<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ereğli Önder Gazetesi</title>
    <link>https://www.ereglionder.com.tr</link>
    <description>Ereğli Önder Gazetesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ereglionder.com.tr/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 22:26:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['3. Bolu Teknoloji Festivali'nde ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri yarışacak]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/3-bolu-teknoloji-festivalinde-ilkokul-ortaokul-ve-lise-ogrencileri-yarisacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/3-bolu-teknoloji-festivalinde-ilkokul-ortaokul-ve-lise-ogrencileri-yarisacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 'Çizgi İzleyen Robot', 'Mini Sumo Robot' ve 'RoboHokey' kategorilerinde 11 Haziran'da yapılacak yarışmaya 169 takım başvurdu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BOLU (AA) - '3. Bolu Teknoloji Festivali', ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin katılımıyla 11 Haziran'da düzenlenecek.</p><p>İl Milli Eğitim Müdürlüğünün koordinasyonunda, İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin ev sahipliğinde, 11 Haziran'da Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Spor Salonu'nda düzenlenecek festival öncesi öğrenciler hazırlıklarını sürdürüyor.</p><p>İlkokul, ortaokul ve lise düzeyinde öğrencilerin katılacağı etkinlikte, 'Çizgi İzleyen Robot', 'Mini Sumo Robot' ve 'RoboHokey' kategorilerinde yarışmalar yapılacak.</p><p>İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Emine Karaoğlan, AA muhabirine, festivalin her yıl büyüyerek geliştiğini söyledi.</p><p>Festivalin ilk yılında yalnızca 'Çizgi İzleyen Robot' yarışmasının düzenlendiğini anımsatan Karaoğlan, 'Bu yıl 3'üncüsünü düzenlediğimiz festivalde 3 kategoride toplam 169 takımımız bulunuyor. Bunların 132'si Bolu merkez ve ilçelerinden, 37'si ise il dışından başvurdu. İlkokul, ortaokul ve lise kategorilerinde öğrencilerimiz yarışacak.' diye konuştu.</p><p>Karaoğlan, öğrencilerin teknolojiye olan ilgisinin her geçen gün arttığını ve hazırlık sürecinin onların gelişimine önemli katkılar sağladığını vurgulayarak, şöyle devam etti:</p><p>'Bu projelerin hazırlık süreci öğrencilerimizin çok yönlü yetişmeleri açısından büyük fırsat. Bakanlığımızın eğitim politikaları da bu yönde. İl Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE birimiyle koordineli şekilde yürütülen çalışmaların ev sahipliğini okulumuz yapıyor. İlkokul 4'ten başlayarak lise son sınıfa kadar tüm seviyelerde öğrenciler bu çalışmaların içerisinde yer alıyor.'</p><p>Öğrencilerin yıl boyunca derslerden arta kalan zamanlarında okula gelerek projeleri üzerinde çalıştığını anlatan Karaoğlan, öğretmenlerin rehberliğinde yürütülen projelerin gençlerin akademik ve kişisel gelişimine katkı sunduğunu kaydetti.</p><p>Karaoğlan, çocukların teknolojiye ilgi ve merakının görmezden gelinemeyeceğine değinerek, 'Burada teknolojinin üretim ve geliştirme yönünü deneyimliyorlar. Bu çalışmalar, öğrencilerimizi teknolojinin bağımlılık oluşturabilecek yönlerinden uzaklaştırırken üretkenliğe yönlendiriyor. Hem kültürümüzü hem de öğrencilerimizi geliştirmek adına bu tür çalışmaları desteklemeliyiz.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Dereceye giren öğrencilere çeşitli ödüllerin verileceği festivaldeki yarışma kategorilerinin aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığınca düzenlenen ulusal robot yarışmalarında yer aldığına işaret eden Karaoğlan, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Öğrencilerimiz projelerini geliştirerek ilerleyen süreçte TEKNOFEST gibi organizasyonlara da katılabilirler. Bu yıl Antalya'da gerçekleştirilen ulusal yarışmalarda okulumuzun takımı finalde yarışma başarısı gösterdi. Festivalimiz, öğrenciler için önemli bir hazırlık ve tecrübe kazanma ortamı sunuyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Bolu, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/3-bolu-teknoloji-festivalinde-ilkokul-ortaokul-ve-lise-ogrencileri-yarisacak</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/3-bolu-teknoloji-festivalinde-ilkokul-ortaokul-ve-lise-ogrencileri-yarisacak.jpg" type="image/jpeg" length="93624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Magnezyum atıklarından çevre dostu çimento bağlayıcısı geliştirdiler]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/magnezyum-atiklarindan-cevre-dostu-cimento-baglayicisi-gelistirdiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/magnezyum-atiklarindan-cevre-dostu-cimento-baglayicisi-gelistirdiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesinden iki akademisyen, elde ettikleri bağlayıcının güneşe, ısıya ve çeşitli asitlere karşı dayanıklılığı konusundaki çalışmalarını sürdürüyor - AKÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdul Vahap Korkmaz: - 'Araştırmalarda magnezyum metal üretimi sırasında ortaya çıkan atıkların 1400 dereceye kadar ısıtıldıklarında ve ani soğutulduklarında klinkerleşme (çimento üretiminin temel aşaması) özelliklerinin kazandırıldığını gördüm']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRABZON (AA) - ENES SANSAR - Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ve Afyon Kocatepe Üniversitesinden (AKÜ) iki akademisyen, magnezyum metal üretimi atıklarının tamamını değerlendirerek karbondioksit salımı yapmayan, çevre dostu ve dayanıklı çimento bağlayıcısı geliştirdi.</p><p>Tokat'ta uzun yıllar çimento fabrikasında çalışmalar yapan Afyon Kocatepe Üniversitesi İscehisar Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdul Vahap Korkmaz, daha sonra görev aldığı magnezyum metal üretim tesislerindeki atıklarla çimento yapımında kullanılan ham maddenin birbirine yakın mineral özellikleri taşıdığını fark etti.</p><p>Bunun üzerine Korkmaz ve KTÜ Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Alp, 2022 yılında magnezyum atıklarından çimento üretmeye karar verdi.</p><p>Literatür taraması ile çalışmaya başlayan akademisyenler, magnezyum metal cüruflarını 1400 dereceye kadar ısıtıp şok soğutma sistemiyle çimento bağlayıcısı üretmeyi başardı.</p><p>Karbondioksit salımı olmadan ürettikleri çevre dostu bağlayıcı özellikli ürünü geliştirmek isteyen iki akademisyen, ürünün güneşe, ısıya, soğuğa ve çeşitli asitlere karşı dayanıklılığı konusunda çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>Alp ve Korkmaz'ın geliştirdiği, Türk Patent ve Marka Kurumunca (TÜRKPATENT) tescillenen proje, aynı zamanda TÜBİTAK 3501 - Kariyer Geliştirme Programı kapsamında da destek aldı.</p><p>Doç. Dr. Korkmaz, AA muhabirine, projede yola çıkış noktalarının atık ürünleri geri dönüştürmek olduğunu söyledi.</p><p>Temiz enerjiyi kullanma ve geri dönüşüme katkı sağlamanın önemli olduğunu belirten Korkmaz, endüstri sektöründe karbondioksit emisyonlarına karşı mücadele verildiğini dile getirdi.</p><p>Korkmaz, emisyon değerlerini azaltmanın önemli bir araştırma konusu haline geldiğine işaret ederek, 'Biz de buradan esinlenerek magnezyum metal üretimi esnasında ortaya çıkan atıkların yüzde 100'ünü kullanarak bir malzeme üretmek istedik.' dedi.</p><p>- 'Çalışmalarımızı hızlandırdık'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Projenin ilk aşamasında gri renkte, öğütülmüş ve toz madde halindeki portland çimentosuna alternatif bir ürün elde ettiklerini ifade eden Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Bunu tamamladıktan sonra artık ikinci aşamasına geçtik çalışmaların. Malzemenin diğer çimento malzemeleriyle rekabet edebilmesi adına uç ürünler üretebilir miyiz? Nedir bu? Donma çözülme olabilir, radyasyon özellikleri olabilir, güneşe karşı koruma olabilir, aside karşı etkileri olabilir. Sahip olabileceği daha farklı özellikler nelerdir, bunlar hakkında çalışmalarımızı hızlandırdık.'</p><p>Çimento üretim sürecinin magnezyum metal üretimi ile benzer olduğuna dikkati çeken Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Yapmış olduğum araştırmalarda magnezyum metal üretimi sırasında ortaya çıkan atıkların 1400 dereceye kadar ısıtıldıklarında ve ani soğutulduklarında klinkerleşme (çimento üretiminin temel aşaması) özelliklerinin kazandırıldığını gördüm. Bu sayede elde ettiğimiz ürünü yine aynı çimento prosesindeki gibi 90 mikronun altında öğüttüğümüzde ve alçı taşıyla bunu birleştirdiğimizde portland çimentosuna benzer özelliklerin kazandırıldığını görmüş olduk.'</p><p>- 'Tekrar karbondioksit salımına gerek kalmıyor'</p><p>Prof. Dr. İbrahim Alp de ürünün geri dönüşümden elde edilmesinin en önemli özelliği olduğunu belirtti.</p><p>Magnezyum üretiminde karbondioksitin de ortaya çıktığına işaret eden Prof. Dr. Alp, 'Bu çıktıktan sonra kullanılan malzemenin çimento olması için tekrar karbondioksit salımına gerek kalmıyor. Bu çimento olarak direkt kullanılabildiği için de bir kalsiyum karbonatın çimentoya çevrilirken karbondioksit salınımı yapmadan çevreci ve ekonomik bir çimento üretmiş ve atıkları değerlendirmiş oluyoruz. Bu atıkların çevreden çekilmesine imkan sağlıyoruz.' şeklinde konuştu.</p><p>Alp, aldıkları patentle dünyanın birçok noktasına fikirlerini taşıyabileceklerini belirterek, şunları kaydetti:</p><p>'Bu stratejik magnezyum metal üretimini bunun yüzde 80'e yakınının Çin'de, geri kalanının da Rusya ve ABD gibi teknolojisi gelişmiş ülkelerde yapıldığını görüyoruz. Türkiye burada daha yeni ama bu ham madde ihtiyacını sağlamak için Türkiye'de bundan sonra da bu örnek tesise uygun pek çok tesis kurulma ihtimali var. Bu çıkan atıkların çimento sektöründe değerlendirmesiyle hem çevreci hem de ekonomik bir ham maddeyi, atıkları da geri kazanarak kullanmış olacağız.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Trabzon, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/magnezyum-atiklarindan-cevre-dostu-cimento-baglayicisi-gelistirdiler</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/magnezyum-atiklarindan-cevre-dostu-cimento-baglayicisi-gelistirdiler.jpg" type="image/jpeg" length="26254"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GRAFİKLİ - Sıfır Atık Festivali'nin enerji ihtiyacının tamamı yenilenebilir kaynaklardan karşılandı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/grafikli-sifir-atik-festivalinin-enerji-ihtiyacinin-tamami-yenilenebilir-kaynaklardan-karsilandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/grafikli-sifir-atik-festivalinin-enerji-ihtiyacinin-tamami-yenilenebilir-kaynaklardan-karsilandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- TENMAK Başkanı Abdullah Buğrahan Karaveli: - 'Festival 4 gün sürdü. Festival boyunca 850 megavatsaat yani yaklaşık 30 bin hanenin 4 günlük tüketimine eş değer elektrik kullanıldı ve bunun tamamı yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. Eğer bu elektrik fosil kaynaklardan sağlansaydı yaklaşık 530 ton sera gazı emisyonu ortaya çıkacaktı' - 'Dünyada karbon nötr festivaller bugüne kadar çoğunlukla karbon sertifikaları alınarak gerçekleştirildi ancak tüm enerji talebini YEK-G sertifikalı yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bir festival örneği bulunmuyordu. Bu yönüyle Sıfır Atık Festivali hem Türkiye'de hem de dünyada bir ilk oldu']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - GÜLSELİ KENARLI - Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Başkanı Abdullah Buğrahan Karaveli, Sıfır Atık Festivali'nde iklimlendirmeden atölye çalışmalarına kadar tüm enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını kaydederek, 'Eğer bu elektrik fosil kaynaklardan sağlansaydı yaklaşık 530 ton sera gazı emisyonu ortaya çıkacaktı.' dedi.</p><p>Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işbirliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık Festivali sona erdi.</p><p>AA'nın Global İletişim Ortağı olduğu, Atatürk Havalimanı'nda 4 gün süren ve birçok etkinliğe ev sahipliği yapan festivalin enerji ihtiyacı yenilenebilir kaynaklardan elde edildi.</p><p>Karaveli, AA muhabirine, enerjinin gereğinden fazla kullanılmasının ve israf edilmesinin de bir atık türü olduğunu, özellikle fosil yakıtlardan üretilen enerjinin emisyonlar yoluyla çevresel yük oluşturduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sıfır atık yaklaşımını üç temel başlık altında ele aldığını belirten Karaveli, ilk önceliğin enerji verimliliği ve enerjinin israf edilmemesi olduğunu, ikinci başlığın enerji santralleri, maden sahaları ve elektronik ekipmanlardan kaynaklanan atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması, üçüncü başlığın ise evlerde ve işletmelerde oluşan atıkların sıfır atık anlayışıyla yönetilmesi olduğunu aktardı.