Sponsorlu Bağlantılar

TARİHİ HATAYA DÜZELTME!..

Tarih: 2009-12-04 00:00:00

***7 Kasım 1914'de Kandilli açıklarında Rus Donanması tarafından batırılan üç Türk gemisinde 3 bin askerin şehit olduğu iddiası kuşku yaratmaya devam ediyor. ***Gazetemiz Köşe Yazarlarından Eyüp Bektaş'ın "Tarihi Hata mı?" başlıklı makalesiyle gündeme ta

***7 Kasım 1914'de Kandilli açıklarında Rus Donanması tarafından batırılan üç Türk gemisinde 3 bin askerin şehit olduğu iddiası kuşku yaratmaya devam ediyor.

***Gazetemiz Köşe Yazarlarından Eyüp Bektaş'ın "Tarihi Hata mı?" başlıklı makalesiyle gündeme taşıdığı  "3 bin askerin bu üç gemide bulunması mümkün değil!" görüşü "NTV Tarih Dergisi"nde yayımlanan "3 bin değil 83 şehit" görüşü ile destek buldu.

***NTV Tarih Dergisi'nde Kdz. Ereğli'de yaptırılan ve 7 Kasım 2009'da açılan "Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı" ile ilgili yayımlanan haberlere de atıfta bulunularak, batırılan gemiler nedeniyle Sarıkamış harekatının temelden etkilenmediği  ve bu harekatta 90 bin askerin değil 55 bin askerin şehit olduğu vurgulanıyor.

Kdz. Ereğli Belediyesi  sahil boyuna "Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı" yaptırdı ve bu anıtı da 7 Kasım 2009 tarihinde törenle açarken, deniz şehitleri de anıldı.
Bu tören ve daha önceki törenlerde aynı konuda sürekli olarak; Sarıkamış Harekatı'na asker, askeri mühimmat, gıda ve kışlık giysi taşıyan Bezm-i alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa adlı 3 kuru yük gemisinin Rus Donanması tarafından Kandilli açıklarında 7 Kasım 1914 saat 07.45'de batırılması sonucu 3 bin askerin şehit olduğu iddia edilmişti. 
Gazetemizin Köşe Yazarlarımızdan Eyüp Bektaş, 7 Kasım 2009 tarihindeki anıtın açılış töreni ve aynı gün yapılan Prof.Dr Birgür Sönmez'in konferansında tekrar vurgulanan "3 bin askerin şehit olduğu" iddiasına kuşku ile yaklaşıp konuyu 11 Kasım 2009 tarihinde yayımlanan  "Tarihi Hata mı?" başlıklı yazısında "Amacım havayı bulandırmak değil, tarihi sapmaların önüne geçebilmek için katkı vermek sadece?" ifadesiyle 3 bin rakamının doğru olamayacağını öne sürmüştü.
Bektaş, bu üç gemide 3 bin askerin olamayacağını ve en çok da 300 askerin olabileceğini düşündüğünü belirterek "Bir hata olmasın!" demişti.
Aylık olarak yayımlanan NTV Tarih Dergisi'nin  Aralık sayısının 45. sayfasında Kdz. Ereğli'de yaptırılan "Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı" ile ilgili yer alan haberde; şehit olan asker sayısının 3 bin değil 83 olduğu belirtilirken, diğer tarihi hatalar da düzeltildi.
Bu hataların başında, Sarıkamış Harekatı'nın bu üç geminin batırılması ile yitirilmediği ve Sarıkamış'ta 90 bin değil 55 bin askerin şehit olduğu öne çıktı.

NTV Tarih Dergisi'nde Şahin Aldoğan imzasıyla yayımlanan bu haber aynen şöyle:

Deniz şehitleri Ereğli'de anılıyor


95 yıl önce bu ay, 3. Ordu'nun Sarıkamış'ta başlattığı harekat, Ocak 1915 başında felaketle sonuçlanmıştı. Harekat öncesinde üç nakliye gemimiz Karadeniz'de Ruslar tarafından batırılmış, çok sayıda asker şehit olmuştu. Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde, bu insanlarımızı anmak için 'Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı' açıldı. Bu vesileyle yapılan konuşma ve basın çıkan haberlerde, olayda 3 bin askerimizin şehit olduğundan, taşınan erzak ve askeri malzemenin imhası sonucu harekatın başarısızlığa uğradığından bahsedildi. 'Sarıkamış'ta 90 bin askerimiz dondu' yanlışına (doğrusu 55 bin şehit) yenilerini eklemeliyim ve işin doğrusunu anlatalım:
Bandırma'dan bakla, buğday; İstanbul'dan iki uçak ve personelini yükleyen Bezmialem; İstanbul'dan elbise, ayakkabı ve askeri gereçler yükleyen Bahriahmer ve Mithat Paşa gemileri 5 Kasım gecesi 22.00'de Karadeniz'e açılır. Zonguldak istikametinde Trabzon'a gitmek üzere ilerler. 105 mil kadar yol almışken, Zonguldak-Kandilli kömür ocakları açığında 6 Kasım gecesi saat 23:00'te Rus filosuna yakalanırlar. Üç gemide toplam 220 kişi vardır. Saldırıda bunlardan 17'si kurtulur, 120 kişiyi de Ruslar kurtarır. Toplam 83 kişi şehit olur. Malzeme kayıpları ise genel olumsuzluklar, stratejik-taktik hatalar, sevk ve idaredeki karışıklıklar gibi temel nedenlerin yanında, Sarıkamış harekatını çok sınırlı şekilde etkiler.
Şehitlerimizi hatırlamak, onlar için anıtlar inşa etmek çok güzel; ama taşları doğru ve yerli yerine koymak suretiyle.

