Sqpott Başlıksız 4

1- Ereğli’de Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin kurulduğu Mustafa Kemal Paşa’ya telle bildirilecektir.

2- Ereğli, bir işgal hareketini silahla karşılayacaktır.

3- Bunun için askerlik yapmış ve savaşmış olan gönüllülerden Kuvayı Milliye teşkil edilecektir.

4- Rumların taşkınlıklarına son verilecektir.

5- Ereğli köylüleri bir Cuma günü şehre davet edilerek bir miting yapılacak, memleketin içinde bulunduğu durum onlara da anlatılacaktır.

Tam tamına 106 yıl önce yaşandı bu kahramanlık destanı. 18 Haziran 1920’de Kdz. Ereğli Fransız işgalinden kurtularak özgürlüğüne kavuştu. Birinci dünya savaşı sonrasında işgal edilen ülkemiz, Kuvayı Milliye ruhu ile düşmanlardan temizlendi ve Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Ereğlililer işgal karşısında bir araya gelerek “yolumuz Mustafa Kemal’in yolu” kararlılığı ile düşmana şehirden kovdular.

Bu şanlı tarihin 106 yıldönümü18 Haziran 2026 günü Perşembe günü.

Tahin Aygün’ün Kurtuluş Savaşında Karadeniz Ereğlisi kitabında bu süreç şöyle kaleme alındı:

1920’de Fransızlar tarafından işgal edilen Kdz. Ereğli’de şehir halkı öyle bir tarih yazdı ki, Kurtuluş Savaşımızda kendi kendini kurtaran ilk ilçe olma onurunu bileğinin hakkıyla elde ederek destan yazdı..

Ereğli’nin Kurtuluşunun 105. Yılı kutlama Programı 18 Haziran Çarşamba günü saat 13.30’da Atatürk Anıtı’nda çelenk sunma ve saygı duruşu ile İstiklal Marşı’nın söylenmesi ile başlayacak. Şehrin Belediye Başkanı Halil Posbıyık bu büyük kahramanlığı anlatan bir konuşma yaptıktan sonra, Kurtuluş Günü üzerine şiir okunup halk oyunları bölgesel oyunlarını sahneleyecek.

Peki Kdz. Ereğli’nin kendin kendini ilk kurtaran ilçe olma ünvanını da kazandığı kahramanlığın öyküsünü nasıl gerçekleşti?

KDZ. EREĞLİ KURTULUŞU

Ereğli’de Rüştiye Öğretmeni Nimet Hoca’nın öncülüğünde kurulan Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucu başkanı ise dönemin Belediye Başkanı Akmanoğlu Raşit.

Mondros Silah Bırakışması ve Zonguldak’ın işgaliyle Ereğli’de başlayan uyanma ve ayaklanma Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 parolasıyla başlatılan Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti hazırlıkları Akmanoğlu Raşit’in evinde bir araya gelen:

Cöbekoğlu Hakkı, Evvelzaman Hakkı, Hüseyin Ustaoğlu Nazif, Hacı Eyüp, Hacı Eşref, Cıbıroğlu Hacı Musa, Halil Ağa, Sarmısakçıoğlu Nazif, Haliloğlu Ali Rıza, Karamahmutoğlu Mehmet ‘e, Amasya’da Hoca Kamil Efendi’nin Sultan Beyazıt Camisi’nde yaptığı konuşmayı okur Nimet Hoca:

“Milletin haysiyeti, şerefi, hürriyeti, istiklali gerçekten tehlikeye düşmüştür. Bu felaketten kurtulmak gerekirse, vatanın son ferdine kadar ölmeyi göze almak lazımdır. Padişah olsun, Halife olsun, isim ve ünvanı ne olursa olsun hiçbir şahıs ve makamın hikmeti mevcudiyeti kalmamıştır. Yegane kurtuluş çaresi, halkın doğrudan doğruya egemenliğini eline alması ve iradesini kullanmasıdır.

Bizim burada alacağımız karar, Mustafa Kemal’in ‘YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM’ direktifi ile yakında gerçekleşecek olan ulusal iradenin egemenliği istikametinde ve Mustafa Kemal’in yolunda olacaktır.”

