Sponsorlu Bağlantılar

‘TTK’DA ÜRETİME YÖNELİK İSTİHDAMIN ÖNÜ AÇILMALIDIR’

Tarih: 2016-06-21 14:46:03

Uzun Mehmet, 1829 yılında Kdz. Ereğli Köseağzı köyünün Neyren Deresi yatağında taşkömürünü buluşunun 187. Yılında törenle anıldı.

Zonguldak’ta Uzun Mehmet Anıtı’nda düzenlenen anma törenine, Kilimli Kaymakamı ve Vali Vekili Hakan Özarslan, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, Eski Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş  ve TTK yöneticileri, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, GMİS Genel Sekreteri Hakkı Arslan, GMİS Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, GMİS Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Satılmış Uludağ, Amelebirliği Başkanı Osman Balamir, TMMOB MMO Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun, CHP İl Başkanı Ahmet Altun, MHP İl Kadın Kolları Başkanı Mevlüde Yalçıner, askeri erkan, bürokratlar, GMİS’e bağlı şubelerin başkan ve yöneticileri, meslek odası ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, siyasetçiler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. TTK, GMİS, MMO ve Amelebirliği çelenklerinin Uzunmehmet Anıtı’na konulmasının ardından madencileri anlatan şiirler okundu.

Törende TTK Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş, GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, MMO Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı birer konuşma yaptılar.

 

DEMİRCİ; TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BİN 500’E ULAŞTI

Bugün Uzun Mehmet’in kömürü buluşunun 187’nci ve Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95’inci yıl dönümünü birlikte kutluyoruz. Uzun Mehmet, 1829 yılında taşkömürünü buldu ama bu önemli yeraltı kaynağımız ancak 1848 yılında üretilmeye başlandı. Aradan geçen 168 yıllık üretim sürecinde, Uzun Mehmet, Kömür ve Zonguldak, birbirinden ayrılmaz hale geldi.

 

TAŞKÖMÜRÜ İTHALATINA YILDA 4 MİLYAR DOLAR ÖDÜYORUZ

Türkiye, 1990 yılı sonrasında uygulanan yanlış ekonomik politikalar nedeniyle bugün taşkömürü için dışarıya yılda 4 milyar dolar öder hale geldi. Türkiye, yılda 30 milyon ton taşkömürü tüketiyor.   İhtiyacımızın yüzde 90’ından fazlasını dışarıdan alıyoruz. Biz üretmek istiyoruz. Çünkü ülkemizin üretime ihtiyacı var. Bölgemizdeki demir-çelik ve enerji santrallerinin ihtiyacının büyük bölümünü biz karşılayabiliriz. İthalatı azaltabiliriz. Paramız ülkemizde kalır, işsizimiz iş bulur. Yer altında yüzyıllık kömürümüz var ve sahip çıkılmayı bekliyor.

 



TTK’NIN İŞÇİ AÇIĞI 5 BİN 500’E ULAŞTI

TTK Genel Müdürlüğü 2010 yılında ilgili bakanlıktan işçi açıklarının giderilmesini talep etti. İşçi açıkları arttıkça bu talep yenilendi. Son olarak TTK Genel Müdürlüğü 2014 yılında 4 bin 600 işçi talep etti.  Ancak siyasi irade bu talepleri yerine getirmedi. 14 bin norm kadroya sahip TTK, bugün 8 bin 700 işçi ile üretim yapmaya çalışıyor. Norm kadroya göre işçi açıkları 5 bin 500’lere ulaştı. 2015 yılında TTK, tarihinin en düşük işçisiyle en düşük üretimini yaptı. İşçi sayısı azaldıkça üretim düştü, zarar arttı. Bu tablo bir an önce değişmelidir. Bu tabloyu en kısa sürede değiştirmenin yolu ise TTK’nın işçi açıklarının acilen giderilmesi ve gerekli yatırımların yapılmasıdır. Biz maden işçileri olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.  Sağlıklı ve güvenli bir ortamda, çalışma barışını koruyarak üretmek istiyoruz.

