Ortalık yine yangın yeri.
Yangın “suçlamalar” üzerine kurulu.
O diyor ki; şöyle!
Bu diyor ki; şöyle değil!
Şöyle veya böyle iyi de her şeyi bitirecek yol var yöntem var.
Gelin bu yolları tıkamayın.
Kapatmayın.
Açın!
Açılsın…
 
Tabi ki, CHP Genel Başkanının iddialarından söz ediyorum.
Diyor ki, yakınların Man’a dolarları gönderdi.
Diyor ki, belgeler sahte.
İyi güzel de bunun yolu yargıdan geçmez mi? Ver belgeleri yargıya ak döt mü kara döt mü ortaya çıksın.
Olmaz!
Niye olmaz?
Meclis araştırması istiyorum.
Biri savcılık diyor diğeri ise meclis.
Allah Allah!
Koskoca ülke sizin kayıkçı kavgası mıdır nedir bununla mı uğraşacak?
Ayıp ayıp.
Ortaya bir şey atıldı mı?
Atıldı.
Bu şeyi kim en iyi temizler?
O deterjan bu deterjanı bırakın.
Geçin bunları.
Pratik yol var yol.
Ben olsam sayın Cumhurbaşkanının yerine gönderirim tüm ekibimi Man adasına.
Derim ki, “Biz de bir iç muhalefet var. İşi gücü iftira atmak, yalan söylemek. Şimdi de sizin ülkenizin ve bankalarınızın adını kullanarak yine yeni bir palavra sıktı. Yalan olmasına yalan ve belgeler de sahte ama. Sinek küçük müçük de olsa mide bulandırır. Yüzde ellisinin bana oy verdiği ülkemde, bu tür iftiralara karşı yasal haklarıma saygı duymanızı bekliyorum. İftiralarda elinde salladığı makbuzlardaki isimlerin bankanıza böyle bir havale yapıp yapmadığını araştırmanızı ve sonucunu da tarafıma yazılı olarak verilmesini rica ediyorum.”
Nasıl olur?
Yalancının mumu yatsıya kadar işte böyle yanar!
İşte iftiralar böyle çamura bulanır!
Siyaseti yalan temeline kurmuş olanların pili işte böyle bitirilir!
 
Çözüm bir günlük iş.
Belki de 1 dakikalık.
Konuyu savcılıklara ve meclise sevk ederek gündemi yalama yapmaya kimsenin hakkı yok ki.
Cevap Man’da.
Man’da şurada.
İrlanda Denizinde.
Gitmek zor değil.
Kolay.
Hem de  öyle bir kolay ki, dediğim gibi tavuğun şeyi ak mı kara mı, öğreniriz.
 
Sonuç mu; oradan hangi belge açıklanır ise açıklansın her ikisi de yerinde durur.
Hiçbir şey değişmez!
Bizim siyasetimizde  istifa denen bir kavram lugatımız  da yok ki!
Ne mi var?
Pişkinlik!