Bu haber kez okundu.

"TEMİZ BİR SAYFA AÇMAK İÇİN..."

 

CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, çok ve karanlık bir dönemden geçildiğine vurgu yaptı, kurtuluş formülünü açıkladı: "Laik cumhuriyetimizin kurucu değerlerine geri dönerek, ortak akıl ve uzlaşıyla demokrasinin güçlendirilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin gerçek anlamını bulması, parlamenter sistemimizin güçlendirilmesi ve devletin çökmüş olan liyakat sisteminin yeniden inşa edilmesidir"

 

CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, gönderdiği 8 sayfalık yazılı açıklamada, ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Önemli ifadelere de yer veren Turpcu'nun açıklama metni şu şekilde:

"Yıllardır devletin her kademesine kendi adamlarını sistemli şekilde yerleştiren, gücüne güç katmak için her yolu mubah sayan,  adeta bir kanser gibi her alana yayılan, bu süreçte siyasi iktidarların en çok da AKP İktidarının desteğini alan Fethullahçı Örgüt devleti tamamen ele geçirmek için 15 Temmuz’da harekete geçmiştir.

 

“DİN ÜZERİNDEN SİYASET”

Bu durum tarikat ve cemaat etkilerine açık bir devlet yapılanmasının, yani dinüzerinden siyasetin, ülkemizi hangi felaketlere sürükleyeceğini de bir kez daha ortaya koymuştur.   Devlet çökme tehlikesi yaşamıştır. Cumhuriyet tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyoruz. Bu darbe girişiminden sonra Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, bizim Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kullandığımız ve adına emperyalizm dediğimiz gerçeği “üst akıl” olarak sıkça kullanmaya başladılar. Yaklaşık 100 yıl geriden takip etselerde bu adımı kendileri için umut verici buluyoruz. Burada başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm AKP`nin önde gelenlerine hatırlatmak isteriz ki, Kurtuluş Savaşı’nın Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte en önde gelen kahramanı İsmet İnönü, “büyük devletlerle ilişki kurmak, ayı ile yatağa girmeye benzer” demiştir. Yani, dost bile olsa ayı, yatakta insanı ezer mi, tırmalar mı, ısırır mı, belli olmaz! Ayıyla birlikte hareket etmeye dair bir söz daha vardır. Onu da AKP`lilere hatırlatalım. “Bir ayıyı dansa kaldırdığında dansın ne zaman biteceğine ayı karar verir”.  “Dansa kaldırdığınız ayı” nedeniyle ülkenin geldiği durum aynen budur.  Geçmişte edilen “iki sarhoş/iki ayyaş” lafından biz Kurtuluş Savaşı Kahramanlarımız Atatürk ve İnönü’yü kastettiğinizi biliyoruz.  İçki içerek sarhoş olsanız bile, kuracağınız hayallerle birlikte etkisi sabah uyandığınızda biter.

 

“15 YILDIR NEYİN SARHOŞLUĞUNU YAŞIYORSUNUZ DA ÜLKEYİ YÖNETİP, ÜSTÜNE `KANDIRILDIK, ALDATILDIK` DİYEBİLİYORSUNUZ?”

Acaba siz AKP iktidarı olarak neyin sarhoşluğunu yaşıyorsunuz da 15 yıldır ülkeyi yönetip, üstüne 80 milyon yurttaşa “kandırıldık, aldatıldık” diyebiliyorsunuz?  Sizin içinde bulunduğunuz durumun etkisi sabaha geçiyor mu? Ne kadar daha sürecek? Ülkeye ve halkımıza tahribatı ne olacak? Bu sorularımızı Sayın Cumhurbaşkanına arz ediyoruz. Evet, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aksam sofraları ünlüydü ve içinde belki rakı da vardı.  Ama o masalarda alınan hiç bir karar memleket için yanlış kararlar değildi. Keşke, bu laflar edilmeseydi, AKP kandırıldığını görmese, adeta narkozlanmışçasına bilinçsiz şekilde hareket etmeseydi, memleket de bu kadar zarar görmeseydi.