 

ÖZKAYNAKLARIMIZI DEĞERLENDİRMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK

Tüm bu gerçeklere rağmen TTK’nın özelleştirilmesi gerektiğini savununlar oldu. Biz ve Türkiye, özelleştirmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Bizler özelleştirmenin ne demek olduğunu Karadon’da, Kozlu’da, Soma’da, Ermenek’te gördük. Yeraltı madenciliğinin kâr mantığıyla yapılabilecek bir iş olmadığını bilmeyen kalmamıştır. Tüm ilgilileri bir kez daha bu vesileyle uyarıyoruz. Türkiye’nin TTK’ya, Zonguldak’a ve taşkömürüne ihtiyacı var. Kendi özkaynaklarımızı değerlendirmekten başka çaremiz de yok. Ve bu ancak ve ancak devlet ciddiyetiyle yapılmalıdır.

 

ERCAN GEBEŞ; TAŞKÖMÜRÜ, SANAYİNİN TEMEL GİRDİSİDİR

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş, TTK’nın kömür üretimi için yaptığı yatırımları anlattı. Gebeş şöyle konuştu;
Karaelmas serüveni ülkemizde bundan 187 yıl önce Bahriye erlerinden Uzun Mehmet’in 8 Kasım 1829 yılında Ereğli’nin Köseağzı köyünün Neyren Deresi yatağında taşkömürünü bulmasıyla başlamıştır.
Karaelmas hem ülkenin hem de bölgenin kaderini etkilemiştir. Ülkenin kalkınmasında ve sanayileşmesinde Zonguldak havzası yıllarca önemli bir lokomotif görevi üstlenmiştir.
Zonguldak havzasındaki taşkömürü üretim faaliyetleri önemli bir istihdam kaynağı ve ülkenin sanayileşmesinde çok önemli rolü olan demir-çelik üretiminin de temel girdisi olmuştur.
Havzanın stratejik önemine paralel olarak geliştirilen devlet politikaları günümüzde alternatif enerji kaynaklarının bulunması, ulaşım ve madencilik teknolojisindeki gelişmeler sonucu ticaret küreselleşmiş ve dünya tek Pazar haline gelmiştir. Bir zamanların en önemli enerji kaynağı olan taşkömürü hem petrol hem de doğalgaz gibi çeşitli enerji kaynakları ile hem de Avustralya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki açık ocak yöntemi ile çok düşük maliyetlerle yapılan taşkömürü üretimi ile rekabet etmek zorunda kalmıştır.
Devlet işletmeciliği 1929 yılındaki büyük bunalım sonrası bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de rağbet görmüş ve bu tür işletme sayıları 1980 yılına değin artmıştır. 1980’li yıllardan sonra ekonomi politikalarında devletin rolü, sorumlulukları, öncelikleri değiştirilmeye başlanmıştır. Mal, hizmet ve sermayenin önündeki engeller kaldırılmış, korumacı politikalar terk edilmiş ve bu bağlamda enerji politikaları serbestleştirilmiştir.
Uzun süre ülkemizin taşkömürü talebini karşılayan TTK, 1970’li yıllarla birlikte talebi karşılamakta yetersiz kalmıştır. 1987’de yüzde 50’nin altına, 2000’li yıllarda yüzde 16’lı rakamlara düşmüştür. 1973’de 16 bin ton olarak başlayan taşkömürü ithalatı, 2014’de 29.9 milyon ton düzeyine çıkmıştır.

Kurumumuzda son yıllarda ana altyapı hazırlıklarına önem verilmiş ve önemli projeler gerçekleştirilmiştir. Kuyu ve galeriler bir maden işletmesinin en önemli alt yapı yatırımlarıdır. Bu alt yapı tesislerinin projelendirilmesi ve gerçekleştirilmesi uzun süreler almaktadır. Zaman zaman gecikmeler yaşanmaktadır. Bu yatırımların kuruma maliyeti çok yüksek olmaktadır. Bir kuyunun ömrü yaklaşık olarak 40 yıldır.

