<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ereğli Önder Gazetesi</title>
    <link>https://www.ereglionder.com.tr</link>
    <description>Ereğli Önder Gazetesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ereglionder.com.tr/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 16 Apr 2026 02:00:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Nesli tehlike altındaki Likya orkidesi ilk kez tohumdan üretildi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/nesli-tehlike-altindaki-likya-orkidesi-ilk-kez-tohumdan-uretildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/nesli-tehlike-altindaki-likya-orkidesi-ilk-kez-tohumdan-uretildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Akdeniz Koruma Derneği Denetim Kurulu Üyesi Nejdet Bozkurt: - 'Bu çalışmayla doğada 200 kökün altına inmiş Likya orkidesinin ilk kez tohumdan üretimini başarıyla gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz tohumları Ulusal Tohum Bankasına göndererek genetik materyalimizin bir miras olarak gelecek nesillere aktarılmasını da sağlamış olduk']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - Nesli tehlike altında olan ve aynı zamanda salep üretiminde kullanılan Likya orkidesi (Ophrys lycia) ilk kez tohumdan üretildi.</p><p>Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı 3 köyde yayılış gösteren Likya orkidesi, yaklaşık 30-40 santimetreye kadar boylanabiliyor.</p><p>Son derece dar bir yayılış alanına sahip bu endemik tür, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) koruma kategorisinde 'kritik tehlikede' olarak değerlendiriliyor.</p><p>Nisanda çiçeklenen bitki, aynı gövde üzerinde 7-8 çiçeğe kadar ulaşabiliyor. Pembe ve menekşe tonlarındaki çiçekleriyle öne çıkan türün çiçek dudağı kısmı ise kırmızı, kahverengi bir görünüme sahip. Toprak altında iki yuvarlak yumru bulunduran Likya orkidesi, çiçeklenme döneminin ardından kuruyarak yaşamını bir sonraki yıla kadar toprak altında sürdürüyor.</p><p>Kaçak sökümler, turizm ve yapılaşma baskısı, pestisit kullanımı ile habitat tahribatı, tür üzerinde geri dönüşü olmayan etkiler yaratıyor. Doğal popülasyonların sürdürülebilirliğini tehdit eden kontrolsüz hasat faaliyetleri, türün ekolojik dengedeki rolünü de riske atıyor.</p><p>Yürütülen çalışmalarla, türün doğadan kaçak toplanmasının önüne geçilmesi, yerinde koruma alanlarının genişletilmesi ve doku kültürü gibi yöntemlerle kontrollü üretimin yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p><p>Bu kapsamda, Akdeniz Koruma Derneği ile Ege Üniversitesi işbirliğinde 'Endemik Bir Tür Olan Ophrys lycia'nın Tozlaşma Biyolojisi, İn Vitro Koşullarda Çoğaltılması ve Korunması' projesi yürütülüyor.</p><p>- 'Tür sayısı son 20 yılda 1000'lerden 200'e kadar indi'</p><p>Projenin yürütücüsü Akdeniz Koruma Derneği Denetim Kurulu Üyesi Nejdet Bozkurt, AA muhabirine, Likya orkidesi tohumunu elde etme aşamasından başlayarak yeniden doğaya kazandırılmasına kadar geçen tüm süreçlerin laboratuvar koşullarında yürütülmesi üzerinde çalıştıklarını söyledi.</p><p>Bozkurt, Likya orkidesinin korunmasının yalnızca bir bitki türünün değil, Akdeniz'in doğal ve kültürel mirasının korunması anlamına geldiğine işaret ederek, 'Tür sayısı son 20 yılda 1000'lerden 200'e kadar indi. Tür büyük bir baskı altında ve müdahale edilmezse yok olacak diye düşünüyoruz. Yani yok olmanın eşiğine gelmiş bir türü korumak amacıyla bu projeyi gerçekleştirdik.' dedi.</p><p>Türkiye'deki orkidelerin yalnızca doğanın bir parçası olmadığını, aynı zamanda önemli bir biyokültürel miras taşıdığını belirten Bozkurt, şöyle devam etti:</p><p>'Bunların toprak altındaki iki yuvarlak yumrusu aslında bizim evlerimize kadar gelen bir bitkiyi ifade ediyor. Orkidelerin yumrularından salep elde ediliyor. Kış aylarında sıcak içecek olarak tükettiğimiz salebin ham maddesinde orkide yumrusu var. Aynı şekilde yediğimiz dondurmalarda da kıvam artırıcı olarak orkide yumrularından elde edilen etken maddeler kullanılıyor. Yumrulu orkideler doğadan kaçak olarak sökülüyor. Her yıl ülkemizde yaklaşık 100 milyon kök orkide yok ediliyor.'</p><p>Türkiye'de geleneksel olarak yumrudan çoğaltma yönteminin yaygın olduğuna dikkati çeken Bozkurt, ancak bunun sürdürülebilirlik açısından tartışmalı olduğunu, bu nedenle tohumdan çoğaltma yöntemiyle laboratuvar üretimi başlattıklarını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- Tohumlar nasıl elde edildi?</p><p>Bozkurt, toz zerresi kadar küçük olan orkide türleri tohumlarının, doğadan güvenli şekilde toplanmasının oldukça zorlu bir süreç olduğunu belirtti.</p><p>Tohum elde etme sürecinde öncelikle popülasyonları tespit edip güçlü bireyleri ebeveyn olarak seçtiklerini dile getiren Bozkurt, tohumları tek tek tozlaştırıp takip ettiklerini ve laboratuvar testlerinde canlı ve verimli olduklarını doğrulayarak değerli bir genetik materyal elde ettiklerini anlattı.</p><p>Bozkurt, Türkiye'de daha önce yapılmamış tohumdan orkide çoğaltma yöntemini uygulayarak genetik çeşitliliği korumayı ve doğadan kaçak sökümlere bağlı baskıyı azaltmayı amaçladıklarını kaydederek, 'Bu çalışmayla doğada 200 kökün altına inmiş Likya orkidesinin ilk kez tohumdan üretimini başarıyla gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz tohumları Ulusal Tohum Bankasına göndererek genetik materyalimizin bir miras olarak gelecek nesillere aktarılmasını da sağlamış olduk.' diye konuştu.</p><p>Laboratuvarda geliştirilen fidelerin doğada 4 aydır canlı kalmayı başardığını bildiren Bozkurt, milimetrenin onda biri büyüklüğündeki bir tohumun kontrollü koşullarda gelişerek yumru oluşturan bir bitkiye dönüşmesinin, türün geleceği açısından önemli ve umut verici bir kilometre taşı olduğunu söyledi.</p><p>Bozkurt, çalışma kapsamında 400 günlük laboratuvar sürecinin ardından tohumları toprakla buluşturduklarını belirterek, tohumların şu anda canlı filizler olarak yaşamlarına devam ettiğini ve biraz daha gelişim gösterdikten sonra doğal ortamlarına, Kaş'taki 3 köye transfer edileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/nesli-tehlike-altindaki-likya-orkidesi-ilk-kez-tohumdan-uretildi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/nesli-tehlike-altindaki-likya-orkidesi-ilk-kez-tohumdan-uretildi.jpg" type="image/jpeg" length="61049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karabük'ten kısa kısa]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/karabukten-kisa-kisa-155</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/karabukten-kisa-kisa-155" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KARABÜK (AA) - Karabük Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencisi Ayşegül Balım Yabacı, TÜBİTAK 4001-B programı kapsamında destek almaya hak kazandı.</p><p>BİLSEM matematik öğretmeni ve Yabacı'nın danışmanı Seda Aksu, AA muhabirine, Yabacı'nın birçok alanda disiplinler arası çalışmalar yürüttüğünü ve birlikte yürüttükleri çalışmaların sonucunda çok güzel başarılar elde ettiklerini söyledi.</p><p>Bunların içinde dünya dereceleri ve çeşitli etkinliklerden dünya finallerine kabuller olduğunu belirten Aksu, 'Son olarak katılmış olduğumuz Alman Matematik Olimpiyatları yarışmalarının sonucunda 100 tam puan alarak tüm soruları doğru cevapladığı. Tamamı İngilizce olan bu sınavda ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiğini kanıtladı.' diye konuştu.</p><p>Aksu, bu başarıdan yola çıkarak öğrencisi ile TÜBİTAK 4001-B Uluslararası Yarışma/Etkinlik Katılım Desteği Programı'na başvurduklarını aktararak, 'TÜBİTAK tarafından desteklemeye hak kazandık. Destek kapsamında 27 Nisan'da Ayşegül ile Almanya Frankfurt'a gidiyoruz. Orada dünyanın birçok ülkesinden katılımcının yer aldığı Alman Matematik Olimpiyatları'nda Ayşegül ile ülkemizi temsil etmenin gururunu yaşayacağız.' şeklinde konuştu. </p><p>Merkezin 11. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Yabacı da küçük yaşlardan itibaren bilime ve teknolojiye ilgisinin olduğunu anlattı.</p><p>Olimpiyatlarda birçok derece kazandığına değinen Yabacı, 'Uluslararası STEM Olimpiyatları fen bilimleri kategorisinde dünya ikincisi oldum. Matematik kategorisinde ise dünya dördüncüsü oldum. Bunlardan önce Alman Matematik Olimpiyatları'na katılmıştım ve orada tüm soruları doğru cevapladım. Kodlama olimpiyatlarında da tüm soruları doğru cevaplayarak altın madalya kazandım. Uluslararası Siber Güvenlik Olimpiyatları'nda Türkiye birincisi oldum ve bu sayede tekrardan Avustralya'da düzenlenecek Uluslararası Siber Güvenlik Olimpiyatı'na milli takıma davet edilmiş oldum.' ifadelerini kullandı.</p><p>Yabacı, 28 Nisan-3 Mayıs'ta Alman Matematik Olimpiyatları büyük finaline TÜBİTAK desteğiyle katılım sağlayacaklarını belirterek, 'Hedefim dünya birincisi olmak, ülkemi en iyi şekilde temsil etmek ve bayrağımızı en güzel şekilde dalgalandırmak. Uzun vadeli hedefim ise dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan MIT'ye kabul almak. Bu doğrultuda çalışmalarımı sürdürüyorum ve bu yolculukta bana her zaman destek olan aileme, tüm öğretmenlerime ve özellikle danışman öğretmenim Seda Aksu'ya ve tüm Karabük BİLSEM'e teşekkür ederim.'</p><p>- KBÜ Rektörü Kırışık'tan Adalet Bakanı Gürlek'e ziyaret</p><p>Karabük Üniversitesi (KBÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Adalet Bakanı Akın Gürlek'i ziyaret etti.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, ziyarette Gürlek'e yeni görevinde başarılar dileyen Kırışık, çalışmalarının ülke adına hayırlı olması temennisinde bulundu.</p><p>Ayrıca ziyaret kapsamında Kırışık, üniversitede yürütülen akademik, bilimsel ve toplumsal katkı odaklı çalışmalar hakkında Gürlek'e bilgiler sundu.</p><p>Ziyaret, hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Gençlik Haftası Kurumlar Arası Voleybol Turnuvası' başladı</p><p>19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen 'Gençlik Haftası Kurumlar Arası Voleybol Turnuvası' başladı.</p><p>Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Yenişehir Merkez Spor Salonu'ndaki turnuvanın açılış müsabakasında, İl Jandarma Komutanlığı ile Karabük Üniversitesi karşı karşıya geldi.</p><p>Turnuva, farklı kurumların katılımıyla oynanacak müsabakalarla devam edecek ve 18 Mayıs'ta oynanacak final karşılaşmalarıyla sona erecek.</p><p>Turnuvanın açılış maçını İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay İsmail Gökcek ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven de izledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Karabük, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/karabukten-kisa-kisa-155</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/karabukten-kisa-kisa.jpg" type="image/jpeg" length="95318"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Huawei ICT Day 2026' İstanbul'da gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/huawei-ict-day-2026-istanbulda-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/huawei-ict-day-2026-istanbulda-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Huawei Türkiye Operatör İş Grubu CTO'su Atahan Altuntaş: - 'Huawei ICT Day programımızda, farklı sektörlerin ihtiyaçlarını ve dönüşüm alanlarını birlikte değerlendirme fırsatı bulduk. Türkiye'de dijital dönüşümü destekleyen işbirliklerine katkı sunmayı sürdüreceğiz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Huawei, İstanbul'da 'Huawei ICT Day 2026' bilişim uygulamaları etkinliğini düzenledi.