Sponsorlu Bağlantılar

HAYATIMIZ TRAFİK

Tarih: 2015-11-18 11:33:33

Sergi Odası Yöneticisi İbrahim Akyürek, trafik konusundaki görüşlerini ortaya koydu.

Zonguldak Sergi Odası'nın yöneticisi İbrahim Akyürek "Hayatımız Trafik" isimli kitabında, "Trafik Canavarı Neyi Gizler?" sorusuna yanıt aradı.

Trafikte artan ölüm sayıları ve kazaları konu alan araştırma yapıtların azlığına dikkat çekme amaçlı olarak kaleme aldığı kitap bir çok kurum ve kuruluşa gönderildi.

Gazetemiz haber merkezine gönderilen İbrahim Akyürek  "Hayatımız Trafik" konulu kitabın bir bölümünde  görüşlerini şöyle ifade anlattı:

"TRAFİK CANAVARI", "DİKKATSİZ VATANDAŞ"LA BESLENİYOR!

Televizyon kanalları bu aralar durup dururken mobese kameralarından görüntüler veriyor.  Trafikte araçlar çarpışıyor, yayalar araçların arasında kedi köpek gibi kaçışıyor.

Bu görüntülere eşlik eden cümlelerin olağan, suçlayıcı sözcüğü şu: "dikkatsizlik". Spiker özgüven içinde ezbere konuşuyor: "dikkatsiz vatandaşlar" , "dikkatsiz sürücüler", "dikkatsiz yayalar"...

Televizyonu izlerken çevremizden mırıldanmalar geliyor. Yorumlar havada uçuşuyor. "Dikkatsizin" hataları kafasına kafasına vuruluyor, suçu pekiştiriliyor.

Kamu yöneticilerinin sorumluluğundaki bu mobese görüntüleri kanallara nasıl verilir? Özel işyerlerine ait görüntülere el konulabilir mi, tüm bu görüntülerde hak talebimiz var mı, bilmiyoruz.

Benim bildiğim biri bizi ahmak yerine koyuyor.

Hem "güvenlik" adına beni izleyeceksin, bana sormadan benim görüntümü yayacaksın, hem de sıkılmadan, dikkatsizlikle peşin peşin suçlayacaksın.

Bizi izleyen koca gözün baş memuru... ya suç sende ise ve ihmalin varsa. Ya şehir içi ve dışı ulaşım politikalarını otomobil, petrol, lastik şirketlerinin çıkarlarına göre ayarlayan politikacıların onaylayıcısı olmuşsan; ya deniz ve demiryolu taşımacılığını destekliyormuş gibi yapıp  yayayı müşteriye çevirmeyi planlayan yöneticilerin işini kolaylaştırıyorsan...

Hem benim seni izleyecek kameram, ulaşım politikalarını eleştirecek medyam yok ki.

İnsan, izlediği acı veren durumların hep başkasının başına geleceği sanısına kapılırmış. O durumda olmadığımız için rahat bile hissedermişiz kendimizi. Bu nedenle; yaya, sürücü olarak bizler, özellikle televizyon izleyicisi olarak hemen birbirimizi suçlamayalım. Tam da burası çok önemli. Bugün suçlayan durumunda olan sen, yarın suçlanan durumuyla seni suçlayanı suçsuzmuş gibi algılamak işine gelebilir. İşine gelmekle kalmaz, kendini güvenceye almak için senin gibi ezilip suçlananları bir de sen suçlayabilirsin.

Çevreme bakıyorum, kendini suçlama inanın, dikkat edin o kadar yaygın ki. Adam kendince bol miktarda çağdaş, laik, aydınlanmacı, diyalektrik düşündüğünün durumunda kaçışan insanlara gelince suçlamalar başlıyor:

"Biz de çok dikkatsiziz. O da şöyle yapmasaydı da böyle yapsaydı."

Ölen, yaralanan insan sayısına; çekilen acıya oranladığınız zaman trafik konusunda eleştiri içeren belgesel, sanatsal ya da bilimsel yapıtların neden hiç derecesinde olduğunun en önemli nedeni ulaşım politikasını kafada politikasızlaştırmak, öteki nedeni bir yanıyla psikolojik, yani 'suçlu, hatalı' olduğumuzu en baştan kabullenmek. Bu kabulleniş, geçmişi internet dünyamızdan daha eski sanal bir suç ikonunu bile yarattı: "Trafik Canavarı."

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.