Sponsorlu Bağlantılar

"BİZİM DERDİMİZ İNSAN"

Tarih: 2015-10-31 11:42:11

Kdz. Ereğli'nin tek tiyatro topluluğu, kentteki tüm ilgisizliğe rağmen "inadına sanat, inadına tiyatro" kararlılığı ile şehir dışından davetler ve ödüller almaya devam ediyor.
 15. DireklerarasıYarışması'nda "Seyirci Ödülü"nü kazanarak bir anda tüm dikkatleri üzerine çeken Kdz. Ereğli Sanat Kurumu Derneği'nin Tiyatro Kolu'nu bir çok kez sahneledikleri Aziz Nesin'in "Azizname" oyununun provaları sırasında ziyaret ettik. Yalı Caddesi'nin arka sokağında kiralık bir binanın bodrum katında amatör ruh ile profesyonellere taş çıkartacak bir heyecanı ortaya koyup tiyatro sanatını sürdüren derneğin sorumlusu, yönetmeni ve oyuncularını, son gelen ödülün mutluluğunu paylaşırken bulduk. İlçe dışından sürekli davetler alan ve ödüller kazanan Kdz. Ereğli Sanat Kurumu Derneği Tiyatro Kolu'nun, Ereğli'de ise adeta üvey evlat muamelesi görmesi, tiyatro oynayacak salon bulamaması, destek görememesini öğrendiğimizde ise açıkçası içimiz çok acıdı. Sosyo-ekonomik açıdan bir çok ili geride bırakan adı çok büyük Ereğli'mizde, sanat yapabilmek uğruna bir çok zorluklarla savaşan tiyatronun birikmiş bir hayli kira borcu da var.

Derneğin saymanı ve tiyatro kolu sorumlusu Naile Bingöl ile Yönetmen Cihangir Amca'ya bir dokunduğumuz da binlerce "ah" işittiğimiz söyleşiyi Eşsiz Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür." sözünü,

"Bir kent ki sanat ve sanatçısına sahip çıkmıyor, o kent bir adım gelişemez, büyüyemez, ilerleyemez." vurgumuzla sizlere sunuyoruz.



ŞİMDİ SÖZ SANATTA

Yönetmen Cihangir Amca: Bence şanslı Ereğli’de yaşayanlar. Sadece Sanat Kurumu Tiyatro Topluluğu olarak değerlendirmemek lazım.

Turkuaz Grubu var Cihangir Bilgin onlar, bizim hemen yan tarafta komşumuz var Mümtaz Keskin’in başkanlığını yaptığı Ereğli Musiki Derneği, bunlar bence aslında Ereğli’nin, Ereğli’deki yöneticilerin, yerel yönetimlerin aslında 4 elle sarılması gereken gruplardır. Neden? Gerçekten tiyatro yapan arkadaşlarımız var hepsinin yanındayız birlikte hareket ediyoruz ama biz yaptığımız işleri yani tiyatro yapıyoruz derken tiyatroyu eksiltmeden, tiyatroya zarar vermeden, onu yücelterek bir şeyler anlatmak istiyoruz. Bizim gibi düşünen yaptığı işle alakalı Cihangir’in Türk Halk Müziği konusunda çok saygı duyuyorum ben yaptığı işe, Karacaoğlan’ın bir sürü bilinmeyen eserini gün yüzüne çıkartarak bu adam besteledi ve bunları TRT’de dahil olmak üzere her yerde kullanıma açtı. Kendisine ait olmasına rağmen herkesin kullanımına açtı. Bu çok özel bir şeydir bence. Yani buyurun siz de bu türküleri artık söyleyin ve ücretsiz yaptı bunları para talep etmiyor bu adam. Telif hakkı kendisinde olmasına rağmen noter tasdikli olmasına rağmen.



İYİ İŞLER YAPAN EKİPLER VAR

Hemen yan tarafımızdaki Ereğli Musiki Derneğindekiler o kadar özverili çalışıyorlar ki, yaptıkları işe zarar vermemeye çalışıyorlar. Başka musiki dernekleri de var, başka halk müziği yapıyoruz diyen arkadaşlarımız var. Herkes bir şeyler yapıyor. Elinden geleni yapıyor. Ama buradaki yerel yönetimlerin sadece Sanat Kurumu Tiyatro Topluluğu olarak söylemek istemiyorum, halk müziğinde Cihangir Bilgin’e, Türk sanat müziğinde Ereğli’de ki Musiki Derneğine sahip çıkması gerekiyor. Hep iyi işler yapıyor bu ekipler.