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, iş dünyasının farklı alanlarından paydaşları aynı platformda buluşturarak sektörlerin teknoloji odaklı dönüşümünü ele alan etkinlikte yapay zekadan bulut çözümlerine, veri altyapılarından bilişim uygulamalarına kadar birçok başlık sektör temsilcileriyle değerlendirildi.</p><p>Üretim, finans, eğitim, perakende ve sağlık gibi alanlara özel oturumların düzenlendiği programda, dijitalleşmenin kurumların iş yapış biçimleri üzerindeki etkisi görüşüldü. Yapay zeka destekli çözümler, veri altyapılarının stratejik rolü, bulut teknolojilerinin sunduğu imkanlar ve sürdürülebilir teknoloji yatırımları, etkinlik boyunca öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Katılımcılar, etkinlikte hem küresel teknoloji trendlerine ilişkin görüşleri dinledi hem de sektör liderleriyle doğrudan temas kurdu. Ana oturumlarda ise kamunun dijital dönüşüm perspektifi, yapay zekanın endüstriler üzerindeki etkisi, veri çağında kurumların dönüşümü, 5G ile akıllı endüstriler ve şirketin yapay zeka vizyonu ele alındı.</p><p>İkinci bölümde ekosistem iş ortakları, üretim ve perakende, finans, eğitim ve sağlık başlıklarında sektöre özel oturumlar gerçekleştirilirken, senaryo bazlı çözümler, müşteri başarı hikayeleri, iş ortaklarının deneyimleri ve farklı sektörlere yönelik uygulama örnekleri katılımcılarla paylaşıldı.</p><p>Bu yıla ait yeni ortaklık politikasının ekosistem ortaklarına aktarıldığı zirve kapsamında özel bir ödül töreni de gerçekleştirilerek, 2025'te başarı gösteren ortaklara ödülleri verildi.</p><p>- 'Kurumlar için yapay zeka, geleceğe hazırlanmanın temel unsurlarından biri'</p><p>Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Huawei Türkiye Operatör İş Grubu Teknik Üst Yöneticisi (CTO) Atahan Altuntaş, kurumlar için yapay zekanın sadece teknolojiye uyum sağlama süreci değil, geleceğe hazırlanmanın temel unsurlarından biri olarak öne çıktığını belirtti.</p><p>Yapay zeka çağında farkı oluşturanın yalnızca modeller olmadığını, onları ölçekli ve verimli şekilde çalıştırabilecek altyapının da önemli olduğunu kaydeden Altuntaş, 'Huawei olarak Atlas ve TaiShan platformlarımızla kurumların yapay zeka dönüşümünü hızlandıran güçlü bilişim temeli sunuyoruz. Huawei ICT Day programımızda, farklı sektörlerin ihtiyaçlarını ve dönüşüm alanlarını birlikte değerlendirme fırsatı bulduk. Türkiye'de dijital dönüşümü destekleyen işbirliklerine katkı sunmayı sürdüreceğiz.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/huawei-ict-day-2026-istanbulda-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/huawei-ict-day-2026-istanbulda-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="78758"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[POCO, yeni POCO X8 Pro serisini tanıttı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/poco-yeni-poco-x8-pro-serisini-tanitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/poco-yeni-poco-x8-pro-serisini-tanitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Seri performansı, uzun pil ömrü ve gelişmiş kullanıcı deneyimiyle öne çıkıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - POCO, İstanbul'da düzenlediği etkinlikle yeni akıllı telefon serisi POCO X8 Pro Max, POCO X8 Pro ve özel tasarımlı POCO X8 Pro-Iron Man modellerini tanıttı.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, performansı, uzun pil ömrü ve gelişmiş kullanıcı deneyimiyle öne çıkan serinin POCO X8 Pro Max modeli, Dimensity 9500s işlemcisiyle yüksek performans sunarken, POCO X8 Pro, Dimensity 8500-Ultra ile güçlü ve verimli bir deneyim sağlıyor.<br></p><p>'Ray tracing' desteği ve 'WildBoost' optimizasyonu sayesinde oyunlarda daha akıcı ve gerçekçi bir deneyim sunulurken, gelişmiş soğutma sistemleri yoğun kullanımda performansı koruyor.<br></p><p>POCO X8 Pro Max, 8 bin 500 mAh bataryasıyla iki güne kadar kullanım sunarken, POCO X8 Pro, 6 bin 500 mAh bataryasıyla uzun ömürlü performans sağlıyor. Her iki modelde de 100W hızlı şarj ve 27W ters şarj desteği bulunuyor. <br></p><p>Seride yüksek parlaklık sunan ekranlar dış mekanda net görüntü sağlarken, Dolby Atmos destekli çift hoparlör sistemi güçlü bir ses deneyimi yaşatıyor. Premium tasarım, RGB ışık detayları ve dayanıklı yapısıyla seri, hem şık hem de sağlam bir kullanım vadediyor.</p><p>Serinin kamera tarafında 50 megapiksel ana kamera ve yapay zeka destekli özellikler sayesinde net ve canlı fotoğraflar çekilebiliyor. Xiaomi HyperOS 3, HyperConnect ve yapay zeka destekli özelliklerle daha akıllı ve bağlantılı bir deneyim sağlanıyor.</p><p>- Marvel işbirliğiyle geliştirildi</p><p>POCO X8 Pro-Iron Man Edition, Marvel işbirliğiyle geliştirilen özel tasarımıyla dikkati çekiyor. Siyah ve altın detaylara sahip cihaz, 'Arc Reactor'dan ilham alan tasarımı ve özel arayüzüyle farklı bir kullanıcı deneyimi sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Serinin üst modeli POCO X8 Pro Max, beyaz, siyah ve mavi renk seçenekleriyle satışa sunulurken, 12 GB RAM ve 256 GB depolama alanına sahip versiyonu 38 bin 999 lira, 12 GB RAM ve 512 GB depolama alanına sahip versiyonu ise 42 bin 999 lira fiyatla kullanıcılarla buluşuyor.<br></p><p>POCO X8 Pro modeli de siyah, beyaz ve mint yeşili renk seçenekleriyle sunuluyor. Cihazın 8 GB RAM ve 256 GB depolama alanına sahip versiyonu 28 bin 999 liradan, 12 GB RAM ve 512 GB depolama alanına sahip versiyonu 34 bin 999 liradan müşterilerle buluşacak.</p><p>Özel tasarımlı POCO X8 Pro-Iron Man versiyonu ise 12 GB RAM ve 512 GB varyantıyla 36 bin 999 lira fiyat etiketiyle satışa çıktı.<br></p><p>Lansmana özel olarak 20 Nisan'a kadar devam edecek 3 bin ve 4 bin liralık indirim kuponları, Xiaomi Türkiye'nin çevrim içi satış kanallarında kullanıcılara sunuluyor.<br></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen POCO Global Kıdemli Ürün Pazarlama Müdürü Kang Lou, serinin ileri teknolojiyi daha ulaşılabilir hale getirdiğini ve performans sınırlarını bir adım öteye taşıdığını belirtti.<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/poco-yeni-poco-x8-pro-serisini-tanitti</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/poco-yeni-poco-x8-pro-serisini-tanitti.jpg" type="image/jpeg" length="75296"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Huawei Club Ayrıcalık Günleri' başlıyor]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/huawei-club-ayricalik-gunleri-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/huawei-club-ayricalik-gunleri-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Huawei'nin Club üyelerine özel hazırladığı 'Huawei Club Ayrıcalık Günleri' kampanyası başlıyor.<br></p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, kampanya boyunca Huawei, Club üyelerine sunduğu özel fırsatlarla, teknolojiye ulaşmayı sadece daha avantajlı değil, aynı zamanda daha kişisel bir deneyime dönüştürüyor.</p><p>Kampanya kapsamında kullanıcılar, farklı ürün gruplarında oluşturacakları akıllı sepet kombinasyonlarıyla tam 6 farklı indirim kuponundan yararlanarak Huawei ekosistemini daha avantajlı fiyatlarla deneyimleme şansı buluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kampanya kapsamında yalnızca akıllı saat, kulaklık, 'router' ve aksesuarlarda geçerli iki özel kupon bulunuyor. Kullanıcılar, 6 bin lira ve üzeri alışverişlerinde 500 lira indirim kazanırken, bu eşiği örneğin Huawei Watch Fit 4 akıllı saat ile birlikte FreeBuds SE 2 veya FreeBuds SE 4 kulaklık modellerini aynı sepete ekleyerek kolayca aşabiliyor.</p><p>Daha üst düzey bir deneyim arayanlar ise Huawei Watch GT 6 ve FreeBuds 6i kulaklığı bir arada tercih ederek 11 bin lira sepet tutarına ulaşıp bin lira net indirimin sahibi oluyor.</p><p>Huawei, birden fazla kategorideki ürünleri birleştirerek kendi teknoloji ekosistemini kurmak isteyenler için genel ürün gruplarında geçerli üç farklı dev kupon seçeneği sunuyor. 20 bin lira üzerine uygulanan bin 800 lira indirimden faydalanmak isteyen tüketiciler, yeni MatePad 11.5 2025 tablet, FreeBuds SE 4 kulaklık ve 100W şarj cihazından oluşan bir çalışma paketi oluşturabiliyor veya Watch GT 6 Pro Titanyum akıllı saat ile FreeBuds SE 3 kombinasyonunu değerlendirerek bu indirimi yakalayabiliyor.</p><p>Üretkenliğini artırmayı hedefleyen kullanıcılar ise MatePad 12x 2025, M-Pencil Pro ve Huawei Mouse ürünlerini birlikte sepetlerine ekleyerek 30 bin lira sınırını aştıklarında 3 bin 600 liralık indirim fırsatını elde ediyor.</p><p>Kampanyanın en dikkati çekici eşiklerinden biri olan 40 bin lira üzerine 4 bin 800 lira indirim kuponu, iki güçlü senaryo ile öne çıkıyor. Kullanıcılar, MatePad Pro 12.2 tabletin yanına FreeBuds 6 eklediklerinde 40 bin lira sınırını geçerek, üst düzey kulaklığa yalnızca 199 lira farkla sahip olabiliyor. Akıllı telefonunu yenilemek isteyenler ise nova 14 Pro ve FreeBuds 6'yı birlikte aldıklarında, kulaklık maliyeti bu dev kuponla birlikte yalnızca 998 liraya geliyor.</p><p>Huawei'nin en yenilikçi ürün grubu olan katlanabilir akıllı telefonlar, Club Week'in yıldızı konumunda yer alıyor. Yalnızca bu kategoriye özel tanımlanan 99 bin 999 lira üzeri alışverişlerde geçerli 15 bin lira indirim kuponu, mobil teknolojinin zirvesini hedefleyenler için eşsiz bir fırsat yaratıyor. Özellikle 99 bin 999 lira satış fiyatına sahip olan yeni Huawei Mate X6 modeli, yanında hediye edilen FreeClip 2 kulaklık avantajının üzerine bir de net 15 bin lira indirimle tüketicilerle buluşarak katlanabilir telefon deneyimini çok daha ulaşılabilir kılıyor.</p><p>Tüketicilerin dikkatine sunulan kampanya koşullarına göre, toplamda 6 farklı kuponun yer aldığı Club Week fırsatları, 'Flaş İndirim' ürünleri, Watch GT Runner 2, Watch Ultimate 2 eSIM modeli ve Band 11 modellerinde geçerli olmuyor.</p><p>Şirket, kullanıcıları için alışveriş deneyimini daha hızlı ve konforlu hale getirmek adına hayata geçirdiği yeni operasyonel düzenlemeyle cuma günü 15.00'ten cumartesi 15.00'e kadar verilen siparişleri de cumartesi günü kargoya vererek en erken pazartesi günü teslim edilmesini mümkün kılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/huawei-club-ayricalik-gunleri-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/huawei-club-ayricalik-gunleri-basliyor.jpg" type="image/jpeg" length="26706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sakıp Sabancı vefatının 22. yılında Uluslararası Araştırma Ödülleri ile anıldı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/sakip-sabanci-vefatinin-22-yilinda-uluslararasi-arastirma-odulleri-ile-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/sakip-sabanci-vefatinin-22-yilinda-uluslararasi-arastirma-odulleri-ile-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Hayri Çulhacı: - 'Sabancı Üniversitesi olarak bilimin rehberliğinde, eleştirel düşünceyi ve özgür akademik ortamı koruyarak geleceğe katkı sunmaya kararlıyız']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı Sakıp Sabancı, vefatının 22. yılında 'Sınırlar Ötesi Yönetişimi Yeniden Düşünmek' temasıyla düzenlenen Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Töreni ile anıldı.