Osmanlı İmparatorluğunda Sultan Abdülhamit döneminin hafiyeleri pek ünlüydü. Hafiyeler sultana muhalif olanları dikkatle izlerler, gittikleri yerleri, konuştukları kişileri saraya rapor ederlerdi. Bu kişilerin yarattığı ürkü halkı tedirgin kılar, korkutur ve yasak diye bilinen bazı sözcükleri ulu orta kullanmaktan alıkoyardı. Zaten 2. Abdülhamit döneminde Osmanlı’da çoğunu yabancıların çıkardığı 4-5 gazete var. Dönemin gazetecileri bu yasaklara uymak zorundaydılar. Derken 24 Temmuz 1908’de 2.Meşrutiyet ilan edilir. 2. Meşrutiyetle beraber ülkeye görece özgürlükler de gelir ve Osmanlı’da bir basın patlaması yaşanır. Çok sayıda gazete yayınlanır, yeni yeni mizah dergileri çıkar ve gazete sayılarında büyük artış olur.

hafiyeler ne oldu derseniz onlar devirlerin değişmesinden hiç mi hiç etkilenmediler. Her zaman hizmete hazır bir şekilde yeni erk sahiplerini beklediler. Günümüzde de muhbirlik geçer akçe, rejim ne olursa olsun dalkavukluk, ispiyonculuk bu topraklarda hiç eksilmedi. Hatta zaman zaman daha da güçlendi. Şimdilerde artık insanın pek değişmediği ama teknolojinin olağanüstü hızla yenilendiği bir dönemden geçiyoruz. Teknolojinin bizim gibi ülkelerde en çok kullanıldığı alanı ise muhalif insanlara yönelik izlemeler oluşturur. Şimdi hafiyelerin görevlerini artık son teknoloji ürünü aygıtlar ve bu aygıtlara göre eğitilmiş görevliler almıştır. Milli İstihbarat ve siyasi polisin insanları izlemekte, yurttaşları fişlemekte teknikleri de büyük ölçüde değişmiş olağanüstü bir maharet kazanmıştır.

Bu kurumlar zamanla sivil toplum kuruluşlarına da el atarlar. Nitekim bugünlerde SETA “Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı” 196 sayfalık eski hafiyelere rahmet okutan bir rapor yayınladı. “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlığını taşıyan bu raporda Vakfın uzmanları (!) hiç üşenmeden yurt dışında ve yurt içinde çok değerli gazetecilerin bir bakıma gelişim haritasını çıkarmışlar. Onları iktidarı eleştirmekle suçluyorlar. Gazetecilikte eleştirmenin ne zamandan beri suç haline geldiğini hiç düşünmeden…

Raporda gazeteciler arasında adı geçen o kadar çok donanımlı hem batıda hem de Türkiye’de saygınlığı ile tanınmış insan var ki bu aymazlığa şaşmamak elde değil. Sonra başka şeyler de fısıldanıyor kulağımıza. Örneğin yüksek maaşlı bu uzmanların TRT ile de bir bağı olduğunu ve ortaklaşa bir iletişim akademisi kurduklarını öğreniyoruz. Yani iktidarla hemhal olan bir yapı.

SETA’nın raporu bir suç abidesi. İnsanları hedef gösteren son derece niteliksiz bir çalışma. Elbet bu yargıya da taşınacak. Biz meslek örgütlerinin de sürekli takibinde olacak. Geri çekerler mi bilmiyorum ama umarım çekmezler de bu ibretlik metin tarihe not düşmek için orada kalır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner185