Gürültü kirliliğinden yakınan vatandaş bağırıyor:

Düğün konvoyları yasaklansın!

Gerçekten de öyle.

Trafiğin canına okuyan bir çok tehlikenin yaşanmasına da sebep olan o konvoylar gerçekten de işkence.

Konvoydakine de işkence, dışındakine de.

Konvoydaki bile “aman arabama bir şey olmasın” diye çırpınırken, konvoy dışındaki araçlar ise nereye kaçacağını bilemiyor.

Konvoy magandaları ise sırıtık mı sırıtık.

Çok büyük halk yemişler gibi mutlular (!)

Hay senin bu mutluluk numaralarına.

*

Bir de tak tak tak silah sıkanlar var.

Herkesin canını tehlikeye atan öküzler (gerçek öküzleri suçlamak için yazmadım. O dört bacaklı öküzlerimiz başımızın tacı) ne büyük gurur duyuyor öyle.

Hava binbeşyüz.

Tabancasını gösterdi ya.

14 tane de havaya salladı ya.

Kasım kasım kasıldı ya.

Ne büyük adam (!)

*

Şu konvoy işkencesinin önüne geçmek için düğün sahiplerinden işe başlanabilir. İzin alırken, konvoy yapmayacağını ve korna çalınmayacağını taahhüt edebilir.

Silah atan/atanları güvenlik kuvvetlerine bildireceğini de.

Bunun adı ihbarcılık değil.

Düğününe katılanların can güvenliğini sağlamak adına da sorumluluktur.

Bu ayıp/ayıplara son vermek için bir yerden başlamalı.

Yönetenlerimiz; yok mu bir kararınız.

Yok mu yetkiniz de bu ağır işkence ile halkımızı karşı karşıya bırakıyorsunuz.

*

“Düğünde niye tabanca sıkarlar?...

Çünkü adam şiir patlatamaz…

Dans patlatamaz…

Güzel iki cümle patlatamaz…

Bir şarkı patlatamaz…

İlgi çekmek, bir ses getirmek ister…

İster ki herkes dönüp görsün… Ama

patlatacağı bir şey yoktur..

O da tabanca patlatır…

Kültürü o kadar!”

*Bekir Coşkun