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Sakıp Sabancı'nın vasiyeti üzerine hayata geçirilen ve bu yıl 'Sınırlar Ötesi Yönetişimi Yeniden Düşünmek' temasıyla düzenlenen etkinlikte, 2026 yılı ödüllerinin sahipleri belli oldu.<br></p><p>Sabancı Center'da Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Hayri Çulhacı, Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Melisa Sabancı Tapan ile çok sayıda konuğun katılımıyla gerçekleştirilen törende, Jüri Özel Ödülü'ne Cornell Üniversitesinde siyaset bilimci olarak görev yapan Prof. Dr. Peter Katzenstein layık görüldü.<br></p><p>Programda 2026 yılı Makale Ödülü'ne, 'Gezegensel Muhalefet: Küresel Hareketler, Koruyucu Suçlaştırma ve Egemenliğin Tükenmişliği' çalışmasıyla Lincoln Üniversitesi Sosyal ve Siyasal Bilimler Fakültesinden Doç. Dr. Barış Çaylı Messina ile 'Yapay Zeka Düzenlemesine Avrupa Yaklaşımı: Temel Değerlerden Ödün Vermeden Teknolojik İnovasyonu Gerçekleştirmenin Olası Yolu' çalışmasıyla Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölümü Bilişim ve Teknoloji Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Esra Demir değer bulundu.<br></p><p>Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri, 2006 yılından bu yana gündeme uygun temalarla düzenleniyor. Ödül programı ile 2026 yılında iklim krizi, dijital bilgi rejimleri, pandemiler, uzay kaynaklarının paylaşımı gibi sorunlara yer veriliyor.<br></p><p>Program kapsamında 2027'de 'Zekayı Düzenlemek: Dijital Çağda Demokrasi, Piyasalar ve Küresel Düzen' konusuna odaklanan araştırmalar değerlendirilecek. Bu kapsamda, dijital dönüşümün demokratik yönetişim, piyasa yapıları ve dönüşen uluslararası sisteme etkilerini, siyasal, ekonomik ve toplumsal sonuçlarını ele alan sosyal bilimlere ve farklı alanlarından fikirlere yer verilmesi planlanıyor.<br></p><p>- 'Sakıp Sabancı'nın mirası bizim için geleceğe yön veren bir sorumluluktur'</p><p>Açıklamada törendeki görüşlerine yer verilen Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Hayri Çulhacı, Sakıp Sabancı'nın, her an tutkulu ve heyecanlı yapısıyla çok başarılı bir iş insanı olduğunu belirtti.</p><p>Çulhacı, 'Tutkuları çoğu zaman yaptığı işin ötesine geçerdi. En büyük iki tutkusundan ilki Sakıp Sabancı Müzesi, diğeri ise Sabancı Üniversitesi idi. Her ikisini de sağlığında başarıyla gerçekleştirdi. Gönül isterdi ki üniversitemizin bugün geldiği noktayı da görebilseydi. İnanıyorum ki duyduğu gurur katlanırdı. Sakıp Sabancı'nın mirası bizim için geleceğe yön veren bir sorumluluktur. Bize düşen görev de bu mirası çağın gereklilikleriyle ileri taşımaktır.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sabancı Üniversitesinin kuruluşundan bu yana 26 yıl geçtiğine dikkati çeken Çulhacı, geldikleri noktada binlerce mezunun, binlerce bilimsel yayının ve güçlü akademi-sanayi işbirliklerinin bulunduğunu anlattı.<br></p><p>Çulhacı, üniversitenin hem ülkede hem de uluslararası alanda saygın bir konuma ulaştığını vurgulayarak, 'Sabancı Üniversitesi, ülkemiz ve dünya için bilgi üreten, düşünce geliştiren bir yapıdır. Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri de bu anlayışın önemli bir parçasıdır.' değerlendirmesinde bulundu.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Belirsizliklerin arttığı, sınırların yeniden tanımlandığı ve küresel dengelerin yeniden kurulduğu dönüşüm sürecinde bilimsel düşünceye, özgür araştırmaya ve disiplinler arası bakış açılarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Çulhacı, şunları kaydetti:<br></p><p>'Sabancı Üniversitesi olarak bilimin rehberliğinde, eleştirel düşünceyi ve özgür akademik ortamı koruyarak geleceğe katkı sunmaya kararlıyız. Belirsizlik çağlarında en büyük gücümüz, akla ve bilime duyduğumuz bağlılıktır. Ve biliyoruz ki bilime yapılan yatırım, en yüksek getirili yatırımdır. Çünkü etkisi yalnızca bugünü değil, nesilleri dönüştürür.'<br></p><p>- 'Hepimiz birbirimize bağlıyız'</p><p>Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Melisa Sabancı Tapan da 'Hepimiz birbirimize bağlıyız. Aramızda sınırlar ötesi, güvene dayanan bir sözleşme var. Sakıp Sabancı'nın birlik ve beraberlik anlayışı da bu düşünceden besleniyordu. Onun adına verdiğimiz ödüller, bu bağın ve ortak sorumluluğun devamını temsil ediyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Tapan, yapay zekadan veri mimarisine uzanan dönüşümün, demokrasinin, emeğin ve küresel düzenin merkezinde yer aldığını belirterek, 'Bu gücü hakkaniyetle yönlendiremezsek, bağlarımızı güçlendirmek yerine yeni eşitsizlikler yaratma riskiyle karşı karşıya kalacağız.' uyarısında bulundu.</p><p>Teknolojiyi kullanmanın yeterli olmadığına dikkati çeken Tapan, onu insanlık onuruna ve ortak geleceğe hizmet edecek şekilde yönetmek zorunda olduklarını, bunun için bilimin rehberliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduklarını kaydederek, 'Varoluşumuzdan beri sorduğumuz soruya, bugün bir katman daha ekliyoruz. 'İnsan kalabilmek'. Sakıp Sabancı, 'Birlik ve beraberlik arayışını her işte ve her fırsatta sürdürün' derdi. Bugün burada bir arada olmamız, bu arayışın hala devam ettiğinin en somut göstergesi.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>- 'Hepimiz belirsizlikten korkuyoruz'</p><p>Jüri Özel Ödülü sahibi siyaset bilimci Prof. Dr. Peter J. Katzenstein ise 'Sabancı' kelimesinin anlamının 'toprağı işlemek' olduğunu öğrendiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:<br></p><p>'Hacı Ömer Sabancı, 1930'larda bir komisyoncu, tüccar ve tekstil üreticisi olmadan önce bir pamuk tarlasında pamuk toplayan bir işçi olarak çalıştı. Daha sonra Türkiye'nin en büyük iş holdinglerinden birini kurdu. Bir yüzyıl sonra ailesinin, ünlü bir vakıf ve birinci sınıf bir üniversite kurabilecek kadar yükseleceğini kesinlikle beklemiyordu. Her ikisi de eleştirel sorgulamaya, öğrenmeye ve demokrasi değerlerine derin bağlılığın kanıtıdır ve bunlar her zaman ve her yerde ciddi bir meydan okumaya açık değerlerdir. Cehaletimiz kaçınılmaz, giderilebilir ve sürprizlerle dolu. Sürpriz, şans olaylarıyla dolu bir dünyanın özelliğidir. Dünya siyaseti bilimi de dahil, sosyal bilimler, belirsizliği göz ardı ediyor. Bana öyle geliyor ki hepimiz belirsizlikten korkuyoruz çünkü kontrolü kaybetmekten korkuyoruz. Bunun yerine, her şeyin hesaplanabileceğine şiddetle inanıyoruz. Peki, sürprizlerle nasıl başa çıkmalıyız? Dünya tarihinde çok fazla zarar ve acıya neden olan büyük sıçramalar ve nihai çözümlerle değil.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/sakip-sabanci-vefatinin-22-yilinda-uluslararasi-arastirma-odulleri-ile-anildi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/sakip-sabanci-vefatinin-22-yilinda-uluslararasi-arastirma-odulleri-ile-anildi.jpg" type="image/jpeg" length="53843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mimarlıkta sonuç yerine süreç yaklaşımı öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/mimarlikta-sonuc-yerine-surec-yaklasimi-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/mimarlikta-sonuc-yerine-surec-yaklasimi-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Burçin Başyazıcı: -'Mimarın rolü yalnızca tasarım yapmak değil, içinde yer aldığı üretim sistemini anlamak ve bu sistem içindeki konumuna dair eleştirel bir farkındalık geliştirmek']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Burçin Başyazıcı, mimarlığın yalnızca tamamlanmış bir yapı üzerinden değerlendirilmesinin sınırlayıcı bir yaklaşım olduğunu, tasarım ve üretim süreçlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtti.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Başyazıcı, mimarlığın bir fikri gerçeğe dönüştürmek, defalarca denemek ve bu dönüşümü mümkün kılan süreci yönetmek anlamına geldiğini aktardı.<br></p><p>Mimarlığın yalnızca tekil yapılar üretmek değil, toplumsal yaşamın mekansal koşullarını kurmakla ilgili olduğuna değinen Başyazıcı, 'Mimarlıkta yerleşik bazı kabuller giderek sorgulanıyor. Artık mesele yalnızca ortaya çıkan bina değil. Mimarlık eğitimi boyunca yerleşen en köklü kabule göre, mimarlığı anlamak, ortaya çıkan yapıyı anlamaktır. Oysa bu çıktı, uzun ve çok katmanlı bir üretim sürecinin ürünü. Tasarım kararları, teknik gereklilikler, ekonomik koşullar ve farklı aktörlerin katkıları, bu sürecin parçası.' ifadelerini kullandı.</p><p> Başyazıcı, mimarlığı yalnızca tamamlanmış yapı üzerinden değerlendirmenin sınırlayıcı bir yaklaşım olduğunu, bir yapıyı anlamanın, onun nasıl tasarlandığını, hangi karar süreçlerinden geçtiğini ve hangi koşullar altında üretildiğini birlikte ele almayı gerektirdiğini, bu anlamda mimarlığın, tekil bir sonuçtan çok, farklı ölçeklerde işleyen süreçler bütünü olarak okunması gerektiğini vurguladı.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><p>Mimarlıkta temsilin, yapının görsel ve biçimsel sunumunu, üretimin de onun nasıl inşa edildiğini ve hangi kararlarla şekillendiğini ifade ettiğini belirten Başyazıcı, 'Mimarlığı tasarım merkezli bir araştırma alanı olarak ele almak, bilgiyi malzemeden üretime uzanan farklı ölçeklerde genişletti. Ancak bu yaklaşım, çoğu zaman üretim süreçlerinin kendisini arka plana iter. Bir yapının nasıl göründüğünden ziyade, nasıl üretildiği ve hangi gerekçelerle bu biçimi aldığı kritik sorulardır. Bu sorular, mimarlığı sadece estetik bir nesne olmaktan çıkarıp, toplumsal yapı içinde konumlandırır.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Başyazıcı, tasarımın çoğunlukla doğrusal olmayan, geri dönüşler ve yeniden tanımlamalar içeren bir süreç olduğuna, söz konusu durumun bireysel yaratıcılıktan çok bilgi üretiminin nasıl organize edildiğiyle ilgisi bulunduğuna değindi.</p><p>- Mimarlık eğitimi yeniden kurmaya odaklanmalı'</p><p>Denemeler ve revizyonların, bireysel hatalardan ziyade tasarım sürecinin yapısal özellikleri olduğunu vurgulayan Başyazıcı, şunları kaydetti:</p><p>'Bu süreç, farklı bilgi türlerinin karşılaşmasıyla şekillenir. Mimarlığın nesne odaklı bir çerçeveden süreç ve üretim odaklı bir yaklaşıma kayması, mimarlık eğitimine de yansıyor. Eğitim, yalnızca mevcut bilgiyi aktaran bir yapıdan ziyade, bilginin nasıl üretildiğini açığa çıkaran bir süreç olarak ele alınıyor. Mimarlık eğitimi, sonuç üretmekten çok üretim süreçlerini anlamaya ve yeniden kurmaya odaklanmalı. Öğrencinin rolü, hazır bilgiyi uygulamak değil, bu bilginin nasıl oluştuğunu sorgulamak.'</p><p>Başyazıcı, mimarlık pratiğinin yalnızca teknik yeterliliklerle tanımlanamayacağını, tasarımın içinde yer aldığı süreçleri kavrayan ve süreçlerdeki konumunu sorgulayabilen bir yaklaşımın belirleyici hale geldiğini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Mimarın rolü yalnızca tasarım yapmak değil, içinde yer aldığı üretim sistemini anlamak ve bu sistem içindeki konumuna dair eleştirel bir farkındalık geliştirmek. Yapay zeka, mimarlık üretiminde belirli aşamaları hızlandıran ve çeşitlendiren bir araç olarak kullanılıyor. Ancak bu araçlar henüz süreçlerin kendisini ortadan kaldırmıyor. Yapay zekanın mimarlık üretiminin bazı teknik ve operasyonel boyutlarını dönüştürmesi, aynı zamanda tasarım sürecinin diğer katmanlarını da yeniden görünür kılıyor. Bu dönüşüm, özellikle problemi tanımlama, bağlamı yorumlama ve eleştirel çerçeve kurma gibi alanların önemini daha belirgin hale getiriyor. Mimarlık bilgisinin nasıl yeniden dağılacağı, hala açık bir tartışma alanı olmaya da devam ediyor.