</p><p>Sıfır Atık Festivali'nin sıfır atık felsefesi doğrultusunda tasarlandığını vurgulayan Karaveli, 'Festival alanında iklimlendirmeden atölye çalışmalarına, interaktif uygulamalardan diğer tüm enerji ihtiyaçlarına kadar kullanılan elektriğin tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Böylece festival boyunca söylediğimizle yaptığımızı eşleştirmiş olduk.' dedi.</p><p>- 'Emisyonun atmosfere salınmasını engellemiş olduk'</p><p>Festivalde Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti (YEK-G) Sistemi'nin kullanıldığı bilgisini veren Karaveli, sistemin yenilenebilir enerji üreticileri ile elektriğini yenilenebilir kaynaklardan temin etmek isteyen tüketicileri buluşturduğunu bildirdi.</p><p>Karaveli, Enerji Piyasaları İşletme AŞ'nin (EPİAŞ) sistemde garantör rolü üstlendiğini, tüketilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan karşılandığının alınan sertifika ile belgelendiğini anlattı.</p><p>Karaveli, festivalin enerji tüketimine ilişkin şu rakamları verdi:</p><p>'Festival 4 gün sürdü. Festival boyunca 850 megavatsaat, yani yaklaşık 30 bin hanenin 4 günlük tüketimine eş değer elektrik kullanıldı ve bunun tamamı yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. Eğer bu elektrik fosil kaynaklardan sağlansaydı yaklaşık 530 ton sera gazı emisyonu ortaya çıkacaktı. Üstelik bu süreç şebekeye destek sağlayarak, sorunsuz şekilde ve emisyonsuz olarak gerçekleştirildi. Bu, bir festival için oldukça yüksek bir rakam. Yenilenebilir enerji kullanımı sayesinde bu emisyonun atmosfere salınmasını engellemiş olduk. Böylece festivalin ilk anından son anına kadar tüm enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılamış olduk.'</p><p>- 'Dünyada ve Türkiye'de bir ilk oldu'</p><p>Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını dile getiren Karaveli, kurulu gücün yüzde 62'sinin yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu, elektrik üretiminin ise yaklaşık yarısının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını belirtti.</p><p>Geçmişte hidroelektrik santrallerin ön planda olduğunu ancak son 10 yılda güneş ve rüzgar enerjisinde büyük bir atılım gerçekleştiğini ifade eden Karaveli, festivalin gündüz saatlerinde yoğun faaliyet göstermesinin de şebeke yönetimi açısından avantaj sağladığına değindi.</p><p>Karaveli, 'Güneş ve rüzgar santralleri daha çok gündüz saatlerinde üretim yapıyor. Festival de ağırlıklı olarak bu saatlerde faaliyet gösterdi. Böylece akşam saatlerindeki talep yoğunluğunu artırmadan, yenilenebilir kaynakların ürettiği elektriğe ilave talep oluşturmuş olduk. Bu durum hem şebeke dengesi hem de emisyonların azaltılması açısından olumlu bir sonuç ortaya çıkardı.' diye konuştu.</p><p>Enerji ihtiyacının karbonsuz kaynaklardan karşılanmasıyla ortaya karbonsuz festival modeli çıktığına dikkati çeken Karaveli, 'Dünyada karbon nötr festivaller bugüne kadar çoğunlukla karbon sertifikaları alınarak gerçekleştirildi ancak tüm enerji talebini YEK-G sertifikalı yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bir festival örneği bulunmuyordu. Bu yönüyle Sıfır Atık Festivali hem Türkiye'de hem de dünyada bir ilk oldu. Aynı zamanda YEK-G sisteminin tanıtılması açısından da önemli bir örnek teşkil etti.' ifadelerini kullandı.</p><p>- YEK-G sistemi</p><p>Türkiye'de elektrik tüketicilerinin enerjilerini yenilenebilir kaynaklardan karşıladıklarını belgeleyebilmelerine imkan tanıyan farklı uygulamalar bulunduğunu, bazı işletmelerin kendi yenilenebilir enerji tesislerini kurarak üretim ve tüketimlerini mahsuplaştırabildiğini belirten Karaveli, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise YEK-G sistemi üzerinden yenilenebilir enerji üreticileriyle eşleştirme yapıldığını söyledi.</p><p>Karaveli, 'Bir tarafta elektriğini yenilenebilir kaynaklardan sağlamak isteyen tüketici bulunuyor, diğer tarafta ise yenilenebilir kaynaklardan elektrik üreten tesisler yer alıyor. Sistem bu iki tarafı eşleştiriyor. YEK-G sistemi bir süredir işletmeler için uygulanıyordu ancak bir festival veya etkinlik özelinde uygulanmamıştı.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/grafikli-sifir-atik-festivalinin-enerji-ihtiyacinin-tamami-yenilenebilir-kaynaklardan-karsilandi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/grafikli-sifir-atik-festivalinin-enerji-ihtiyacinin-tamami-yenilenebilir-kaynaklardan-karsilandi.jpg" type="image/jpeg" length="72779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıfır Atık Forumu'nda sürdürülebilir enerji altyapısının geleceği ele alındı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/sifir-atik-forumunda-surdurulebilir-enerji-altyapisinin-gelecegi-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/sifir-atik-forumunda-surdurulebilir-enerji-altyapisinin-gelecegi-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol: - 'Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı'mızın başlattığı bu yatırım bittiğinde, tamamıyla yenilenebilir enerjiye dayanan, enerji verimliliğiyle dizayn edilmiş, her tarafı yeşil doğaya uygun ve Avrupa'nın en büyük hava savunma tesisi inşa edilmiş olacak']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Sıfır Atık Forumu 2026'daki panelde, elektrikli araç bataryaları ve güneş panellerinin geri dönüşümünün enerji dönüşümündeki önemi konuşuldu.</p><p>Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen Sıfır Atık Forumu 2026'da 'Döngüsel Enerji Altyapısı: EV Bataryalarından Güneş Panellerine' başlıklı panel düzenlendi.</p><p>Burada konuşan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, küresel ölçekte bir teknoloji markasına dönüşümü hedefleyen ASELSAN NEXT programı kapsamında yeşil dönüşüm faaliyetlerini kararlılıkla yürüttüklerine dikkati çekerek, uygulanan politikaların somut sonuçlarının adım adım hayata geçirildiğini söyledi.</p><p>Sıfır atık kapsamındaki çalışmalarına değinen Akyol, 'Bugün itibarıyla tüm atıklarımızın yüzde 85'ini geri kazanıyoruz. Bunları kompost olarak kullanıyoruz. Benzer şekilde geri kazandığımız atıklar sayesinde ciddi tasarruf sağladık. Bugün sadece enerji alanında ASELSAN'ın, ki Türkiye'nin en büyük şirketinden bahsediyoruz, 2 aylık enerji tüketimini bu sayede geri kazanmış olduğunu söyleyebilirim.' dedi.</p><p>- 'Avrupa'nın en büyük hava savunma tesisi inşa ediliyor'</p><p>Akyol, su verimliliği alanında da çalışmalar sürdürdüklerine dikkati çekerek, 'Türkiye'nin ilk mavi su verimliliği belgesine de başvurmuş şirket olduk şu anda. Zaten önemli adımlar atmıştık. Özellikle su tasarrufunu sağlayacak birçok uygulamayı hayata geçirdik. İşte buralarda yüzde 17'ye varan tasarruflar sağladık. Yine sulamada kullandığımız yeni sensörler, yeni yaklaşımlar bize yüzde 32 tasarruf sağladı ama bu belgeyle zorunlu olmadığı halde Türkiye'nin mavi su verimliliği belgesine sahip bir şirket olmak üzere de adımlarımızı attık.' ifadesini kullandı.</p><p>ASELSAN'ın filosundaki elektrikli araç oranını yüzde 28'e çıkardıklarının altını çizen Akyol, uzun vadede tüm araçların elektrikli olmasını hedeflediklerini aktardı.</p><p>Akyol, yeni bir yatırım yaptıklarını belirterek, 'Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı'mızın başlattığı bu yatırım bittiğinde, tamamıyla yenilenebilir enerjiye dayanan, enerji verimliliğiyle dizayn edilmiş, her tarafı yeşil doğaya uygun ve Avrupa'nın en büyük hava savunma tesisi inşa edilmiş olacak.' diye konuştu.</p><p>- Kullanılmış pillerin geri kazanımı zorunlu hale geldi</p><p>Tsinghua Üniversitesi Öğretim Üyesi Dong Qingyin, geri dönüştürücülere rehberlik edilmesi ve özellikle ekonomik değeri düşük güneş panellerinin geri dönüşüm maliyetlerinin nasıl karşılanacağının hükümetler tarafından netleştirilmesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Ellen MacArthur Vakfı Kritik Mineraller Yöneticisi Wen Yu Wei, iklim değişikliği hedeflerine ulaşmak için gereken enerji dönüşümünde enerji karbonsuzlaştırması ve enerjiye erişimin gerekli olduğunu belirtti.</p><p>VoltR'in Kurucusu Maxime Bleskine de temiz enerji ve kritik malzemeler için gelecekte sadece yeni çıkarılan kaynakların yeterli olmayacağına işaret ederek, Avrupa'da kullanılmış pillerin geri kazanımı ve geri dönüşümünün stratejik olarak zorunlu hale geldiğini söyledi.</p><p>- Paneller gün boyu devam etti</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Forum kapsamında gün boyu 'Şehirler İçin Altyapı Rolü Olarak Gayriresmi Sektör', 'Önce Verimlilik: Atık Oluşumunu Kaynağında Önleyen Enerji Sistemleri' ve 'İnşaat ve Yıkım: Sıfır Atığın Uyuyan Devi' panelleri yapıldı.</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/sifir-atik-forumunda-surdurulebilir-enerji-altyapisinin-gelecegi-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/sifir-atik-forumunda-surdurulebilir-enerji-altyapisinin-gelecegi-ele-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="80221"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Keskin'den yapay zekadan çekinmek yerine bu teknolojiyi yönetme önerisi:]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/au-iletisim-fakultesi-dekani-prof-dr-keskinden-yapay-zekadan-cekinmek-yerine-bu-teknolojiyi-yonetme-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/au-iletisim-fakultesi-dekani-prof-dr-keskinden-yapay-zekadan-cekinmek-yerine-bu-teknolojiyi-yonetme-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 'Yapay zekadan çekinmekten ziyade bu teknoloji ya da bu imkanların farklı sektörler ve iş gücü bağlamında nasıl kullanılabileceğine etik, ahlaki ve güvenlik boyutuyla bakmak lazım']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRABZON (AA) - DUYĞU AVUNDUK - Ankara Üniversitesi (AÜ) İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, 'Yapay zekadan çekinmekten ziyade bu teknolojiyi ya da bu imkanları farklı sektörler ve iş gücü bağlamında nasıl kullanılabileceğine etik, ahlaki ve güvenlik boyutuyla bakmak lazım.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Yapay Zeka ve Simülasyon Derneğinin organizasyonunda Prof. Dr. Osman Turan Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Sağlık Profesyonellerinin Eğitiminde Yapay Zeka ve Simülasyon Kongresi'ne katılan Prof. Dr. Keskin, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p>Keskin, yapay zeka ve simülasyonun son dönemlerde özellikle tıbbi alanlarda yoğun kullanıldığını söyledi.</p><p>Kritik noktanın bu teknolojilerin gelecekte insanı ne şekilde etkileyebileceği olduğunu belirten Keskin, 'Burada sağlığı tartışıyoruz ama insanla ilgili farklı konularda da yapay zeka ve simülasyon dediğimiz zaman farklı seçenekler gündeme geliyor. Hiç şüphesiz ki yapay zeka, önümüzdeki 15-20 yıl içinde neredeyse bütün sektörleri yoğun bir biçimde etkileyecek. Bu etkinin sağlık alanında nasıl olabileceğini burada tartışıyoruz.' dedi.</p><p>Çeşitli hastalıkların teşhisi ve tedavisi sürecinde yapay zekanın kullanıldığına dikkati çeken Keskin, olası hata durumunda yapay zekaya sorumluluk yüklenmesi için erken dönemde bulunulduğunu vurguladı.</p><p>İnsan ömrünün bu yeni teknolojilerle uzatılıp uzatılamayacağı ya da iyileştirilip iyileştirilemeyeceği meselesi üzerinde durduklarını anlatan Keskin, yapay zekanın şimdiden iş piyasasının iş gücünü çok radikal şekilde etkilediğine işaret etti.</p><p>- 'Etik, ahlaki ve güvenlik boyutuyla bakmak lazım'</p><p>Keskin, yapay zekanın gelecekte Türkiye'deki meslekleri ortadan kaldırmayacağını ancak belirli görevleri üstlenebileceğini dile getirdi.<br></p><p>'Özellikle otomasyon ve düzenli görevler, bundan sonra yapay zekaya devredilecek.' diyen Keskin, sözlerini şöyle tamamladı:<br></p><p>'Esas ayrım yakın gelecekte yapay zekayı kullananlarla yapay zekayı daha az kullananlar arasında olacak. O nedenle yapay zekadan çekinmekten ziyade bu teknoloji ya da bu imkanların farklı sektörler ve iş gücü bağlamında nasıl kullanılabileceğine etik, ahlaki ve güvenlik boyutuyla bakmak lazım. Burada da tabii ki dijital egemenlik ve veri güvenliği mevzusu gündeme geliyor. O nedenle bu konuları birlikte değerlendirmek lazım.