Sponsorlu Bağlantılar

... BİR MİLAT OLSUN!

Tarih: 2015-02-18 11:49:40

Özgecan’ın çığlığına kadar neler yaşadık bu ülkede… Adamın biri çıktı, utanmadan arlanmadan Karadenizli’lere “Kadın-erkek elele tutuşup horon oynamayın” dedi… Bir başka sapık düşünce çıktı; “6 yaşındaki çocukla evlenebilirsiniz” açıklaması yaptı…

Özgecan’ın çığlığına kadar neler yaşadık bu ülkede…

Adamın biri çıktı, utanmadan arlanmadan Karadenizli’lere “Kadın-erkek elele tutuşup horon oynamayın” dedi…

Bir başka sapık düşünce çıktı; “6 yaşındaki çocukla evlenebilirsiniz” açıklaması yaptı…

Sapkınlık, sapıklık bu ya sınır tanımıyor. Diğeri ondan aşağı kalır mı? Hemen açıklama yapıyor: “Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder…” Pes doğrusu…

Pes ki, ne pes… Hadi cahil neyse de, ya bilim adamı olmuş, profesörlüğe kadar yükselenlere ne demeli…

Siyasileri hiç saymıyorum, çünkü onları, onların konuşmalarını siz zaten her gün televizyonlarda, gazetelerde izliyorsunuz…

Ve gelinen nokta… Geçen hafta sonunda Tarsus’da psikoloji eğitimi gören ve okuldan çıkıp minibüsle Mersin’e evine dönen 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın hunharca katledilmesi… Ve Münevver Karabulutolayındaki gibi bir kızı acımasızca katleden oğluna yardım eden baba müsveddesi… Ve de. “Ellerini kes, kanıt kalmasın” diyen aynı ahlaksız zihniyete sahip arkadaş…

Türkiye yasa büründü… Sapık ve çarpık  zihniyetlerin dışındaki tüm insanlar, bu, öldürdüğü kızla aynı yaşlarda  eşi ve dört yaşında bir oğlu olan 26 yaşındaki katil Suphi Altındöken, ona yardım eden babası  Necmettin Altındöken ve arkadaşı Fatih Gökçe’nin Özgecan’ı bıçaklayıp, levyeyle başına vurup öldürdükten sonra kanıtlar yok olsun diye ellerini kesip yakmalarının İSYANını yaşıyor…

2014’te 297, 2015’in 40 gününde 44

Her gün 3-5 kadının öldürüldüğü bu ülkede velhasıl kadın olmak zor… Özgecan vahşetine benzer bir erkek vahşeti,  çok değil, 20 gün önce yine yaşanmıştı… İzmit-Kandıra karayolundaki Çayırköye mevkiinde  22 Ocak günü 21 yaşındaki Nuran Dutlu‘nın cesedi bulunmuştu. Dutlu’nun da öldürüldükten sonra ellerinin baltayla bilekten kesildiği tespit edilmişti…

 

Umut Vakfı’nın basında çıkan haberlerden hazırladığı rapora göre, 2014 yılında bıçak, tabanca, tüfek gibi silahlarla 299 kadın cinayeti işlendi (boğma, asma vs. hariç). 40 koca karısını öldürdükten sonra intihar ederken 297 kadın ve yakını (4’de korumakla görevli polis ve asker olmak üzere) bu silahlı kadın cinayetlerinde öldü, 136’sı da yaralandı…

2015 yılında ise Özgecan’ın öldürüldüğü güne kadar 40 silahlı kadın cinayeti yaşandı. 5 koca katliamdan sonra intihar etti. 44 kadın ve yakını öldürüldü, 10 kadın da yaralandı… Özgecan cinayeti, 14 Ocak ve 18 Ocak tarihlerinde yaşanan iki kadın cinayetinden sonra bu yıl Mersin’de yaşanan üçüncü kadın cinayeti oldu…