​​​​​​​​​​​​​​​​'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/mimarlikta-sonuc-yerine-surec-yaklasimi-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/mimarlikta-sonuc-yerine-surec-yaklasimi-one-cikiyor.jpg" type="image/jpeg" length="45529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon Teknokent'te Modüler Zırhlı Kontrol Botu prototipi imal edildi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/trabzon-teknokentte-moduler-zirhli-kontrol-botu-prototipi-imal-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/trabzon-teknokentte-moduler-zirhli-kontrol-botu-prototipi-imal-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Denizde tehlikeyle karşılaşan personeli karaya güvenli şekilde ulaştırmayı amaçlayan botun prototipi, seyir testlerinden başarıyla geçti - KTÜ Öğretim Görevlisi Dr. Umut Yaşar Uzunali: - 'Ön kabinin olası bir batma durumunda kendini ayırıp su üzerinde kalabilme ve düşük seyir hızında da görevini tamamlayabilme yeteneği var']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRABZON (AA) - DUYĞU AVUNDUK - Trabzon Teknokent'te faaliyet gösteren bir şirket tarafından üretilen Modüler Zırhlı Kontrol Botu'nun prototipi seyir testlerinden geçmeyi başardı.<br></p><p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Abdullah Kanca Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Umut Yaşar Uzunali, AA muhabirine, uzun yıllar özel bir savunma sanayi şirketinde kaynak mühendisi olarak görev yaptığını söyledi.</p><p>Uzunali, 2014'te KTÜ'de göreve başladığını, 2019'da ise Trabzon Teknokent bünyesinde bölgedeki firmalara kaynak teknolojisi kapsamında hizmet vermek amacıyla mühendislik şirketi kurduklarını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaklaşık 6 yıldır, denizde tehlikeyle karşılaşan personeli karaya güvenli şekilde ulaştırmayı amaçlayan Modüler Zırhlı Kontrol Botu Projesi üzerinde çalıştıklarını anlatan Uzunali, botun prototipini 15 ayda tamamladıklarını ifade etti.</p><p>Uzunali, 8 kişi kapasiteli, 11 metre uzunluğunda ve 3,1 metre genişliğindeki prototipin motor ve kamera dışındaki tüm bölümlerinde yerli ve milli malzemeler kullandıklarını vurguladı.</p><p>- 'Şu an 2x300 beygir motor gücümüz var'</p><p>Umut Yaşar Uzunali, insansız ve otonoma doğru ilerleyen süreçte personel odaklı bir bot projesini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.</p><p>İmalat sürecinin 15 ayda tamamlandığını, son 2 ayda da seyir testlerini gerçekleştirdiklerini belirten Uzunali, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Ön ve arka kabin olmak üzere iki ayrı kabinimiz var. Bunlar monokok gövde yapısına ve belirli bir balistik korumaya sahip. Ön kabinin olası bir batma durumunda kendini ayırıp su üzerinde kalabilme ve düşük seyir hızlarında da görevini tamamlayabilme yeteneği var. Şu an 2x300 beygir motor gücümüz var. Bu motor gücüyle de seyir testlerinde yaklaşık 30,5 knot sürate kadar ulaştık.'</p><p>Uzunali, ilerleyen süreçte hem ticarileşmede hem de ülkenin deniz ve sahil güvenliğine alternatif proje sunmak için firmalarla da işbirliği yapmayı hedeflediklerini aktardı.</p><p>Uzunali, ilerleyen zamanlarda alüminyum ya da yüksek yoğunluklu polietilen malzemeden gemi yapmayı da hedeflediklerini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Trabzon, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/trabzon-teknokentte-moduler-zirhli-kontrol-botu-prototipi-imal-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/trabzon-teknokentte-moduler-zirhli-kontrol-botu-prototipi-imal-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="25698"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TSKGV savunma sanayisinde önemli rol üstleniyor]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/tskgv-savunma-sanayisinde-onemli-rol-ustleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/tskgv-savunma-sanayisinde-onemli-rol-ustleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Erhan Sipahioğlu: - 'Vakıf, sahip olduğu şirketlerle tamamen yerli ve milli üretim için çalışıyor' - 'Gelin, Türk bayrağına hep birlikte rüzgar olalım. Bu ülkeyi birlikte daha güçlü yarınlara taşıyalım']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GÜMÜŞHANE (AA) - SİNAN UÇAR - Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Genel Müdür Yardımcısı Erhan Sipahioğlu, vakfın sahip olduğu şirketlerle tamamen yerli ve milli üretim için çalıştığını söyledi.</p><p>Vakfın tanıtımı amacıyla düzenlenen program için Gümüşhane'ye gelen Sipahioğlu, AA muhabirine, illerde çeşitli ziyaretlerde bulunarak vakfın önemi hakkında farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirtti.</p><p>Türkiye Cumhuriyeti'nin bulunduğu konumu herkesin gözünün önüne getirmesi gerektiğini vurgulayan Sipahioğlu, 'Türkiye'nin hem kuzeyinde hem güneyinde hem de doğusunda ciddi savaşlar yaşanmaktadır. Bu coğrafya, küresel güçlerin birbirlerine üstünlük sağladığı coğrafya haline geldi. Gücü yeten yetene bir mücadele söz konusu. Türkiye bu mücadelenin tam merkezinde yer almaktadır.' diye konuştu.</p><p>Sipahioğlu, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü koruması için güçlü bir orduya sahip olması gerektiğinin altını çizerek, güçlü bir orduya sahip olanların bu coğrafyada huzur içinde yaşamaya devam edeceğine işaret etti.</p><p>Güçlü ordunun önemini vurgulayan Sipahioğlu, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Peki, güçlü bir orduyu nasıl sağlayacağız? Bu da ancak ordunun sahip olduğu silah ve teçhizatın yanı sıra yazılımların milli ve yerli olmasıyla mümkündür. Böylece güçlü bir orduya sahip olabilirsiniz. Bu noktada TSKGV, sahip olduğu şirketlerle birlikte tamamen yerli ve milli üretim için çalışan bir vakıftır.'</p><p>- 'Gelin, Türk bayrağına hep birlikte rüzgar olalım'</p><p>Sipahioğlu, savunma sanayisine bağış yapmak isteyen vatandaşlar için TSKGV'nin bir kapı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:</p><p>'Vakfın şirketleri, elektronik alanında ASELSAN, füze ve roket teknolojilerinde ROKETSAN, havacılık alanında TUSAŞ, yazılım ve simülasyon alanında HAVELSAN, enerji alanında ASPİLSAN ve jeneratör üretiminde ilgili tesislerle ülkemize hizmet etmektedir. Bu şirketlerin birinci önceliği, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu sağlandıktan sonra ikinci öncelik olarak dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçları karşılanmaktadır.'</p><p>Sipahioğlu, ASELSAN'ın 1975'te 4 mühendisle kurulduğunu belirterek, 'Bugün ise yaklaşık 13 bin kişiye istihdam sağlamaktadır. Bu büyüme, Türkiye'nin savunma sanayisindeki gelişimini açıkça göstermektedir. Burada çalışan gençler bu ülkenin evlatları.' diye konuştu.</p><p>Milli ve yerli üretimler sayesinde istihdamın da arttığını belirten Sipahioğlu, üretilen ürünlerle yaşanması muhtemel döviz kaybının da önüne geçildiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Erhan Sipahioğlu, vatandaşlara yönelik 'Güçlü bir ordu istiyorsanız, bunun adresi Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'dır. Siz de bu sürece katkı sağlayabilirsiniz. Gelin, Türk bayrağına hep birlikte rüzgar olalım. Bu ülkeyi birlikte daha güçlü yarınlara taşıyalım.' diye çağrıda bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Gümüşhane, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/tskgv-savunma-sanayisinde-onemli-rol-ustleniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/tskgv-savunma-sanayisinde-onemli-rol-ustleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="27170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lise öğrencileri, mobil oyunların bağımlılık riskini analiz eden uygulama geliştirdi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/lise-ogrencileri-mobil-oyunlarin-bagimlilik-riskini-analiz-eden-uygulama-gelistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/lise-ogrencileri-mobil-oyunlarin-bagimlilik-riskini-analiz-eden-uygulama-gelistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- TÜBİTAK bölge yarışmasında 'psikoloji' alanında birinci seçilen Bolu BİLSEM öğrencilerinin geliştirdiği uygulama, ID bilgileri sisteme girilen oyunun kullanıcı yorumlarını inceleyip 'duygusal bağımlılık', 'finansal harcama', 'fiziksel etkiler', 'sosyal izolasyon' ve 'zaman kaybı/aşırı oynama' kategorilerindeki risk düzeylerini ölçüyor - Öğrencilerden Zeynep Sude Kaya: - 'Sistemimiz mobil oyunlardaki yorumların analizini yaparak, hangi alanlarda ne kadar bağımlılık yaptığını ailelere ve rehber öğretmenlere söylüyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BOLU (AA) - ZAFER GÖDER - Bolu'da lise öğrencileri, mobil oyun bağımlılığı riskini kullanıcı yorumları üzerinden analiz ederek aileler, rehber öğretmenler ve uzmanlara önceden uyarı sunan yapay zeka destekli uygulama geliştirdi.</p><p>Bolu Bilim ve Sanat Merkezine (BİLSEM) giden Bolu Sosyal Bilimler Lisesi 9. sınıf öğrencisi Zeynep Sude Kaya ile İzzet Baysal Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencileri İrem İnci Tosun ve Çağan Töredi, arkadaşlarının mobil oyunlarla fazla vakit geçirdiğini gözlemleyince hangi oyunun ne kadar bağımlılık riski taşıdığını ölçebilecek bir proje geliştirme kararı verdi.</p><p>Bolu BİLSEM'de görevli tarih öğretmeni Sevinç Demir Tümen'in danışmanlığında öğrencilerin geliştirdiği yapay zeka destekli risk analiz uygulamasında, ID bilgileri sisteme girilen oyunun uygulama marketlerinde yer alan kullanıcı yorumları inceleniyor, 'duygusal bağımlılık', 'finansal harcama', 'fiziksel etkiler', 'sosyal izolasyon' ile 'zaman kaybı/aşırı oynama' kategorilerindeki risk düzeyleri ölçülüyor.</p><p>TÜBİTAK'ın Ankara'da düzenlediği bölge yarışmasında 'psikoloji' alanında birinci seçilen uygulama, aileler, rehber öğretmenler ve uzmanlara çok sayıda yorum arasından yapılan analiz sonucu risk içeriği belirlenen oyunlar ile bu oyunların olumsuz yönlerini öne çıkaran değerlendirmeleri görme imkanı sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Projede yer alan öğrencilerden Zeynep Sude Kaya, AA muhabirine, günümüzde çocuklar ve gençlerin mobil oyunlarla çok fazla vakit geçirdiğini, bunun zaman zaman bağımlılık seviyesine ulaştığını söyledi.</p><p>Öğrencilerin vakitlerinin büyük kısmını bazen ekran başında geçirdiğine değinen Kaya, 'Biz de hem velilere hem de rehber öğretmenlere bu oyunların ne kadar bağımlılık yaptığını daha önceden söyleyen bir ön uyarı sistemi oluşturduk. Sistemimiz kullanıcılardan herhangi bir anket istemeden mobil oyunlardaki yorumları çekip, analizini yaparak oyunların hangi alanlarda ne kadar bağımlılık yaptığını aileler ve rehber öğretmenlere söylüyor.' diye konuştu.</p><p>Öğrencilerden İrem İnci Tosun da mobil oyun kullanıcılarının yorumlarını analiz edip, psikolojik risk analizi yapan ve destek çıktıları üreten bir sistem geliştirmek için yola çıktıklarını dile getirdi.</p><p>Geliştirdikleri sistem ile ebeveynler, rehber öğretmenler ve bu alanda çalışma yapan uzmanlar için bir karar destek sistemi ürettiklerini anlatan Tosun, 'Kullanıcılar bir oyunu oynamadan önce hangi konularda bağımlılık riski olduğunu uygulamamız sayesinde görebiliyor. Bu uygulamayı isteyen herkes kullanabilir. Uygulamamızda 5 kategori var. Oyunun adını uygulamaya girince bu 5 kategori açısından risk seviyesini ölçebiliyor. Duygusal bağımlılık, finansal harcama, fiziksel etkiler, sosyal izolasyon ve zaman kaybı/aşırı oynama konularında analiz yapıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>BİLSEM öğrencisi Çağan Töredi de güvenilir sonuçlar veren uygulamayı rehber öğretmenler ile ailelerin kullanmasını önemsediklerine değinerek, 'Anne baba kullandığı zaman, risk durumunu görebilecek. Hangi alanlarda bağımlılık yaptığını ya da hangi alanlarda risk içerdiğini görebilecek.' dedi.