Bir süredir ülkede bir şeyler iyi gitmiyor.” İyi gittiği dönemler var mıydı?”diye sormayın. Beni aşar. Toplum bilimcilerin, siyaset bilimcilerin, iktisat bilimcilerin yanıtlaması gereken bir soru bu. Sokakta gördüklerim, yaşadıklarım ilgilendiriyor beni. Her meslek dalında giderek artan işsizlik, açlık boyutuna ulaşan yoksulluk, geleceğine kuşkuyla bakan bunalımda bir gençlik, borsa, dolar iniş çıkışlarını kovalamaktan ruhsal dengeleri bozulmuş bir orta sınıf… Bunlara “Zor bir dönemden geçiyoruz. Dayanın” sırıtmasıyla karşımıza çıkan politikacı vurdumduymazlığını da ekleyebilirsiniz. Daha pek çok şeyden söz etmek olası. Örneğin kendini ayrıcalıklı sayan bir varsıl grubun görgüsüzlük sınırlarını çoktan aşan yaşam biçimleri. Hortumlanan bankalar, devlet arazileri ve ormanları. Medyamızın her gün biraz daha azgınlaştırdığı tüketim tutkusu. Şimdilerde, bir büyüğümüzün “ Borç yiğidin kamçısıdır” özdeyişini yaşama geçirmiş, gidiyoruz. Bu başıbozukluktan medyanın da uzak kalması elbette düşünülemezdi. O medyamız ki nicedir ülke yönetiminde dördüncü el olmayı artık kendine yedirememiş, birincil erk olmanın hesapları içinde emin adımlarla ilerlemektedir.
Medya üzerine kotarılmış çok önemli bulduğum bir kitabı okuyorum şu sıralar. Kötümserliğim biraz da içerdiği gerçeklerden kaynaklanıyor. Kitabın adı: “Medya Zorbalığı” yazarı medya ve jeopolitik konularda yapıtları bulunan bir İspanyol bilim adamı. Göstergebilim ve kültür tarihi doktoralarına sahip Profesör IgnacıoRamonet. Bu yapıtını dilimize kazandıran ise daha önceki başarılı çevirileri ile tanıdığımız Aykut Derman. Kitap OM Yayınlarından çıkmış birkaç yıl önce. Böylesi önemli bir yapıta geç ulaştığım için kendimi kınadım. Sıcağı sıcağına da paylaşmak istedim.
Aslında bu çalışmada vurgulanan gerçekler, doğrular iletişimle uzak yakın ilgisi olan her kesimin şurasından burasından bildiği şeyler.Ne var ki yeni dünya düzenine ayak uyduran kimi ünlü iletişimci dostlar, bunları kılıf uydurmada, saptırmada eşsiz bir yetenekle donatılmışlar. Gözleri Amerikan pembe rüyasından başka bir şey görmez, görmek istemez. Umarım Noam Chomsky, IgnacıoRamonet gibi yazarların yapıtları dilimize sıklıkla aktarılır da genç iletişimci arkadaşların sorgulayıcı beyinlerine yeni ufuklar açar.
Kitaptan basın emekçileri ile ilgili bir bölümü paylaşmak isterim. “Günümüzde Gazeteci Olmak” başlığını taşıyan yazısında şöyle diyor IgnacıoRamonet:
 “Gazetecilerin geleceği hakkında sorular soruluyor. Gazeteciler saf dışı kalmakta. Sistem artık gazeteci istemiyor. Onlar olmadan da işleyebilir. Ya da diyelim ki sistem onlarla birlikte işliyor ama bunu, onlara sistem içinde daha önemsiz bir rol biçerek yapıyor, onları üretim bandında çalışan işçi yerine koyuyor, Modern Zamanlar filmindeki Şarlo gibi… Başka deyişle sistem onları bir haber ajansı düzeltmenine indirgiyor…”
Medyanın Zorbalığı’nda gizli sansürden kurmaca habere değin somut olaylardan örnekler de bulacaksınız. Kurmaca görüntülerle izleyicilerin nasıl kandırıldıklarını, halkların  nasıl koşullandırılıp, saptırılmış haberlerle nasıl yönlendirildiklerini, Romanya örneğinde, bir kez daha anımsayacaksınız. Ruanda Katliamlarının yansıtılma biçiminin, fotoğraf hilelerini, paparazzilerin ve magazincilerin yeni medyadaki ağırlıklarını okuyup belki şaşmayacak ama medyanın geleceği üzerine kafa yormaya başlayacaksınız.
IgnacıoRamonet kitabında, yeni iletişim özgürlüklerinin dünyaya getireceği özgürlük iddialarına değinirken de yalnız Kara Afrika’nın tümünde var olan telefon hatları sayısının, tek bir Tokyo kentindeki telefon hatlarından daha az olduğunu vurguluyor. Şöyle diyor:
“Altı milyarı bulan dünya nüfusu içinde kişisel bilgisayara sahip olanların sayısı, dünya üzerindeki tüm ailelerin yüzde 4’ü ile sınırlı. Böylece günümüzde insanlar arasında yeni ve daha ciddi bir eşitsizlik biçiminin yerleşme riski var: Dünyanın bilişim zengini insanlar ile bilişim yoksunu insanlar arasında paylaşılması söz konusu”
Okuyun Medyanın Zorbalığı’nı.Hemen tümünün ülkemizdeki medya sorunlarıyla örtüştüğünü göreceksiniz. Belki kendinizi yorgun duyumsayacak, gelecekte pek bir umut görememenin karamsarlığını yaşayacaksınız. Oysa birde şöyle düşünün, Gerçeğin ne olduğunu fark edemezsek, insanlığa yapılan kötülüklerle nasıl savaşabilirdik…
NOT: Bu yazı 2002 tarihinde yayımlanmıştır. Demek ki ülkede pek bir şey değişmemiş.
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner185