Sponsorlu Bağlantılar

YARDIM EDELİM DERKEN ÖLDÜRMEYELİM

Tarih: 2010-05-12 00:00:00

** 112 Zonguldak İl Ambulans Servisi Başhekimi İlknur Böyükbaş Tepecik, kazalarda yardım amacıyla iyi niyetle yapılan yanlışların ölümlere ya da kalıcı sağlık problemlerine neden olduğunu söyledi. ** Günde 2 bin 500 ihbar yapıldığını bunların bir çoğunun

** 112 Zonguldak İl Ambulans Servisi Başhekimi İlknur Böyükbaş Tepecik, kazalarda yardım amacıyla iyi niyetle yapılan yanlışların ölümlere ya da kalıcı sağlık problemlerine neden olduğunu söyledi.

** Günde 2 bin 500 ihbar yapıldığını bunların bir çoğunun asılsız ihbarlar olduğuna dikkati çeken Tepecik, asılsız çağrıların sadece ekonomik olarak değil zaman kaybına da yol açtığını vurgularken yapılan ihbarlarda da bilgilerin tam verilmesini istedi.

112 Zonguldak İl Ambulans Servisi Başhekimi İlknur Bö yükbaş Tepecik, kaza anında ve sonrasında önemli hataların insanların ca nına mal olduğunu veya kalıcı sağlık problemlerine yol açtığını ifade etti. Te pecik, kazayı görenlerin, yardım et-mek isteyenlerin, kazazedelerin ölümle sonuçlanabilecek ya da kalıcı izler bırakacak hatalara yol açtığını söyledi. Sık yapılan hatalardan bazılarını anlatan Tepecik, şöyle konuştu: "En çok yapılan yanlış, halkımızın kazayı görür görmez panik olmasıdır. Kaza yerinde kalabalık olmamıza rağmen hep birlikte araç içerisindeki yaralıyı kurtarmak için adeta saldırıyoruz. Dı-şarı çıkarmaya çalışıyoruz. Yardım etmek için araçlarımızı yolun ortasına park etmemeliyiz. Yaralı taşıma  konusunda insanlarımızın en çok yaptığı yanlış, kapıyı zorlayarak açmak, yaralıyı zorlayarak veya kucaklayarak çıkarmaktır. Yaralanmalı kazalarda kişi kazayı hafif sıyrıklarla da atlatsa, özellikle kafa travması yaşayabileceğini unutmamalı ve sağlık ekiplerinin kontrolünden geçmelidir. Aksi taktirde travma, iç kanaması gibi durumlardan yaşamını kaybedebilir ya da sakat kalabilir."
DOĞRU YARDIM VE KURTARMA
Öncelikle panik yapılmamasını isteyen Tepecik, bilinçli, ilk yardım eğitimi almış insanların yaralı ile ilgilenmesi gerektiğini söyledi. Tepecik, doğru yardım ve kurtarma tekniklerini şöyle sıraladı: "Öncelikle sakin olmalıyız, kendimizin ve yaralının güvenliğini sağlamalıyız. Hiçbir şekilde kendimizi ve yaralıyı da tehlikeye atmamalıyız. Yardıma çevre güvenliğinden başlamalıyız. Mümkünse yaralıyı hiçbir yerinden kımıldatmayalım. Yangın, aracın uçuruma gitmesi gibi yaralıyı tehdit edecek durum yoksa yaralıya dokunmayalım Ama yaralıyı tehdit eden başka bir durum yoksa apar topar, yaralıyı açtan çıkarmaya çalışmayalım."
Tepecik, yaralıyı tehdit eden durum varsa, yaralıyı araçtan çıkarmak gerekiyorsa, güvenli taşıma teknikleriyle bu işlemi gerçekleştirmemiz gerektiğini söyledi. Yaralıyı çıkarmak için bir kolumuzu yaralının koltuk altından geçirip bir kolunu kavramamız gerektiğini anlatan Tepecik, şunları söyledi: "Diğer kolumuzla da yaralının çenesinden kavrayarak, yaralıyı çıkartalım. Çünkü baş-burun ekseni çok önemlidir. Mutlaka başı sabitleyerek, mümkünse iki kişi tutarak yaralıyı çıkarmaya çalışalım. Kazazede, kazayı çok hafif yaralarla atlattığını düşünebiliyor. Kaza sonrası çok hafif sıyrıkları da olsa kişi mutlaka doktor kontrolünden geçmelidir. Aksi takdirde beyin travmaları olabilir, kafa da fraktörler oluşabilir. Bunlar daha sonra daha ciddi sağlık problemlerine ve sonuçlara neden olabilir. Özellikle, bilinç bulanıklığı ve kusma gibi belirtilerde muhakkak en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmek gerekir."
KAZALARDA 112 UNUTULUYOR
