Sponsorlu Bağlantılar

'MEYDAN VERMEYECEĞİZ'

Tarih: 2014-09-04 09:47:00

Çaydeğirmeni beldesine yapılması planlanan “Çayaltı Hidroelektrik Santrali”ne karşı çıkan köylüler ve Çaydeğirmenili vatandaşları, şirketi ve uygulamaları protesto etti. Eylem koordinatörü Cemil Temel, gözünü para bürümüş rantçılara fırsat vermeyeceklerin

Çaydeğirmeni beldesine yapılması planlanan “Çayaltı Hidroelektrik Santrali”ne karşı çıkan köylüler ve Çaydeğirmenili vatandaşları, şirketi ve uygulamaları protesto etti. Eylem koordinatörü Cemil Temel, gözünü para bürümüş rantçılara fırsat vermeyeceklerini söyledi.

 

Devrek’e bağlı Çaydeğirmeni beldesine yapılması planlanan “Çayaltı Hidroelektrik Santrali”ne karşı çıkan köylüler ve Çaydeğirmenili vatandaşları, şirketi ve uygulamaları protesto etti. Gözünü para bürümüş rantçılara fırsat vermeyeceklerini söyleyen eylem koordinatörü Cemil Temel, şunları söyledi: “Ülkemizde yapılan talanın bir örneği de bölgemizde yapılıyor. HES’çi şirket, hemen hemen bir yıldır çalışıyor. İlk 6-7 ay hiç kimse ne olduğunu anlamadı, anlatmadılar da. Devrek ve Çaydeğirmeni Belediye Başkanları, basında ‘bölgemize gelen en büyük yatırım’ diye sahiplendiler. Vadi boyundaki muhtarları da ikna ettiler. Halbuki bu tür faaliyetler başlamadan köylerde duyuru ve toplantılarla bölge insanını bilgilendirmek yasal zorunluluk olduğu halde önce seçilmişleri, sonra da bölge halkını, yani bizleri görmezden geldiler. Daha da önemlisi kamulaştırma yapılmadan bir çivi bile çakamayacak durumdayken, yasal prosedür tamamlanmadan makineler çalışmaya başladı. Arkalarında bölgemizin bazı milletvekilleri ve siyasi işbirlikçileri vardı. Ne zamanki 7 Mart’ta belediye toplantı salonunda az sayıda insanla yapılmak istenen çevre etkileşim raporu bilgilendirme toplantısına köy muhtarları bile davet edilmeden oldubittiye getirilmek istenen toplantıyı çevre dostu insanların müdahalesiyle bu toplantı yapılmadığı halde yapılmış gibi tutanak tutuldu. Bölgenin önde kadınlar olmak üzere duyarlı insanların tepkileri artmaya başlayınca bu konu hakkında bilgi sahibi olmaya karar verildi. 18 Mayıs 2014’te Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Beyza Üstün bilgilendirme toplantısına çağrıldı. Tehlikenin farkına varmaya başladığımızda duyarlılık ve tepkilerimiz de arttı. Bununla birlikte HES’çi şirket de saldırılarına başladı. İktidarı arkasına alarak bölge siyasetçilerinden de her istediğini alarak, her türlü kolaylığı sağlayanlar bölgede yaşayan insanları, yani bizleri hiçe saydılar. Bizleri kandırabilecek cahil insanlar olarak gördüler. Çıkardıkları yayın organıyla karalama ve tehditlerini açığa vurmaya başladılar. Tehdit maksatlı ‘anlayacakları dilden de konuşuruz’ açıklaması yapan HES şirketinin yöneticisi bizleri anlayamaz. Nitekim bizim anladığımız dil, doğanın ve hayatın dili. Onların anladığı dil ise, sadece ve sadece paranın ve baskının dili. Biz biliyoruz ki her şey para değildir. 13 Ağustos’ta yasadışı olduğu halde Başbakanlık 2006/27 genelgesinde, ‘köprü, sanat yapıları, sanayi kuruluşları, tarihi yapıların olduğu alanlara suyun giriş kısmından 1 kilometre, geçiş kısmından 750 metre yaklaşamaz’ denildiği halde köprü altına çalışmaya gelen iş makinesi, tepkilerini en doğal haliyle ortaya koyan çevreye duyarlı insanlar tarafından 13 Ağustos’ta çıkartıldı. Çünkü daha önce de köprünün altında izinsiz çalışma yapan şirket, köprünün alt kısmını bozmuş, köprüyü geçiş için kullananların hayatlarını hiçe saymıştır. Tepkimizden sonra resmi imzası olmayan, sadece şirketin kendi imzası bulunan ‘köprü iyileştirme projesi’ adı altında uydurma bir projeyle halkı kandırmaya çalışıyorlar. Üstelik yazılarında projenin karakolda bulunduğundan bahsederek, jandarma karakolunu kendi büroları gibi gösterme girişimleri olmuş, psikolojik olarak insanları etkilemeye çalışmışlardır. 13 Ağustos’ta köprümüzü koruduktan sonra şirketin yayın organının, ‘Kendimizi savunmasını ve dövüşmesini iyi biliriz’ başlığıyla yazdıkları yazı her türlü hakaret ve tehdit içermektedir. Güya bizlerin 20 katı fazla insanı oraya yığarlarmış. Biz biliyoruz ki her şeyi para ile satın alabileceğini zanneden şirket, çalışanlarını ve ailelerini o kadar kolay satın alamayacaktır, yaşam alanlarını savunan bizlerin üzerine süremeyecektir. HES’çi şirket, yine kendi yayın organında yaşam hakkı için, suyu için, doğası için mücadele eden kadınların kandırıldığından söz ederek, her biri bir birey, özgür irade ve düşünceleriyle hareket eden kadınlara sanki hiçbir düşünceleri yokmuş, kişilikleri yokmuş havası vererek resmen hakaret etmiştir. Oysaki bu insanlar vadi boyundaki bağı ve bahçesinde yetiştirdikleri ürünlerle, besleyip büyüttüğü, okuttuğu, her biri değişik meslek gurubundan okumuş insanlar. Hırsız değiller, namussuz değiller, yandaş değiller, işbirlikçi değiller. Bu yayındaki yalanlardan dolayı bizlerin de yasal yollara başvuracağından kimsenin şüphesi olmasın. Hiçbir tehdit, şantaj, baskıya boyun eğmeden onurumuz ve gururumuzla bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürecek ve yaşam alanlarımızı sonuna kadar savunacak, suyumuzu gözünü para bürümüş birkaç rantçıya meydan vermeyeceğiz!”

 

(Haber Merkezi)

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.