah Bırakışması’nın 7. Maddesini uygulayarak maden ocaklarına ve limana egemen olmak istediler.


MUSTAFA KEMAL: SAVAŞMAK ZORUNDAYIZ!

Ereğli Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti  ‘Ereğli’de dirlik düzensizlik olmadığını’ ve bu durumun bir işgal olarak kabul edeceklerini amiral gemisine gönderdikleri heyetle bildirirken, konuyu ayrıca Mustafa Kemal’e de telgrafla bildirdiler. Mustafa Kemal’den yanıt gecikmeden geldi. Mustafa Kemal ‘Vatanımızı kurtarmak için yediden yetmişe kadar savaşmak zorundayız. 5000 kişilik yardım kuvveti gönderiyorum’ mesajını gönderdi.


EREĞLİ’Yİ TOPA TUTTULAR

Fransızlar, 8 Haziran 1920 günü; Bababurnuna 2 gambot yaklaştırıp 3 makine tüfekli bir piyade bölüğünü karaya çıkararak Keşiftepe ve Kestanelik sırtlarında hastane üzerinden kenti işgale başlarken, savaş gemileri de hem limanı hem de Ereğli’ye topa tutmaya başladılar. Askeri güç anlamında üstün olan  Fransızların bu işgaline karşı İzzet Dura yönetimindeki Kuvayı Milliye güçlerimiz geri çekildiler.


KUVAYI MİLLİYE BİRLİKLERİ GELDİ

Samsun’dan güneş gibi doğan Mustafa Kemal’in gönderdiği Yüzbaşı Cevat Beyin Kuvayı Milliyesi ve Devrek’ten de Muharrem Çetesi  Ereğli’ye ulaştığında   tüm hazırlıklar tamamlandı. Şimdi saldırı zamanıydı. 18 Haziran 1920 günü Kuvayı Milliye Birliklerinin saldırısı karşısında şaşkına dönen Fransızlar işgal etmek istedikleri Ereğli’den çekilmeye başladılar ve 19 Haziran günü de tamamen terk ettiler.

Ereğli’nin Kurtuluş Günü’nün kısa öyküsü bu. Fransızlar 18 Haziran 1920’de kovuldukları Ereğli’ye ikinci kez 9 ay sonra geldiler ve Alemdar olayında Recep Kahya’yı şehit verip Kurtuluş Savaşı’nın tek deniz savaşını (9 Şubat 1921) yaşadık Ereğli’de.


KURTULUŞ GÜNÜNE İLGİSİZLİK SÜRÜYOR

Tarihsel kimliği ve dokusu ile Cumhuriyet yıllarında sanayileşen Karadeniz Ereğli’de bugün kutlama yapılacak. Ancak bu kutlamadan Ereğli’de yaşayanların da haberi ne kadar var, törenlere ne kadar katılırlar veya bu törenlerin anlamına yakışır düzenlenmesi konusunda sorumlulukları olanlar konuya ne kadar önem verir tartışılır. Kdz. Ereğli’de ‘Ulusal duruş’  konusunda her geçen gün dünü arayan bir sürecin ortasında bir kez daha ‘tarihsel kimliğimizi unutmayalım’ sözünü hatırlatmak istiyoruz.  

*Kaynakça:  Kurtuluş Savaşında Karadeniz Ereğlisi  (Tahsin Aygün)

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.