BELEDİYEMİZDEN ARAÇ ALAMADIK, ANKARA OTOBÜS GÖNDERDİ

Şimdi biz inanın Ereğli’de değil de Ereğli dışında daha çok tanınır hale geldik. Daha çok tanınıyoruz ve bize daha çok imkan tanınıyor. Düşünebiliyor musunuz Ankara Büyükşehir Belediyesi buraya almaya bizi otobüs gönderdi. Biz kendi belediyemizden araba alamadık, gidemiyoruz biz buraya dedik. Büyükşehir Belediyesi buraya otobüs gönderdi, boş geldi o araba biz oynadık, tekrar bizi buraya bıraktı boş olarak geri döndü. Biz gelemiyoruz, imkanımız yok dediğimiz için. Bunları yaşıyoruz ama aynı arabayı kendi belediyemizden alamıyoruz. Veyahut da yaptığımız, hazırladığımız gösterilerimizi inanır mısınız salon bulup oynayamıyoruz. Ne kadar acı bir şeydir.



EREĞLİ MÜZİKALİ YAPABİLİRİZ

Bu kadar değerli gruplar var, tekrar ediyorum sadece kendi adımıza söylemiyorum, bu kadar değerli gruplar var bu kadar güzel işler yapan gruplar var ve Türkiye’nin her yerinde biliniyorsun ama kendi memleketinizde oyun oynayamıyorsunuz. Veya kendi memleketinizde daha büyük oyunlar, örneğin biz müzikal hazırlayabiliriz, bu bahsettiğim ekipler bir araya gelsin, üç ekip, zaman zaman konuşuyoruz çok güzel bir müzikal hazırlayabiliriz. Düşünsenize Ereğli’yi anlatan bir müzikal hazırlayabiliriz. Ereğli’nin geçmişten günümüze kadar olan tarihini gün yüzüne çıkartabiliriz, madeniyle, çileğiyle, limanıyla, biz bunları konuşuyoruz ama bunları yapabileceğimiz yerimiz yok bizim.



OYNAYACAK SALON BULAMIYORUZ

Veya yaptık hazırladık, oynayacak salonumuz yok. Salonu almaya gittiğimizde bizim önümüze bir liste çıkartılıyor, deniliyor ki işte rezervasyonlu, rezervasyona bakıyoruz, hiç inandırıcı olmayan şeyler yani böyle kendi el yazıları ile hepsi aynı el yazısıyla yazılmış rezervasyonlar. Ne kadar acı değil mi bu?

Bu kadar güzel işler yaptığınızı düşünüyorsunuz. Bütün Türkiye’de biliniyorsunuz, ama kendi memleketinizde salon bulup oyun oynayamıyorsunuz.

Soru: Burası kira yanılmıyorsam?

Burası kira, buranın kirasını da ödeyemiyoruz yani çoğu zaman ödeyemiyoruz çünkü biz oyunlarımızın birçoğunu halka açık ve ücretsiz olarak oynuyoruz, köylere gidiyoruz, köy çocuklarına ulaşmaya çalışıyoruz.



BİR TEK TÜRK METAL DESTEK OLDU

Soru: Sponsor?

Sorumlu Naile Bingöl: Sponsorumuz yok. Ereğli’de zaten sponsor ya da bu tip etkinliklere katkı veren iş adamı yada yönetici bulmak gerçekten çok ciddi anlamda sıkıntı. Yani düşünün biz Ereğli’de Çocuk Tiyatrosu gibi bir tiyatro topluluğunu ki bu topluluk burada işte 3 gün 5 gün kalıp Ereğli’deki bütün çocuklara ulaşabilecekken, ücretsiz tiyatro verebilecekken, geçen sene mesela çok zorlandık, salon alamadık hiçbir yerden gittik Türk Metal Sendikası'ndan rica ettik, hani sağolsunlar onların hatırına biz binayı aldık. Erdemir’de bu oyunu ücretsiz bakın oyuncularına, dekoruna, kostümüne, ışığına yemek de dahil buna ücretsiz yani. Biz gelen ekibe bir kuruş para vermiyoruz. Ama biz Ereğli’de Bir Çocuk Tiyatrosu Şenliği yaptığımızda her sene o tiyatro grubunu burada ağırlayabiliyoruz. Ama salon yok. Yine para yok. Yine salon yok. Bakın biz Çaycuma’ya gittik, Çaycuma Kültür Merkezinde yine Azizname oyunumuzu sergiledik, öyle bir salonları var ki şaşarsınız.



