Yönetenler, temsil ettikleri şehirler ve kentleri tanıtım konusunda çok çaba harcayıp emek verirler. Bol  bol para da harcanarak gerçekleştirilen bu tanıtımlar, farklı bir sunuma dayalı olur. Genel olarak o bölgenin tarihi, coğrafi, kültür ve sanatının öne çıkarıldığı bu tanıtımlar için uzun yıllar da gerekir.

Giderek anlatmak kadar, davetler düzenleyerek gelenlerin gözlerini kamaştıracak etkinlikler ile tanıtım kervanına güç üstüne güç katılmak için ne beyin fırtınaları yaşanır.

Gerçekten müthiş  bir ekip çalışması gerektirir.

Öyle ki, günümüzün teknolojik tüm olanakları da seferber edilse de hiç kolay değildir bu iş.

Doğru mudur bu süreç?

Elbette!

Tanıtım konusunda var olan  örnekleri bir kenara bırakmadan, yeni ve farklı yol ve yöntemleri keşfetmeye kalksak, bizde de güzel işler yapanlar oluyor.

İşte sizlere capcanlı bir örnek !

Ovacık!

Ovacık üç bin nüfuslu bir ilçe ama, bir anda değil Türkiye  dünyanın tanıdığı bir şehir oldu.

Yerel yönetimin üretime dayalı bir hizmet ile yola çıktı çünkü.

Yöneten veya yönetenler öncelikle  “Terzi Fikri” anlayışının iki temel ilkesi olan  katılımcılık ve saydamlık  ile kolları sıvayıp işe başladı ve kısa zamanda toplumu arkasına aldı.

Sonra dedi ki; üretim! Biz üreterek kazanacağız.

Bölgenin coğrafi ve ekonomik koşulları çerçevesinde “tarım” dedi. Önce çiftçinin ektiği 3-5 ürün sayısını çeşitlendirip 12-13’e çıkardı. Bir üretirken, bin üretti.

Köylünün arazisinin yetmediği yerde, hazine arazilerinde ekimler başlatıldı.

Ekip biçtikleri ürünler bir anda yok satmaya başladı.

Yurdun dört bir yanında, özellikle de sosyal dayanışma adına Ovacık ürünleri satın alınmaya başlayınca, baktı ki çiftçi para geliyor, ekmediği tarlaları da ekti.

Ovacık’a bereket geldi.

Belediyenin öncülüğünde kurulan dağıtım şirketi  pazarlamada her yolu denedi. İnternet aracılığı ile gurbetteki hemşerileri başta olmak üzere her kesime ürün yetiştirmek için olağanüstü çaba gösterirken istihdama da katkı verdi.

Elde edilen gelirler, o bölgenin kültür ve sanatına harcanmaya ve de üniversite öğrencilerinin eğitimine aktarıldıkça, moraller yükseldi.

İlçede konuşulan tek konu, tarım ve üretim olunca, her mevsimde ayrı bir türün üretimi nasıl olurun yolları arandı.

Medya ilgisiz kalmadı bu farklı yerel yöneticilik örneğine.

Haberleri röportajlar izledi.

Türkiye’nin ardından dünyanın ilgisini  de çektikçe çekti!  Bu gelişme doğal olarak başarı  çıtasını  sürekli yükseltti.

Ve marka şehir oldu Ovacık!

Türkiye (belki de ilk kez) üretime dayalı bir yerel yönetim anlayışı ile tanıştı.

Yukarıda da bahsettiğim bu anlayış 12 Eylül zindanlarında ölen  Ordu Fatsa’nın  eski Belediye Başkanı Terzi Fikri’nin  başlattığı gücünü halktan alma, hesap verme ve “senin görüşün nedir?” diye sorma hareketin devamıdır.

O anlayış:

1-Katılımcılık

2-Saydamlıktır.

Uzun yıllar sonra Ovacık’ta gerçekleştirilen bu belediyecilik anlayışı herkes tarafından örnek alınmalıdır.

Tüketen değil üreten yönetim.

Kaynaklarını yerel  kültür ve sanatına yönlendiren yönetim.

Toplumsal dayanışmayı öne çıkarıp  kucaklayan yönetim.

Ötekileştirme diye bir iticiliği kapısından içeri sokmayan bir yönetim!

İşte Ovacık bunu yaptı, diğerleri niye yapmasın/yapamasın?

Var mı bir engel?

Atalarımızın sözüyle

“Biz kimin kızından aşağıyız?”

Not: Elvanpazarcık bu şansı Engin Zaman’ın adaylığı ile yakalamıştı ama 31 Mart’ta sandıkta “güzel ve güneşli günlere evet” diyemedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Türkolog Necati Yalçın 1 ay önce

Sayın Bektaş yazılarınızı beğenerek okuyoruz.Değerli üstad batı karadeniz yörelerinde görülen şu köçek oyununa bir el atsak.köçek oyunu kültürümüzde yok.bazı yörelerdeki türkler'e köçek oyunu orta asya'dan anadolu'ya geldiklerinde yunanlardan ve farslardan geçmiştir.temelinde eşcinsellik vardır ve kültürümüzle bir alakası yoktur.malesef türkiyedeki en kötü yöresel oyun kültürümüzle alakası olmayan köçek oyunudur.egenin zeybekleri-anadolu'nun seymenleri-doğu karadeniz'in horonları-doğu'nun halayları vardır yanında malesef bizde erkeğin etek giydiği kültürümüzle alakası olmayan köçek oyunu vardır.ve bu yurtdışında köçek oyunu üzerinden türkler malesef dalga konusu olmaktadır.kastamonu valiside geçmişte ''köçek oyunu kültürümüzde yok demişti.''köçek oyunu yerine bolu'daki gibi seymen kültürü getirilsin ereğlimize ve bölgemize.bunun için valilik ve belediye gerekli çalışmaları başlatmalı.milli geleneğimiz olan seymen geleneğini ereğli'de yaşatmalı.yazılarınızla desteklerinizi bekliyoruz.

banner185