“Keşke seçilmiş irade hassasiyetiniz o gün de olsaydı. Keşke kamu malının satışına “hayır” diyen seçilmiş meclis üyeleri hedef gösterilirken de “meclis üyesinin iradesi hürdür”, “demokrasi” budur deseydiniz. Keşke bize “hain”, “hançer” denilirken de farklı düşünme hakkını hatırlasaydınız.”
Kdz. Ereğli Belediyesi’nin bağımsız meclis üyesi Yakup Okumuşoğlu, CHP ilçe yönetim kurulundan istifa edip Yeni Parti’ye geçenlerin yeni yönetime alınmamasıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, konuyu belediye meclisinde “hayır” oyu verdiklerinden dolayı hain ilan edildiklerine dikkat çekti. Okumuşoğlu, kamu malının satılmasına engel oldukları için yaşadıklarını anlatırken “seçilmiş irade mi dediniz?” sorusunu yöneltti.
Yakup Okumuşoğlu gelişmeleri yorumlarken “Ama önce şu gerçeği bir yere koyalım: Dün bizim seçilmiş irademizi bizzat sizler yok sayarken bugün kendi seçilmiş iradenizin yok sayılmasından bahsediyorsunuz.” Dedi.
Okumuşoğlu’nun açıklamasının tamamı şöyle:
“Son günlerde Ereğli siyasetinde “seçilmiş yönetimin iradesi”, “demokratik teamüller”, “ortak akıl”, “dayatma” ve “kapalı kapılar ardında alınan kararlar” üzerine yapılan açıklamaları ilgiyle okuyorum.
İnsan ister istemez yakın geçmişi hatırlıyor.
Biz, Karadeniz Ereğli Belediye Meclisinin seçilmiş üyeleri olarak, kamuya ait değerli taşınmazların satışını doğru bulmadığımız için “hayır” oyu vermiştik.
Bizim neden "hayır" dediğimiz, kamu malının "neden korunması" gerektiği tartışılmadı.
Bunun yerine “hain”, “hançer” gibi sözlerle hedef gösterildik.
Üstelik bir gün, iki gün değil…
Aylarca sürdürülen bir linç kampanyasına dönüştü.
Benim için sorun değildi. Fikrim ne ise zikrim odur.
Neyse…
Gelelim konuya ve bugüne…
Biliyorsunuz işte. Yeni bir parti kuruldu. Eski partilerinden istifa eden bu arkadaşlar da yeni partiye geçtiler.
Anlaşılan o ki, eski partilerindeki görev ve konumlarının yeni siyasi yapıda da aynen devam edeceğini düşündüler.
Öyle olmadı.
Şimdi çıkıp:
“Seçilmiş irademiz yok sayıldı.” diyorlar.
İşte insan tam burada durup düşünüyor.
Çünkü bu açıklamanın sahipleri, o gün bize karşı yürütülen siyasi tutumun karşısında değildi.
Tam tersine…
Bizim siyasi irademizi yok sayan iradenin yanında saf tuttular.
Aylarca üzerimizden yürütülen kampanyayı izlediler, alkışladılar, desteklediler.
O gün halkın oyuyla seçilmiş belediye meclis üyelerinin bir gündem maddesine kendi iradeleriyle “hayır” demesi, nedense onlar açısından bir “seçilmiş irade ve demokrasi” meselesi değildi.
Bize dayatılanı kabul etmediğimiz için CHP’den istifa etmek zorunda bırakılmıştık. Halen de iki bağımsız olarak meclis görevimize devam ediyoruz.
Şimdi ise o dili olumlayan bu arkadaşlar, yeni partinin yönetiminde bekledikleri yeri bulamayınca şöyle diyorlar:
“Seçilmiş yönetimin iradesi kapalı kapılar ardında yok sayıldı.”
Onların ki irade sanki bizimki patlıcandı!
Ardından:
“Ortak irade hiçe sayıldı.”
“Ortak akıl yok sayıldı.”
“Dayatma yapıldı.”
“Demokratik teamüllere zarar verildi.”
Doğrusu siyasetin insana bazı kavramları bu kadar kısa sürede yeniden keşfettirebilmesi hayret verici.
Çünkü bunlar gerçekten güzel kavramlar.
Seçilmiş irade değerlidir.
Ortak akıl değerlidir.
Dayatmaya karşı çıkmak değerlidir.
Demokratik teamüller değerlidir.
Biz de zaten bunları söylüyorduk.
Ama küçük bir farkla:
Biz bunları söylerken siz o iradeyi yok sayan söylemi alkışlıyordunuz.
Keşke seçilmiş irade hassasiyetiniz o gün de olsaydı.
Keşke kamu malının satışına “hayır” diyen seçilmiş meclis üyeleri hedef gösterilirken de “meclis üyesinin iradesi hürdür”, “demokrasi” budur deseydiniz.Keşke bize “hain”, “hançer” denilirken de farklı düşünme hakkını hatırlasaydınız.
Ama hatırlamadınız.
Çünkü o gün iradesi yok sayılan siz değildiniz. Siz hâkim iradenin yanındaydınız.
Uzatmayayım.
Elbette itiraz etmek hakkınızdır.
Ama bugün yapılan açıklamalarınızın inandırıcılık sorunu da işte tam burada başlıyor.
Çünkü:
İlke, bize lazım olduğunda cebimizden çıkarıp kullandığımız şey değildir.
İlke, başkasına lazım olduğunda da savunabildiğimiz şeydir.
Bizim meselemiz bir yönetim kurulunda kimin yer alacağı değildi.
Bizim meselemiz Ereğli’nin malıydı.
Kamuya ait yedi değerli taşınmazın satılmamasıydı.
“Hayır” dedik.
Satılamadı. Kamunun malı kamuda kaldı diye de…
Bedelini ödedik.
Ve bugün hâlâ aynı yerde duruyoruz.
Şimdi siz “seçilmiş irade yok sayıldı” diyorsunuz.
Peki.
Ama önce şu gerçeği bir yere koyalım:
Dün bizim seçilmiş irademizi bizzat sizler yok sayarken bugün kendi seçilmiş iradenizin yok sayılmasından bahsediyorsunuz.
İnsan buna “oh olsun” demez.
Ben de demiyorum.
Ama...
Dün alkışladığınız anlayıştan bugün şikayet ediyorsanız bunda kendinizin payı olup olmadığı düşünülmeden geçilmez.
“Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim.” diyen şair kadarını da söylemeyeyim.
Ama şunu söyleyeyim:
Dün bizim irademizin yok sayılmasını alkışlayıp bugün kendi iradeniz yok sayıldı diye bize “seçilmiş irade” anlatmayın.
Anlatırsınız elbette…
Ama önce insan kendi alkışını hatırlar.
Sonra başkasına demokrasi anlatır.”