5 BİN LİRA İSTİYORLAR

Soru: Burada Erdemir var, Ticaret Odası var, Organize Sanayi Bölgesi var, kurumlar var.

Naile Bingöl: Var, hepsi var. Ama hepsine gittiğinizde 4 bin 750 artı KDV eğer siz 5 bin lira parayı oraya verebiliyorsanız bunların hepsi var.



ERDEMİR SALONLARINI SANATA PARAYLA AÇIYOR

Soru: Nereye vereceksiniz o 5 bin lirayı anlamadım?

Naile Bingöl: Erdemir’e. Erdemir salonlarını ücretli veriyor. Yani o salonları ücret mukabilinde açıyor. Evet, amatör gruplarız biz bütün amatör grupları da bunu yaşıyor. Erdemir salonlarını bize ücretli açıyor. Yani düşünebiliyor musunuz Erdemir bir ağır sanayi kuruluşu, Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından bir tanesi, bütün böyle büyük kuruluşların işte sosyal sorumluluk projelerinin olması gereken bir yerdeyiz biz. Ama biz o salonu her talep edişimizde, parayla karşılaşıyoruz.



EREĞLİ DIŞINDAKİLER BİZİ GÖRÜYOR, EREĞLİ'DEKİLER İSE GÖRMÜYOR

Soru: Peki Erdemir’in Coşkun Ulusoy, Ali Pandır’a falan bunları söylediniz mi?

Naile Bingöl: Yani isim söylemek istemiyorum. Yani o kişilere bizim ulaşma şansımız olmuyor. Çünkü aynı kulvarlarda değiliz bizim derdimiz başka, biz insanlara sanatı, sanatın güzelliğini, insan olmayı, insan olmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatmaya çalışırken, biz işte Ahmet Bey yada Mehmet Bey hiç önemli değil, bizim onlara ulaşmamız değil aslında onların bizi görmesi lazım. Yani düşünebiliyor musunuz? Burada bir ekip var, bu ekip işte Ankara’da En İyi Kardeş Tiyatro Ekibi seçiliyor, İzmir Menemen’de En İyi Ekip seçiliyorsunuz sizi oradan Belediye Başkanı oyuncularınızdan bir kaçını uçakla aldırıyor, etkinliklerine davet ediyor. Şimdi düşünün Denizli’de Uluslararası Festival var en az her sene 21 ülke katılıyor ve siz orada Ereğli’yi temsil ediyorsunuz ve çok başarı alıyorsunuz. Daha işte geçtiğimiz hafta, Samsun Büyükşehir Belediyesinin bu seyirciler arasından seyirciler belirliyor yani gidiyorsunuz bir oyunla ödül alıyorsunuz, geliyorsunuz. Samsun Büyükşehir Belediyesi, Ereğli Sanat Kurumu Derneği’nin tiyatro topluluğunu görüyor, yani düşünün görüyor onlar bizi, bizim de burada birikmiş kira borcumuz var bizim. Yapacak hiçbir şeyimiz de yok. Çünkü paramız yok. Yani biz para kazandığımızda evet o parayı öderiz, yapabilirsek bir etkinlik, olabilir. Belediyemiz festivallerde yani başka etkinliklerde birçok belediye bunu yapıyor, dışarıdan tiyatro ekibi getirttiriyor 5 bin lira 10 bin lira maliyetlere. Yani işte bize 10 bin lira versin de bize de bir 5 bin lira versin de biz de işte elektriğimizi, kiramızı, suyumuzu ödeyebilelim.

Bakın Sanat Kurumu bir tek tiyatroda da değil, resim grubu çalışmaları devam ediyor burada ve geçen sene 17 tane öğrenci ücretsiz resim kursundan yararlandı. Ve onlara sergi açtık biz. Ereğli’deki bir çok insan siz de dahil katıldınız bu sergiye. Orada 30’a yakın resim grubunun öğrencimiz vardı ressamlarımız vardı ressam adaylarımız vardı. Ve o kokteylin hazırlığı bile inanın ciddi bir maliyet ve biz kendi aramızda topluyoruz bunu. Yani ekonomik koşulu iyi olan arkadaşlardan toparlayıp, öyle etkinlik yapıyoruz.