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Trabzon, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/au-iletisim-fakultesi-dekani-prof-dr-keskinden-yapay-zekadan-cekinmek-yerine-bu-teknolojiyi-yonetme-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/au-iletisim-fakultesi-dekani-prof-dr-keskinden-yapay-zekadan-cekinmek-yerine-bu-teknolojiyi-yonetme-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="98321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UKX Tech yapay zeka odaklı etkinlikte kurumsal çözümleri değerlendirdi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/ukx-tech-yapay-zeka-odakli-etkinlikte-kurumsal-cozumleri-degerlendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/ukx-tech-yapay-zeka-odakli-etkinlikte-kurumsal-cozumleri-degerlendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - UKX Danışmanlık girişimlerinden UKX Tech, yapay zeka odaklı AR-GE çalışmaları kapsamında, Anthropic'in davetlisi olarak San Francisco'da gerçekleştirilen 'Code w/ Claude' etkinliğine katıldı.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, etkinlikte, yapay zeka alanında geliştirilen güncel teknolojiler, yeni nesil uygulama yaklaşımları ve yapay zeka destekli kurumsal çözümlerin geleceğine ilişkin sunumlar gerçekleştirildi.</p><p>Program kapsamında, yapay zekanın şirketlerin yönetim süreçlerine, insan politikalarına, verimlilik modellerine ve karar alma mekanizmalarına sağlayabileceği katkılar ele alındı. Ayrıca UKX Tech'in, UKX danışmanlık ekosistemi içinde yapay zeka, teknoloji ve insan odaklı yönetim çözümlerini bir araya getirmeyi hedeflediği bilgisi paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- Kurumsal verimlilikte yapay zeka dönemi</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen UKX Tech Teknoloji Lideri Elif Karaboğa, yapay zekanın yalnızca teknolojik bir dönüşüm aracı değil, aynı zamanda kurumların insan, yönetim ve verimlilik politikalarını yeniden tasarlamasını sağlayan stratejik bir kapasite olduğunu belirtti.</p><p>Karaboğa, bütünsel danışmanlık konseptleri kapsamında, gelecek dönemde hem kurumsal çözümler hem de insan politikaları alanındaki uygulamalar konusunda öncü hizmetler sunmak üzere çalışmalarına hız verdiklerini anlattı.</p><p>Kendi ekipleriyle geliştirdikleri ürünlerin yanı sıra sektörün önemli girişimleriyle kuracakları stratejik işbirlikleriyle müşterilerine en yüksek değeri sağlayacak çözümleri sunmayı hedeflediklerinin altını çizen Karaboğa, UKX Tech'in 2026'da insan odağında, verimlilik esaslı kurumsal çözümlere odaklanacağını kaydetti.</p><p>Karaboğa, şirketlerin yönetim süreçlerinde yapay zeka stratejisi geliştirmesine destek olacak yaratıcı ve uygulanabilir çözümler üzerinde çalıştıklarını da aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/ukx-tech-yapay-zeka-odakli-etkinlikte-kurumsal-cozumleri-degerlendirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/ukx-tech-yapay-zeka-odakli-etkinlikte-kurumsal-cozumleri-degerlendirdi.jpg" type="image/jpeg" length="39348"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Xiaomi'nin Leica destekli 17T serisi Türkiye pazarına çıktı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/xiaominin-leica-destekli-17t-serisi-turkiye-pazarina-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/xiaominin-leica-destekli-17t-serisi-turkiye-pazarina-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Leica Mobil Geliştirme ve Mühendislik Başkanı Pablo Acevedo Noda: - 'Yapay zekayı görüntü kalitesini artırmaya yardımcı olmak için kullanıyoruz, ancak yeni bir şey yaratmıyoruz. Üretken yapay zekanın fotoğrafçılıkta yeri olmadığını düşünüyoruz' - Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Leo Duo: - 'Leica teknolojisini buraya getiriyoruz, çünkü bu teknoloji Türk tüketicilerinin beklenti ve tercihleriyle örtüşüyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Xiaomi, Leica işbirliğiyle geliştirilen yeni T serisi modelleri Xiaomi 17T ve Xiaomi 17T Pro'yu Türkiye'de tanıttı.</p><p>Xiaomi 17T serisinin kamera, performans ve batarya özelliklerinin tanıtıldığı İstanbul'daki etkinliğe, Leica Mobil Geliştirme ve Mühendislik Başkanı Pablo Acevedo Noda, Xiaomi Orta Doğu Genel Müdürü Tommy Yang, Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Leo Duo ile iş ortakları katıldı.</p><p>Leica optikleri ve Xiaomi'nin görüntüleme teknolojilerini bir araya getiren seri, 50 megapiksel ana kameraya sahip üçlü kamera sistemini barındırıyor. Xiaomi 17T serisinin her iki modelinde de Leica UltraPure optik tasarımı ve Leica Summilux lens yapısı bulunuyor.</p><p>İlk kez tüm modellerinde Leica 5x telefoto kamera sunulan T serisinde OIS desteği, 30 santimetre makro çekim, 10x optik seviyesinde yakınlaştırma ve 120x yapay zeka destekli 'ultra zoom' özellikleri de bulunuyor.</p><p>Xiaomi 17T Pro, 7000 miliamper saat batarya kapasitesi, 100 vat kablolu HyperCharge ve 50 vat kablosuz HyperCharge desteğiyle satışa sunulacak. Xiaomi 17T modeli ise 6500 miliamper saat batarya kapasitesi ve 67 vat HyperCharge desteğiyle geliyor.</p><p>Opal beyazı, mor ve siyah, Xiaomi 17T Pro ise siyah, koyu mavi ve koyu mor renk seçenekleriyle kullanıcılarla buluşacak olan Xiaomi 17T'nin fiyatı 49 bin 999 liradan, Xiaomi 17T Pro'nun fiyatı ise 64 bin 999 liradan başlayacak.</p><p>- 'Fotoğrafın sonradan değiştirilip değiştirilmediği görülebiliyor'</p><p>Leica Mobil Geliştirme ve Mühendislik Başkanı Pablo Acevedo Noda, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, fotoğrafçılığın gerçekliği kaydetmeye dayanması gerektiğini belirterek, üretken yapay zekanın fotoğrafçılıkta yeri olmadığını savundu.</p><p>Noda, yapay zeka ile üretilen görüntüler ile fotoğraf arasındaki temel farkın gerçeklik olduğunu vurgulayarak, 'Bir fotoğraf gerçekliği yakalar, o anda var olan ışığı kaydeder. Yapay zeka ise olasılık hesaplar, olasılık üretir. Bunlar birbirinden tamamen farklı iki şeydir. Leica olarak bizim istediğimiz şey, örneğin karda gerçekten oluşmuş bir ayak izini korumaktır, karda olması muhtemel bir ayak izini tahmin etmek değil. Bunlar çok farklı yaklaşımlar.' dedi.</p><p>Fotoğrafçılığın 'ana, gerçekliğe' ve 'özgünlüğe' dayanması gerektiğini kaydeden Noda, 'Elbette yapay zeka araçlarını kullanıyoruz, çünkü telefonlardaki bileşenler son derece küçük ve sensöre ulaşan ışık miktarı geleneksel bir kameradakiyle aynı değil. Bu nedenle yapay zekayı görüntü kalitesini artırmaya yardımcı olmak için kullanıyoruz, ancak yeni bir şey yaratmıyoruz. Üretken yapay zekanın fotoğrafçılıkta yeri olmadığını düşünüyoruz.' şeklinde konuştu.</p><p>Noda, Leica'nın geliştirdiği 'içerik kimlik bilgileri' teknolojisine de değinerek, bu teknolojiyi Leica kamera serileride ve Leica işbirliğiyle geliştirilen telefonlarda kullandıklarını söyledi.<br></p><p>İçerik kimlik bilgileri, fotoğrafa kriptografik bir kimlik eklenmesini sağladığının bilgisini paylaşan Noda, 'Böylece bir fotoğraf üzerinde sonradan oynama yapıldığında bu durum son kullanıcı veya görüntüyü inceleyen kişi tarafından görülebiliyor. Bu sayede görüntülerin gerçek dünyadan çekildiğini ve sonradan değiştirilmediğini doğrulayabiliyoruz.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>-'Akıllı telefonlar ve geleneksel kameralar birlikte var olmaya devam edecek'</p><p>Akıllı telefon kameralarının gelişmesiyle profesyonel kameralarla aralarındaki farkın azaldığını belirten Noda, buna karşın iki cihazın farklı kullanım amaçlarına hizmet ettiğini söyledi.</p><p>Noda, asıl farkın kullanıcı niyetinde olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Bir kamerayla fotoğraf çekmek, buna hazırlanmak, kamerayı yanınızda taşımak, konuya odaklanmak ve onu nasıl kullanacağınızı bilmek anlamına geliyor. Telefon ise tamamen farklı bir araç. Cebimizde taşıdığımız ve hazırlıklı olmadığımız bir anda karşımıza çıkan beklenmedik bir anı yakalamamızı sağlayan bir cihaz. Bu nedenle akıllı telefonlar ve geleneksel kameralar yan yana var olmaya devam edecek. Kullanım şekilleri kullanıcıların beklentilerine göre farklılaşacak. Fotoğrafçılığa daha fazla emek vermek isteyen kullanıcılar büyük ihtimalle kameraları tercih edecek. Fotoğrafçılığı daha gündelik bir uğraş olarak görenler ise telefon kullanmayı sürdürecek.'</p><p>- 'Türk tüketicileri Xiaomi ürünlerini gerçekten çok seviyor'</p><p>Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Leo Duo da Türkiye'de son 7 yılda yaklaşık 15 milyon akıllı telefon sattıklarını vurgulayarak, premium segmentte büyümeye odaklandıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye pazarının Xiaomi için stratejik öneme sahip olduğunu kaydeden Duo, 'Türkiye'deki insanlar fotoğraf çekmeyi, hikayelerini ve kendileri için anlamlı anları paylaşmayı seviyor. Ayrıca Leica markasını da seviyorlar. Bu yüzden Leica teknolojisini buraya getiriyoruz, çünkü bu teknoloji Türk tüketicilerinin beklenti ve tercihleriyle örtüşüyor.' dedi.</p><p>Xiaomi Türkiye olarak şu anda pazarda ikinci ya da üçüncü sırada bulunduklarını, pazar payını artırmak için premium segmente odaklandıklarını vurgulayan Duo, maliyetlerin ciddi şekilde artması nedeniyle premium segmentte güçlü olmaları gerektiğinin altını çizdi.</p><p>Türk tüketicilerinin Xiaomi markasına güçlü bir bağlılık gösterdiğini vurgulayan Duo, 'Son 7 yılda Türkiye pazarında yaklaşık 15 milyon akıllı telefon sattık. Geçtiğimiz yıl Türkiye'deki kullanıcılar tarafından yaklaşık 147 bin Xiaomi T serisi cihaz satıldı. Bu rakamlar, Türk tüketicilerinin Xiaomi ürünlerini gerçekten çok sevdiğini gösteriyor.' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/xiaominin-leica-destekli-17t-serisi-turkiye-pazarina-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/xiaominin-leica-destekli-17t-serisi-turkiye-pazarina-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="38616"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['AI Tomorrow Summit' etkinliğinde yapay zekanın e-ticaret uygulamalarına etkisi ele alındı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/ai-tomorrow-summit-etkinliginde-yapay-zekanin-e-ticaret-uygulamalarina-etkisi-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/ai-tomorrow-summit-etkinliginde-yapay-zekanin-e-ticaret-uygulamalarina-etkisi-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Getir Üst Yöneticisi Batuhan Gültakan: - 'Yapay zeka alanında çok daha iyi gelişeceğiz' - Sahibinden.com Üst Yöneticisi Burak Ertaş: - 'Son iki yılda doğal dil modellerinin gelmesiyle yapay zekadaki değişime yetişmek mümkün değil']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Yapay Zeka Politikaları Derneğince (AIPA) düzenlenen 'AI Tomorrow Summit 2026' etkinliğinde yapay zekanın e-ticaret uygulamalarında kullanımı ele alındı.</p><p>Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu 'AI Tomorrow Summit 2026' etkinliği kapsamında 'Ticaretin Yeni Aklı: Yapay Zeka ile Platform Ekonomisinin Evrimi' başlıklı oturum gerçekleştirildi.</p><p>Getir Üst Yöneticisi (CEO) Batuhan Gültakan, yaptığı konuşmada, Getir'in yapay zeka alanında yürüttüğü faaliyetlere ilişkin bilgi verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Son iki yıldır yapay zekanın hızlanmasıyla algoritmaları çok daha iyi ve akıllı şekilde çalışacak hale getirdiklerini belirten Gültakan, 'Yapay zeka alanında çok daha iyi gelişeceğiz. Şirketimiz 10 yılda 1 milyardan fazla sipariş teslim etmiş.' ifadesini kullandı.</p><p>Gültakan, Getir uygulamasında kullandıkları yapay zeka modellerini de anlattı.</p><p>- 'İnsan kaynağını yapay zekaya optimize etmeye çalışıyoruz'</p><p>Sahibinden.com CEO'su Burak Ertaş da sitelerini ayda 60 milyondan fazla kullanıcının 580 milyon kez ziyaret ettiğini bildirdi.</p><p>Sahibinden.com'un iki iş modeli olduğunu anlatan Ertaş, 'Son iki yılda doğal dil modellerinin gelmesiyle yapay zekadaki değişime yetişmek mümkün değil.' dedi.</p><p>Ertaş, şirket olarak artık lokal çalışacak dil modellerine yöneldiklerini dile getirdi.</p><p>Şirkette çalışanlar arasında yapay zekaya uyum için yaptıkları uygulamalara ilişkin bilgi veren Ertaş, şöyle devam etti:</p><p>'Katma değerin yüksek olduğu insan kaynağını yapay zekaya optimize etmeye çalışıyoruz. Onları yetkin hale getirmeye bakıyoruz. Eğer olmuyorsa bunu dışardan sağlamaya çalışıyoruz.'</p><p>- Yapay zeka müşteri anlayışını bireysel seviyeye taşıyor</p><p>Yemeksepeti CEO'su Oytun Çalapöver ise platformlar için en kritik konulardan birinin, kullanıcının ne istediğini anlamak ve buna göre hareket etmek olduğunu ifade ederek, yapay zekanın kullanıcıların platform içindeki geçmiş davranışlarını, tercihlerini ve etkileşimlerini analiz ederek bu anlayışı derinleştirmek üzerine çalıştığını anlattı.