Kurumda 2004 yılından itibaren ikisi havalandırma olmak üzere toplam 5 adet derin kuyu tesis edilmiş ve hizmete alınmıştır. Ayrıca Karadon ve Armutçuk’ta birer derin kuyunun tesisiyle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.

Bu süreç içerisinde kuyu çalışmalarına paralel olarak ana kat galerilerimizin de önemli bir kısmı tamamlanmıştır. Bir kısım hazırlıklarımız ise devam etmektedir.

Yine teknik ve ekonomik ömrünü tamamlayan lavuarlarımızdan Merkez Lavuarı ve Çatalağzı Lavuarı kaldırılarak tüvenan kömürlerin yıkattırılması işi hizmet alımı yoluyla 2006 yılından beri üçüncü şahıslara yaptırılmaktadır.

Bu şekilde piyasanın istediği nitelikte kömür hazırlanmaktadır.

Yine üretim ve randımanların artırılması, maliyetlerin düşürülmesi amacıyla havza şartlarına uyum sağlayacak mekanize sistemler araştırılmıştır.

Başlangıçta dik damarlarda olmak üzere 2013 yılında Amasra’da pilot bir panoda mekanizasyon uygulaması yapılmış ve sistem başarılı olmuştur.

Teçhizatın Karadon, Kozlu ve Üzülmez’deki dik damarlarda kullanılmasına yönelik planlama yapılmış olup çalışmalarımız sürdürülmektedir.

Teçhizatın diğer bölgelerimizde yaygınlaştırılması halinde üretimde önemli miktarlarda artış sağlanacaktır.

Ayrıca yeraltı işletmeciliği esnasında tehlike arz eden metan gazının ortamdan çekilerek kullanıma sunulması ve ülke ekonomisine katkıda bulunması amacıyla 2 sahamız için ayrı aynı ihale yapılmıştır. 1 No’lu sahada faaliyet gösteren ilgili firma 11 adet sondaj ve sondaja müteakip kömür çatlatma çalışmaları yapmış olup ticari mahiyette gaz üretim çalışmalarına devam etmektedir.

 2 No’lu sahada ihaleyi kazanan firma ise 3 adet arama ve 1 adet üretim sondajı yapmış ve gaz üretim çalışmalarına devam etmektedir.

3213 Sayılı Maden Kanununda yapılan değişiklik ile Havza, Maden Kanunu kapsamına alınmıştır. Kanunla getirilen düzenlemelerle, özel sektörün Zonguldak Havzası’nda rödövans yoluyla üretim yapmasının önü açılmış ve kurum tarafından işletilmeyen 28 adet kömür sahası ile 5 adet kömür dışı mineral sahası rödövans karşılığı 3. Şahıslara verilmiştir. Bu kapsamda toplam 1.3 milyar ton olan havza rezervinin yaklaşık yüzde 46’sı olan, yani 610 milyon tonluk bölümü özel sektör işletmeciliğine açılmıştır.
Kurumun varlığını sürdürebilmesi, ancak üretim artışı ve maliyetlerin düşürülmesi ile mümkün olacaktır. Bunun için işçimize, memurumuza, mühendisimize, yöneticimize ve hatta kurumda çalışmayan Zonguldak halkımız olmak üzere hepimize önemli görevler düşmektedir. Bu konuda herkesin sorumluluk alması gerekmektedir. Başarı ortak çabalarımızın ürünü olacaktır”.

 

ERDOĞAN KAYMAKÇI; TTK’DA ÜRETİME YÖNELİK İSTİHDAMIN ÖNÜ AÇILMALIDIR

TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, yerli üretimin öneminin kavranmaması nedeniyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda üretime yönelik istihdamın önü açılmadığını belirterek, “Bu politikadan ya da bu politikasızlıktan vazgeçilmeli, yerli üretimin önündeki engeller kaldırılmalıdır” dedi. Kaymakçı şöyle konuştu;

“Uzunmehmet’in 1829’da kömürü bulmasıyla başlayan macerası ülkemiz tarihinin de akışını değiştirmiş, 150 yılı aşkın bir süredir maden işçilerinin alın terleriyle üretilen taşkömürü demir-çeliğin de bölgemizde üretilmesine aracı olmuştur.