DERDİMİZ PARA KAZANMAK DEĞİL, SANAT... SANAT ... SANAT...

Soru: Siz para kazanmadan daha üste para vererek sanat yapıyorsunuz?

Naile Bingöl: Yani aynen öyle. Yani zaten bizim derdimiz de para değil. Bizim derdimiz para olsaydı biz işte çocuk oyunlarında bugün işte okullara gidin görün bir sürü tiyatroya yakışmayan oyunlar gösteriler tiyatro olarak yutturuluyor ki okullardaki öğrencilere, şimdi gerçek tiyatroyu görmüyor insanlar. Ve onlara insanlar işte okullarda okul idarecileri ile ya da başka birileri ile anlaşıyorlar öve okullardan çok ciddi para kazanıyorlar. Yani düşünebiliyor musunuz? Bana bir gün tiyatroyla ilgilenen bir abim demişti ki ya siz bu çocuk oyunun köylere götürüyorsunuz, bizim para kazanmamızı engelliyorsunuz. Halbuki siz yılda 20 bin 30 bin para kazanırsınız. Bizim derdimiz para kazanmak değil, böyle bir derdimiz hiç olmadı bugüne kadar, olmayacak da. Biz inadına ama inadına tiyatro yapacağız. İnadına o köylere gideceğiz, inadına o tiyatro izlemeyen çocuklara ulaşacağız.

Ki Cihangir de bilir birçok köyün, badana boyasıyla ilgilendik. Gittiğimiz köy okullarına kitaplar götürdük.



ZEYTİN EKMEKLE SANAT

Cihangir Amca: Yani biz para almadığımız gibi, gittiğimiz okullarda müdürlerin talepleri oluyor bizden, işte ikişer lira toplayın biz şurayı tamir ederiz falan diye. Biz de diyoruz ki onlara kesinlikle çocuklara hiçbir şey yansımayacak ve yansımaması için de onların böyle bir bahaneleri olmaması için yemek dahi istemiyoruz işte buradan zeytin, peynir, ekmek alıyoruz, çoktur öyle ekmeği kırıp zeytin yediğimiz. Ki onların bir bahanesi olmasın. Çocuklardan bir lira dahi para almasınlar diye.

Soru: Şu olabilir mi yani. Ereğli’de siz bu kadar çok amaçlı hem sanat yapıyorsunuz büyük özveriyle belki çok kurum belki sizden haberi yok. Belki size yardım etmek isteyenler de çıkar. Belki destek olmak isteyenler de çıkar. Yani sizin görüşmemeniz, gitmemenizden kaynaklanıyor mu acaba?



VAPURDA SANAT

Cihangir Amca: Zaman zaman gidiyoruz ama az önce Naile Abla söyledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi bizi fark ettiyse, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Denizli Büyükşehir Belediyesi, İzmir Menemen, İstanbul. Az önce bahsettik uçak gönderip birkaç arkadaşı alıp buradan misafir ettiler. Şimdi bunlar bizi fark ettiyse biz başka ne yapabiliriz. Bozcaada’da ayağımız kırıldı.

Yani düşünün işte Bozcaada Festivaline ekibimiz çağırılıyor, vapurda dahi oyun oynadık orada. Belki de ilkti yani. Vapur karşıya geçerken orada biz oyun oynadık. Yunanlılar bizim oyunumuzu izlediler. Bütün Yunanlı turistler vardı hepsi ayakta alkışladı. Bizi besleyen şeyler bunlar aslında. Yani bizim derdimiz insan ama biz bunları yaparken keşke daha sağlıklı bir ortamda çalışsak, yani şurayı görebilirsiniz elektrik ocaklarını birbirlerine bağlıyoruz öyle ısınıyoruz. Yani yok, yer yok, imkanımız yok, acaba olsaydı neler olurdu? Şimdi gidip istemekten bahsettik ya bizi Ankara, Samsun, Denizli, Menemen’deki bunlar fark etmiş çağırıyorlar da biz nasıl ifade edebiliriz ki başka kendimizi ne yapmamız gerekiyor? Yani en son aldığımız ödül burada yani.