</p><p>Çalapöver, yapay zeka sayesinde müşteri ihtiyaçlarının anlaşılması ve buna yönelik çözümlerin sunulması sürecinin artık anlık ve dinamik bir hal aldığını vurgulayarak, 'En uygun ve en hızlı fiyata ürün teslim eden bir platform olmak yerine çok daha proaktif ve sürekli kendini optimize eden bir platforma dönüşüyoruz.' dedi. Çalapöver, yapay zekanın önümüzdeki 3-5 yıl içinde hem stratejik hem de operasyonel anlamda dünyada ve kendi şirketlerinde büyük bir değişim yaratacağına inandığını söyledi.</p><p>- 'Yapay zeka ve bulut bilişim stratejik bir bütün olarak ele alınmalı'</p><p>Trendyol Cloud CEO'su Tevfik Kor da yapay zekanın güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde kullanılabilmesi için bulut bilişim altyapısının kritik önem taşıdığını belirtti.</p><p>Bulut altyapısını, 'enerjinin girdi olarak sağlandığı ve çıktının topluma sunulduğu bir alan' olarak tanımlayan Kor, bu yapının yapay zeka çıktılarının kullanıcılara ulaştırıldığı bir 'şehir işletim sistemi' gibi çalıştığını ifade etti.</p><p>Kor, bulut altyapılarının yapay zeka teknolojilerinin temelini oluşturduğuna dikkati çekerek, 'Yapay zeka ve bulut bilişim stratejik bir bütün olarak ele alınmalıdır.' değerlendirmesini paylaştı.</p><p>Yapay zekanın bugün ve gelecekteki başarısının, onu destekleyen bulut altyapılarının güvenli, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir şekilde geliştirilip yönetilmesine bağlı olduğunu kaydeden Kor, söz konusu alanın ekonomik, teknolojik ve çevresel boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p><p>Etkinlik, 'Yapay Zeka Çağında İş Dünyası: Yeni Oyun Kuralları, Yeni Fırsatlar', 'Yapay Zekanın Çoklu Yüzleri' ve 'Yapay Zeka Müzik Tarihi ile Dijital Sanatlar ve Simülasyon' oturumlarıyla devam etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Ankara, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/ai-tomorrow-summit-etkinliginde-yapay-zekanin-e-ticaret-uygulamalarina-etkisi-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/ai-tomorrow-summit-etkinliginde-yapay-zekanin-e-ticaret-uygulamalarina-etkisi-ele-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="93245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon'da 'Sağlık Profesyonellerinin Eğitiminde Yapay Zeka ve Simülasyon Kongresi' başladı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/trabzonda-saglik-profesyonellerinin-egitiminde-yapay-zeka-ve-simulasyon-kongresi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/trabzonda-saglik-profesyonellerinin-egitiminde-yapay-zeka-ve-simulasyon-kongresi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TRABZON (AA) - Trabzon'da, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi ile Yapay Zeka ve Simülasyon Derneğinin organizasyonunda düzenlenen 'Sağlık Profesyonellerinin Eğitiminde Yapay Zeka ve Simülasyon Kongresi' başladı.</p><p>KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Prof. Dr. Osman Turan Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen kongrede, insanlık tarihinde bilginin değişimiyle büyük dönüşümler yaşandığını, yapay zeka ve simülasyon teknolojilerinin de bu dönüşümün örneklerinden biri olduğunu belirtti.</p><p>Sağlık alanındaki yeniliklerin önemine dikkati çeken Prof. Dr. Çuvalcı, 'Sağlık alanında geliştirilen her yenilik hastaya daha doğru teşhis koyabilmek, daha etkili tedavi sunabilmek ve daha nitelikli sağlık profesyoneli yetiştirebilmek için vardır. Yapay zeka veriyi anlamlandırma gücüyle, simülasyon teknolojileri ise deneyimi yeniden üretme kabiliyetiyle sağlık eğitiminde yeni ufuklar açmaktadır.' ifadesini kullandı.</p><p>Çuvalcı, sağlık mesleklerinin yalnızca teknik bilgiye dayanmadığını belirterek, bu mesleklerin merkezinde insan, vicdan ve sorumluluğun bulunduğunu vurguladı.</p><p>Sağlık eğitiminde teknolojik ilerleme ve insani değerlerin birlikte yürütülmesinin hayati öneme sahip olduğuna işaret eden Çuvalcı, 'Bugün dünyanın farklı ülkelerinden gelen bilim insanlarının aynı masa etrafında buluşması, ortak meseleler üzerine düşünmesi ve tecrübelerini paylaşması son derece kıymetlidir. Bilim, sınırları aşabilen en güçlü ortak dildir. İnsanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar da ancak bu ortak dilin ürettiği işbirlikleriyle çözülebilir.' dedi.</p><p>- 'Multidisipliner ekip çalışmasını daha etkin biçimde öğrenmektedirler'</p><p>KTÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevdegül Aydın Mungan ise güncel teknolojiler ve eğitim modelleri eşliğinde sağlık eğitiminin geleceğini şekillendirmek ve yeniden tanımlamak için bir araya geldiklerini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yapay zeka ve simülasyon teknolojilerinin sağlık eğitiminde yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Prof. Dr. Mungan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Yalnızca birkaç yıl önce bilim kurgu gibi görünen birçok uygulamanın bugün nasıl eğitim ortamlarımızın ve rutin sağlık hizmetlerimizin doğal bir parçası haline geldiğini, kongremizin oturumlarında deneyimleyeceksiniz. Yapay zeka destekli öğrenme sistemleri, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış eğitim içerikleri sunabilmekte. Simülasyon teknolojileri ise gerçek hastaya zarar verme riski olmadan güvenli öğrenme ortamları oluşturmaktadır. Artık öğrencilerimiz karmaşık klinik senaryoları tekrar tekrar deneyimlemekte, klinik karar verme süreçlerini geliştirmekte ve multidisipliner ekip çalışmasını daha etkin biçimde öğrenmektedirler.'</p><p>Sağlık eğitimindeki dönüşümde yalnızca teknik yeterlilikleri değil etik ilkeleri, veri güvenliğini, mahremiyeti, eşit erişimi ve insan odaklı sağlık hizmetini de birlikte tartıştıklarını aktaran Mungan, yapay zekanın sunduğu fırsatlar kadar oluşturabileceği riskleri de bilimsel bir sorumlulukla değerlendirdiklerini vurguladı.</p><p>Akademisyen ve alanında uzman sağlık çalışanlarının sunumlarını yapacağı kongre, 7 Haziran'da sona erecek.<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Trabzon, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/trabzonda-saglik-profesyonellerinin-egitiminde-yapay-zeka-ve-simulasyon-kongresi-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/trabzonda-saglik-profesyonellerinin-egitiminde-yapay-zeka-ve-simulasyon-kongresi-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="12199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Google'dan Türkiye'de kamu için yeni yapay zeka yol haritası]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/googledan-turkiyede-kamu-icin-yeni-yapay-zeka-yol-haritasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/googledan-turkiyede-kamu-icin-yeni-yapay-zeka-yol-haritasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Yol haritası, google.org çatısı altında toplumsal faydaya odaklanan iki öncelikli projeye finansal ve teknik katkı sunacak - Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'ne sağlanacak Google Cloud kredilerini de içeren deprem izleme projesi destek kapsamına alındı - Ayrıca ses kayıtlarını analiz eden açık kaynaklı bir yapay zeka platformunun Alzheimer gibi nörobilişsel bozuklukların erken teşhisinde kullanılmasına yönelik bir sağlıkta erken teşhis projesi desteklenecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Google, Türkiye'nin kamu yönetimi ve hizmetlerinde yapay zeka destekli dönüşümünü hızlandırmak amacıyla 'Kamu için Yapay Zeka' politika yol haritasını ve google.org çatısı altında sağlanacak 2 milyon dolarlık yeni desteğini duyurdu.</p><p>Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından Ankara'da bir otelde düzenlenen ve Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu 'AI Tomorrow Summit 2026' etkinliğinde açıklanan girişim, Türkiye'nin kamu inovasyonunda bölgesel lider konuma gelmesini hedefliyor. <br></p><p>Etkinlikte konuşan Google Türkiye Kamu İlişkileri ve Politikaları Direktörü Tolga Sobacı, dünya genelinde kamu yönetimlerinin yapay zekayı yeni nesil ekonomik değer üretimi ve kamu hizmetlerinin dönüşümü için ölçeklendirdiğini belirterek, Türkiye'nin bu alanda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Dünya genelinde vizyoner hükümetlerin, kamu hizmetlerinde devrim yaratmak ve yeni nesil ekonomik değerlerin önünü açmak için yapay zekayı ölçeklendirdiğini aktaran Sobacı, 'Güçlü dijital altyapısı ve dinamik yetenek havuzuyla Türkiye, bu küresel dalgaya liderlik etmek için benzersiz bir konuma sahip. Küresel bir hiper ölçekleyiciden gelecek olan ve geçtiğimiz yıl duyurulan yerel Google Cloud bölgemiz, bu dijital geleceğin temel yapı taşını oluşturacak.' diye konuştu.</p><p>Etkinlikte, PwC tarafından hazırlanan 'Kamu için Yapay Zeka' raporunda da Türkiye'ye özel bulgular ilk kez paylaşıldı.<br></p><p>Rapora göre, kamu sektöründe yapay zekanın öncü şekilde benimsenmesi 2035 yılına kadar Türkiye ekonomisi için 'üçlü yapay zeka getirisi' sağlayabilecek. <br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu kapsamda bütçe açığında yüzde 12'ye varan daralma, kamu yönetiminde üretkenlikte yüzde 3'e varan artış, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'da (GSYH) yüzde 3'e ve hane halkı gelirinde yüzde 2'ye varan yükseliş potansiyeli öngörülüyor.</p><p>- Google.org'dan 2 milyon dolarlık yeni destek</p><p>Etkinlikte verilen bilgilere göre, google.org'un 2 milyon dolarlık yeni desteği, toplumsal faydaya odaklanan iki öncelikli projeye finansal ve teknik katkı sunacak. Bunlardan ilki, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'ne sağlanacak Google Cloud kredilerini de içeren deprem izleme projesi olacak.</p><p>Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünden Doç. Dr. Çağrı Diner yürütücülüğünde gerçekleştirilen proje, bu destekle, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün ulusal sismik ağının modüler bir yapay zeka algoritmasıyla otomatikleştirilmesi, deprem izleme ve erken uyarı sistemlerinin hız ve hassasiyetinin artırmayı hedefliyor.</p><p>İkinci proje ise sağlıkta erken teşhis alanına odaklanıyor. Yapay Zeka Ekosistemi Derneği'nin 'Türk-Ses' projesine sağlanacak destekle, ses kayıtlarını analiz eden açık kaynaklı bir yapay zeka platformunun Alzheimer gibi nörobilişsel bozuklukların erken teşhisinde kullanılması ve erken tıbbi müdahaleye katkı sağlaması amaçlanıyor.<br></p><p>Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu yürütücülüğünde düzenlenen proje, insan sesi ve solunum biyobelirteçlerini analiz ederek başta Alzheimer hastalığı olmak üzere nöro-bilişsel bozuklukları erken evrede tespit ve risk değerlendirmesine yönelik yapay zeka tabanlı bir sistem geliştirmeyi hedefliyor.</p><p>- Yol haritası, üç ana başlıkta şekilleniyor<br></p><p>Açıklanan son fonla birlikte google.org'un 2016'dan bu yana Türkiye'deki kar amacı gütmeyen kuruluşlara sağladığı toplam destek 69 milyon dolara ulaştı. Bu tutarın 7 milyon dolardan fazlası nakdi, 61 milyon dolardan fazlası ise ayni desteklerden oluşuyor.</p><p>'Kamu için Yapay Zeka' yol haritası, kamuda bilinçli yapay zeka entegrasyonu, inovasyonu destekleyen politikalar ve geniş ölçekli yetkinlik kazandırma olmak üzere üç ana başlıkta şekilleniyor. Yol haritasında bulut odaklı ve yapay zekayı önceleyen politikalar, modern veri sistemleri ve destekleyici yasal düzenlemeler kritik unsurlar arasında gösteriliyor.</p><p>Google, yapay zekanın sorumlu biçimde yaygınlaştırılması için kamu görevlileri ve kamu sektörü liderlerine yönelik uzmanlık eğitimleri konusunda da işbirlikleri yürütüyor. Stratejinin sonraki aşamasında ise eğitim, lojistik ve siber güvenlik alanlarında yapay zeka ve bulut çözümlerinin ölçeklendirilmesi, dijital güvenin güçlendirilmesi ve ihracat rekabetçiliğinin artırılması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Ankara, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/googledan-turkiyede-kamu-icin-yeni-yapay-zeka-yol-haritasi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/googledan-turkiyede-kamu-icin-yeni-yapay-zeka-yol-haritasi.jpg" type="image/jpeg" length="20139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KoçDigital ve Microsoft Türkiye'den endüstriyel yapay zeka işbirliği]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/kocdigital-ve-microsoft-turkiyeden-endustriyel-yapay-zeka-isbirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/kocdigital-ve-microsoft-turkiyeden-endustriyel-yapay-zeka-isbirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- KoçDigital Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akarca: - 'Bu işbirliği, kurumların dijital dönüşümünü hızlandırmanın yanı sıra Türkiye'de endüstriyel yapay zeka ekosisteminin gelişimi için de değerli bir adım']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - KoçDigital ve Microsoft Türkiye, KoçDigital'in Endüstri 4.0, yapay zeka, ileri analitik ve tedarik zinciri alanlarındaki deneyimini Microsoft'un teknolojik altyapısıyla buluşturan stratejik işbirliğine imza attı.