Sponsorlu Bağlantılar

SOMA CİNAYETİ...

Tarih: 2014-06-04 10:05:00

Günlerdir gözyaşlarımız siyah, hem de kömür karası gibi siyah akıyor… Çünkü bedava dağıtılan kömüre işçi kanı bulaştı…   13 Mayıs 2014, saatler 15.10’u gösteriyor. Müthiş bir patlama oluyor… Ve Soma’da, 650 yıldan beri dünyada yaşanmış en büyük 24.

Günlerdir gözyaşlarımız siyah, hem de kömür karası gibi siyah akıyor… Çünkü bedava dağıtılan kömüre işçi kanı bulaştı…

 

13 Mayıs 2014, saatler 15.10’u gösteriyor. Müthiş bir patlama oluyor… Ve Soma’da, 650 yıldan beri dünyada yaşanmış en büyük 24. maden faciası “Kara bir leke” olarak tarihe geçiyor: 301 ölü, bir o kadar da yaralı…

Soma ve vicdanı olan tüm Türkiye halkı kömür karası günler yaşıyor… Yastayız… Hem de ne yas…
Gencecik kadınlar, analar, evlatlar, babalar, kocasız, babasız, evlatsız kaldı… Ana rahmindeki bebeler,“Soma” çığlığıyla dünyaya geldi…

 

29 Nisan 2014 günü CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, sarı baretle kürsüye gelerek yaptığı konuşmada Soma’daki iş kazalarının araştırılması için Meclis’te Araştırma Komisyonu kurulmasını istemişti. Çünkü madende art arda yangınlar, kazalar yaşanıyordu… Kimse ona kulak vermedi, dinlemedi… Araştırma Komisyonu kurulması önergesi MHP ve HDP milletvekillerinin desteğine rağmen de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerinin oylarıyla reddedildi…

Tam iki hafta sonra gencecik madencilerimiz birer birer çıkarıldı kara toprağın altından ve şehitler mezarlığından sonra yan yana dizilmiş kocaman bir“madenciler mezarlığı”mız oldu…

İş kazalarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü Türkiye’deki işçi ölümleri ortalaması da, Avrupa Birliği’nin 8.5 katı. 2002-2013 yılları arasında Türkiye’de yaşanan iş kazası sayısı 880 bin. Bu kazalarda hayatını kaybeden işçi sayısı 13 bin 442.

2001 yılında iş kazasında ölen kişi sayısı 872 iken 2013 yılında iş kazasında ölen kişi sayısı bin 235’e çıkmış…
Ve Soma, Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamı…

 

Gencecik, tam 301 can…
Başbakan Soma’ya yaptığı yas ziyaretinde, “Bunlar olağan şeyler. İşin fıtratında var” diyor, taa 1862 yılında İngiltere’de yaşanan kazayı örnek gösteriyor…

 

Acılar içerisindeki madenci yakınları Başbakan’ı proteste ediyor. Korumaları Başbakan’ı bir markete sokarken Başbakanlık müşaviri Yusuf Yerkel, protesto eden bir yurttaşa tekmeler savuruyor… İnanılmaz, ama yas evinde tepki gösterenlere metanetli davranacağı yerde şiddet uyguluyor.

Hiç düşünmüyor, bir değil 301 can gitmiş hiç umursamıyor… Yaşanan acıyı yüreğinde duyumsamıyor…
Ne acı, ne acımasızlık…
Tüm dünya onun bu tekmesini konuşuyor. Yerkel de, “uyguladığı şiddetle” tarihe hem de dünya tarihine geçiyor…
Türkiye genelinde tepki eylemlerinde de, yine Toma’lar devrede… Yani yer altında karbonmonoksit, yer üstünde de biber gazı devrede…

 

Ama hiç kaçarı, göçeri yok… Bu cinayetten herkes sorumlu, herkes suçlu…
Evet Soma’da yaşananlar kesinlikle “kader değil katliam, kaza değil cinayet”…

En büyük suçlu da, bilime, teknolojiye, kültüre sırtını çevirmiş, kendisinden başka hiçbir insanı, insani değerleri önemsemeyen, her şeyi kadere havale etmiş, Machiavelli’s politikalarla bu ülkeyi yönetenler.

Soma’nın nüfusu 150 bin. Başka geçim kaynakları yok. Tarım bitirilmiş, Somalı madende çalışmaya mahkum… 16 bin kişi madende çalışıyor. Ama Soma Devlet Hastanesi’nde yanık ünitesi yok.

2013 yılında Soma’da iş kazası sayısı 5 bin. Bu 5 bin kazanın yüzde 90’ı maden ocaklarında, sahalarında gereçekleşen kazalar.

 
Bu facia sonucunda da gördük ki, bu madende ve Türkiye’deki madenlerde kullanılan teknolojiler dünya ülkelerinin çok gerisinde. Çünkü dünyada artıkrobotlar kullanılıyor ve uzaktan kumandayla yönetiliyor. Çıkarılan kömürler ise özel kızak sistemiyle madenden dışarı çıkarılıyor. Kurulan iletişim ağları üzerinden sesli görüşmeler yapılabiliyor. Yeraltı telefonlarında yedekli hatlarla bağlantının facia anlarında da kopmaması sağlanıyor. Madenlere kurulan fiber optik ve bakır kablo ağlarıyla takip sistemi oluşturuluyor. Tüm dünyada kullanılan kaçış odaları, madencilerin can simidi konumunda. Kaçış odalarına sığınan madenciler 30 güne kadar hayatta kalabiliyor. Kontrol odalarındamadencilerin konumları, oksijen ve karbondiyoksit oranlarının yanı sıra çıkarılan kömür miktarı da görüntülenebiliyor. Galeri duvarlarında artık tahta destekler değil, çelik konstrüksiyonlar kullanılıyor. Çünkü bir yangın anında ağaç yandığı için madenin çöküşü daha kolay oluyor. Ayrıca grizu patlamalarında hızlı söndürme yapabilecek özel bir karışıma sahip sıvılar bulunuyor. Galerilere yakın bir noktaya kadar çekilen borularla bu sıvı yangını hızlı bir şekilde söndürüyor. Işıklandırmada da son sistem kullanılırken madenlerin en önemli güvenlik tedbirlerinden biri sensörlerle alınıyor. Madenlerdeki oksijen ve karbonmonoksit oranları bu sensörlerle anlık olarak ölçülüyor ve yeryüzündeki kontrol odasına iletiliyor…

 

Evet Soma’da bir hafta olmadan yine maden ocaklarına indi işçiler. Çünkü çalışmak zorundalar…
Ama Türkiye 301 cana mal olan bu yası öyle bir yaşamalı ki, bu yastan silkinerek ayağa kalktığında başka bir Türkiye olmalı. İktidar madenlerden yükselen “çığlığı” artık duymalı, bir canın bile kıymetli olduğu düşünülerek iş güvenliğinin en üst safhaya çıkarıldığı yeni yasal düzenlemeler yapılmalı…

 

İyi haftalar
UMUT VAKFI

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.