Nimet Hoca’nın bu konuşmasının ardından ‘Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin kurulması ve ‘Kutsal Yemin’le bu işe başlamamız gerekir’ görüşünün benimsenmesinin ardından abdestler alınıp, bir masa etrafında toplanılarak Kur’an-ı Kerim ve tabanca üzerine yemin etti kurucular:

YEMİN METNİ: Vatan ve Milletimin kurtuluşu için sonuna kadar çalışacağımıza, başka siyasi düşünce ve emellerin etkisi altında kalmayacağımıza Vallahi, Billahi…

G A Z E T E1 Başlıksız 3

Karadeniz Ereğli’de kurulan Müdafayı Hukuk Cemiyeti’nin kuruluş programı ise şöyle belirlendi:

1- Ereğli’de Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin kurulduğu Mustafa Kemal Paşa’ya telle bildirilecektir.

2- Ereğli, bir işgal hareketini silahla karşılayacaktır.

3- Bunun için askerlik yapmış ve savaşmış olan gönüllülerden Kuvayı Milliye teşkil edilecektir.

4- Rumların taşkınlıklarına son verilecektir.

5- Ereğli köylüleri bir Cuma günü şehre davet edilerek bir miting yapılacak, memleketin içinde bulunduğu durum onlara da anlatılacaktır.

NİMET HOCA MİLLET PARKI’NDA EREĞLİLERE ŞÖYLE SESLENİYOR:

Hoca çok heyecanlıdır. Tozpembesi yanakların­dan akan gözyaşlarını tutmağa çalışmaktadır.

"Sayın dinleyiciler, Çanakkale ve Kafkas Ga­zileri!
Bugün ulusça mübarek vatanımızın parçalanma­sı, namus ve haysiyetimizin ayaklar altına alınması tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktayız. Her karış toprağı şehitler kanı ile yoğrulan kutsal vatanımıza el uzatılıyor. İzmirliler ve Batı Anadolu halkı silahlarıyla dağa çıktılar düşmanı Akdeniz'in çukurlukların­da kahredeceklerdir.

Aziz Hemşerilerim!
Bizler de görkemli tarihimize ve atalarımıza lâ­yık olduğumuzu kanıtlayacağız. Sınav günümüz gel­miştir. Bu uğurda sizlerle birlikte canımı vermekten çekinmeyeceğim

Genç yavrularım!
Sizleri bugün için yetiştirdik. Düşmana Bedir'in Malazgirt'in, Fetih'in aslanları gibi kurşundan kenet­lenmiş saflarınızla saldıracaksınız. Onları yok ede­ceksiniz. Şehit ve Gazi olacaksınız. Bu ulus, bu vatan, bu tarih, bu şeref size emanet olacaktır.

Gaziler ve Kahramanlar!
Dinimize göre esir bir hükümdara itaat caiz de­ğildir. İtaat eden Peygamberimizin istediği ümmet de­ğildir.
Büyük tehlikeyi önlemek Kuvva-i Milliye ruhuna sadık kalmakla kabil olacaktır. Çanakkale ve İzmir-de akan kanlarla, Batı Anadolu'nun tarihi sınırı çizi­liyor. Biz de akıtacağımız kanlarla bu sınırı tamamlayacağız. Karadeniz sahilini kanımızla yalazlayacağız. “Misakımız” bu olacaktır.
Pek yakında bu toprakta yükselen kurtarıcının, Mustafa Kemal'in emrinde 1200 yılından beri uğrunda mücadele ettiğimiz İslam Dininin bugün içimizde ya­nıp tutuşan meşalesi bizi gazamızda kutsal savaşımızda muvaffak ve muzaffer kılacaktır. Çünkü hak uğrunda, vatan uğrunda, din uğrunda, millet uğrun­da savaşıyoruz Cenabı Hak bizimle beraberdir."