</p><p>- 'Öğrencilerin oyun oynarken, o anki duygularını yakalama imkanımız oldu'</p><p>Öğretmen Sevinç Demir Tümen ise çağın önemli problemlerinden birinin oyun bağımlılığı olduğunu ifade etti.</p><p>Öğrencilerle bu soruna çözüm üretmek adına beyin fırtınası yaptıklarını belirten Tümen, 'Bağımlılık tespitinde genellikle anketler kullanılıyor fakat öğrenciler anketlere her zaman istenildiği gibi doğru cevaplar vermeyebiliyor. Çeşitli sebeplerden bazen veriler yanlış aksettirilebiliyor ama uygulama marketine yapılan yorumlar filtresiz ve insanın o anki duygularını yansıttığı yorumlar oluyor. O yüzden biz de oradaki yorumlar üzerinden gidebilir miyiz diye düşünerek o yorumları analiz eden bir program geliştirdik. Böylece öğrencilerin oyun oynarken, o anki duygularını yakalama imkanımız oldu. Bu da dijital ayak izine dayalı bir çalışma üretmemize yardımcı oldu.' diye konuştu.</p><p>Uygulama marketinde yer alan milyonlarca oyunun analizinin gerçek zamanlı olarak yapılabildiğini anlatan Tümen, şöyle devam etti:</p><p>'Size bu oyunun hangi alanlarda risk barındırdığını, oyunun bağımlılık yapma ihtimalinin yüzde kaç olduğunu gösterebiliyor. Bu anne babalar ve öğretmenler için büyük avantaj çünkü her gün yeni oyunlar çıkıyor. Gençler arasında yeni oyunlar popüler oluyor. Biz kuşak farkından dolayı her zaman bunları yakalayamayabiliyoruz. Bu program sayesinde 'çocuğunuzun oynamak istediği oyuna izin vermeli miyim?', 'Tehlikeli bir oyun mu?', 'Şiddet içeriyor mu?', 'Bağımlılık yapar mı?' sorularına daha çocuğunuz oynamadan cevap bulabileceksiniz.'</p><p>Tümen, anne babalar ve rehber öğretmenlerin milyonlarca yorum içerisinden riskli yorumları görerek, daha önce bu oyunu oynayan insanların neler yaşadığını ve hangi duygulara kapıldığını görebileceğini anlatarak, ilerleyen süreçte programa uygulama mağazalarından ulaşılabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Bolu, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/lise-ogrencileri-mobil-oyunlarin-bagimlilik-riskini-analiz-eden-uygulama-gelistirdi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/lise-ogrencileri-mobil-oyunlarin-bagimlilik-riskini-analiz-eden-uygulama-gelistirdi.jpg" type="image/jpeg" length="53715"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin 'Arıcılık Olimpiyatları'na ev sahipliği memnuniyetle karşılandı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/turkiyenin-aricilik-olimpiyatlarina-ev-sahipligi-memnuniyetle-karsilandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/turkiyenin-aricilik-olimpiyatlarina-ev-sahipligi-memnuniyetle-karsilandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 'Uluslararası Genç Arıcılar Buluşması' 2027'de 48 ülkenin katılımıyla Düzce'de gerçekleştirilecek - Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu: - 'Türkiye, toplam kovan sayısı ve bal üretimi konusunda dünyada 2. sırada. Arıcılık anlamında tüm dünyanın önemsediği ülkelerden biriyiz. Böyle bir organizasyonu yapmak ülkemize yakışır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DÜZCE (AA) - ÖMER ÜRER - Toplam arılı kovan sayısı ve bal üretim kapasitesi bakımından dünyada 2. sırada yer alan Türkiye, gelecek yıl 48 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilecek 'Arıcılık Olimpiyatları'na hazırlanıyor.</p><p>Dünyanın en önemli gençlik organizasyonlarından biri olan 'Uluslararası Genç Arıcılar Buluşması' diğer adıyla 'Arıcılık Olimpiyatları', Düzce Üniversitesi (DÜ) ev sahipliğinde düzenlenecek.</p><p>Avrupa Arıcılar Federasyonu (European Beekeeping Association EBA) çatısı altında yürütülen, arıcılık alanında gençleri teşvik etmeyi amaçlayan ve gelecek yıl 15'incisi gerçekleştirilecek organizasyona Türkiye'nin ev sahipliği memnuniyetle karşılandı.</p><p>- 'Ülkemizin tanıtılması adına çok önemli'</p><p>DÜ Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (DAGEM) Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu, AA muhabirine, EBA Bilim Komisyonuna Türkiye'yi temsilen seçildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kekeçoğlu, Arıcılık Olimpiyatları için geçen hafta federasyondan bir heyetin incelemelerde bulunduğunu ve Düzce'nin organizasyon için uygun lokasyon olarak belirlendiğini kaydetti.</p><p>Organizasyona Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yapacağını belirten Kekeçoğlu, şöyle devam etti:</p><p>'Her yıl bir ülkede bir organizasyon yapılıyor. Bu organizasyonun amacı gençleri arıcılığa yönlendirmek, aracılığı sevdirmek ve tanıtmak. Maalesef hem ülkemizde hem de gelişmiş ülkelerde arıcılar, yaşlı kesimden. Arıcılığı gençleştirmek istiyoruz. Bu organizasyonun bir parçası olduktan sonra ülkeyi temsilen, bu organizasyonun birini de Türkiye'de yapabiliriz diye öneride bulundum. Komisyon çok ciddi çalışıyor ve çok sert kuralları var. Dolayısıyla çok ciddi bir dosya hazırladık. Türkiye adına gönderdik, kabul gördü. Komisyon başkanı gelip, ülkemiz bu organizasyonu yapabilir mi, işin altından kalkabilir mi diye koşullarımızı denetledi. Buradaki işbirliğimize, güç birliğimize, bir arada hareket etmemize hayran kaldılar. Koşulları uygun buldular ve 2027 Arıcılık Olimpiyatları'nın ülkemizde yapılmasını onayladılar.'</p><p>- 'Arıcılık anlamında tüm dünyanın önemsediği ülkelerden biriyiz'<br></p><p>Kekeçoğlu, organizasyonu Türkiye'nin hakkıyla yapacağına inandığını dile getirerek, 'Türkiye, toplam kovan sayısı ve bal üretimi konusunda dünyada 2. sırada. Arıcılık anlamında tüm dünyanın önemsediği ülkelerden biriyiz. Böyle bir organizasyonu yapmak ülkemize yakışır. Söz sahibi ve dünyanın tanıdığı ülkede bu organizasyonun gerçekleşecek olması, sadece arıcılık sektörü açısından değil, turizm sektörü, karşılıklı geleneksel ve kültürel farklılıkların tanıtılması, ülkemizin tanıtılması adına da çok önemli.' diye konuştu.<br></p><p>Organizasyonda 48 ülkeden 5'er kişinin yer alacağı bilgisini paylaşan Kekeçoğlu, 'Bu 5 kişinin 3'ü 12 ila 17 yaş aralığında, diğer 2'si yetişkin, arıcılık sektöründe olan kişiler olacak. Bu, adı üzerinde olimpiyat ve aslında daha çok yarışmalar olacak. Yarışmalar hep arıcılıkla ilgili olacak. Örneğin, ana arı üretiminde larva transferini en iyi kim yapar? Bunlar kendi aralarında yarışacaklar. Müthiş bir duygu. Gençlerden oluşan dinamik bir ekip. Türkiye'yi çok güzel, müthiş bir organizasyon bekliyor.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Düzce, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/turkiyenin-aricilik-olimpiyatlarina-ev-sahipligi-memnuniyetle-karsilandi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/turkiyenin-aricilik-olimpiyatlarina-ev-sahipligi-memnuniyetle-karsilandi.jpg" type="image/jpeg" length="80866"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koç Üniversitesinden çevre dostu ve düşük maliyetli kimyasal sentez yöntemi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/koc-universitesinden-cevre-dostu-ve-dusuk-maliyetli-kimyasal-sentez-yontemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/koc-universitesinden-cevre-dostu-ve-dusuk-maliyetli-kimyasal-sentez-yontemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Bu çalışmada geliştirilen kimyasal sentez yöntemi, pahalı metaller kullanılmadan, oda sıcaklığında ve ışıkla bu tür malzemelerin üretimini mümkün kılıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Koç Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Prof. Dr. Önder Metin liderliğindeki ekip, ışığa duyarlı polimerik malzeme üretimi için çevre dostu ve düşük maliyetli yeni bir kimyasal sentez yöntemi geliştirdi.<br></p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, bilim dünyasının önde gelen dergilerinden Nature Communications'ta yayımlanan araştırma, geliştirilen özgün kimyasal yöntemle enerji, çevre ve malzeme teknolojilerinde yeni uygulamaların önünü açabilecek ışığa duyarlı polimerik (çok sayıda küçük molekülün birleşmesiyle oluşan uzun zincirli yapıdaki madde) malzemelerin sentezlenmesini sağlayacak.</p><p>Koç Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Prof. Dr. Önder Metin liderliğinde Prof. Dr. Sermet Koyuncu, Dr. Melek Sermin Özer ve Dr. Zafer Eroğlu'nun yer aldığı ekip, çok sayıda küçük molekülün birleşmesiyle oluşan uzun zincirli yapıdaki ışığa duyarlı polimerik malzemelerin üretimi için çevre dostu ve düşük maliyetli yeni bir kimyasal sentez yöntemi geliştirdi.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gündelik hayatta kullanılan plastik gibi polimerik malzemeler, üretildikten sonra uzun süre kararlı kalan ve çevresine tepki vermeyen yapılar olarak öne çıkıyor. Bu malzemelere alternatif arayan araştırmacılar ise ışık, sıcaklık ya da elektrik gibi dış etkilere yanıt verebilen 'akıllı' malzemelere odaklanıyor.</p><p>Koç Üniversitesinden araştırmacıların geliştirdiği yeni kimyasal polimerik malzeme sentez yöntemi, bu tür gelişmiş malzemelerin daha kolay ve çevreci yöntemlerle üretilebilmesine olanak tanıyor. Öte yandan üretim süreci, pahalı metal katalizörler ya da yüksek sıcaklıklar gerektirmeden, güneş ışığı kullanılarak oda koşullarında gerçekleştiriliyor. <br></p><p>Araştırmada geliştirilen malzemeler, rasyonel olarak seçilen çok küçük moleküler yapı taşlarının bir araya gelmesiyle oluşan ve yapısında milyonlarca boşluk barındıran özel polimerler olarak tanımlanıyor.</p><p>Sahip oldukları moleküler yapı ve boşluklar sayesinde hem ışıkla etkileşebilen hem de kimyasal reaksiyonları katalizleyen yüklü parçacıklar üretebilen bu malzemeler, enerji üretiminden çevresel arıtmaya kadar geniş bir kullanım alanı sunuyor.<br></p><p>Gelişmiş malzemelerin en önemli sorunları arasında üretim süreçlerinin karmaşık, maliyetli ve çoğu zaman çevreye zararlı olması yer alıyor.</p><p>Bu çalışmada geliştirilen kimyasal sentez yöntemi ise pahalı metaller kullanılmadan, oda sıcaklığında ve ışıkla bu tür malzemelerin üretimini mümkün kılıyor.</p><p>Söz konusu yaklaşımın, gelecekte kendi kendini onaran yüzeylerden güneş ışığıyla çalışan enerji sistemlerine, tıbbi uygulamalardan esnek elektronik cihazlara kadar birçok teknolojinin daha erişilebilir hale gelmesine katkı sağlaması öngörülüyor.</p><p>- Yeni yöntemin geliştirilme süreci<br></p><p>Araştırmada, ışıkla aktive edilebilen iki boyutlu yarı iletken malzeme olan 'bizmuten' kullanılarak kimyasal reaksiyonlar başlatıldı ve rasyonel olarak seçilen moleküler yapı taşlarının kontrollü biçimde bir araya gelmesi sağlandı.</p><p>Bu yöntem, yüksek molekül ağırlıklı ve yapısı hassas biçimde ayarlanabilen malzemelerin elde edilmesine imkan tanırken, brom ve iyot gibi halojenlerin doğrudan yapıya entegre edilebilmesi de malzemelerin elektronik ve optik özelliklerinin incelikle ayarlanmasına olanak sağlıyor. Böylece, ışıkla etkileşim ve elektriksel iletim gibi kritik özellikler uygulamaya göre kontrol edilebiliyor.