Sponsorlu Bağlantılar

‘HEM BİR PARTİ DEVLETİ, HEM POLİS DEVLETİ’

Tarih: 2015-01-09 10:11:00

Demokrat Parti (DP) Kdz Ereğli İlçe başkanı Metin Demir Demokrat Parti'nin 69. kuruluş yıldönümünde yaptığı yazılı açıklamada; “Devletin her kademesinde tek bir zihniyetin hakim olduğu, bırakınız devleti, sosyal hayat içinde aynı zihniyette olmayanların c

Demokrat Parti (DP) Kdz Ereğli İlçe başkanı Metin Demir Demokrat Parti'nin 69. kuruluş yıldönümünde yaptığı yazılı açıklamada; “Devletin her kademesinde tek bir zihniyetin hakim olduğu, bırakınız devleti, sosyal hayat içinde aynı zihniyette olmayanların cezalandırıldığı, karşıt olanların, iktidara darbe yapmak noktasında “makul” bir şüpheye neden olduğu bir siyasi ortam, bugünü daha anlamlı kılmaktadır” sözleriyle AKP iktidarını eleştirdi.

Metin Demir’in e-posta aracılığı ile gönderdiği açıklaması şöyle:

 

‘DP’DE SİYASİ AKİT’

“69 yıl önce bugün, Türkiye’de “tek”in egemenliğine, parti devletine ve zihniyet tekeline karşı Türk siyasi tarihinin en önemli adımı atıldı. Tek bir anlayışın ve bir kişinin egemen olduğu devlet yapısının yerine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş amacına uygun olarak, “Milletin egemenliği”ni tesis etmek kararlılığı ve inancı ile yola çıkan Celal Bayar ve arkadaşları, inançlarını Demokrat Parti adı ile siyasal bir akit haline getirdiler.

Bu akit, milletle, millete sözü teslim etmek üzere yapılmıştı. Birinin ya da birilerinin millete “şef”lik etmesine karşı çıkan, millete ancak milletin egemen olması gerektiği inancı ile yola çıkan Demokrat Parti, kuruluşundan sadece 4 yıl sonra, Türk Siyasi Tarihi’nin ilk serbest seçimlerine, 1924 ve 1930’da iki defa denenen ancak başarılı olunamayan çok partili sistemle girilmesini sağlamıştı.

 

‘MEDENİYET GEMİSİ’

7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat Parti, kuruluşu ile Türkiye’ye “yeni bir rota” çizmek noktasında en ciddi iradeyi ortaya koymuştu.

Türk insanını, muasır medeniyet hedefine ulaştıracak bir aklın temsilcisi olarak Demokrat kadrolar, Türkiye’yi, etnik, dini ve kültürel her türlü çeşitliliği ile bir bütün kabul etmiş, adeta, İlahi dinlerin kutsal kitaplarında ve tabi ki kelam-ı kadimimiz Kuran-ı Kerim’de de anlatılan Hz. Nuh’un Gemisi meselinde olduğu gibi, Türkiye’yi “medeniyet gemisi” addetmişlerdi. Demokrat Parti’nin kuruluşuna kadar, ülkeyi 27 sene yöneten anlayışın, özellikle dünyanın içinde bulunduğu iklimde, çağın gereklilikleri çerçevesinde bu geminin dümeninde olmasını, millet adına risk olarak gören Demokrat kadrolar, pusulası demokrasi ve adalet olan “rota”ları ile geminin dümenine, o güne dek görülmemiş bir “millet iradesi” neticesinde geçmişlerdi. 14 Mayıs 1950 seçimleri, elbette yine Demokrat aklın çabası ile yasalaşan gizli oy açık tasnif ve yargı denetimi neticesinde, milletin iradesinin şeffaf bir şekilde sandıkta tecelli etmesini sağlamıştı.

 

’27 MAYIS DARBESİNE KADAR’