Karadeniz Ereğli’de Kurtuluş Savaşı mücadelesi örgütlü bir biçimde işte böyle başlarken, Ereğli kıyılarında Fransız savaş gemilerinin sık sık dolaştığı da gözleniyordu. Ellerinde Türk Bayrakları ile Kaptaş’tan, Cuma’dan, Yalı Köylerinden gelen atlı gruplar hep bir ağızdan ‘Dörtyüz aslandan bu vatan kaldı bize yadigar. Terk edersek lanet etmez mi bize Perverdigar.’ marşıyla Ereğli sokaklarını inlettiler

Alaplı, Gülüç ve Yalı köylüleri de açıldıkları kayıklardan ‘Karadeniz akar gider/etrafını yıkar gider’ marşı uğultular yaratıyordu.

Ereğli uyanıyordu. Ereğli bir bütün olmuş tek yürek ve tek vücut Kuvayı Milliye Ruhuyla Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti’nin öncülüğünde işgale karşı ulusal duruş sergiliyordu.

EREĞLİ’NİN YOLLARI YENİLENİYOR
EREĞLİ’NİN YOLLARI YENİLENİYOR
İçeriği Görüntüle

FRANSIZ FİLOSU

Ereğli limanına gelen ve Kaymakamlığa gidip Osmanlı Devletine yardımcı olmak (!) için Heraklea Tepesine asker çıkararak korsanlık ve haydutluk ile mücadele edeceklerini söyleyen Fransızlar, Mondros Silah Bırakışması’nın 7. Maddesini uygulayarak maden ocaklarına ve limana egemen olmak istiyorlar.

Ereğli Müdafa-yı Hukuk Cemiyeti ‘Ereğli’de dirlik düzensizlik olmadığını’ ve bu durumun bir işgal olarak kabul edeceklerini amiral gemisine gönderdikleri heyetle bildirirken, konuyu ayrıca Mustafa Kemal’e de telgrafla bildirdiler. Mustafa Kemal’den yanıt gecikmeden geldi. Mustafa Kemal ‘Vatanımızı kurtarmak için yediden yetmişe kadar savaşmak zorundayız. 5000 kişilik yardım kuvveti gönderiyorum’ mesajını gönderdi.

Fransızlar, 8 Haziran 1920 günü; Bababurnuna 2 gambot yaklaştırıp 3 makine tüfekli bir piyade bölüğünü karaya çıkararak Keşiftepe ve Kestanelik sırtlarında hastane üzerinden kenti işgale başlarken, savaş gemileri de hem limanı hem de Ereğli’ye topa tutmaya başladılar. Askeri güç anlamında üstün olan Fransızların bu işgaline karşı İzzet Dura yönetimindeki Kuvayı Milliye güçlerimiz geri çekildiler.

Samsun’dan güneş gibi doğan Mustafa Kemal’in gönderdiği Yüzbaşı Cevat Beyin Kuvayı Milliyesi ve Devrek’ten de Muharrem Çetesi Ereğli’ye ulaştığında tüm hazırlıklar tamamlandı. Şimdi saldırı zamanıydı. 18 Haziran 1920 günü Kuvayı Milliye Birliklerinin saldırısı karşısında şaşkına dönen Fransızlar işgal etmek istedikleri Ereğli’den çekilmeye başladılar ve 19 Haziran günü de tamamen terk ettiler.

Kdz. Ereğli’nin Kurtuluş Günü’nün kısa öyküsü bu. Fransızlar 18 Haziran 1920’de kovuldukları Ereğli’ye ikinci kez geldiler Ancak bu kez yine 27 Ocak 1921'de Alemdar Vapuruna el koymasına koydular ama kendilerini esir alanları esir alan kahramanlarımız tarafından kovuldular.

ÖNEMLİ NOT: Kdz. Ereğli'nin Kurtuluş Günü ile Alemdar Destanı ayrı tarihlerde yaşanmıştır. Bu iki olayı tek olay sanıp fikir yürütenlere de rastlanmaktadır. Ereğli'nin Kurtuluş Günü 18 Haziran 1920, Alemdar Vapurunun kurtarılış destanı ise 27 Ocak 1021'de gerçekleşmiştir.

NİMET HOCA KİMDİR?