<br></p><p>Araştırmacılar, özel bir yarı iletken malzeme olan 'bizmuten' ile malzemeyi oluşturan küçük moleküler yapı taşlarını bir çözücü içinde bir araya getirerek ortama ışık verdi. Işığın 'bizmuten'i aktive etmesiyle kimyasal tepkimeler başlatılırken, yapı taşlarının birbirine bağlanması sağlandı.</p><p>Süreç ilerledikçe küçük moleküller birleşerek uzun zincirler oluşturdu ve gözenekli yeni polimerik malzemeler ortaya çıktı. </p><p>Elde edilen malzemeler, ışık altında kimyasal tepkimeleri hızlandırabilme özelliğiyle enerji üretimi, çevre temizliği ve sürdürülebilir kimya uygulamalarında kullanılabilecek potansiyel taşıyor.</p><p>Geliştirilen malzemelerin kimyasal tepkimeleri hızlandırma performansı da deneylerle ortaya konuldu. Söz konusu malzemeler, ışık altında gerçekleşen reaksiyonlarda yüksek verimle çalışarak ışık enerjisini kimyasal dönüşümleri başlatmak için kullanabiliyor.</p><p>Araştırma, sürdürülebilir kimya ve enerji teknolojileri açısından yeni bir üretim yaklaşımı ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/koc-universitesinden-cevre-dostu-ve-dusuk-maliyetli-kimyasal-sentez-yontemi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/koc-universitesinden-cevre-dostu-ve-dusuk-maliyetli-kimyasal-sentez-yontemi.jpg" type="image/jpeg" length="87675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mikroplastikler su ürünleri yetiştiriciliğinde üretimi düşürebilir]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/mikroplastikler-su-urunleri-yetistiriciliginde-uretimi-dusurebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/mikroplastikler-su-urunleri-yetistiriciliginde-uretimi-dusurebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İstanbul Üniversitesinden bilim insanları, mikroplastiklerin akuakültürde üretimi yüzde 18'e kadar düşürebileceğini belirledi - İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Hastalıkları Bölümü Su Ürünleri Yetiştiriciliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Tunçelli: - 'Önümüzdeki süreçte biz buna önlem almazsak kirlilik artarsa artık üretimde de sıkıntıya düşebiliriz. Dolayısıyla akuakültür ve çevre ilişkisi bakımından düşünüldüğünde kesinlikle mikroplastiklere engel olacak çalışmalar yapmak zorundayız']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - GÜLSELİ KENARLI - Mikroplastiklerin su ürünleri yetiştiriciliğinde üretimi yüzde 18'e kadar düşürebildiğini yaptıkları bir araştırmayla ortaya koyan İstanbul Üniversitesinden bilim insanları, sürdürülebilir üretim için önlem alınması gerektiğini belirtti.<br></p><p>İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Balıkçılık ve Su Ürünleri İşleme Teknolojisi Bölümü Gıda Güvenliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuray Erkan ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Hastalıkları Bölümü Su Ürünleri Yetiştiriciliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Tunçelli tarafından yürütülen projede, mikroplastik maruziyetinin akuakültür balıkları üzerindeki etkisi araştırıldı.</p><p>Sonuçları, Aquaculture International dergisinde yayımlanan çalışmada, gökkuşağı alabalığı, tatlı su midyesi ve su mercimeğinden oluşan üçlü üretim sistemi (entegre çoklu trofik/çok katmanlı akuakültür modeli) modellenerek incelendi. Araştırmada 10-20 mikrometre boyutundaki polietilen mikroplastikler kullanıldı.</p><p>Deney kapsamında mikroplastikler yem yoluyla 100 gram yem başına 5 parçacık, su yoluyla ise litre başına 35 parçacık olacak şekilde sisteme verildi. Çalışma 45 günlük maruziyet ve ardından 45 günlük arınma (depurasyon) süreci şeklinde yürütüldü.</p><p>Bulgulara göre, mikroplastiklerin hem yem hem su yoluyla birlikte verildiği durumda sistemin toplam biyokütle üretiminde yüzde 18 düşüş tespit edildi. Kontrollü koşullarda mikroplastikle kontamine edilen balıklarda büyüme performansı bazı dönemlerde kontrol grubuna kıyasla gerilerken, su mercimeği üretiminde de azalma görüldü.</p><p>Midyelerin filtrasyon kapasitesinde belirgin ve sürekli bir düşüş gözlenmezken, üretim sisteminin genel verimliliğinin mikroplastik maruziyeti altında olumsuz etkilendiği belirlendi. Araştırmada ayrıca maruziyet sona erdiğinde organizmaların büyüme eğilimlerinin yeniden birbirine yaklaştığı ancak mikroplastiklerin üretim dağılımını ve sistem performansını değiştirdiği vurgulandı.</p><p>Çalışma, mikroplastiklerin sistemdeki türler arasında besin zinciri yoluyla taşınabildiğini ve üretim dengesini etkileyebildiğini de ortaya koydu.</p><p>- 'Sürdürülebilir gıda üretimi için yeni bir çığır açacak gibi gözüküyor'</p><p>Proje hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Nuray Erkan, çevre kirliliğinin akuatik gıda kaynaklarını tehdit ettiğini belirtti.</p><p>Dünya genelinde aşırı bir çevre kirliliğiyle karşı karşıya olunduğuna işaret eden Erkan, 'Bu çevre kirliliği en önemli kaynaklarımız olan akuatik gıda kaynaklarını tehdit ediyor. Mikroplastik tehlikesinin en büyük yükü karadan geliyor, bu yükün son noktası dereler, nehirler, denizler, okyanuslar kısaca akuatik çevre. Buradan çıkan balık ve diğer su ürünleri bizim en önemli gıda kaynaklarımız.' dedi.</p><p>Erkan, mikroplastiklerin yalnızca çevreyi değil, insan sağlığını da tehdit eden önemli bir unsur olduğunun altını çizdi.</p><p>Projede entegre, çok trofikli bir üretim sistemi kurduklarını aktaran Erkan, 'Projemizde doğal çevreyi modelledik. Burada kirletici mikroplastiklerin üç farklı trofik seviyede etkisini incelemeye çalıştık.' diye konuştu.</p><p>Sistemde balık, midye ve su bitkileri arasında doğal bir döngü kurduklarını belirten Erkan, bu sayede hem kirleticilerin tutulmasının hem de üretimin sürdürülebilirliğinin hedeflendiğini ifade etti.</p><p>Erkan, sistemin sürdürülebilir üretim açısından önemli sonuçlar verdiğini belirterek, 'Projenin çıktıları bu anlamda güzel sonuçlar verdi. Bu sürdürülebilir gıda üretimi için aslında yeni bir çığır açacak gibi gözüküyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Sistemin aynı zamanda su tasarrufu ve güvenli üretim açısından da katkı sağlayabileceğine dikkati çeken Erkan, az suyla çok üretim, güvenli üretim noktasında önemli çıktılar sunacaklarını dile getirdi.</p><p>- 'Mikroplastiklere engel olacak çalışmalar yapmak zorundayız'</p><p>Proje sürecini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Tunçelli, İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri tarafından desteklenen çalışma kapsamında çok katmanlı su ürünleri yetiştiriciliği sisteminde mikroplastik etkilerini incelediklerini söyledi.</p><p>Tunçelli, 'İlk çalışmalarımızı yayınladık. Sadece sistem verimine etkisine baktığımız yüzde 18'lik bir kayıp vardı, bunu tespit ettik, önemli bir bulguydu.' dedi.</p><p>Çalışmanın devam ettiğini ve ilerleyen aşamalarda polietilenin yanı sıra polipropilen ve polistiren gibi farklı mikroplastik türlerinin etkilerinin de araştırılacağını bildiren Tunçelli, sözlerini şöyle tamamladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Mikroplastik kirliliği giderek artıyor. Önümüzdeki süreçte biz buna önlem almazsak, kirlilik artmaya devam ederse artık üretimde de sıkıntıya düşebiliriz. Dolayısıyla akuakültür ve çevre ilişkisi bakımından düşünüldüğünde kesinlikle mikroplastiklere engel olacak çalışmalar yapmak zorundayız. Mikroplastikler sadece balıkları değil, besin zincirindeki diğer canlıları da etkiliyor. Bu sorunlu bir mekanizmayı başlatıyor aslında. Balığın büyümesini etkiliyorsa, sindirimini etkiliyorsa bu besin değerlerini de etkileyecektir.'</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/mikroplastikler-su-urunleri-yetistiriciliginde-uretimi-dusurebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/mikroplastikler-su-urunleri-yetistiriciliginde-uretimi-dusurebilir.jpg" type="image/jpeg" length="71546"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Xiaomi Türkiye'de 5G çağını geniş ürün ekosistemiyle karşıladı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/xiaomi-turkiyede-5g-cagini-genis-urun-ekosistemiyle-karsiladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/xiaomi-turkiyede-5g-cagini-genis-urun-ekosistemiyle-karsiladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Yulin Dou: - '5G teknolojisi, mobil deneyimi yeniden tanımlayan, bireylerden kurumlara kadar herkes için yeni fırsatlar sunan bir eşik']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Xiaomi, Türkiye'de 1 Nisan itibarıyla başlayan yeni nesil 5G bağlantı dönemine geniş ürün portföyüyle hazır olduğunu duyurdu.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Xiaomi'nin, 15, 14 ve T serileri, 5G ibaresine sahip REDMI Note ile POCO'nun F, X ve M serileri ve 5G ibareli REDMI 15C/15 modelleri, kullanıcılara yeni nesil bağlantı deneyimini kusursuz şekilde sunuyor.</p><p>Xiaomi kullanıcıları, Türkiye'de 5G'nin aktif hale gelmesiyle uyumlu cihazlar üzerinden söz konusu teknolojiyi anında deneyimleyebilecek. Xiaomi Türkiye, gelecek dönemde yeni nesil cihaz lansmanları, operatör işbirlikleri ve deneyim odaklı etkinliklerle 5G farkındalığını artırmayı sürdürecek.</p><p>Xiaomi Türkiye, 5G'nin yalnızca bireysel kullanıcılar için değil, üretim, sağlık, eğitim ve medya gibi pek çok sektör için dönüştürücü bir rol oynayacağını düşünüyor. </p><p>Teknolojiyi Türkiye'de herkes için erişilebilir kılma vizyonuyla hareket eden Xiaomi, sadece amiral gemisi modellerde değil, farklı segmentlerde sunduğu cihazlarla da 5G'nin yaygınlaşmasına önemli katkılar sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Yulin Dou, 5G'nin yalnızca daha hızlı internet anlamına gelmediğini, aynı zamanda dijital yaşamın tüm dinamiklerini değiştirecek bir dönüşüm olduğunu belirtti.</p><p>Dou, '5G teknolojisi, mobil deneyimi yeniden tanımlayan, bireylerden kurumlara kadar herkes için yeni fırsatlar sunan bir eşik. Akıllı şehirlerden uzaktan sağlık hizmetlerine, oyun dünyasından içerik üretimine kadar pek çok alanda köklü bir değişim bizi bekliyor. Xiaomi olarak bu dönüşümün merkezinde yer alıyor, kullanıcılarımızın 5G deneyimini en erişilebilir şekilde yaşamalarını sağlıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>5G ile yalnızca cihazların değil, yapay zeka, nesnelerin interneti ve bulut teknolojileriyle birleşen tüm ekosistemin dönüştüğünü belirten Dou, şirket olarak ürünleri, AR-GE yaklaşımları ve global deneyimleriyle bu sürecin aktif bir parçası olduklarını kaydetti.<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/xiaomi-turkiyede-5g-cagini-genis-urun-ekosistemiyle-karsiladi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/04/xiaomi-turkiyede-5g-cagini-genis-urun-ekosistemiyle-karsiladi.jpg" type="image/jpeg" length="83708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon'da TÜBİTAK projeleri sergilenmeye devam etti]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/trabzonda-tubitak-projeleri-sergilenmeye-devam-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/trabzonda-tubitak-projeleri-sergilenmeye-devam-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRABZON (AA) - Trabzon'da düzenlenen 20. TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması kapsamında çeşitli projelerin yer aldığı sergi sürüyor.</p><p>TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Programları Başkanlığı (BİDEB) Erzurum Bölge Koordinatörlüğünce Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Hasan Polat Spor Salonu'nda organize edilen etkinlikte 10 ilden 100 proje yer aldı.