Ki bu rakamlara boğarak, elektrik vererek vs. öldürmeler ile doğuda kadın intiharlarını da eklerseniz (ki son yıllarda doğuda kadın cinayetleri azaldı, kadınların, genç kızların, çocuk annelerin artık intihar ettiği öne sürülüyor) rakamların korkunç boyuta vardığı bir gerçek. Gerçekten memleketimde dünyaya kız gelmek, genç kız olmak, kadın olmak zor…

Özgecan olayından sonra “Ben hep teğet geçmişim” diyen ünlü sanatçı Beren Saat’in açıklamaları tüm kadınların her gün, her an, her yerde yaşadığı tacizlerin, ahlaksızlıkların topluma yansıyan aynasıydı…

Ve erkekler bile (bazı sapık zihniyetliler hariç) erkekliklerinden utandılar…

Bu konularda her zaman duyarlı açıklamalar yapan Tarkan, sosyal medyada yayınladığı açıklamasıyla tüm Türkiye’nin sesi oldu. “Özgecan Aslan için yastayım. Bu ülkede kadına yönelik şiddet ve cinayetlere tanık oldukça içim yanıyor ve erkekliğimden utanıyorum” açıklamasını yapan Tarkan, hükümete şöyle seslendi:

“Kadına şiddet, Türkiye’nin en büyük ayıbı ve utancıdır ve Türkiye bu lekeden ancak Hukuk’la kurtulur… Buradan hükümete ve yetkililere sesleniyorum… Kadınlarımızın şiddet görmesine, öldürülmesine daha fazla göz yummayın. Ciddi cezalarla, yasalarla bunun önüne geçin artık… Ne bekliyorsunuz? Daha fazla kadının öldürülmesini mi?”

Bu iğrenç olay karşısında tek yürek olan Türkiye’de yüz binler sokağa döküldü, sosyal medyadan tepkilerini dile getirdi. Özcan Deniz’in sosyal medyada yazdıkları ise Türkiye’nin bugün geldiği noktayı, pek çok kadın cinayetinin arkasındaki gerçeği gözler önüne serdi:

“Gazete okumayan, kitap okumayan, sinema ve tiyatroya gitmeyen, ekonomik kriz yasadığını söyleyip kazancını alkol, sigara, bar, pavyon gibi yerlere harcayan, iş beğenmeyen, kötü giyinen, kötü konuşan, bakımsız, işinde beceriksiz, zeki değil, ama kurnaz olan, dünya görüşü, genel kültürü bulunmayan, gelişmeye ve öğrenmeye kapalı, yasadığı dini bili okuyarak değil oradan buradan dinleyerek yasayan, eli s*k*n’de,ağzı küfürde, kadın gördüğünde gözü dönen, hiç yoksa erkek arkadaşının k*çına hesapta saka yollu espri yapan, durusu bozuk, dümenden saygılı, her yeri zarar ziyan adamlarla dolu bu ülke. Bir şey yapmalarına gerek yok. Varlıkları şiddet…”

Cumhurbaşkanı’nın “Dans etme, biliyorsan Fatiha oku” sözleri dışında, kızları Sümeyye ile Esra’nın, aileden sorumlu bakanın Özgecan’ın ailesini ziyaret ederek destek olması, Başbakan’ın “Kadına uzanan eller kırılsın” diyerek tavır takınması, bakanların duyarlı ve olumlu açıklamaları tüm Türkiye’yi memnun etti…

 

Dönüm noktası olsun

Özgecan olayı bir dönük noktası olmalı artık… Çünkü kadına şiddete toplum olarak karşı çıkmanın zamanı geldi de geçiyor… Öncelikle bilim adamlığı mertebesine kadar yükselmiş insanların zır zop açıklamalar yapmaları  önlenmeli. Bilim adamı ya da devlet adamı topluma örnek olacak adamdır. Aksi halde o mevkileri işgal etmemeleri gerekir…

Devlet nedir? Niçin vardır?