Bektaş'ın  "Tarihi hata mı?" başlıklı yazısı:

Prof. Dr. Birgür Sönmez, 6 Kasım 1914 tarihinde İstanbul'dan, içinde 3 bin asker, 2 tayyare, askeri mühimmat, gıda ve kışlık giysi bulunan Bezm-i alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa adlı 3 kuru yük gemisinin Ereğli-Zonguldak arasında Kandilli açıklarında 7 Kasım 1914 saat 07.45'de Rus donanması tarafından batırıldığını yaptığı araştırmalar ile tespit etti ve  2007 yılından itibaren de bu üç geminin batırılarak 3 bin askerin şehit oluşu törenlerle anılıyor. 
Sayın Sönmez'in 93 yıl sonra karanlıktan çıkararak gündeme getirdiği bu olayla ilgili anma etkinliklerine Kdz. Ereğli Belediyesi kentin en gözde noktasına bir şehitlik yaparak sahip de çıktı. 7 Kasım 2009 tarihinde Sarıkamış Şehitliği Anıtı törenle açıldı. Aynı gün akşamı Prof. Sönmez Atatürk Kültür Merkezi'nde bir de konferans verdi.
Konferansı izledim. Sayın Sönmez çok iyi bir araştırma yapmış ve yıkılan Sovyetler Birliği'nden elde edilen görüntülerin de üzerine konuşarak Sarıkamış Savaşı'nı anlatırken, ben hep Kandilli açıklarında batan Bezm-i alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa adlı 3 kuru yük gemisinin sülietlerini gözümün önüne getirmeye çalıştım.
Düşündüm!..
Sarıkamış'ta soğukta çarpışan Türk askerlerine mühimmat ve yiyecek götüren üç kuru yük gemisi ve içindekileri?
-3 bin asker
-2 tayyare
-Askeri mühimmat
-Gıda ve kışlık giysi
Bunları yan yana koyduğumda, her şeyi kabul edebiliyorum da 3 bin askerin o gemilere onca mühimmat, gıda ve yiyeceğe rağmen nasıl bindirildiğine aklımı kestiremiyorum.
Hatta, 2 tayyare, askeri mühimmat, gıda ve kışlık giysi de gemilere yüklemeden 3 bin askerin bu üç gemiye nasıl bindirildiğine mantık bulamıyorum.
Beynimi sürekli kurcalayan "Bir hata olmasın!" sorusuna yanıt bulmaya çalışsam da içinden çıkamıyorum.
Günlerdir beynimi kemiren bu düşüncemi düşüncesine değer verdiğim dostlarıma anlatarak beyin jimnastiği yapmaya başladım ama içinden çıkamadım.
Ortak akıl, bu üç gemide değil 3 bin asker en çok 300 kişi olabileceği noktasında buluşuyor.
Albay emeklisi bir ağabeyi arıyorum ve "Kuşkularım var. Bu konuda tarihe yanlış bir not düşülmesin. Yapılan araştırmaya asla saygısızlık yapmak da istemiyorum ama bu üç gemiye 3 bin askerin bindirilmesi mümkün değil" diye beynimi kemiren kurdun yarattığı rahatsızlığı anlatıyorum.
İlk tepki; böyle bir şeyin olamayacağı ifade ediliyor.
Anlatıyorum ve gözünün önüne 3 bin kişiyi getirmesini istiyorum.
Nerede otururlar ve yatarlar, nerede yemek yer ve dolaşırlar?
Öyle ya; bir iki saatlik durum değil ki bu?
Günlerce sürecek bir yolculuk.
Hem asker spor yapar, koşar koşturur. Savaşa giden askerin diri olması gerek.
Albay ağabeyime bunları anlattıkça, telefondaki sesi değişmeye başlıyor.
Israrla, "Amacım Ruslar tarafından batırıldığı iddia edilen bu üç gemide 3 bin askerin olmasının mümkün olmadığına dikkat çekmek. Yapılan araştırma bir daha gözden geçirilsin ve daha sağlıklı bir bilgiye ulaşılsın" diyorum.
Bu da yetmiyor ve internette araştırma yapmaya başlıyorum.
http://www.guvenislamoglu.com/default.asp?m_id=2§ion_id=24&c_id=345&title=Sar%C4%B1kam%C4%B1%C5%9F%20Deniz%20%C5%9Eehitleri sayfasında bu üç geminin batırılmasıyla ilgili bazı belgelerin yayınlandığını görüyorum.
Okuyorum olayı.
Hiçbir yerinde gemide 3 bin askerin bulunduğundan bahsedilmiyor.
Hatta bu gemileri bulan deniz araştırmacısı Selçuk Kolay ile yapılan röportajı da aynı sayfada okuyorum.
Aradığım 3 gemiye nasıl bildirilip de yolculuk yaptıkları öne sürülen 3 bin askerle ilgili bir ifade.
Yok!..
Anlayamıyorum?
Ordunun bile en üst düzeyde temsil edildiği törenler yapılırken,  ben kendi kendime "Bu gemilerde 3 bin asker yoktu" diye ortaya çıktığımda topa tutulacağımı bile bile bu kuşkumu aktarmaya karar verdim.
Birilerinin dikkatini çeksin de, batırılan bu üç geminin boş olduğunu da kabul ederek üç bin askerin nasıl bindirildiğini açıklanır ve önümüzdeki süreç içinde bir çok kişide doğabilecek kuşkuların önüne geçilir.
Veya, 3 bin askerin o gemilere bildirilebilmesinin mümkün olmadığı gerçeği de kabul görerek bir düzeltme yapılır.
Amacım havayı bulandırmak değil, tarihi sapmaların önüne geçebilmek için katkı vermek sadece?

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.