Bugün 69. Yıldönümünü olarak andığımız Demokrat Parti’nin kuruluş tarihi, gerçekten kutlanası birçok yeniliği ve millet adına ilkleri tesis etmiştir. Kuruluşundan itibaren “demokrasi esaslarına en uygun devlet şekli”nin Cumhuriyet olduğuna inanan Demokrat Parti, cumhuriyetin teminatı haline gelmiştir. Milletin muasırlık hedefine uygun olarak “milli menfaate ve insanlık haysiyetine en uygun presip”i demokrasi olarak gören Demokrat kadrolar, 7 Ocak 1946’da Türkiye’nin en mühim sorununun, cumhuriyetin kuruluş esası olan ancak işlemeyen demokrasi olduğu bilinci ile yola çıkmıştır. 14 Mayıs 1950 Seçimleri’nden 27 Mayıs Darbesi’ne kadar, Türkiye için belirledikleri Rota’da emin adımlarla ilerleyen Demokratlar, bugün inançları ve kararlılıkları ile birilerine rahatsızlık verdikleri gibi o gün de millet adına adalet ve refah vadeden, demokrasiyi kendi siyasi ve ticari rantları karşısında risk görenler tarafından tehlike olarak algılanmıştır. Şahsi kaygılarını milletin önünde gören zihinlerin saldırısına 1946’dan beri, her ara rejimde, her darbede en ciddi şekilde maruz kalan, tanık olan, hatta demokrasi karşıtlarının tezgahladığı kurmaca mahkemelerde sanık olan, millet için “kurban olan” demokratlar, makamlarını, sıfatlarını, canlarını inançları yolunda kaybetmeye rıza göstermişler ancak demokrasiye duydukları inanç ve gururlarını her daim muhafaza etmişlerdir.

 

‘HARAMZADE HAYATLARI VE İSRAFLARI’

Millet için hayalini kurdukları, tesisi için hayatlarından oldukları demokrasi, darbelere, tertiplere, idamlara dayanmış ve bugün bizlere miras kalmıştır. Bu miras, işine geldiğinde murislerin adını anan, işine geldiğinde ise o murisleri tanımayarak kendi kuruluşunu demokrasi için milat sayan sözde demokratların, 1946’da “tek” ve “tekin iktidarı”na karşı milletin iktidarını savunan Demokratlardan uzak olarak “ben” diyenlerin, adaleti inanç haline getirenlere karşı yalnız ismi adalet olan adaletsizlerin, boynuna geçen ilmeğin parasını ödeyenlere karşı “haramzade” hayatları ve israfları ile milletin boynuna yağlı ilmek geçirenlerin, “Yeter! Söz milletindir” diyenlere karşı milletin sesini kesenlerin saldırısı ile karşı karşıyadır. 1946’da, millet adına hayallerle yola çıkan Demokratların mirasını, demokrasiye inanarak sahiplenen, adalet diyerek savunan bizler, maalesef bugün geçmişte olduğundan çok daha ciddi sorunlara tanık olmaktayız. Her geçen gün artan şekilde sertleşen baskısı ile bugün, bu demokrasi mirasını gasp etmek isteyen, siyasi rant uğruna demokrasi diyen iktidarın uygulamaları, 1946’da Demokrat Parti’nin “yeter” demesine neden olan ortamı aratır bir hal ortaya çıkarmıştır. Parti Devleti’ne karşı Millet Devleti diyerek ortaya çıkan demokratların bugün karşı karşıya olduğu, hem bir parti devleti hem de bir polis devletidir.

 

‘TÜRKİYE DEMOKRASİYE İHTİYAÇ DUYMAKTA’

Devletin her kademesinde tek bir zihniyetin hakim olduğu, bırakınız devleti, sosyal hayat içinde aynı zihniyette olmayanların cezalandırıldığı, karşıt olanların, iktidara darbe yapmak noktasında “makul” bir şüpheye neden olduğu bir siyasi ortam, bugünü daha anlamlı kılmaktadır. 1946’da Demokrat Parti’nin kuruluşundan önceki dönemde, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinde ülkenin doğu vilayetlerinde dışarıdan ortaya çıkan tehdit bugün iktidarın gayreti ile bizzat içeriden yürümektedir. O günün şartlarında üretmeyen çiftçi bugün de aynı haldedir. Türkiye’de iktidar yemekte, millet, iktidarı, iktidarın tayin ettiği “özgür basın” ile izlemektedir. Vel hasılı Türkiye, 1946’da ihtiyaç duyduğundan daha ciddi şekilde demokrasiye ihtiyaç duymakta, demokrasiyi uygulayacak kadroları aramaktadır. İşte bu noktada bugün, 69 yıl sonra Demokrat Parti, her türlü karşıt tertibe rağmen, içeriden ve dışarıdan yapılan her türlü saldırıya rağmen yeniden millete sözü teslim etmek, demokrasiyi yeniden millete hizmetkâr etmek için var olduğunu duyurmaktadır.

Tüm bu duygu ve düşüncelerle partimizin kuruluşunu bir kez daha kutluyor, “Millet” diyerek hayata veda etmiş Demokrasi Şehitlerimizi saygı ve rahmetle yad ediyorum.”

 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.