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Microsoft Türkiye ofisinde düzenlenen imza törenine KoçDigital Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akarca, KoçDigital Genel Müdürü Evren Dereci, Microsoft Güney Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova ve Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin katıldı.<br></p><p>İşbirliği kapsamında KoçDigital'in Endüstri 4.0, yapay zeka, ileri analitik ve tedarik zinciri alanlarındaki deneyimi, Microsoft'un teknolojik altyapısıyla bir araya gelecek.</p><p>İki şirket, Türkiye'de farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumların ihtiyaçlarını birlikte analiz ederek şirketler için özelleştirilmiş çözümler geliştirecek.</p><p>Agentic AI, Industrial AI ve Physical AI alanlarında kurumsal ve endüstriyel çözümler ele alınacak. Copilot, Azure AI ve ilgili Microsoft teknolojileriyle geliştirilecek çözümlerin, şirketlerin süreçlerini daha hatasız, hızlı, verimli ve sürdürülebilir hale getirmesine katkı sunması amaçlanıyor.</p><p>Varılan mutabakat kapsamında taraflar, şirketlere özel kullanım senaryolarının belirlenmesi, hızlı prototipleme, pilot proje geliştirme, eğitim programları, hackathonlar ve teknik destek faaliyetleri gibi alanlarda birlikte çalışma kararı aldı.</p><p>- 'Güçlü sanayinin yapay zekayla birleşmesi rekabet avantajı yaratır'</p><p>Açıklamada imza törenindeki değerlendirmelerine yer verilen KoçDigital Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Akarca, Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısının yapay zekayla birleştiğinde önemli bir rekabet avantajı yaratabileceğini belirtti.</p><p>Akarca, 'Bu işbirliği, kurumların dijital dönüşümünü hızlandırmanın yanı sıra Türkiye'de endüstriyel yapay zeka ekosisteminin gelişimi için de değerli bir adım.' ifadesini kullandı.</p><p>KoçDigital Genel Müdürü Evren Dereci de yapay zekanın artık kurumlar için yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, rekabet gücünü belirleyen yeni iş yapış şekli haline geldiğini vurguladı.</p><p>Dereci, 'KoçDigital'in sektörel deneyimini Microsoft'un güçlü teknoloji altyapısıyla buluşturuyoruz. Amacımız, Türkiye'deki kurumların yapay zekayı somut iş sonuçları üreten, ölçeklenebilir bir değere dönüştürmesine katkı sağlamak.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>- 'Yapay zeka kurumlar için yeni büyüme ve rekabet alanları yaratıyor'</p><p>Microsoft Güney Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova da Microsoft'un bulut ve yapay zeka teknolojilerini, KoçDigital'in güçlü sektör ve uygulama yetkinlikleriyle bir araya getirerek, Türkiye'de endüstriyel yapay zeka ekosisteminin gelişmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.</p><p>Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise yapay zekanın dönüştürücü gücünün, kurumlar için yeni büyüme ve rekabet alanları yarattığını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özbilgin, 'KoçDigital ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğiyle, farklı sektörlerdeki kurumların yapay zekayı iş süreçlerine entegre ederek daha verimli, sürdürülebilir ve yenilikçi modeller geliştirmelerine destek oluyoruz. Yapay zeka tabanlı bu 360 derecelik kültür dönüşümü sayesinde projelerden daha somut ve ölçeklenebilir sonuçlar elde edildiğini görüyoruz.' ifadelerini kullandı.<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/kocdigital-ve-microsoft-turkiyeden-endustriyel-yapay-zeka-isbirligi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/kocdigital-ve-microsoft-turkiyeden-endustriyel-yapay-zeka-isbirligi.jpg" type="image/jpeg" length="43340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marmara Denizi'nde bazı bölgelerde plastik kirliliği 3 katına çıktı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/marmara-denizinde-bazi-bolgelerde-plastik-kirliligi-3-katina-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/marmara-denizinde-bazi-bolgelerde-plastik-kirliligi-3-katina-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven: - 'Geçmişten günümüze artan bir plastik kirliliği trendi bütün istasyonlarda net şekilde görülüyor. 2000'li yılların başından itibaren plastik kirliliğinde belirgin bir artış görüyoruz. İstasyondan istasyona değişmekle birlikte bazı bölgelerde yaklaşık 3 katlık artış söz konusu' - 'Şu ana kadar tespit ettiğimiz mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 94'ü fiber yapıda. Bunlar saç teli benzeri ince plastik parçacıkları']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MERSİN (AA) - GÜLSELİ KENARLI - Marmara Denizi'nin kirlilik tarihini ortaya çıkarmayı amaçlayan TÜBİTAK 1001 projesinde elde edilen ilk bulgular, denizdeki mikroplastik kirliliğinin 2000'li yıllardan itibaren belirgin şekilde arttığını bazı bölgelerde 3 katına çıktığını ortaya koydu.</p><p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ortaklığında gerçekleştirilen TÜBİTAK 1001 projesi ile Marmara Denizi'nin kirlilik tarihi araştırılıyor.</p><p>Projenin ara raporuna göre, çalışma kapsamında Marmara Denizi'nin 14 kritik noktasından alınan sediment karotlarının ilk analizleri sonuç verdi. İncelenen örneklerde mikroplastik dağılımı, kirletici yükü ve radyoizotop tarihlemesine ilişkin ilk bulgular yer alıyor.</p><p>Çalışmaların sonraki aşamasında polimer karakterizasyonu ve metal kirliliğine yönelik analizler sürdürülecek.</p><p>Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven'in yürütücülüğünde geçen yıl başlatılan projede, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsüne ait Bilim-2 araştırma gemisiyle deniz tabanından 'ahtapot' adı verilen karot cihazı kullanılarak 40-50 santimetre uzunluğunda sediment örnekler çıkarıldı.</p><p>- 'Çınarcık Çukuru'nda dikkati çekici bulgular elde ettik'</p><p>Güven, AA muhabirine, Marmara Denizi'nin, tek bir ülkenin yönetiminde olması nedeniyle insan faaliyetlerinin etkilerini izlemek açısından dünyadaki birçok denize göre daha kontrollü ve özel bir araştırma alanı sunduğunu söyledi.</p><p>Projede ilk etapta Marmara Denizi'nin farklı baskılar altındaki bölgelerini temsil edecek örnekleri açtıklarını belirten Güven, 'İzmit Körfezi, Gemlik Körfezi, Marmara'nın en derin noktası olan Çınarcık Çukuru, İmralı Baseni ve Marmara'nın orta kesiminden alınan sediment karotlarında mikroplastiklerin dikey dağılımını ve karakterizasyonunu inceledik. Özellikle yoğun sanayi, nüfus ve tatlı su girdilerinin etkisindeki İzmit Körfezi ile Karadeniz kaynaklı akıntıların taşıdığı yükün toplandığı Çınarcık Çukuru'nda dikkati çekici bulgular elde ettik.' ifadelerini kullandı.</p><p>Güven, sediment örneklerinde yapılan tarihlendirme çalışmalarının Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsünde yürütüldüğüne işaret ederek, 'Geçmişten günümüze artan bir plastik kirliliği trendi bütün istasyonlarda net şekilde görülüyor. 2000'li yılların başından itibaren plastik kirliliğinde belirgin bir artış görüyoruz. İstasyondan istasyona değişmekle birlikte bazı bölgelerde yaklaşık 3 katlık artış söz konusu.' diye konuştu.</p><p>- 1999 Gölcük Depremi'nin denizlerdeki izine ulaşıldı</p><p>Çalışmalarda 1999 Gölcük Depremi'nin izlerine de rastladıklarını anlatan Güven, şunları kaydetti:</p><p>'İzmit Körfezi ve Çınarcık Baseni'nde deprem dönemine denk gelen katmanlarda plastik miktarında ciddi artış tespit ettik. Bu artışın, deprem sonrası karasal ortamdaki kirletici yükün deniz ortamına taşınmasıyla ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Karasal ortamda yaşanan büyük olayların denizel ortama taşınan yükü sedimentte kayıt altına alınabiliyor.'</p><p>Güven, projede sediment katmanlarında 1960'lı yıllara kadar uzanan anlamlı mikroplastik kirliliği tespit ettiklerine dikkati çekerek, daha eski katmanlarda da tekil plastik parçacıklarıyla karşılaştıklarını aktardı.</p><p>Polimer analizlerinin tamamlanmasının ardından belirli dönemlerde kullanılan plastik türleriyle sanayi ve tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkinin daha net ortaya konabileceğini belirten Güven, belirli dönemlerde alınan kararların ya da üretim alışkanlıklarının denizdeki karşılığını görmeyi hedeflediklerinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Şu ana kadar tespit ettiğimiz mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 94'ü fiber yapıda'</p><p>Güven, 'Şu ana kadar tespit ettiğimiz mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 94'ü fiber yapıda. Bunlar saç teli benzeri ince plastik parçacıkları.' bilgisini verdi.</p><p>Fiberlerin en önemli kaynaklarından birinin sentetik tekstil ürünleri olduğuna işaret eden Güven, çamaşır yıkama sırasında açığa çıkan liflerin, mikro arıtma sistemi olmadığı için arıtma tesislerinden geçerek denize ulaştığını söyledi.</p><p>Güven, İzmit Körfezi'nde ise özellikle kozmetik ürünlerinde kullanılan mikro boncuklara rastladıklarını belirtti.</p><p>- Plastiklerin Marmara'da nasıl taşındığı araştırılıyor</p><p>ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel de projenin yalnızca plastik varlığını değil, plastiklerin Marmara'da nasıl taşındığını ve hangi bölgelerde biriktiğini anlamayı amaçladığını dile getirdi.</p><p>Marmara'daki derin çukurların çevreden gelen partikülleri biriktiren doğal depolama alanları gibi çalıştığına dikkati çeken Yücel, Çınarcık Çukuru, İzmit Körfezi ve Gemlik Körfezi gibi bölgelerin Marmara'nın plastik tarihçesini anlamak için önemli alanlar olduğunu gördüklerini kaydetti.</p><p>Yücel, depremin sadece fiziksel yıkım oluşturmadığını, kıyıdaki kirletici yükü ve çöpleri de Marmara'nın daha derin bölgelerine taşıdığını belirterek, 'Bu da bize depremselliğin sadece jeofizik bir olay değil, aynı zamanda deniz ekosistemini ve kirlilik döngülerini etkileyen bir unsur olduğunu gösteriyor.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Bilim, Mersin</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/marmara-denizinde-bazi-bolgelerde-plastik-kirliligi-3-katina-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/06/marmara-denizinde-bazi-bolgelerde-plastik-kirliligi-3-katina-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="17606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Huawei, Moore Yasası'na alternatif Tau Ölçekleme Yasası'nı tanıttı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/huawei-moore-yasasina-alternatif-tau-olcekleme-yasasini-tanitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/huawei-moore-yasasina-alternatif-tau-olcekleme-yasasini-tanitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Huawei Yönetim Kurulu Üyesi ve Yarı İletken İş Birimi Başkanı He Tingbo: - 'Tau Ölçekleme Yasası ile bilim insanları ve mühendislerle yakın işbirliği içinde çalışmayı dört gözle bekliyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Huawei, 2026 IEEE Uluslararası Devreler ve Sistemler Sempozyumu (ISCAS) kapsamında yarı iletken sektörünün geleceğine yön vermeyi hedefleyen yeni prensibi Tau Ölçekleme Yasası'nı tanıttı.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, bu yasayla transistör yoğunluğu artırılırken, sinyal iletim süresi sürekli kısaltılacak. Bu sayede yapay zeka ve dijital dünyanın artan işlem gücü ihtiyacına cevap verecek yeni bir yol açılacak.</p><p>Tau Ölçekleme Yasası, transistörleri küçültmek yerine sinyalin bir noktadan diğerine ulaşması için geçen zamanı kısaltmayı öneriyor. Şirket, bu prensibe dayanan LogicFolding gibi yenilikçi teknolojilerle sektöre yeni bir evrim yolu sunuyor.</p><p>Tau Ölçekleme Yasası, sektörün uzun yıllardır benimsediği 'transistörü ne kadar küçültürsek o kadar iyi' yaklaşımının yerine yeni bir bakış açısı getiriyor. Şirket, sinyalin transistörler arasında dolaşma süresini kısaltmak için cihazdan sisteme uzanan dört farklı katmanda eşzamanlı optimizasyon sağlayan bir mekanizma kurdu.</p><p>En alt katmanda, transistörlerin ve bağlantıların elektriksel direnci ile parazit etkileri en aza indirilerek, sinyalin fiziksel yolculuğu hızlandırılıyor. Bir üst katmanda devreye giren LogicFolding mimarisi, geleneksel devre düzeninin fiziksel sınırlarını ortadan kaldırarak kritik bağlantı yollarını kısaltıyor. Bu durum, hem transistör yoğunluğunu hem de devre performansını ciddi ölçüde artırıyor. Çip katmanında yazılım, mimari ve silikon birlikte tasarlanarak komut ve veri akışı iş yüküne göre ince ayarla yönetiliyor. Böylece uçtan uca işlem süresi, belirgin biçimde kısalıyor. En üst katmanda ise Huawei'nin UnifiedBus teknolojisi, hesaplama sistemlerinin birbiriyle iletişim biçimini yeniden tanımlıyor ve sistem genelindeki gecikmeleri önemli ölçüde azaltıyor.