Sponsorlu Bağlantılar

RUHİ GÖKTEKİN'E GİDEMEYEN MEKTUPLAR

Tarih: 2012-12-25 00:00:00

Sevgili Ruhi, Bu sene Yaşar Uysal arkadaşımızla Ayvalık'ta yine buluştuk.İkimiz de Karadeniz'den gelmiştik; ben Samsun'dan, Yaşar Alaplı'dan.Ellerimizde güller karanfiller yoktu ama, sevgi saygı ve özlem vardı yüreğimizde. Anlatacaklarımız, soracaklarımı

Sevgili Ruhi,

Bu sene Yaşar Uysal arkadaşımızla Ayvalık'ta yine buluştuk.
İkimiz de Karadeniz'den gelmiştik; ben Samsun'dan, Yaşar Alaplı'dan.
Ellerimizde güller karanfiller yoktu ama, sevgi saygı ve özlem vardı yüreğimizde. Anlatacaklarımız, soracaklarımız vardı yığınla. Hasret vardı. Bir de sen vardın, usumuzda.
Ayvalık Atatürk Anıtı'nın önünde buluştuk.
Hava çok sıcaktı. Günlerden Cuma, saat 14.oo.
Şehir cıvıl cıvıl.
Yerli yabancı kalabalık meraklı bakışlarla anı dosyalarına veri topluyor sanki.
Deniz Kafe'de bir masa bulup oturduk. Çaylarımızı yudumlarken konu yine dönüp dolaşıp sana geldi. Zaten konu sen olunca anlatılacaklar ard arda geliyordu. Ben gelirken senin yaşamöykünü yazdığım kitabı da getirmiştim. Parmaklarımın kim bilir kaçıncı kez çevirdiği o sayfaların sesi iskeleyi yalayan Ege dalgalarına ritm tutuyordu. Duygulanmıştık her zamanki gibi; sen de bizimleydin. O sayfaların hangisini çevirince Hoop durun bakalım. Ortalığı boş buldunuz; çekiştirip duruyorsunuz diyeceksin diye beklemedeydik ikimiz de.
Garson ikide bir başımızda dikiliyor; yeni ve yağlı müşterileri için kalkmamızı ister gibi bakıyordu. Biz ise sen de olsan aynısını yapacağın gibi iki çay daha ısmarlıyorduk.
Yan tarafımızdaki masada oturan iki genç kızın bizi dikkatle izleyip dinlediklerinin farkındaydık. Gözleri masamızdaki kapağında senin güleç yüzlü fotoğrafın olan kitaptaydı.
Onlar iki yabancı, bizler ise iki dost seni çözmeye çalışıyorduk.
Saat 16.30
Güneş Ayvalık üzerinde yolculuğunu sürdürüyor.
Haftaya aynı saatte buluşmak üzere ayrılıyoruz.
Ama ikimizin yanında da sen vardın.

İkinci Ayvalık buluşması bir kahvehane bahçesiydi. Çarşı içlerinde gölge ve sakin diye seçtik burayı. Meraklı bakışlardan rahatsız olmayacağımızı düşünmüştük. Senin bazı dizelerinden örneklerle tahliller yapmaya başladığımızda orta yaşlı garson neredeyse masanın üçüncü kişisi oluvermişti. Şiiri çok sevdiğini, yazdığını, bilinen birçok şairle tanıştığını, dostluklar kurduğunu anlatıyor da anlatıyordu. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştuk aslında.
Şair garsonumuzun aşırı ilgisi bizi bir çay ocağı önüne kadar sürükledi. Daha çok köy kökenli olduklarını tahmin ettiğimiz insanlar vardı burada. Hiç kimse ilgilenmedi bile bizimle.  Rahat bir yer bulmuştuk yani. Eli nasırlı üreticiler arasındaydık. Onlar zeytini, haşereyi sebzeyi, suyu konuştular; biz seni anlatıp, kah hüzünlendik kah güldük, aramızda. 
Sevgili Ruhi,
İçtiğimiz çaylar Şişman'ın senin için özel demlediği çay tadında değildi. O yüzden de sen de bir bardak iç, diyemedik; kusura bakma.
Yaşar'a sonbaharda Alaplı'ya geleceğimi söyledim. O güldü. Biliyordu ki benim her yıl ona söylediğim bir dilekti bu. Senin yürüdüğün yollarda yürüyeyim, Ereğli'yi Alaplı'yı göreyim çok istedim. Bir türlü gerçekleşmedi, üzgünüm sözümde duramadım.
İşte böyle dostum…
Biz iki dostun 2013 yazında da seni Ayvalık'ta gezdirmek sözüyle vedalaştık.
 
2008 yılının son ayının 25'i…
Sevenlerinin seni sonsuzluğa uğurladığı gün…
Sen Sobelendin…
Biz saklanmaya devam…
Aydınlığın eksik olmasın.


Neşet Karaçaltı
İzmir 22 Aralık 2012

Neşet Karaçaltı ve Ruhi Göktekin

Neşet Karaçaltı ve Yaşar Uysal

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.