Sanayinin ana girdisi olan taşkömürünün çok zor şartlar altındaki üretimi havzamızda ağır sanayi hamlelerinin başlamasına yol açmış, Karabük Demir-Çelik Fabrikası ve ardından Erdemir fabrikasıyla ülkemiz kalkınmasında öncü rol oynamıştır ve oynamaya devam edecektir.

Milyonlarca yıldır şehrimizin derinliklerinde gizlenen taşkömürü rezervleri şehrimize ısı, enerji ve hayat sağlamaya devam ederken bölgemizde enerji santrallerinin de kurulmasıyla yeni bir oluşuma yelken açılmıştır.

Hal böyleyken, ülkenin tamamı ya da belirli bir bölgesi için belirlenen kalkınma hedefleri çerçevesinde, ekonomik, sosyal ve kültürel değişimleri yukarıya çıkarma amacıyla hazırlanan kalkınma planlarında yani üst politika belgelerinde Zonguldak Havzasındaki kömürlere ilişkin somut bir gelecek öngörüsü bulunmamaktadır.

Örneğin 10’uncu Kalkınma Planı’nda ve orta vadeli programda yerli linyit kaynaklarına ilişkin somut hedefler konulurken yerli taşkömürlerine yer verilmemektedir.

Dolayısıyla Zonguldak Havzası’ndaki kömür üretimlerinin önümüzdeki yıllarda hızla gerilemesi muhtemel görünmektedir.

Üretimdeki bu gerileme havza kömür madenciliğinde çalışmakta olan binlerce kişinin doğrudan ve havzanın ekonomisini ise dolaylı olarak olumsuz etkileyecektir.

Bunların sonucunda ise çeşitli sosyal sorunların ortaya çıkması kaçınılmazdır.

Bugüne kadar madencilik sektöründe özelleştirme çalışmalarından olumlu bir sonuç alınamamış, sektör giderek küçülmüş, buna karşılık iş kazaları artmıştır.

Taşkömürü ithalatına yıllık 4 milyar dolardan fazla kaynak ayrılmaktadır.

Yerli üretimin öneminin kavranmaması nedeniyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda üretime yönelik istihdamın önü açılmamaktadır.

Bu politikadan ya da bu politikasızlıktan vazgeçilmeli, yerli üretimin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

TTK’ya yeni yatırımlar yapılarak işçi açıkları giderilmeli, bölgemiz eski günlerine geri dönmelidir.

13 Mayıs 2014’te Soma’da meydana gelen ve 301 maden emekçisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan faciadan sonra geleceği öngörmeden yapılan yasal düzenleme hem Zonguldak hem de ülke genelinde faaliyet gösteren firmaları zorda bırakmış, olan yine büyük ölçüde buralarda çalışan işçilere olmuştur.

Firmalar; çift asgari ücret, çalışma saati, haftasonu tatili gibi işçi lehine, bir bakıma göz boyama için yapılan iyileştirmeler nedeniyle maliyet artışlarını gerekçe göstererek ya işyerlerini kapatmışlar veya faaliyetlerini daraltmışlardır.

Madencilik firmalarının iflas etmesi nedeniyle yeni durumlar karşısında işsiz kalan gençlerimiz kaçak ocaklarda çalışmaya itilmiş, iş güvenliğinden yoksun ve sigortasız bir şekilde yapılan bu çalışmalar sosyal devlete olan güvenin de sarsılmasına neden olmuştur, neden olmaktadır.

Dolayısıyla Uzunmehmet’in ateşlediği kömür meşalesi sönmek üzeredir.

21 Haziran 2016 gününün Zonguldak ve çevresinde yaşayan halkımızın güvenli gelecek umudunun bir başlangıcı olması dileğiyle kömür meşalesinin yükselmesini umuyoruz.”

 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.