Toplum için, halk, yurttaş için elbette ki… Yurttaşının huzurlu, güvenli, insanca haklarından yararlanarak yaşaması için…

E o zaman, devletin devletliğini göstermesinin zamanı geldi de geçiyor… İlk kez bu ülkede uzun süredir bir başbakan (daha öncede eşi açıklamalar yapmıştı) kadına şiddete karşı çıkıyor ve çıkmaya da devam etmelidir. Tüm devlet katmanlarına bunu aşılamalıdır da. Ve kadına “kuluçka makinesi” olarak yaklaşan erkek zihniyetinin yok olmasını sağlamalı… “Kadın kıyımlarına ortak olunmak istenmiyorsa” Sayın Başbakan Davutoğlu’nun “Kadına uzanan eller kırılsın” söyleminin arkasında durmasını bekliyoruz…

Bunun için hemen Milli Eğitim Bakanı’na emir verebilir. Kadına şiddet ve kadın-erkek eşitliği konularının ders kitaplarında girmesini, okullarda küçük yaşlardan itibaren yarının ailelerini kuracak olan öğrencilere bu konuda eğitim verilmesini sağlamalı… Acilen “Kadına şiddete dur” diyecek politikalar oluşturulmasını ve uygulanmasını  sağlamalı… Askeri kışlalarda, askerler  eğitilmeli… Çünkü eğitimden, yargıya her şey bakanlarına, kendisine bağlı…

Tabi en büyük yükümlülük yine ailelere düşüyor. “Armut dibine düşer “, diye bir atasözümüz var. Anneler ve babalar çocuklarının önündeki en önemli örneklerdir… Şiddetin en büyük mağduru kadınlar, erkek çocuklarınıza saygıyı öğretin, lütfen kadına saygılı yetiştirin onları…

Unutmayın kız ya da erkek pek çok çocuğumuzun kaçırılması, tecavüz edilmesi ve de hunharca öldürülmesi olayını sık sık yaşadık son zamanlarda ülkemizde… Bu olaylar herkesin çocuğunun başına gelebilir. Gelmemesi için kendi kızını, karısını koruyan, bunun adına da namus diyen, sonra da başkasının kadınına, kızına yan gözle bakan iğrenç erkek zihniyeti değişmeli artık… Bu tür zihniyete sahip  insanlar bilim adamlığı, sanatçılık  mertebelerine yükselmişse onlar oralardan atılmalı, dışlanmalı… Topluma kötü örnek olanlara fazladan değer verilmemeli…

Mersin’de tecavüze izin vermediği için bıçak ve levye darbeleriyle katledilen, elleri kesilip, yakılan Özgecan için yüz binler sokağa indi ve inmeye devam ediyor.

Bu isyan yükseltilsin ki, Özgecan olayı da Konya’da 2011’de tecavüz edildikten sonra kemerle boğulup, üzerine benzin dökülerek öldürülen Fatma Yazan olayı gibi unutulmasın…  37 yaşındaki kadına tecavüz edip öldüren sapıklar ile üvey babasının, kadının 14 yaşındaki kızına da tecavüz ettikleri ortaya çıkmıştı. Keza pek çok kentte kamuda çalışan personelin de aralarında bulunduğu 20-30 kişilik grupların çocuklara tecavüz ettikleri mahkemelere yansımıştı.

Evet gerçekten bir milat olsun ve kadın cinayetlerine, kadına şiddete “dur” denilsin.  Bir gecede yasalar çıkaran Meclis, kadına şiddetle ilgili komisyonda günü güne satarak insanları dinleyeceğine artık harekete geçsin de, bu konuda olumlu bir şeyler yapsın, kadına, çocuğa şiddet, tecavüz, cinayetler durdurulsun…

Özgecan’ların solmadığı iyi haftalar dileğiyle

Umut Vakfı

 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Gönder

DİKKAT!

x

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.