Sponsorlu Bağlantılar

'OKULLARDAN İSİM İSTENMESİ FİŞLEME AMACI MI TAŞIYOR?'

Tarih: 2013-06-07 12:25:00

Köktürk, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okullara gönderdiği yazıyı Bakan Avcı’ya sordu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, Taksim Gezi Parkı eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 3 ve 4 Haziran tarihlerinde izinsiz okula gitmeyen öğrencilerin ve öğretmenlerin isimlerinin bildirilmesini okul müdürlüklerinden istemesini soru önergesiyle TBMM'ye taşıdı.

Milletvekili Köktürk, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde, İl Milli Eğitim Müdürü Turgut Özbek imzasıyla okul müdürlüklerine gönderilen yazıda, "3 ve 4 Haziran tarihlerinde izinsiz göreve gelmeyen öğretmen ile okula gelmeyen öğrencilerin isim ve sayılarının, 5 Haziran tarihine kadar müdürlüğümüze bildirilmesini ve okul müdürlüklerince yapılan işlemler hakkında bilgi verilmesi hususunda gereğini rica ederim" denildiğini hatırlatarak, şu soruları yöneltti:

3 ve 4 Haziran günlerinde okula gelmeyen öğrenci ve öğretmenlerin ismi Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce niçin istenilmiştir? Bu bilgi nerede kullanılacaktır? Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okullara gönderdiği bu yazıda ‘isim ve sayı istenilmesi’ normal bir işlem midir? Yoksa fişleme amacı mı taşımaktadır? Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okullara gönderdiği bu yazı, Türkiye’deki tüm okul müdürlüklerinden istenmiş midir? Milli Eğitim Bakanlığı, okullardaki devamsızlık takibini, geçmiş yıllarda da bu şekilde mi yapmıştır? Okullarda Eğitim Bir-Sen'in sivil itaatsizlik eylemi yaklaşık 3 aydır sürüyorken, okula kıyafet yönetmeliğine aykırı öğretmenler gelirken sessiz kalan bir yönetim, okullardan ‘Gezi’ eylemine katılan öğretmen ve öğrencilerin tespiti için aynı gün isim listesi istemiştir. Bu bir çelişki değil midir? Bu çelişkiyi yaratanlarla ilgili ne gibi işlemler yaptınız? Ne gibi işlemler yapmayı düşünüyorsunuz? 3 ve 4 Haziran tarihlerinde okula gelmeyen öğrenci ve öğretmenlerin eyleme katıldıkları mutlak veri olarak kabul edilemezliğine karşın, eyleme katıldıkları kabul edildiği takdirde dahi Anayasamızın 34’üncü maddesine göre; herkes önceden izin almaksızın ‘toplantı ve gösteri yürüyüşleri yapabilir’ bu tüm Türk yurttaşları için temel bir hak ve özgürlüktür. Bu hakkın kullanılması ne zamandan beri suç olmaya başlamıştır? Asıl suçu, bu anayasal hakkını kullanan öğrenci ve öğretmenler mi, yoksa anayasal bir hakkın kullanılmasını engellemeye çalışan eğitim yöneticileri ve idareciler mi istemektedir? Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk eğitim politikası olarak, ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir gençlik’ hedeflemiştir. Anayasa ve yasalardan doğan haklarını kırıp dökmeden, hiçbir şeye zarar vermeden en masum şekilde kullanan ve çevreye karşı duyarlılıklarını ifade eden öğrencilerin isimlerinin ve sayılarının okullardan istenilmesi ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ bir gençlik ereğinden uzaklaşılarak siyasal iktidarın biçimlendirdiği ve kalıba döktüğü bir gençlik hedefini mi yansıtmaktadır? Öğrenci ve öğretmenlerin isim ve sayılarının istenilmesi ve bu şekilde öğrenci ve öğretmenler üzerinde tehdit ve baskı oluşturulması demokratik bir devlet ve demokratik bir eğitim ilkesiyle bağdaşabilir mi? Bu yapılan uygulama siyasal iktidarın toplumun her kesiminde oluşturduğu baskının eğitim politikamıza yansıması mıdır? 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.