Tepecik, kazalarda en çok aranılması gereken telefonun 112 olmasına rağmen kaza anında yaşanan panik nedeniyle 112'ye ihbarın geç geldiğini söyledi. İhbarlar geç yapılmasına rağmen 112 ekiplerinin de olay yerine geç gelmesinden yakınıldığını belirten Tepecik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok önemli bir konuda kaza anında hemen 112'yi aramaktır. Bir trafik kazası olur, 20-30 kişi kaza yerinde toplanır. Bir kargaşa oluşur, kimin ne yaptığı belli değildir. Kimi yaralıyı kurtarmaya çalışır, kimi sağa sola koşuşturur. En sonunda da '112 niye gelmedi, Nerede kaldı?' deniyor. Bu 30 kişi arasındaki herkes birbirinin 112'yi aradığını düşünür. 112'yi böylece kimse aramayı akıl etmemiştir ve 112 gelmemiş ya da geç gelmiştir. Bu durumda sakin olmalıyız. Bir kişiyi de 112'yi aramakla görevlendirmeliyiz."
EKSİK İHBARLAR
Kaza ya da olay anında yapılan ihbarlarda yine panik nedeniyle eksik bilgi verildiğini belirten Tepecik, eksik bilgilerin kaza sonrası önemli olan ilk 30 dakikalık süreçteki müdahaleyi geciktirdiğini ifade etti. Sadece 'buraya acil gelin' diye ihbarın yapıldığını ve telefonun kapatıldığını belirten Tepecik, şunları söyledi: "Tamam, ambulans acil gelsin. Ama niye gelsin? Gelelim de, nereye gelelim? Durumu anlatalım. Çok ciddi vakalarda saniyeler bile çok önemli olduğundan trafik kazalarında bizim için ilk 30 dakika çok önemlidir. Büyük kayıpların olduğu zaman dilimleri ilk 30 dakika olması nedeniyle zamanı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Bunun için hastayı ivedilikle hastaneye getirmeli branş uzmanına teslim edebilmeliyiz. Bu nedenlerden dolayı olay yerindeki vatandaşlarımız sakin olarak, yaralının durumu hakkında kısa, anlaşılır ve net bilgi vermelidir. Kim olduğumuzu söyleyelim, olay yerini detaylı bir şekilde anlatalım. Kaç yaralı olduğunu ve mümkünse de yaralıların durumu hakkında bilgi verelim."
BİLGİLERİ TAM VERİN
112 gibi çok önemli bir telefonun gereksiz detaylarla meşgul edilmemesi gerektiğini anlatan Tepecik, sözlerine şöyle devam etti: "Yer konusunda verilen detaylar bizim çok işimize yarıyor. Vakaya çok çabuk ulaşmamızı sağlıyor. Kaç yaralı olduğunun bilinmesi, göndereceğim araç sayısı, teçhizat ve personel sayısı anlamında büyük önem taşıyor. Yaralının durumunu bilmemiz de, komutadaki arkadaşlara gerekli talimatları vermemiz açısından önemli. Hastanelere de bu bilgi ulaştırılıyor. Ona göre hastanelerde
gerekli hazırlıklarını yapıyor, gerekli uzmanlarını hazır bulunduruyorlar."
ASILSIZ İHBARLAR
Tepecik, günde yaklaşık 2 bin 500 ihbar yapıldığını ve bunların yaklaşık 900'ünün vaka çıktığını söyledi. Asılsız çağrıların sadece ekonomik olarak değil zaman kaybına da yol açtığını hatırlatan Tepecik, gereksiz çağrıların da 112 hattını meşgul ettiğini ifade etti.
Şehir içinde vakaya ulaşmanın yaklaşık ilk 10 dakika içerisinde gerçekleştiğini belirten Tepecik, konuşmasını şöyle tamamladı: Tabi bir kara aracı olduğu için ambulanslarımız, trafik işaretleri, trafiğin yoğunluğu ve yolların şartlarından etkilenmektedir. Biz çağrıyı aldığımız zaman ambulanslarımı eden olabilir. Şehir içerisinde vakalara ilk 10 dakika içerisinde ulaşma oranımız oldukça yüksek ama bu kırsala veya şehir dışına çıktığı zaman 10 dakikanın üzerine çıkabiliyor. Lütfen bir ambulans sireni duyduğunuzda aracınızı sağa çekip ambulansa yol veriniz. Ambulans sireni açık şekilde ilerliyorsa, mutlaka ya hasta almaya gidiyordur ya da hastayı hastaneye yetiştirmeye, nakil etmeye çalışıyordur. Vatandaşların bize yardımcı olmaları ve duyarlı olmaları, bu işlemleri daha da çabuklaştıracaktır.

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.