</p><p>Yarışmaya, 'Atadan Toruna Kıymetli Miras Yün Projesi' ile katılan Erzurum Remzi Sakaoğlu Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) proje yürütücüsü Gökçe Kültür, AA muhabirine, TÜBİTAK projelerinin öğrencilerin bilime ilgisinin artmasına katkı sağladığını söyledi.</p><p>TÜBİTAK projelerinin öğrencilere çeşitli deneyimler kazandırdığını belirten Kültür, 'Öğrencilere inanılmaz bir özgüven aşılıyoruz. TÜBİTAK projelerinin diğer bir getirisi de geleceğin bilim insanı adayı olma imkanı veriyor. Belki bir ileri aşamada makaleye dönüşebilecek çalışmalar var. Buraya gelen herkese de ilham oluyorlar. Biz de bunun bir parçası olduğumuz için çok mutluyuz.' dedi.</p><p>Ortahisar BİLSEM öğretmeni Musa Kazım Akkaya da öğrencilerin tarihi Orta Mahalle ile ilgili yaptığı projenin, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak açısından önemli olduğunu söyledi.</p><p>Akkaya, proje ile güzel sonuçlar alarak Türkiye finaline gitmek istediklerini ifade etti.</p><p>Sergiyi gezen ortaokul öğrencisi Çınar Cicerali ise 'Bence hepsi çok güzel projeler, değişik ve dahice. Projeleri yapanları tebrik ediyorum. Biz de büyüdüğümüzde bunları yapmaya çalışacağız ve milletimize yararlı işler yapacağız.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bölge Yarışması kapsamında sergilenen 100 projeden 15'i, Türkiye finallerine katılmaya hak kazanacak.</p><p>Sergi, 2 Nisan Perşembe gününe kadar açık kalacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Trabzon, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/trabzonda-tubitak-projeleri-sergilenmeye-devam-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/03/trabzonda-tubitak-projeleri-sergilenmeye-devam-etti.jpg" type="image/jpeg" length="15995"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vodafone Türkiye'de üst düzey atama]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/vodafone-turkiyede-ust-duzey-atama-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/vodafone-turkiyede-ust-duzey-atama-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Vodafone Türkiye Hukuk ve Kurumsal Güvenlikten Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine Cem Akoymak getirildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Vodafone Türkiye'nin üst yönetiminde yeni atama gerçekleştirildi.</p><p>Yeni görevine yarın itibarıyla başlayacak Akoymak, şirketin Hukuk ve Kurumsal Güvenlik alanlarındaki tüm fonksiyon ve operasyonlarının yönetimini üstlenecek.</p><p>Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri sektörlerinde 20 yılı aşkın süre boyunca Hukuk Birim Yöneticiliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini üstlenen Akoymak, şirkete katılmadan önce son 4 yıldır Kanada merkezli OpenText'in Birleşik Krallık organizasyonunda Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinden sorumlu Kıdemli Hukuk Müşavir Yardımcısı olarak görev yaptı. </p><p>İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Akoymak, kariyeri boyunca hukuk ve regülasyon politikalarıyla hukukta dijital dönüşüm süreçlerine liderlik etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/vodafone-turkiyede-ust-duzey-atama-1</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/03/vodafone-turkiyede-ust-duzey-atama.jpg" type="image/jpeg" length="94792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deniz suyunun arıtılarak sanayide kullanılması önerisi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/deniz-suyunun-aritilarak-sanayide-kullanilmasi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/deniz-suyunun-aritilarak-sanayide-kullanilmasi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer: - 'Bazı bölgelerimizde yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızın yetersiz olduğunu görüyoruz. Bu durumda en azından sanayi amaçlı kullanımda deniz suyundan istifade etmenin de zamanı geldi' - 'Denizlerden suyun arıtılarak tekrar kullanılabilmesi mümkün. İleri bir teknoloji gerekiyor. Bunun için Türkiye'nin altyapısı hazır, teknolojisi var. Yetişmiş insan gücü de mevcut bulunuyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, Türkiye'de özellikle sanayi sektöründe deniz suyunun arıtılarak kullanılmasının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Tecer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de artan iklim değişikliği etkileri ve sınırlı su kaynaklarının alternatif su temini yöntemlerini gündeme taşıdığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Günümüzde su kaynaklarının etkin ve sürdürülebilir kullanımının zorunluluk haline geldiğini aktaran Tecer, 'Küresel iklim değişikliğiyle birlikte su kaynakları üzerindeki baskılar artmış durumda.' dedi.</p><p>Tecer, deniz suyu arıtma sistemlerinin gelişen teknolojiyle birlikte kullanılabileceğini belirtti.</p><p>Su kaynaklarının etkin kullanılması gerektiğini vurgulayan Tecer, 'Ülkemiz su stresi yaşayan bir ülke. Dolayısıyla tüm yerüstü ve yeraltı su kaynaklarımızı etkin bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Bu net. Bunun iyi anlaşılması lazım.' diye konuştu.</p><p>Yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının bazı bölgelerde yetersiz kaldığına dikkati çeken Tecer, 'Bazı bölgelerimizde yerüstü ve yeraltı su kaynaklarımızın yetersiz olduğunu görüyoruz. Bu durumda en azından sanayi amaçlı kullanımda deniz suyundan istifade etmenin zamanı geldi.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Türkiye'nin altyapısı hazır, teknolojisi var'</p><p>Tecer, dünyada su sıkıntısı çeken ülkelerin deniz suyunu arıtarak kullanıma sunduğunu vurguladı.</p><p>Türkiye'nin ileri teknolojiyle deniz suyunu arıtacak güce sahip olduğunu belirten Tecer, şöyle konuştu:</p><p>'Denizlerden suyun arıtılarak tekrar kullanılabilmesi mümkün. İleri teknoloji gerekiyor. Bunun için Türkiye'nin altyapısı hazır, teknolojisi var. Yetişmiş insan gücü de mevcut. Dolayısıyla denizlerden su temin edip geri kazanım yoluyla proseslerde kullanmayı artık Türkiye'nin gündemine almak gerekiyor. Bunu göz ardı etmemeliyiz.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Bilim, Tekirdağ</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/deniz-suyunun-aritilarak-sanayide-kullanilmasi-onerisi</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/03/deniz-suyunun-aritilarak-sanayide-kullanilmasi-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="56623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi ile Fraunhofer Enstitüsü arasında yapay zeka alanında işbirliği]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/yeditepe-universitesi-ile-fraunhofer-enstitusu-arasinda-yapay-zeka-alaninda-isbirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/yeditepe-universitesi-ile-fraunhofer-enstitusu-arasinda-yapay-zeka-alaninda-isbirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan: - 'Yeditepe Üniversitesi, günümüzde AR-GE'de uluslararası alanda tanınır bir konumda. Bu işbirliğiyle çok daha önemli çalışmalar gerçekleştirilecek']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Yeditepe Üniversitesi, Teknopark İstanbul bünyesinde Girişim Stüdyosu (Venture Studio), Bilişim ve Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Karbon Çözümleri Laboratuvarı olmak üzere üç ayrı birimi hayata geçirdi.<br></p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, ilgili merkezde, Avrupa'nın uygulamalı araştırma kuruluşlarından Fraunhofer Enstitüsü ve International Institute of Business Enterprises (IIB) ile yapay zeka alanında işbirliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor.<br></p><p>Merkezin açılışına Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Yeditepe Üniversitesi AR-GE ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, Fraunhofer Enstitüsü IOSB Almanya Müdürü Dr. Olaf Sauer, IIB International Institute of Business Enterprises Kurucusu Recep Tanrıkulu, IIB Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Dr. Burak Keskik ile çok sayıda yerli-yabancı konuk ve öğrenci katıldı.</p><p>Teknopark İstanbul'daki Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü, uluslararası işbirlikleri ve endüstriyel AR-GE faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulandı. Fikirden pazara uzanan yeni nesil girişimcilik modeli Girişim Stüdyosu ile öğrenciler, akademisyenler ve şirketlerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulması hedefleniyor.<br></p><p>Ekosistemde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, startupların kurulması, fon sağlayıcı kurumların sürece dahil olması ve fikirden ürüne giden tüm süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Merkez, bu yapısıyla sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olmayı amaçlıyor.<br></p><p>- Uluslararası işbirliğiyle yeni teknoloji hamlesi</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Bedrettin Dalan, gerçekleştirilen işbirliğinin sadece üniversite için değil, Türkiye için de önemli olduğunu, Fraunhofer Enstitüsünün, Almanya'da ve dünyada yeni teknolojiler konusunda önde gelen kurumlar arasında yer aldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Söz konusu kurumdan alınan sertifikaların dünyanın her yerinde kabul gördüğünü aktaran Dalan, şunları kaydetti:</p><p>'Fraunhofer Enstitüsü ile işbirliğini yapay zeka alanında başlatıyoruz, ancak ileride diğer tüm teknoloji alanlarında da birlikte çalışma imkanımız olacak. Bu nedenle bunu Türkiye'nin teknolojik gelişimi açısından değerli bir adım olarak görüyorum. Yeditepe Üniversitesi, günümüzde AR-GE'de uluslararası alanda tanınır bir konumda. Bu işbirliğiyle çok daha önemli çalışmalar gerçekleştirilecek.'</p><p>Prof. Dr. Mehmet Durman da Teknopark İstanbul ile Yeditepe Üniversitesi arasında son zamanlarda önemli işbirliklerinin gerçekleştiğine değindi.<br></p><p>Durman, 'Teknopark içerisinde üniversitemizin de büyük bir teknoloji üssü bulunuyor. Araştırmalarımızı geleceğe ve girişimciliğe yönelik olarak, öğrenci ve akademisyenlerin bir araya geldiği bir alanda yürütüyoruz. Merkezde, fikirlerin ürünlere dönüştüğü çalışmalar yapıyoruz. Bu süreçte Teknopark yöneticilerinin de değerli desteğini alıyoruz.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>- 'Genç uzmanlar da yetiştirilecek'</p><p>Dr. Olaf Sauer, Türkiye'nin kendileri için stratejik bir ortak olduğunu ve Fraunhofer, Yeditepe Üniversitesi ve IIB arasındaki işbirliğini çok değerli bulduğunu aktardı.</p><p>Yeditepe Üniversitesi'nin Fraunhofer Enstitüsü ile birbirini tamamlayan modern altyapıya, AR-GE kapasitesine ve fikri mülkiyet (IP) birikimine sahip olduğunu belirten Sauer, şu ifadeleri kullandı:<br></p><p> 'İşbirliği kapsamında başlangıçta Türkiye'deki üretim sanayi ya da Türkiye'de faaliyet gösteren Alman şirketleri için endüstri 4.0, veri yönetimi, endüstriyel yapay zeka ve dijital ikizler alanlarına odaklanacağız. Elbette işbirliği zamanla diğer alanlara da genişleyebilir. Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde stratejik bir konuma sahip. Bu nedenle, dayanıklı tedarik zincirleri, üretim ve montaj kapasitelerinin yakın coğrafyalara taşınmasıyla robotik ve yeşil dönüşüm-döngüsel ekonomi gibi alanlarda çözümler geliştirileceğini ve uygulanacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda, üretim, montaj, malzeme akışı, lojistik ve ilgili bilişim uygulamaları alanlarında yetkinlik kazanan genç uzmanlar yetişecek. Gelecekte ihtiyaç duyulan da tam olarak bu yetkinliklerin birleşimi. Yeditepe Üniversitesi, bu gelişmeler doğrultusunda uluslararası bir AR-GE ortağı olarak konumlanabilir ve kendini daha görünür kılabilir. Profesörlerin ve araştırmacıların, örneğin üretim ve otomasyon teknolojileri alanında CIRP, IFAK, IEEE gibi bilimsel topluluklara entegre olması sayesinde Yeditepe Üniversitesi, güçlü ve ilgili yetkinliklere sahip, saygın bir AR-GE ortağı olarak konumunu pekiştirebilir.'</p><p> Prof. Dr. Oğuz Bayat ise Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Girişim Stüdyosunun, uluslararası işbirlikleri ve endüstriyel AR-GE faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulandığını kaydetti.</p><p>Yapı kapsamında, özellikle TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projeleri yürüterek yapay zeka alanında küresel açılım hedeflediklerini aktaran Bayat, merkezde teknoloji ve eğitim transferi odaklı çalışmaların da yapılacağını ifade etti.<br></p><p>Bayat, yeni nesil Girişim Stüdyosu modeliyle öğrenciler, akademisyenler ve KOBİ'lerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulacaklarına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:<br></p><p>'Bu ekosistemde yeni teknolojiler geliştirilecek, startuplar kurulacak, fon sağlayıcı kurumlar sürece dahil olacak ve fikirden ürüne giden tüm süreçler desteklenecek. Bu yönüyle merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olacak. Merkezde öğrenciler, akademisyenler ve sektör temsilcileri etkinliklerde, girişimcilik derslerinde ve ortak proje geliştirme süreçlerinde aktif olarak bir araya getirilecek. Ayrıca TÜBİTAK 1812 Programı ve girişim sermayesi şirketleri ile işbirliği yapılarak, projeler finansal kaynaklarla desteklenecek.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/yeditepe-universitesi-ile-fraunhofer-enstitusu-arasinda-yapay-zeka-alaninda-isbirligi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/03/yeditepe-universitesi-ile-fraunhofer-enstitusu-arasinda-yapay-zeka-alaninda-isbirligi.jpg" type="image/jpeg" length="64494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akbank akıllı saatlerle temassız ödeme ekosistemini genişletiyor]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/akbank-akilli-saatlerle-temassiz-odeme-ekosistemini-genisletiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/akbank-akilli-saatlerle-temassiz-odeme-ekosistemini-genisletiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Akbank Dijital Çözümler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven: - 'Akbanklıları yeni nesil deneyimler ve yaşamın her anına değer katan çözümlerle buluşturmaya devam edeceğiz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Akbank, Huawei Watch GT serisinin entegrasyonunu tamamlayarak NFC ile ödeme yapılabilen akıllı saat modelleri yelpazesini genişletti.<br></p><p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, Akbank, daha önce Huawei Watch 3 ve Watch 4 modelleri için getirdiği uygulamayı, aynı markanın Watch 5, Watch GT, Watch Fit ve Ultimate 2 serilerine de taşıdı.<br></p><p>Yeni entegrasyonla tüm Android cep telefonu sahibi Akbanklı Huawei kullanıcıları, POS cihazına akıllı saatlerini yaklaştırarak ödeme yapabilecek.<br></p><p><p>Giyilebilir teknolojilerle genişleyen ödeme altyapısı, Akbank'ın dijital bankacılık stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.</p><p>Yeni entegrasyonla müşterilerine temassız ödeme deneyimi sunan banka, inovatif işbirlikleri ve teknoloji yatırımlarıyla geleceğin bankacılık çözümlerini sunmak için çalışmalar yürütüyor.<br></p><p>- 'Bankacılıkta yeni bir deneyim katmanı haline geldi'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Dijital Çözümler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven, geliştirdikleri inovasyon odaklı işbirlikleriyle, akıllı saatle ödeme deneyimini günlük hayatın doğal akışına taşıdıklarını belirtti.</p><p>Temassız ödemelerin hızla alışkanlığa dönüştüğü bir dönemde, giyilebilir teknolojilerin bankacılıkta yeni bir deneyim katmanı haline geldiğini aktaran Güven, şunları kaydetti:<br></p><p>'Küresel giyilebilir ödeme pazarının 2032 yılına dek 245 milyar dolar hacme ulaşacağı öngörülüyor. Bu büyümenin lokomotifi ise bugün işlemlerin yüzde 85'inden fazlasını karşılayan NFC teknolojisi ve akıllı saatler. Akbank Mobil temassız ödemeler içerisinde akıllı saat ödemelerinin payının son bir yılda yüzde 25'i aşan bir artışa sahip olması da bu trendin kuvvetli bir göstergesi. Akbank, bu küresel trendin ülkemizdeki öncüleri arasında. Bankacılığı, dijitalleşmeyle hayatın akışına doğal biçimde entegre etme stratejimizin bir yansıması olarak, Huawei ile Türkiye'de ilk olan bir entegrasyona imza atmıştık. Şimdi ise Huawei Watch GT entegrasyonunu tamamlayarak ülkemizde NFC ile ödeme yapılabilen tüm akıllı saatlere Akbank deneyimini taşıdık. Akbanklıları yeni nesil deneyimler ve yaşamın her anına değer katan çözümlerle buluşturmaya devam edeceğiz.'<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/akbank-akilli-saatlerle-temassiz-odeme-ekosistemini-genisletiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/03/akbank-akilli-saatlerle-temassiz-odeme-ekosistemini-genisletiyor.jpg" type="image/jpeg" length="47198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşletmelerden toplanan kahve posaları çevre dostu ürüne dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/isletmelerden-toplanan-kahve-posalari-cevre-dostu-urune-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/isletmelerden-toplanan-kahve-posalari-cevre-dostu-urune-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Girişimci Ulaş Kayır: - '2,5 senede 90 ton kahve posasını ekonomiye kazandırdık. Bu da ne kadar plastiğe tekabül ediyor derseniz yaklaşık 36 ton plastiği biz piyasaya sunmanın önüne geçmiş olduk. Bunun yarattığı çevresel etki ne derseniz, yaklaşık 150 ton karbon eşdeğeri emisyon azaltımı sağladık' - 'Biz bu formülle beraber aslında herhangi bir şirketin ürününü ürettiğimiz zaman oradaki plastik tüketimini yüzde 40'a kadar düşürebiliyoruz. Bu hem oradaki plastik tüketimini hem de o ürünün çevresel etkisini ve karbon ayak izini azaltmış oluyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - Kahve posalarını işletmelerden toplayarak biyomalzeme ve günlük ürünlere dönüştüren bir girişim, karbon emisyonunun ve plastik kullanımının azaltılmasına katkı sunuyor.</p><p>Bu yıl dördüncüsü kutlanacak 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü'nün teması 'gıda atığı' olarak belirlendi. Gıda israfını önlemek ve gıda atıklarının dönüştürülmesini sağlamak, sıfır atık çabalarının desteklenmesinde büyük önem taşıyor.</p><p>Dünyada her yıl yaklaşık 9 milyon ton kahve çekirdeği üretilirken, bu üretimin ardından ortaya çıkan posanın yüzde 98'i çöpe giderek atık haline geliyor. Son dönemde öne çıkan yenilikçi girişimler, bu atığı yeniden ekonomiye kazandırarak çevresel etkileri azaltmayı ve sürdürülebilir üretim modellerinin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.</p><p>Bu girişimlerden biri olan Wastespresso, kahve çekirdeklerinin posalarını biyomalzemelere ve döngüsel ürünlere dönüştürüyor.</p><p>Şirketin kurucusu ve gıda mühendisi Ulaş Kayır, AA muhabirine, dünya genelinde ortaya çıkan kahve posasının yalnızca yüzde 2'sinin bazı gelişmiş ülkelerde ayrı toplanarak kompost ve gübreye dönüştürülebildiğini söyledi.</p><p>Kahve posalarının düzenli depolama sahalarında birikerek iklim krizini derinleştiren görünmez bir çevre sorununa dönüştüğünü ifade eden Kayır, 'Çöplüğe giden kahveler sadece israf olan değil, aynı zamanda metan gazına yol açan, olumsuz etki yaratan bir malzeme.' dedi.</p><p>- 'Çok kullanımlık bardak veya biyobozunur pipet gibi kendi bitmiş ürünlerimizi de üretiyoruz'</p><p>Son 10 yılda kahve tüketiminin arttığını ve posaların kolay erişilebilir bir kaynağa dönüşmesini fırsata çevirerek kahve atığını kaynak olarak kullanma fikriyle harekete geçtiklerini anlatan Kayır, 'Kahve posasını ileri dönüştürerek plastiği ikame edecek, sürdürülebilir ve çevre dostu malzemeler üretiyoruz.' diye konuştu.</p><p>Kafelerden ve kahve zincirlerinden temin ettikleri kahve posaları sayesinde bu işletmelerin de atık kaynaklı emisyonlarını azaltabildiklerini ve çevresel etkilerini düşürdüklerini kaydeden Kayır, posalardan ürettikleri malzemeleri ve ürünleri şirketlere sunup çalışanların bu ürünleri kullanmasını sağlayarak döngüsel bir iş modeli yarattıklarını aktardı.</p><p>Ticarileştirdikleri ürünün kahve posasından üretilen plastik alternatifi biyomalzemeler olduğunu ifade eden Kayır, bu malzemeleri ham madde olarak şirketlere satabildiklerini aynı zamanda pipet ve çok kullanımlık bardak gibi günlük kullanılan ürünleri üreterek son tüketicilere sunduklarını aktardı.</p><p>Tek kullanımlık plastiklere önemli bir alternatif sunduklarını dile getiren Kayır, şöyle devam etti:</p><p>'Kahve, yüzde 98'lik atık oranı dolayısıyla israfı en çok olan gıdalardan ve en çok da tüketilen malzemelerden biri olduğu için aslında orada zaten bir fırsat görüyordum. Uzun süredir aklımda olan bir konuydu. Şu anki şirketin kurucu ortakları da daha önceden barista olarak çalışan ve aslında aynı fırsatı gören insanlar olduğu için biz güçlerimizi birleştirdik ve Wastespresso'yu kurduk. Şu anda Türkiye'de bizim bildiğimiz kadarıyla kahve posasını dönüştüren, toplayan bir girişim yok. Birtakım böyle lokal, gönüllülük esasına dayalı projeler var ama ölçeklenebilir ve globale yaygınlaştırılabilir çözümler değil. Şu anda Türkiye'de ilk ve tekiz.' ifadelerini kullandı.</p><p>- '2,5 senede 90 ton kahve posasını ekonomiye kazandırdık'</p><p>Kahve posasının zorlu işleme süreçlerinden geçtiğinden bahseden Kayır, bu nedenle özel bir proses hattı kurduklarını bildirdi.</p><p>Kayır, sıfır atık yaklaşımını benimsemiş bir girişim olduklarının altını çizerek, '2,5 senede 90 ton kahve posasını ekonomiye kazandırdık. Bu da ne kadar plastiğe tekabül ediyor derseniz yaklaşık 36 ton plastiği biz piyasaya sunmanın önüne geçmiş olduk. Bunun yarattığı çevresel etki ne derseniz, yaklaşık 150 ton karbon eşdeğeri emisyon azaltımı sağladık. Bu da daha anlaşılabilir bir metrikle verecek olursam, 63 tane futbol sahasına eşdeğer orman arazisi oluşturmanın karşılığı diyebiliriz. Bu etkimizi tabii ki her geçen gün artırmayı hedefliyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kahve atığını döngüsel bir malzemeye ve ürüne dönüştürerek günlük hayata entegre ettiklerine işaret eden Kayır, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Biz bu formülle beraber aslında herhangi bir şirketin ürününü ürettiğimiz zaman oradaki plastik tüketimini yüzde 40'a kadar düşürebiliyoruz. Bu hem oradaki plastik tüketimini hem de o ürünün çevresel etkisini ve karbon ayak izini azaltmış oluyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/isletmelerden-toplanan-kahve-posalari-cevre-dostu-urune-donusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/03/isletmelerden-toplanan-kahve-posalari-cevre-dostu-urune-donusuyor.jpg" type="image/jpeg" length="85353"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