Whatsapp Image 2026 06 16 At 13.35.18

1854 yılında Vezirköprü’de ( Samsun ) doğmuştur, babası Vezirköprü tüccarlarından ve tabakhane işleten Fazlı Efendidir. Vezirköprü Rüştiye Mektebini ve aynı zamanda hafızlığı da tamamladıktan sonra İstanbul’da Fatih medresesinden diploma alarak *Dar-ül Muallimin Mektebine ( Öğretmen Okulu ) girmiş ve oradan birincilikle mezun olmuştur.Maarif Nezareti (Eğitim Bakanlığı) tarafından 1881 yılında 27 yaşında iken Ereğli Rüştiye Okulu Başöğretmenliğine tayin edilmiştir.

1889 yılında Ereğli’ye gelen Bolu Mutasarrıfı ( Kaymakam ) İsmail Kemal Bey; Nimet Hoca’nın yüksek kıymetini ve öğrencilere aşıladığı kültürün verimini görüp takdir ederek Bolu İdadisi ( Lise ) Müdürlüğüne tayinine İrade-i Seniyye ( Padişah emri ) çıkarmış ve Nimet Hoca, bütün ailesi ile Bolu’ya gitmek üzere yola çıkmıştır. Ereğli halkının II .Abdülhamid’e çektiği şiddetli telgraflar üzerine II .Abdülhamid’in emri ile Akçakoca’dan geriye döndürülmüştür.

Maarif Nezareti tarafından okulunda Fransızca öğretilmesi emredilmiş ve tahsisat
( kaynak ) verilmemiş olmasına rağmen bir öğretmen tutarak kendisi Fransızca öğrenmiş, çocuklara Fransızca dersi vermeye başlamıştır. 1914 yılında emekli olduğu halde ilmini takdir eden öğrenci velilerinin ısrarı üzerine evinde özel olarak 30 kadar öğrenciye ders vermiştir. Zaten kendisi çalışkan ve kıymetli gençleri yetiştirmek için Kelam (İslam felsefesi), Mantık, Kozmoğrafya (Gök Bilimi) gibi program dışı dersler okutmaktan çekinmezdi.

Kurtuluş savaşında Ereğli Müdafaa-i Milliye derneğinin kurulmasında rol oynamıştır. Fransız donanması; Ereğli’ye geldiği vakit memleketin ileri gelenler ile birlikte donanmaya gitmiş, aradaki bazı anlaşmazlıkların önüne geçmiştir

Çok okuyan, güzel konuşan, aydın bir kişidir. Öğretmek için öğrenmenin gerekliliğine inanmıştı. Edebiyattan Fen’e kadar zengin bir kitaplığa sahipti.Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Hukuk Başkanlığı da yapmıştır.


Kendisi cömert, gönlü zengin bir kişiydi, babasının Vezirköprü’de ölümünden 10 sene sonra bir kolera salgınında iki erkek ve bir kız kardeşi de ölmüştü Oldukça zengin olan mirasını bunların çocuklarına bağışlamıştır.

Çağının bütün ilimlerini hakkı ile bilen, açık fikirli, aydın, son derece kültürlü bir kişiydi. Fars ve Arap edebiyatına meraklı idi. Arabistan da hiç bulunmadığı halde mükemmel Arapça konuşurdu. Ereğli ve Ereğlilileri bütün mevcudiyet ile sevmese, onların yolunda 40 yıl kendisini feda etmeseydi, büyük makamlara yükselebilecek yetenekte bir kişiydi. Bütün insanlık ihtiraslarını atan bu değerli kişiyi, Ereğlililer son derece takdir eder, onun nefsini feda ederek Ereğlililerin kültürünü, benliğini yükseltmesine karşısında, çocuğundan en büyüğüne kadar 40 yıllık bir nesil yetiştiren hocalarına dört elle sarılırlar ve onu candan severlerdi.

Belki de hiç bir insan onun kadar hürmet görmemiştir, zira Nimet Hocamız Ereğlililerin iç kültürünün en büyük velinimeti idi.Onun öğrencileri hiç bir yerde mahçup olmamıştır ve her sahada başarılı olmuşlardır.

Eğitimci ve Kdz.Ereğli’de ulusal kurtuluş hareketini başlatanlardan olduğu için hala saygıyla ve şükranla anılmaktadır.Fakat ne acıdır ki mezarının yeri şu an tespit edilememektedir.

Kaynak: Gürdal Özçakır

Muhabir: Mustafa Kemal Bektaş