 

“CUMHURİYET DÖNEMİNDE “DİNİ BASKI VARDI” LAFI TAM BİR SAFSATADIR”

Cumhuriyet döneminde “dini baskı vardı” lafı tam bir safsatadır. Bunu Cumhuriyet düşmanları, iktidardan nemalanan devlet düşmanları uydurmuş, kara propaganda aracı olarak kullanmışlardır. Bu gerek 1946`dan önceki isyanlarda, gerek 1946`dan sonra sağ partiler tarafından kullanılmıştır. Bunu suiistimal edenlerin tamamı suçludur. Bugün ülke olarak bu duruma gelmemizin sebebi budur! Köylerimizde 2`şer bazen daha fazla sayıda Camilerimiz var, 61 yaşındayım, 5 yaşında Kuran Kursuna gittim, ne baskı ne zulüm gördük. 

 

“EMPERYALİSTLER TARİKATLARI KULLANIYOR”

Emperyalistler ülkenin temelini yerinden oynatması için tarikatları kullanıyordu. Bu ülkenin kurulduğu andan itibaren var olan çizgisini saptırmak için yoğun bir gayret içerisinde olan, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bu yapıların yarattığı tehlikenin farkına artık herkesin varması gerekmektedir. Emperyalizm tüm dünyada ve Türkiye’de fay kırıklarından girerek, din, mezhep, etnik kökenleri kullanarak kendi çıkarları için kullanmaktadır. Tarikatlar bu anlamda emperyalizmin beslendiği alanlardır. Tekke ve Zaviyeleri kapatan, emperyalizme bayrak açan,  din bezirgânlarının elinden bu kozu alan Atatürk işte bu yüzden bu kadar büyük bir liderdir… Biz herkesin inancını özgürce yaşadığı, Anadolu Müslümanlığının hakim olduğu eski Türkiye’yi özlüyoruz.

 

“ALNI SECDEYE GELİYOR” DİYE DESTEK VERİLENLER HALKA ATEŞ AÇTI

Cumhurbaşkanı cemaate verdiği destekten dolayıözür dilerken, desteklerinin sebebini “Allah dedikleri için müsamahaettik, alınları secdeye geliyordu” olarak açıklıyor. Madem öyle hatırlatalım, darbe girişiminde laikler halkına ateş açmadı… Ama sözümüz ona “alnı secdeye geliyor” diye destek verilenler halka zulmettiler, ateş açtılar, öldürdüler, milletin Meclisini bombaladılar. Son yapılan açıklamalardan gördüğümüz üzere AKP hala yaşananlardan ders almamış. Bu müsamaha, alnının secdeye vardığını düşündükleri diğer cemaatler yönünde devam edecek. AKP hala bu yaşananların laikliğin uygulanmamasından kaynaklandığını anlayamamış. Yarın kollanan bu tarikatlardan, ISID ve benzeri örgütlerin çıkmayacağının garantisi var mı? Şimdi AKP'lileri kandıracak bir sonraki tarikatı mı bekleyeceğiz?  Umarım bu sefer akıllanırlar da din ile devlet işini birbirinden ayırırlar. Yoksa yakın zaman sonra Orta Doğu ülkelerine döneceğimiz kesindir!  Devrim kanunları tarikatların işte bu yüzden yasaklamıştır.  Böyle bir şey tekrar ortaya çıkarsa AKP`ye oy veren %50 ne düşünür bilemiyoruz ama ülkemiz için felaket olur orası kesin… Esas tehlike bundan sonra yaşanacak din yarışı ile ilgilidir. Türkiye IŞİD'e en fazla katılım olan ülkelerin başında gelmektedir.

 

“DARBEYİ `İMAMIN ASKERLERİ YAPTI` AMA `MUSTAFA KEMAL`İN ASKERLERİ, POLİSLERİ VE HALKIN TAMAMI` ÖNLEDİ”

Darbeyi “imamın askerleri yaptı” ama “Mustafa Kemal`in askerleri, polisleri ve halkın tamamı” önledi. Bu noktada Müftü Efendiye de selamlarımı gönderiyorum. Daha öncede söylediğim gibi Mustafa Kemal Atatürk dua esirgenecek birisi değildir. Mustafa Kemal Atatürk, bu yaşananlardan sonra AKP Genel Merkezi`ne dev posterini adını hiç anmayanlara kendiliğinden astıracak kadar büyük bir insandır.  İki ayyaş diyorlardı ne oldu? Oraya döndüler yeniden. “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” diye her yere yazı asmaya başladılar. Biz bunu diyorduk zaten. Daha şimdi anladılar önemini. Müftü bilmelidir ki, şuan görev yapıyorsa bu Büyük Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Kahramanları sayesindedir.  Uyarmamıza rağmen Büyük Atatürk’ü ve Kurtuluş Savaşı Kahramanlarını dua edilmeyecek birileri arasına koydu. Kendisine bir kez daha hatırlatırız ki, darbeyi önleyen Kahraman Atatürkçülerdir. Halka karşı katliamı ve muhtemel bir iç savaşı önleyen Atatürk’ün general, amiral, subay, astsubay, erbaş, erleri ve polisleri ve elbette ki halkımızın tamamıdır.

 

“UZUN YILLAR BİRBİRİNDEN BESLENEN BİR YAPIDAN BAHSEDİYORUZ”

Bugünbu gerçekleri ortaya koymak zorundayız. Bu gerçekleri bugün söylemezsek tarih, yaşananlardan ve ders alınmazsa bundan sonra yaşanabilecek olaylardan dolayı hepimizi sorumlu tutacaktır. Bu konu iktidarın şuan söylediği gibi “kandırıldık, aldatıldık” deyip geçiştirilecek bir konu değildir.  Unutulmamalıdır ki darbeye teşebbüs edenlerle, iktidara sahip olanlar, uzun bir ortaklığın iki tarafıdırlar.  Bugün aralarındaki kavga AKP`yi demokrasi kahramanı yapmaz. Uzun yıllar birbirinden beslenen bir yapıdan bahsediyoruz.  AKP, bu yapının devletin bütün kurumlarına yuvalanmasına göz yummuş, bu yapı da AKP`nin bugün pervasız bir güç olarak ortada olmasının, “yasama da, yürütme de, yargı da bizde” diyebilecek tüm yolları açmış, yani iktidarın bütün yollarını temizlemiş, AKP İktidarı da onlara bu uğurda “ne istedilerse vermiştir”. Sonunda bu yapı darbe yapmaya yeltenebilecek güce sahip bir hale gelmiştir. Durumun özeti budur!  Göz göre göre yarattıkları bu sistem darbe girişimi doğurmuştur.

 

“ÇÖZÜM, CUMHURİYETİMİZİN KURUCU DEĞERLERİDİR”

Şuan bir geçiş dönemindeyiz. Bu dönem “ortak akıl, uzlaşı ve adalet ister”.  Bu konuda çözüme yol gösterecek rehber bellidir. BU ÇÖZÜM, BÜYÜK ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ÇİZDİĞİ YOLDUR, CUMHURİYETİMİZİN KURUCU DEĞERLERİDİR. LAİKLİK VE ÇOĞULCULUĞU ESAS ALAN DEMOKRATİK DÜZENDİR. AKP, bu değerlerin altını oyduğu için bugün bu durumdayız.  Temiz bir sayfa açmak için AKP`nin önce, cemaat koalisyonu geçmişiyle hesaplaşması gerekmektedir. Özür dilemek yetmez bununla ilgili ciddi adımlar atmalarını bekliyoruz.  Emperyalizm tüm dünyada ve Türkiye’de fay kırıklarından girerek, din, mezhep, etnik kökenleri kullanarak kendi çıkarları için kullanmaktadır. Bakın bu cümlenin özellikle altını çiziyorum, tarikatlar bu anlamda emperyalizmin beslendiği alanlardır.  AKP, yaşananlardan sadece partisi adına değil, ülkemizin geleceği adına ders almalı, bundan sonra tarikatlar koalisyonu olmamalıdır. Bir tarikat bitirilirken başka tarikatların palazlanmasına yol açılmaması gerekmektedir. Oluşan boşluğu başka hareketlerin doldurmaması gerekmektedir.

 

“AKP DEVLETİ YENİDEN YAPILANDIRIRKEN KENDİ BAŞINA HAREKET ETMEMELİDİR”

14 yıldır bu ülkeyi yöneten ancak birçok isabetsiz karar veren, yanılan, kandırılan bir AKP İktidarının bu kritik süreçte yine bütün kararları tek başına aldığında ne şekilde bir durumla karşı karşıya kalacağımız da ortadadır. AKP Devleti yeniden yapılandırırken kendi başına hareket etmemeli, mutlaka muhalefetin görüşünü alarak adımlar atmalıdır. Bu anlamda Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun dun Yenikapı Mitinginde belirtmiş olduğu 12 maddelik yol haritası, yaşananların teşhisi ve  tedavisiolarak hükümet tarafından dikkatle ele alınmalıdır. Demokrasinin güçlenmesi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı, medyanın özgürlüğü, laikliğin gerçek anlamda uygulanması, parlamenter sistemimizin güçlendirilmesi, devletin inşasında liyakat sistemini esas alınması, Camiden, kışladan, adliyeden siyasetin uzak tutulması ülkemizin geleceği için önceliğimiz olmalıdır. Bununla birlikte, devletin yeniden yapılandırılma döneminde Kanun Hükmünde Kararnamelerle değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi`nde, kamuda liyakat nasıl sağlanacak;yargı, ordu, polis,  istihbarat başta olmak üzere devletin tüm kurumları yeniden nasıl yapılandırılacak onu tartışarak belirlememiz gerekmektedir.  TSK ile ilgili çok köklü değişiklikler yapıldığını görüyoruz.  Şuan Kuvvet Komutanı olmayan bir Genel Kurmay Başkanlığı vardır! Böyle bir şey olabilir mi?Bununla birlikte şehir dışına taşınması gereken üsler varsa, buralar ranta açılmamalı, demokrasi hafızamıza sembol olarak katkı sunması için halkın kullanacağı yeşil alanlar olmalıdır. Yani bu alanlar rant alanı olarak değil, demokrasi ve özgürlük alanları olarak değerlendirilmelidir.

 

“CUMHURBAŞKANININ EL UZATMASI ÖNEMLİDİR”

Darbe girişimi sonraki süreçte Sayın Cumhurbaşkanı’nın şimdiye kadar sürdürdüğü tavrı terk etmesi, diğer siyasi partilere elini uzatması önemlidir. Biz uzatılan bu eli samimiyetle kabul ediyoruz. Bu tavrın bundan sonra da bu şekilde devam etmesinin, devletin yeniden yapılandırma sürecinde aynı hassasiyetin gösterilmesinin geleceğe güvenle bakabilmemizin ön koşulu olduğunu düşünüyorum.  Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyeti kuran parti olarak her zaman başrol oyuncusudur. Bunun tersini kimse aklına bile getirmesin! Yaşananlardan çıkaracağımız en önemli ders, laikliğin ve cumhuriyetimizin temel değerlerinin ulusal birliğimizin çimentosu olduğu gerçeğidir.Laik Cumhuriyetin altının oyulmasının topluma ve ülkemizin geleceğine ne kadar çok zarar verdiğini bugün çok daha net şekilde görüyoruz"

 

 

Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

banner251

banner185


banner294