Fevzi Özdemir Kdz. Ereğli sanayi dünyasının duayen isimlerinin en önemlilerinden biri olarak tarihe adını bıraktı. Özdemir Boru Profil Fabrikasını kurdu ve bugüne kadar yüzlerce emekçiye istihdam sağladı. İlçe ekonomisinde çok önemli bir yeri olan Özdemir Boru Profil Fabrikasını bir evladı gibi büyüten ve bugünlere getiren Fevzi Özdemir, mütevazi yaşamıyla polemiklerden uzak bir yaşamı seçerken, fanatik Fenerbahçeliliği ile tanındı. Mehmet ve Berrin İsminde iki çocuk sahibi olan Fevzi Özdemir, tarihler 13 Eylül 2026 Pazar gününü gösterdiğinde, “veda” etti yaşama. O sonsuzluğa uzanarak aramızdan ayrılırken, gerçekten de geride hoş bir seda bıraktı. 14 Eylül Pazartesi günü cenaze töreni vardı. Evi ve işyerindeki helalliğin ardından cenazesi kendi adını vererek yaptırdığı camiye getirildi. İkinci/cenaze namazı bu camide kılındı. Çınar Boru’nun kurucusu ve sahibi Abdurahman Çınar’ı yakın dostu Fevzi Özdemir’e son görevini yapmak için İmam Hatip Lisesinin bahçesine geldiğini görünce selamlaştık. Aramızda Fevzi Özdemir konulu şu konuşma geçti.
E.Bektaş: Abdurrahman abi Fevzi Özdemir'i son yolculuğunu uğurluyoruz. Ereğli’de kendi halinde hiç kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz. Kibar bir insan. Sizin eee anlattığınıza göre 78'den bu yana bir dostumuz var. Evet. Anlatır mısınız Fevzi Özdemir’i?
A.Çınar: Fevzi Özdemir 190'lardan beri Demirçelik’te çalışırken tanıdım. Fazla bir samimiyetimiz yoktu ama 78'de o da Demirçek'ten ayrıldı. Ben de Demirçek'ten ayrıldım. 78'de o da ticarete başladı. Ben de benim. O benden biraz evvel ticarete erken başlamıştır. Böyle ben ondan alışveriş ederdim. Sonradan işte işler büyüttü. Ondan sonra bütün dost olduk. Aynı bulvarda koştuk. Aynı işleri yaptık beraber. Ama dostluğumuz 1980'den bu tarafa hiç eksilmemiştir. Çoğalmıştır. Eksilmemiştir. Ölmeden önce son cuma günü aşağı yukarı 15 dakikadan fazla telefonla görüştük.
E.Bektaş: Yani şu demirçelik sektöründe bu kadar vahşi bir kapitalizm var. Dost kalmak, dostluğu sürdürmek ve geliştirmek.
A.Çınar: Evet.
E.Bektaş: Ve aynı sektörde ikiniz de rakip
A.Çınar: Karabük'te çalıştı. Karabük'te okudu. Karabük'te tekniker okulunda okurdu. Karabük'ten orada çalışsa oradan buraya geldi. Oradan geldi. Oradan 65'te falan Demirçelik'e geldim. 65'te tam öyle biliyorum. Ben Demirçelik'e 62'de girdim.
E.Bektaş: Peki şöyle sorayım. Siz bu kadar yıl dost kaldınız. İnsanlara dost kalmayla ilgili bir öğüdünüz var mı? Bir öneriniz var mı?
A.Çınar: Vallahi insanlarla güzel geçinmek, güzel şey etmek, insanları birbirini kırmamak. Yani insanlar birbirine kızsa dahi kırmamak, onun kalbini kırmamak en güzel bir şey. Kalbini kırmamak.
E.Bektaş: Sizden bir yaş büyüktü. Fevzi abi
A.Çınar: Benden bir yaş büyüktür. Allah imanla kabre girme nasip etsin. Allah taksiratını affetsin.
E.Bektaş: Teşekkür ederim Abdurrahman abi.
A.Çınar: Yani Ereğli'nin manevi bir direğiydi maddi yönden. Yani eee israfı hiç yapmazdı. Hayır yapardı israf yapmazdı.
E.Bektaş: Çok güzel bir laf.
A.Çınar: Hayır yapardı israf yapmazdı. Bakın şu gördüğün cami. Cami güzel. Gördüğün cami onun eseridir.
E.Bektaş: Evet.
A.Çınar: Hayır. Yani israf hiç israfı bilmez ama hayır yapardı.