</p><p>Huawei, son 6 yılda bu yasaya dayanarak 381 farklı çip tasarlayıp seri üretime aldı ve bu çipleri pek çok farklı sektöre ulaştırdı. 2026 sonbaharında piyasaya çıkacak yeni Kirin çipleri, LogicFolding mimarisini kullanan ilk çipler olacak ve performans açısından kayda değer bir sıçrama sunacak.</p><p>Huawei'nin 2031 yılına kadar Tau Ölçekleme Yasası'na göre tasarlayacağı üst segment çiplerin transistör yoğunluğunun, 1,4 nm üretim sürecine eş değer bir seviyeye ulaşması bekleniyor.</p><p>- 'Moore Yasası artık fiziksel ve ekonomik sınırlarına dayandı'</p><p>Huawei Yönetim Kurulu Üyesi ve Yarı İletken İş Birimi Başkanı He Tingbo, Şanghay'da düzenlenen sempozyumda 'New Semiconductor Path in Practice' başlıklı bir açılış konuşması gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada sempozyumdaki görüşlerine yer verilen Tingbo, çip dünyasının yarım asırdan uzun süredir yol haritası olarak benimsediği Moore Yasası'nın artık fiziksel ve ekonomik sınırlarına dayandığını belirtti.</p><p>Tingbo, geleneksel yöntemlerle transistörleri daha da küçültmenin giderek zorlaştığını ve maliyetlerin sürdürülemez hale geldiğini aktardı.</p><p>Yarı iletken sektörünün karşı karşıya olduğu darboğazın, yalnızca Huawei'nin değil, tüm sektörün ortak sorunu olduğunu kaydeden Tingbo, geleneksel üretim süreçlerinin fiziksel sınırlarını aşmanın ve hızla artan hesaplama talebine cevap verebilecek sürdürülebilir yeni bir yol bulmanın sektörün önceliği olduğuna dikkati çekti.</p><p>Tingbo, yarı iletken sektöründe ilerlemenin sürmesi için açıklık ve işbirliğinin kilit rol oynadığına inandıklarını aktararak, 'Yarı iletken evriminin yolunda hiçbir şirket tüm cevapları tek başına bulamaz. Tau Ölçekleme Yasası ile bilim insanları ve mühendislerle yakın işbirliği içinde çalışmayı dört gözle bekliyoruz.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/huawei-moore-yasasina-alternatif-tau-olcekleme-yasasini-tanitti</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/huawei-moore-yasasina-alternatif-tau-olcekleme-yasasini-tanitti.jpg" type="image/jpeg" length="55157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üniversite öğrencilerince tasarlanan insansız deniz aracı Güney Kore'de yarışacak]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/universite-ogrencilerince-tasarlanan-insansiz-deniz-araci-guney-korede-yarisacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/universite-ogrencilerince-tasarlanan-insansiz-deniz-araci-guney-korede-yarisacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sinop Üniversitesi öğrencilerince yapay zeka destekli tasarlanan, liman güvenliği ve arama-kurtarma faaliyetleri gibi birçok alanda kullanılabilme özelliklerine sahip insansız deniz aracı, Güney Kore'de düzenlenecek 'Robotex International 2026' yarışmasında Türkiye'yi temsil edecek - Sinop Üniversitesi Dijital Dönüşüm Ofisi'nde görevli Öğretim Görevlisi Süleyman Burçin Şüyun: - 'Öğrencilerimizin çok uzun süredir çok uzun emek harcayarak çalıştığı bir süreç. Üniversitemizi, ilimizi, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SİNOP (AA) - GÖKHAN GÜÇÜKLÜOĞLU - Sinop Üniversitesi öğrencilerince yapay zeka destekli tasarlanan, liman güvenliği ve arama-kurtarma faaliyetleri gibi birçok alanda kullanılabilme özelliklerine sahip insansız deniz aracı, Güney Kore'de düzenlenecek 'Robotex International 2026' yarışmasında görücüye çıkacak.</p><p>Karadeniz'de yaşanan boğulma vakalarından etkilenerek yola çıkan Sinop Üniversitesi'nde eğitim alan 7 öğrenci, yaklaşık 8 ay önce bir araya gelerek 'SNU-Bluefin Takımı'nı oluşturdu.</p><p>Takım halinde yaptıkları çalışmayla ilk etapta denizde arama-kurtarma faaliyetlerinde bulunabilecek insansız deniz aracı tasarlayan öğrenciler, tasarladıkları araca da 'Butimar İDA' adını verdi.</p><p>Sinop Üniversitesi Dijital Dönüşüm Ofisi'nde görevli Öğretim Görevlisi Süleyman Burçin Şüyun danışmanlığında tasarladıkları aracı geliştiren öğrenciler, yapay zeka teknolojisinden de yararlanarak araçlarını su üstünde otonom ve yarı otonom görevler gerçekleştirebilecek hale dönüştürdü.</p><p>Çift motorlu itki sistemi, engel algılama sensörleri, kamera tabanlı görüntü işleme altyapısı, uzaktan kontrol ve otonom hareket kabiliyeti ve gerçek zamanlı veri aktarımı sağlayan haberleşme sistemi eklemeleri de yapılan 'Butimar İDA', sahip olduğu özellikler sayesinde Türkiye'de katıldığı iki farklı teknoloji yarışmasında jüri üyelerince birinciliğe layık görüldü.</p><p>Son teknolojiyle donatılan ve liman güvenliği, çevresel gözlem, su yüzeyi keşif görevleri, arama-kurtarma faaliyetleri ile akıllı denizcilik uygulamaları gibi birçok farklı alanda kullanılabilecek seviyeye ulaşan 'Butimar İDA', 28-29 Kasım'da Güney Kore'de düzenlenecek 'Robotex International 2026' yarışmasında Türkiye'yi temsil edecek.</p><p>- 'Çocuklar bir başka zafere imza atacak, buna inanıyorum'</p><p>Süleyman Burçin Şüyun, AA muhabirine, üniversite olarak TEKNOFEST yarışmalarına katılım sağlamada özenli bir çalışma yürüttüklerini söyledi.</p><p>TEKNOFEST yarışmalarının öğrencilerinin yenilikçi bakış açılarının gelişmesinde önemli etken olduğunu belirten Şüyun, Butimar İDA'nın ilk etapta boğulma vakaları esnasında gözlem ve müdahale edebilme kabiliyetlerine sahip olarak tasarlandığını dile getirdi.</p><p>Sonraki süreçte Butimar İDA'ya farklı eklemeler yaparak aracı geliştirmeye karar verdiklerini anlatan Şüyun, 'Aracımıza görüntü işleme ekleyerek sahilde olabilecek diğer tehditler serseri mayın ya da mülteci hareketlerinde denizde gemilerin tespiti gibi bazı özellikler ekledik. Mesafeyi uzattık, gücünü artırdık.' dedi.</p><p>Şüyun, Güney Kore'den hem ülkelerini hem de üniversitelerini gururlandıracak bir sonuçla döneceklerine inandıklarına işaret ederek, 'Öğrencilerimizin çok uzun süredir çok uzun emek harcayarak çalıştığı bir süreç. Üniversitemizi, ilimizi, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. İnşallah büyük başarılarla döneceğiz. Çocuklar bir başka zafere imza atacak, buna inanıyorum.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Güney Kore'de de derece bekliyoruz'</p><p>Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Mustafa Canik ise geçen yıl katıldıkları TEKNOFEST yarışması sonrasında ekip arkadaşlarıyla insansız deniz aracı tasarlamaya karar verdiklerini söyledi.</p><p>Uzun uğraşlar sonucu tasarımını yaptıkları araçla Türkiye'de yapılan yarışmalarda birincilikler elde ettiklerini anlatan Canik, 'Robotik yarışmalar bizim için TEKNOFEST'e ön hazırlık süreci gibiydi. Şimdi bir ayağı da Güney Kore'de. İnşallah Güney Kore'de de derece bekliyoruz.' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sinop Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 1. sınıf öğrencisi Hüseyin Çalış da Güney Kore'deki yarışma öncesi büyük heyecan duyduklarını dile getirerek, 'Bizim için de ilk defa gideceğimiz bir ortam olacak. Çok farklı şeyler göreceğiz, orada yeni şeyler öğreneceğiz. Bize de katkısı elbette olacaktır.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Sinop, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/universite-ogrencilerince-tasarlanan-insansiz-deniz-araci-guney-korede-yarisacak</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/universite-ogrencilerince-tasarlanan-insansiz-deniz-araci-guney-korede-yarisacak.jpg" type="image/jpeg" length="80963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MPG AŞ zırhlı kurtarıcı araçlarıyla EFES-2026 Tatbikatı'na katıldı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/mpg-as-zirhli-kurtarici-araclariyla-efes-2026-tatbikatina-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/mpg-as-zirhli-kurtarici-araclariyla-efes-2026-tatbikatina-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Bera Holding'e bağlı MPG AŞ, 4 adet MPG 8x8 Zırhlı Kurtarıcı Araç ile EFES-2026 Tatbikatı'nda yer aldı. </p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en büyük birleşik müşterek tatbikatlarından olan EFES-2026 Tatbikatı, İzmir'in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi'nde yapıldı.</p><p>Konya'da savunma sanayisinde faaliyet gösteren firmalardan Bera Holding'e bağlı MPG AŞ, 4 adet MPG 8x8 Zırhlı Kurtarıcı Araç ile tatbikata katıldı.</p><p>Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde yer alan 8x8 Zırhlı Kurtarıcı Araçlardan 2'si tatbikat istihkam sürecinde aktif görev alırken, 1 araç dost ve müttefik ülke Arnavutluk ordusu askerlerine eğitim faaliyetinde kullanıldı. MPG koordinasyonunda tatbikata katılan dördüncü araç ise savunma sanayisi sergi alanındaki MPG standında sergilendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>EFES-2026'nın son günü 'Seçkin Gözlemci Günü' olarak icra edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iştirak ettiği programa, çok sayıda üst düzey askeri ve sivil yetkili ile yabancı delegasyon temsilcileri katıldı.</p><p>Ziyaret sırasında MPG Genel Müdürü ve Bera Holding Yönetim Kurulu Üyesi Veysel Alver tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a MPG 8x8 Zırhlı Kurtarıcı Aracın maketi takdim edildi.</p><p>Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen MPG 8x8 Zırhlı Kurtarıcı Araç, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurtarma operasyonlarında ihtiyaç duyduğu yüksek hareket kabiliyeti ve kurtarma kapasitesi, zorlu arazi şartlarında etkin görev yapabilme özellikleriyle öne çıkıyor.</p><p>8x8 Zırhlı Kurtarıcı Aracın yanı sıra füze taşıma ve yükleme vinçleri ile Çelik Kubbe mimarisinin kritik alt bileşenlerini de üreten MPG, savunma sanayisine yönelik yüksek katma değerli ve stratejik ürün geliştirme çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/mpg-as-zirhli-kurtarici-araclariyla-efes-2026-tatbikatina-katildi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/mpg-as-zirhli-kurtarici-araclariyla-efes-2026-tatbikatina-katildi.jpg" type="image/jpeg" length="54647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meslek lisesi öğrencileri Dijital İkiz Atölyeleri Projesi ile riskten uzak veri temelli eğitim alıyor]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/meslek-lisesi-ogrencileri-dijital-ikiz-atolyeleri-projesi-ile-riskten-uzak-veri-temelli-egitim-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/meslek-lisesi-ogrencileri-dijital-ikiz-atolyeleri-projesi-ile-riskten-uzak-veri-temelli-egitim-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Milli Eğitim Bakanlığınca mesleki eğitimde dijital dönüşüm vizyonu kapsamında başlatılan proje, öğrencilere gerçek cihaz ve atölye ortamlarının dijital kopyalarıyla uygulama yapma imkanı sunuyor - Samsun Şehit İlhan Hamlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Nurcan Yücel: - 'Öğrencilerimiz, sanal ortamda üretmek istedikleri çalışmaları uygulama fırsatı buluyor, ne ürettiklerini ve nasıl tasarlamaları gerektiğini görebiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (AA) - FATİH MEHMET KÜRKÇÜ - Milli Eğitim Bakanlığınca mesleki ve teknik eğitimde dijital dönüşüm vizyonu kapsamında başlatılan 'Dijital İkiz Atölyeleri Projesi', öğrencilere risklerden uzak veri temelli eğitim alma imkanı sağlıyor.</p><p>Türkiye genelinde 10 ildeki 10 mesleki ve teknik Anadolu lisesinde başlatılan proje, motorlu araçlar teknolojisi, elektrik-elektronik teknolojisi ile makine ve tasarım teknolojisi alanlarında öğrencilere gerçek cihaz ve atölye ortamlarının dijital kopyalarıyla uygulama yapma imkanı sunuyor.</p><p>Okulda oluşturulan dijital ikiz atölyesinde öğrenciler, CNC, elektrik-elektronik, mekatronik ve motor teknolojileri gibi alanlarda sanal ortamda uygulama yaparak mesleki becerilerini geliştiriyor.</p><p>Projenin uygulandığı Samsun Şehit İlhan Hamlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin Müdürü Nurcan Yücel, AA muhabirine, Milli Eğitim Bakanlığının projeyle mesleki eğitime yeni nesil bir boyut kazandırmayı amaçladığını söyledi.</p><p>Öğretmen eğitimlerinin İstanbul ve Ankara'da tamamlandığını belirten Yücel, 'Yeni nesil öğrenciler, teknolojiyi çok seviyor. Telefonda, internette, bilgisayarda ve dijital ekranda çok fazla vakit geçiriyor. Dijital ikiz tam da burada devreye giriyor. Öğrencilerimiz, sanal ortamda üretmek istedikleri çalışmaları uygulama fırsatı buluyor, ne ürettiklerini ve nasıl tasarlamaları gerektiğini görebiliyor.' dedi.