ENGELLİLER ÜZERİNDEN SOYGUN VAR

Naile Bingöl: Ayrıca yarın Zonguldak Maden İşçileri Sendikasında oyunumuz var, Azizname oyunumuz orada turnede ve bu arada bize çok talep geliyor ama biz o taleplerin bir çoğunu ulaşamıyoruz. Elimizde çok da güzel projeler var. Bakın geçen dönemde oldu engelli arkadaşlarımızla ilgili yani engelliler üzerinden hakikaten ciddi bir vurgun var ciddi bir soygun var, ciddi bir hırsızlık var. Çünkü o insanların duygularıyla oynuyorlar. Ki geçen seneki engelliler haftasında belediye başkanımız o zaman götürdüğümüz projeyi kabul etti. Ankara’dan gelen engelli arkadaşların oynadığı oyunu belediye başkanı bile aslında oraya gelirken düşünebilir acaba nasıl bir şey, gördüğünde o bile çok şaşırdı. Ama buna rağmen mesela her sene biz engelliler gününde ya da engelli arkadaşlarımızla ilgili bir çalışma yapamıyoruz. Ve bu insanlar duygu sömürüsü olsun diye yapmıyorlar, bakın böyle bir şey yok. O çocuklar Ankara’da, İstanbul’da başka yerde çay satıyorlar. Boncuk yapıyorlar satıyorlar, kendi geçimlerini sağlıyorlar ama aynı zamanda tiyatro yapıyorlar. Ama bizim burada böyle bir şansımız maalesef yok. Yani bir kostüm bile biz olabildiğince daha az kostümle iş görüyoruz, yani ekonomik davranmaya çalışıyoruz. Ha bu oyunumuzu olumsuz mu etkiliyor, hayır olumsuz etkilemiyor çünkü yani bizim içimizdeki o duygu başka. O sevda büyük. Söyleyecek sözümüz var arkadaşım ya. Söyleyecek sözümüz var bu sözü de en iyi nerede söyleriz kırmadan, üzmeden, aşağılamadan, ötekileştirmeden nerede söyleyebiliriz, sahnede söyleyebiliriz.



BİZ BU İŞİN KEZBANIYIZ

Cihangir Amca: Bizim için şunu söylüyoruz gittiğimiz yerlerde tiyatro yapmak için iki şeye ihtiyaç var. Biri oyuncu biri seyirci. Çok fazla bir şeye ihtiyaç yok aslında ama bunlar var fakat elinizden tutulup, kılavuzluk yapılması, bizim önümüzün açılması gerekiyor. Yani daha çok insana ulaşırsak biz daha çok kazançlı hissederiz kendimizi. Herkes özveriyle çalışıyor yarın ki Zonguldak’taki oyun için Tarık işte öğrenci İzmit’ten geldi tekrar dönecek yani. Bu oyun için geldi yarın oyununu oynayacak sonra dönecek tekrar. Daha ne yapılabilir ki amatör ruh diyoruz ya biz işte bu işin Kezbanıyız diyoruz ya bazen öyle bir şey.



TİYATRO İÇİN ZAMAN HIRSIZLIĞI

Naile Bingöl: Mesela Ata öğrenci arkadaşımız 12 yaşında şuanda bizim teknik ekibin başında biz onu hazırlıyoruz. Yani o çocuk okulundan dersinden ayırdığı zaman çalıyor yani bizim için zaman çalıyor. Tiyatro için zaman çalıyor. Güzel bir hırsızlık yapıyor tabiki o ayrı bir şey. Ozan öğrenci, Çağlar arkadaşımız, yeni arkadaşımız İsmail ona keza. Yani buradaki insanlar gerçekten hem gönüllerinden hem bütçelerinden ödün veriyorlar o yüzden hepsine teşekkür ediyorum. Bu iş zaten ekip işi.

Cihangir Amca: Sana da çok teşekkür ederiz Eyüp abi. Bunu ister eklersin ister eklemezsin ama insanların bilmesini istiyorum ben. Gittiğimiz her yerde sadece tiyatro değil de çevre ile ilgili bir etkinlik oluyor, bir karşı duruş oluyor oradasın, bizim hep böyle yanımızdasın. Ne zaman bir faaliyetimiz oldu etkinliğimiz oldu oradasınız. Bu da bir şey biliyor musun abi, insanın kendini değerli hissetmesi. Farkındalık yaratmak güzel bir şey. Bunun için de teşekkür ederiz.


Haber:
Eyüp Bektaş


Cihangir Amca'nın gazetemiz merkezini ziyaret ettiği haberi BURADAN okuyabilirsiniz...

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.