</p><p>Projenin iş sağlığı ve güvenliği açısından da önemli olduğunu vurgulayan Yücel, 'Öğrencilerimiz, uygulamaları önce sanal ortamda yaptıkları için iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili riskler azalıyor. Elektrikli araçlar dalındaki bir öğrenci, batarya sökme takma işlemine geçmeden önce bunu dijital ortamda öğreniyor. Gerçek ortama geçtiğinde nelere dikkat etmesi gerektiğini daha iyi kavramış oluyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>- Hem güvenlik riskleri hem de sarf malzeme maliyeti azalıyor</p><p>Proje kapsamında Türkiye genelinde sistemi kuran firmanın genel müdürü Kutlu Tanrıverdi de dijital ikiz teknolojilerinin mesleki eğitimde hatanın maliyetini düşüren önemli bir sistem olduğuna işaret ederek, 'Makine teknolojileri, motorlu araçlar, elektrikli araçlar, elektrik-elektronik ve endüstriyel otomasyon alanlarında 10 okulumuzda proje ocak ayı itibarıyla başladı. 9'uncu sınıftan 12'nci sınıfa kadar öğrenciler, dijital ikiz teknolojilerini kullanıyor.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öğrencilerin dijital ortamda hata yaparak öğrenme imkanı bulduklarına dikkati çeken Tanrıverdi, sistemin gerçek cihazların dijital kopyası gibi çalıştığını, bunun hem güvenlik risklerini hem de sarf malzeme maliyetlerini azalttığını anlattı.</p><p>Okulda motorlu araçlar teknolojisi öğretmeni olarak görev yapan Maksut Çelik de dijital ikiz atölyesinin teorik eğitim ile gerçek uygulama arasında geçiş alanı oluşturduğunu dile getirerek, 'Bu sistem, teoriden uygulamaya geçmeden önce ara eşik oluşturuyor. Öğrenciler, bilgisayar başında sanal ortamda sökme ve takma işlemlerini yapıyor. Böylece hem zamandan tasarruf ediyoruz hem de iş kazalarına karşı önceden tedbir almayı öğretiyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Dijital olduğu için öğrenme isteğimiz de artıyor'</p><p>11. sınıf öğrencilerinden Muhammed Ertürk de dijital ikiz uygulamasıyla hata yapma risklerinin azaldığını belirterek, 'Daha önce devreleri kağıt üzerinde ya da doğrudan malzemeyle yapıyorduk. Hata payımız, devreye veya malzemeye zarar verme ihtimalimiz oluyordu. Bu sistemle çalıştığımızda ne kendimize ne de malzemelere zarar veriyoruz. Dijital olduğu için öğrenme isteğimiz de artıyor.' dedi.</p><p>Öğrenci velisi Seher İnanç da oğlunun proje kapsamında cihazlar, yazılımlar ve simülasyonlarla deneyim kazanmasının iş kazası riskini azaltması bakımından önem taşıdığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Samsun, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/meslek-lisesi-ogrencileri-dijital-ikiz-atolyeleri-projesi-ile-riskten-uzak-veri-temelli-egitim-aliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/meslek-lisesi-ogrencileri-dijital-ikiz-atolyeleri-projesi-ile-riskten-uzak-veri-temelli-egitim-aliyor.jpg" type="image/jpeg" length="55479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan aşırı sıcak havalar için eylem planı önerisi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/uzmanlardan-asiri-sicak-havalar-icin-eylem-plani-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/uzmanlardan-asiri-sicak-havalar-icin-eylem-plani-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Örgen Uğurlu: - 'Kırılgan gruplarımızı bilmiyoruz, mutlaka kayıt altına almamız lazım. Kronik hastalıkları, özel gereksinimleri olanlar ve evsizler için sıcaklık risk haritası oluşturulması gerekiyor' - Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan: - 'Çalışma koşulları, yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik durum nedeniyle farklı maruziyetler var. İşte bütün bunlara iklim adaletsizliği diyoruz yani en az katkısı olanların en çok etkilenmesi']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - Kocaeli Üniversitesinden akademisyenlerin sağlık sisteminin iklime dirençli hale getirilmesi amacıyla hazırladığı eylem planında, kırılgan grupların belirlenerek kayıt altına alınması ve acil durumlarda halkın yönlendirileceği serinleme alanları oluşturulması gibi önerilere yer verildi.<br></p><p>Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Kent, Yaşam ve Çevre Sorunları Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Örgen Uğurlu ile Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, 'İklime dirençli sağlık sistemleri ve Türkiye için sıcak hava dalgalarına yönelik bir eylem planı önerisi' başlıklı bir çalışma yaptı.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü kriterleri, Fransa'nın aşırı sıcak planları, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporları ve Türkiye'nin ilgili politika belgeleri üzerine yapılan literatür taraması ve doküman incelemesine dayanan çalışmada, iklim krizi ve özellikle aşırı sıcak hava dalgaları karşısında Türkiye'nin sağlık altyapısının hazırlık düzeyine ilişkin değerlendirmeler ve bu altyapının iklime dirençli hale getirilmesi için öneriler yer aldı.</p><p>Dr. Öğretim Üyesi Örgen Uğurlu, AA muhabirine, Türkiye'nin de içinde yer aldığı Akdeniz havzasının yüksek sıcaklık riski taşıyan bir bölge olduğunu, bu nedenle sıcak hava koşullarına yönelik eylem planı hazırlanmasının büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p>Bu eylem planını yaşamsal bir pusula olarak nitelendiren Uğurlu, sıcak hava dalgalarının bir halk sağlığı tehdidi olarak kabul edilip, kurumlar arası eşgüdüm sağlayan, risk kültürü odaklı ve toplumsal eşitlikleri gözeten, bütünleşik bir müdahale sistemi kurulması gerektiğini ifade etti.</p><p>Sağlık sisteminin iklim krizinden etkilenen ve aynı zamanda yüksek karbon emisyonlarıyla bu krize katkıda bulunan sektörlerden biri olması nedeniyle dengeli biçimde dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Uğurlu, 'Güçlü, daha az karbon üreten, karşılaştığı her sorunda tüm kadrosuyla, tüm olanaklarıyla hizmet sunmaya devam eden bir yapıyı tarif ediyoruz çünkü artık iklim krizi bizim yeni normalimiz. Bu yeni normale ayak uyduramazsak en kırılgan gruplar başta olmak üzere toplumun tamamı risk altına girecek.' dedi.</p><p>- 'Serinleme alanlarının oluşturulması, acil durumlarda halkın buralara yönlendirilmesi gerekiyor'</p><p>Türkiye'nin afet müdahale, risk azaltma ve iyileştirme planlarında yer verilen iklim değişikliği etkilerine sıcak hava dalgalarına yönelik strateji, eylem önceliği ve kurumsal görev dağılımının açık şekilde eklenmesi gerektiğinin altını çizen Uğurlu, şöyle devam etti:</p><p>'Kırılgan gruplarımızı bilmiyoruz, mutlaka kayıt altına almamız lazım. Kronik hastalıkları, özel gereksinimleri olanlar ve evsizler için sıcaklık risk haritası oluşturulması gerekiyor. Ayrıca hangi sıcaklıkta, hangi alarmı vereceğiz? Hangi uyarı sistemiyle hangi öncelikler devreye sokulacak? Hangi önlemler alınacak? Kimler sorumlu olacak? Bunları tanımlamamız lazım. Tabii bunu yaparken kurumsal eşgüdüm oluşturulmalı. Veriler ve istatistikler düzenli bir şekilde takip edilmeli. Bütün bunlar yürütülürken karbon salımını azaltarak müdahalelerimizi nasıl gerçekleştirebiliriz? Bunları da akılcıl bir şekilde planlayan, kırılgan gruplara saha desteğini sunan bir sistem. Bununla birlikte örneğin açık havada çalışanlar da büyük risk altında. Bunlarla ilgili belki mesai saatlerinin değiştirilmesine yönelik bu kez Sağlık Bakanlığının değil de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bir adım atması gerekecek. Kamusal alanlarda da yerel yönetimlerin halka yönelik serinleme alanlarının oluşturulması, acil durumlarda halkın buralara yönlendirilmesi gerekiyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sıcak hava dalgalarına bağlı ölümlerin yalnızca toplam sayılarla değil nüfusa oranlanarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Uğurlu, sıcak hava eylem planı uygulayıp kurumlar arası görev dağılımını netleştiren ülkelerde ölüm oranlarının yaklaşık üçte birine düşebildiğini ifade etti.</p><p>- 'Açık havada işi olan, çalışmak zorunda olan herkes risk altında'</p><p>Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan da Türkiye'nin iklim krizinden ve artan sıcaklıklardan en fazla etkilenecek ülkelerden biri olması nedeniyle bu sıcaklık artışlarının ciddi sağlık sorunları ve ölümler doğurabileceğini, oluşabilecek sağlık sorunlarının önüne geçebilmek için sıcak hava dönemlerinde sağlık eylem planlarının hazır olması gerektiğini söyledi.</p><p>Bölgesel ve sınıfsal eşitsizliklerin halk sağlığı üzerinde potansiyel etkileri olduğuna işaret eden Çağlayan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Örneğin binaların üst katlarında, çatı katında yaşayanlar aşırı sıcaklardan daha fazla etkileniyor. Bunun dışında inşaat işçileri, yol işçileri, trafik polisleri, sporcular, açık havada işi olan, çalışmak zorunda olan herkes risk altında. Hele de günün en yoğun saatleri olan, güneş ışınlarının en yoğun geldiği öğle saatlerinde çalışmalarının riskini artırdığını biliyorum. Çalışma koşulları, yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik durum nedeniyle farklı maruziyetler var. İşte bütün bunlara iklim adaletsizliği diyoruz yani en az katkısı olanların en çok etkilenmesi.'</p><p>Çağlayan, aşırı sıcakların sıcak çarpması, dehidrasyon, böbrek yetmezliği ve kalp-damar hastalıklarını artırarak sağlık tesislerinde yoğunluğu kritik seviyelere çıkarabileceği uyarısında bulundu.</p><p>Artan sıcaklıklar dolayısıyla klima kullanımının elektrik şebekesine yük bindirip yaz aylarında bölgesel ve uzun süreli kesintilere yol açabileceğinden bahseden Çağlayan, elektrik kesintilerine karşı sağlık sisteminin dayanıklılığının net olarak analiz edilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini, sıcaklığa bağlı sağlık hizmetlerinde kesintiye yer olmadığını ve hizmet sürekliliğinin, özellikle kırılgan gruplar için hayati önem taşıdığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/uzmanlardan-asiri-sicak-havalar-icin-eylem-plani-onerisi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/uzmanlardan-asiri-sicak-havalar-icin-eylem-plani-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="67829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun'da HEZARFEN Savunma, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Eğitim Kampı sona erdi]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/samsunda-hezarfen-savunma-havacilik-ve-uzay-teknolojileri-egitim-kampi-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/samsunda-hezarfen-savunma-havacilik-ve-uzay-teknolojileri-egitim-kampi-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (AA) - Samsun'da düzenlenen 'HEZARFEN Savunma, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Eğitim Kampı' sona erdi.</p><p>Samsun Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle Aziz Atik Fen Lisesi tarafından hayata geçirilen kamp, 13-19 Mayıs'ta Türkiye'nin farklı illerinden öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kampta öğrencilere savunma sanayisi, havacılık, uzay teknolojileri ve milli teknoloji vizyonu alanlarında eğitim verildi.</p><p>Program kapsamında öğrenciler teorik eğitimler, uygulamalı atölyeler, seminerler ve teknik gezilere katıldı. İHA teknolojileri üzerine yüz yüze eğitim alan öğrenciler, ROKETSAN, HAVELSAN ve TUSAŞ gibi savunma sanayisi kuruluşlarından uzman isimlerle de bir araya geldi.</p><p>Kampın dikkati çeken etkinliklerinden biri de Türkiye'nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile astronot Tuva Cihangir Atasever'in katıldığı söyleşi oldu. Gezeravcı ve Atasever, uzay yolculuğu deneyimlerini öğrencilerle paylaşarak gençlere hedefleri doğrultusunda çalışmaları yönünde tavsiyelerde bulundu.</p><p>Eğitimlerin yanı sıra teknik inceleme gezileri ve kültürel etkinliklere de katılan öğrenciler, Samsun'un tarihi ve turistik noktalarını gezme imkanı buldu.</p><p>Atölye çalışmaları, takım etkinlikleri ve seminerlerle yoğun bir program geçiren öğrenciler, farklı şehirlerden gelen akranlarıyla bilgi ve deneyim paylaşımında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Samsun, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/samsunda-hezarfen-savunma-havacilik-ve-uzay-teknolojileri-egitim-kampi-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/samsunda-hezarfen-savunma-havacilik-ve-uzay-teknolojileri-egitim-kampi-sona-erdi.jpg" type="image/jpeg" length="95862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapı Kredi'den gençlere yapay zeka ve girişimcilik odaklı eğitim programı]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/yapi-krediden-genclere-yapay-zeka-ve-girisimcilik-odakli-egitim-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/yapi-krediden-genclere-yapay-zeka-ve-girisimcilik-odakli-egitim-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan: - 'Pilot dönemle başlattığımız bu yapıyı ilerleyen dönemde daha geniş katılımla büyüterek, gençlerin teknoloji ve girişimcilik ekosistemine güçlü bir başlangıç yapmasına katkı sunmayı hedefliyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Yapı Kredi, gençlerin geleceğin yetkinlikleriyle erken yaşta buluşmalarını desteklemek amacıyla Yapı Kredi FRWRD x PLAY AI Akademisi programını hayata geçirdi.</p><p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, Yönetici ve Liderler için Uluslararası Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (CIFAL) İstanbul, Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR) ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirilecek program, lise çağındaki öğrencilerin girişimcilik, inovasyon ve yapay zeka alanlarında bilgi ve deneyim kazanmasını hedefliyor.</p><p>İki faz halinde 27 Haziran-9 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek 8 haftalık hibrit program kapsamında öğrenciler, eğitimler, uygulamalı atölyeler, mentörlük görüşmeleri, ekip çalışmaları ve alanında uzman isimlerle gerçekleştirilecek buluşmalar aracılığıyla teknoloji ve girişimcilik ekosistemini yakından tanıma fırsatı bulacak.</p><p>Program boyunca öğrenciler, bir problemi doğru tanımlamadan başlayarak yenilikçi iş fikirleri geliştirme, bu fikirleri sürdürülebilir iş modellerine dönüştürme ve yapay zeka destekli çözümler üretme süreçlerini deneyimleyecek. Bu sayede, yapay zekayı kullanmanın yanı sıra üretim, problem çözme ve girişimcilik süreçlerinde etkin şekilde değerlendirebilen gençlerin yetişmesine katkı sağlanacak. <br></p><p>Programın ilk aşamasında fikirlerini iş modeline dönüştürmeye odaklanacak öğrenciler, ikinci aşamada ise yapay zeka eğitimleri ve uygulamalı atölyelerle yetkinliklerini geliştirerek kendi iş fikirleri üzerinde temel seviyede prototipler oluşturma imkanı bulacak. Program süresince öğrenciler, daha önce kendi ürünlerini geliştirmiş ve iş modeli oluşturmuş öğrencilerden oluşan akran mentorları tarafından da desteklenecek. <br></p><p>Programı başarıyla tamamlayan öğrenciler, UNITAR onaylı sertifika almaya hak kazanacak. Öğrenciler, ileri seviye öğrenim fırsatları, dijital staj imkanları ve girişimcilik ekosistemiyle doğrudan temas kurabilecekleri deneyimlerden de yararlanabilecek.</p><p>Yapı Kredi FRWRD x PLAY AI Akademisi, ilk etapta pilot bir model olarak hayata geçirilecek. Banka, pilot dönemden elde edilecek çıktı ve deneyimler doğrultusunda programı ilerleyen dönemlerde daha geniş bir öğrenci kitlesine açmayı planlıyor.</p><p>- 'Gençlerin yapay zekayı üretmesini ve geliştirmesini destekliyoruz'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan, gençlerin yapay zekayı üreten ve geliştiren bireyler olarak yetişmesini desteklediklerini belirtti.<br></p><p>Yapay zekanın, girişimcilik ve inovasyonun, yalnızca teknoloji dünyasının değil, tüm sektörlerin geleceğini şekillendiren temel alanlar arasında yer aldığını aktaran Doğan, şunları kaydetti:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><p>'Yapı Kredi FRWRD x PLAY AI Akademisi ile lise çağındaki gençlerimizin bu alanlarla erken yaşta tanışmasını ve öğrendiklerini üretime dönüştürebilecekleri bir deneyim kazanmasını amaçlıyoruz. Programımızın yapay zeka modülünde öğrenciler güncel yapay zeka araçlarını tanıyacak, bu araçları kendi iş modelleri üzerinde uygulayacak ve temel seviyede prototipler geliştirecek. Kullanılacak yapay zeka araçlarını öğrencilerimize ücretsiz sunarak, onların öğrenme ve üretme süreçlerini destekleyeceğiz. CIFAL İstanbul, UNITAR ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz bu programın gençlerin problem çözme, fikir geliştirme, ekip çalışması ve inovasyon becerilerini güçlendireceğine inanıyoruz. Pilot dönemle başlattığımız bu yapıyı ilerleyen dönemde daha geniş katılımla büyüterek, gençlerin teknoloji ve girişimcilik ekosistemine güçlü bir başlangıç yapmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.'<br></p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/yapi-krediden-genclere-yapay-zeka-ve-girisimcilik-odakli-egitim-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/yapi-krediden-genclere-yapay-zeka-ve-girisimcilik-odakli-egitim-programi.jpg" type="image/jpeg" length="22594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda iklim, sağlık ve enerji konuşuldu]]></title>
      <link>https://www.ereglionder.com.tr/yesilhat-akademi-bulusmalarinda-iklim-saglik-ve-enerji-konusuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ereglionder.com.tr/yesilhat-akademi-bulusmalarinda-iklim-saglik-ve-enerji-konusuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Anadolu Ajansı Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü ve İstanbul Aydın Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen 'Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda uzmanlar, iklim krizinin enerji üretiminden halk sağlığına, kentleşmeden psikolojik etkilere kadar uzanan sonuçlarını değerlendirdi - İstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Terzioğlu: - 'Eskiden biz sadece travmaları şiddete maruz kalan ya da bir fiziksel travma geçiren insanlar gibi görürdük ama şimdi seller, yangınlar, aşırı sıcaklıklar, küresel olaylar nedeniyle bütün hayatı değişen insanlar üzerinde de travma sonrası bozukluklar gelişiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansı (AA) Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü Yeşilhat ve İstanbul Aydın Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen 'Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda uzmanlar, iklim krizinin enerji, sağlık ve kentler üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla ele aldı.<br></p><p>İstanbul Aydın Üniversitesi Turkuaz Salonu'nda gerçekleşen ve AA Yeşilhat muhabiri Biriz Özbakır'ın moderatörlüğünü yaptığı 'Değişen dünya: iklim krizinin enerji, sağlık ve kentlere etkisi' temalı panele, İstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Füsun Terzioğlu, Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Aslan, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Yaşar ve Teknoloji Transfer Ofisi (TEKMER) Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Utku Bulut Şimşek katıldı.</p><p>- İklim değişikliği insan sağlığını olumsuz etkiliyor</p><p>Prof. Dr. Terzioğlu, paneldeki konuşmasında, iklim değişikliğinin insanı fiziksel, sosyal, psikolojik ve biyolojik açıdan etkileyen en önemli çevresel sağlık sorunlarından biri olduğunu söyledi.</p><p>İklim değişikliğinin sıcaklık artışı, hava kirliliği, polen yoğunluğu, sel ve orman yangınları gibi çevresel etkiler yoluyla alerjik ve kronik solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere insan sağlığını doğrudan olumsuz etkilediğini belirten Terzioğlu, hava kirliliğinin kronik ve yaygın bir zehirlenme etkisi oluşturduğunu, ısı artışının ise daha akut ve sistemleri çökerten bir etki yarattığını aktardı.</p><p>Terzioğlu, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak için sürdürülebilirlik politikalarını benimsemesi ve bireysel davranış değişiklikleriyle desteklenen ülke politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, 'Hava kirliliğiyle, ısı değişikliğiyle hiç ilişkilendirilmeyen üreme sağlığı sorunları da hem kadın hem erkek üzerinde çok büyük etki unsuru oluşturuyor.' dedi.</p><p>İklim değişikliğinin yeni psikolojik sorunlara da yol açtığına işaret eden Terzioğlu, sel, yangın gibi afetler nedeniyle insanların aidiyet ve güven duygusunu kaybederek derin psikolojik etkiler yaşadığını kaydetti. <br></p><p>Prof. Dr. Terzioğlu, 'Eskiden biz sadece travmaları şiddete maruz kalan ya da bir fiziksel travma geçiren insanlar gibi görürdük ama şimdi seller, yangınlar, aşırı sıcaklıklar, küresel olaylar nedeniyle bütün hayatı değişen insanlar üzerinde de travma sonrası bozukluklar gelişiyor. Orada yaşadığı yaşamsal krizlerle onların baş etme mekanizmasına ve bu süreçten çıkmasına nasıl destek olabileceğimiz konusunu ön plana çıkarıyor. O yüzden bir kavram daha girdi. Travma sonrası iyileşme.' ifadesini kullandı.</p><p>- 'Güneş enerjisinin potansiyeli inanılmaz avantaj sağlayacak'</p><p>Prof. Dr. Aslan ise iklim değişikliğinin enerji dönüşümünü doğrudan etkilediğini söyledi.</p><p>Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için net sıfır emisyon politikalarının, disiplinler arası çalışmaların ve uluslararası işbirliklerinin zorunlu olduğuna işaret eden Aslan, iklim değişikliğinin bazı alternatif enerji potansiyellerini artırabilse de, kuraklık, sıcaklık artışı ve rüzgar değişimlerinin enerji üretiminde riski artırdığını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Aslan, Türkiye'nin kuzeybatı ve güneydoğu bölgelerinin yüksek rüzgar ve güneş enerjisi potansiyeline sahip olduğuna dikkati çekerek, özellikle Van ve doğu bölgelerinde güneş enerjisinin, kıyı ve dağlık alanlarda ise rüzgar enerjisinin büyük avantaj sunduğunu ifade etti.</p><p>Kıyı bölgelerinde deniz, kara etkileşimi nedeniyle rüzgar enerjisinin özellikle yaz ve kış dönemlerinde çok olduğunun altını çizen Aslan, şunları kaydetti:</p><p>'Bu dönemlerde güneşlenme süresine bağlı olarak güneş enerjisinin potansiyeli inanılmaz avantaj sağlayacak. Dolayısıyla daha verimli çalışmalar yapılabilecek. Geri dönüşüm süreleri ve maliyetler açısından hem güneş hem de rüzgar enerjisi sistemleri biraz farklılık göstermekle beraber çok cazip. Keza biyokütle de öyle.'</p><p>- 'Cephesinde bitki gördüğümüz her bina yeşil bina değil'</p><p>Doç. Dr. Yaşar da tasarımın artık yalnızca fonksiyon ve estetik üreten bir araç olmaktan çıkarak iklim, sağlık ve enerji krizleri gibi sorunlara da yanıt veren bir köprü görevi gördüğünü söyledi.</p><p>Yeşil mimariyi, kullanıcı konforunu ve sağlığı odağında tutan, ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliğin birlikte değerlendirildiği bir tasarım yaklaşımı olarak tanımlayan Yaşar, şöyle devam etti:</p><p>'Çatısında güneş paneli gördüğümüz, cephesinde bitki gördüğümüz her bina yeşil bina değil. Hani öyle bir algı var. Bir binanın yeşil bina olabilmesi için yaşam döngüsü çerçevesinde ele alınması gerekir. İnsanlar gibi. Nasıl ki insan doğuyor, büyüyor, yaşıyor ve sonra ölüyorsa binalar da aynı şekilde. Bir tasarım aşaması var, inşa aşaması var, kullanım aşaması var ve ardından binalar da yok oluyor.'</p><p>Yaşar, son yıllarda yeşil mimarinin zaman zaman bir pazarlama etiketi olarak kullanıldığını, bu nedenle projelerin gerçekten yeşil bina olup olmadığının sorgulanması gerektiğini vurguladı.</p><p>Trafik kaynaklı hava kirliliğinin ve buna bağlı sıcaklık artışlarının iklim krizini derinleştirdiği, bu nedenle şehir içi düzenlemelerinin önemli olduğunu altını çizen Yaşar, ayrıca kentlerdeki yapı yoğunluğunu azaltmak için kırsal alanlara yatırım yapılarak nüfusun dengelenmesi gerektiği sözlerine ekledi.</p><p>- 'Şirketler sürdürülebilirlik alanında yaptığı faaliyetlerle de performanslarını değerlendiriyorlar'</p><p> Dr. Öğretim Üyesi Şimşek de güneş ve rüzgar enerjisi teknolojilerindeki hızlı gelişimin fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmada kritik bir rol oynadığını ifade etti.</p><p>Elektrik enerjisiyle ve yeni depolama sistemleriyle çalışan çözümlerin geleceğin temiz teknolojilerinden birisi olarak öne çıktığını belirten Şimşek, 'Bu çözümlerin yanında batarya teknolojileri, yeşil hidrojen ve karbon yönetimi alanlarında da tüm ülkeler, ülkemiz dahil önemli yatırımlar yapıyorlar. Tabii ki bir de toplumların bu çevresel farklılığının artması da bir değişim oluşturuyor. Artık şirketler yalnızca ekonomik olarak cirolarıyla değil, sürdürülebilirlik alanında yaptığı faaliyetlerle de bu performanslarını değerlendiriyorlar.' diye konuştu.<br></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Teknoloji, Istanbul, Bilim</category>
      <guid>https://www.ereglionder.com.tr/yesilhat-akademi-bulusmalarinda-iklim-saglik-ve-enerji-konusuldu</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eregliondercomtr.teimg.com/crop/1280x720/ereglionder-com-tr/uploads/2026/05/yesilhat-akademi-bulusmalarinda-iklim-saglik-ve-enerji-konusuldu.jpg" type="image/jpeg" length="85589"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
