“Tüm yerel ve mülki idareleri ilçemizin çevresinin korunması için kanunlardan doğan yetkilerini kullanmaya ve gerekeni yapmaya davet ediyoruz.”
“Okullarımız; yetersiz personel ve denetimsizlik nedeniyle şiddet olaylarının ve güvenlik zafiyetinin odağı hâline gelmiştir. Velilerimiz, çocuklarını okula güvenle gönderemez durumdadır.”
Kdz. Ereğli Dayanışma ve Mücadele Platformu itirazlarını dile getirdi. Platform itirazlarının sonundaki görüşlerini “Bizler; ülkemizin kaynaklarının halkın refahı için kullanılmasını, hiçbir yurttaşımızın yoksulluk ve çaresizlik içinde bırakılmamasını, doğamızın ve yaşam alanlarımızın korunmasını ve sorunların demokratik, hukuki yollarla çözülmesini, uluslararası ilişkilerde barışın temel alınmasını talep ediyoruz.” dedi.
Atatürk Anıtı önünde biraraya gelen platform gönüllülerinden Eğitim Sen Adına Erdal Ardıç, Sol Parti adına Mehmet Salcı, konuştu. Açıklama şu şekilde:
“Ülkemiz 2026 yılının sonlarına doğru yaklaşırken; bir yandan derinleşen ekonomik kriz ve sermaye piyasalarındaki skandallar, diğer yandan kamusal eğitimin tasfiyesi, emeklilerin ve emekçilerin geçim sıkıntısı, dış politikadaki maceracı askeri taahhütler ile vurdumduymazca sürdürülen ekolojik yıkım ile karşı karşıyadır.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı 2026–2028 Orta Vadeli Program’da (OVP), 2026 yılı enflasyon hedefi ağustos ayı sonunda %16’dan %28’e yükseltilmiştir. Böylece belirlenmiş olan hedef, sadece 8 ayda %75 oranında artırılmıştır.
TÜİK’İN RAKAMLARI
Bu hedef ortadayken; kimsenin güvenmediği, kullandığı veriyi ve hesaplama yöntemini açıklamayan TÜİK, 1 Eylül 2026’da yıllık enflasyon oranını %31,51 olarak duyurmuştur. Millet olarak dünyadaki en yüksek 5. enflasyonun altında eziliyoruz. Daha 3 gün önceki zamlarla benzin 90 TL, motorin ise 100 TL sınırına dayanmış olup, taşımacılığın oluşturacağı yeni fiyat artışları ile de karşı karşıyayız. Sürekli hâle gelen zamlar nedeniyle et, meyve, sebze, kira, ulaşım, kitap, kırtasiye ve ilaç fiyatları ağır bir yük hâline gelmiştir.
Bir taraftan engellenemeyen bir enflasyona maruz kalırken, diğer taraftan ağır vergilerin yükü altındayız. KDV, ÖTV, pul ve harç gibi adlar altında gelirlerimize el konulmaktadır. En düşük emekli maaşı ile asgari ücret, açlık sınırının çok altına inmiş durumdadır. Artık çok iyi biliyoruz ki; mevcut iktidar göreve geldiğinde 1,5 asgari ücrete denk gelen veya 8 çeyrek altın alınabilen en düşük emekli maaşı, bugün 2 çeyrek altına gerilemiş ve asgari ücretin de altına düşürülmüştür.
İŞSİZ İŞSİZ İŞSİZ
Ne yazık ki yaşananların zorluğu nedeniyle emekli polis memuru Ali Şekeroğlu, 25 Eylül’de Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam talebiyle basın açıklaması yapan emeklilerin protestosunda intihar etmiştir. Onlarca meslektaşının gözü önünde, “Artık geçinemiyorum. Gelinim işsiz, damadım işsiz.” diyerek hayatına son vermiştir. Milletin geçim zorluğuna ve çok yüksek olan işsizliğe isyan etmişti.
SENİ UNUTMAYACAĞIZ ALİ ŞEKEROĞLU
Buradan haykırıyoruz: Emeklilerimizin ve emekçilerimizin hak kayıplarının ortadan kaldırılması için acilen çözümler üretilmesini talep ediyoruz. Devlette yaşanan israfın önüne geçilmesini, kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını, liyakatli ve ehliyet sahibi insanların göreve getirilmesini istiyoruz.
SORUMLULAR HESAP VERMELİDİR
Dar gelirli milyonlar hayat pahalılığı nedeniyle geçim sıkıntısı içindeyken, finans piyasalarında denetimsiz fonlar üzerinden yürütülen manipülasyonlarla, 456 bin kişinin 891 milyar liralık birikimine çökülmüş, buharlaştırılmıştır. İddialara göre borsadaki düşüşle birlikte toplamda 90 milyar dolar, yani yaklaşık 4,5 trilyon TL kayba neden olunmuş, ülkemiz yeni ve devasa bir krizin içine sürüklenmiştir.
Fon krizi göz göre göre gelmiştir. Bu krizin patlayacağı BDDK, SPK, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile diğer ilgili kurumlar tarafından fark edilmiş, ancak bu soyguna müdahale edilmemiştir.
Fon soygununa müdahale etmeyen ya da ettirmeyen tüm siyasiler, devlet kurumlarının yöneticileri derhal görevden alınmalı, en hızlı şekilde yargılanarak hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır. Ayrıca bu fon krizinden nemalanan ve haksız kazanç sağlayanlar ortaya çıkarılıp, elde ettikleri paralar kendilerinden tahsil edilerek zarara uğrayan vatandaşlara iade edilmelidir. Manipülasyonla bu krize neden olan kişiler ivedilikle yargı önüne çıkarılmalıdır.
Bu krizin yükü; yeni zamlar ve vergilerle dar gelirlilerin, emeklinin, emekçinin, çiftçinin ve esnafın üzerine yıkılmamalıdır! Halkın vergileriyle elde edilen kamu gelirleri, bu zararları kapatmak için asla kullanılmamalıdır.
EĞİTİMDE YAŞANANLAR
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız, eğitim sistemindeki çok yönlü ihmallerin ve sorunların kurbanı olmaktadır.
Okullarımız; yetersiz personel ve denetimsizlik nedeniyle şiddet olaylarının ve güvenlik zafiyetinin odağı hâline gelmiştir. Velilerimiz, çocuklarını okula güvenle gönderemez durumdadır.
Son iki yılda meydana gelen okul saldırılarında 40’tan fazla öğrenci ve öğretmen, saldırganlar tarafından katledilmiştir. Daha geçen hafta yapılan saldırılarda 1 öğretmenimiz silahla vurularak öldürülmüş; Manisa Turgutlu’da 22 Eylül 2026 tarihinde Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11 öğrenci av tüfeğiyle yaralanmıştır. Bu saldırıda can kaybının yaşanmaması tek tesellimizdir.
Eğitim kurumlarında yaşanan bu saldırılara karşı gerekli tüm önlemler alınmalı ve okullarda tam güvenlik sağlanmalıdır.
Millî Eğitim Bakanlığı, imzaladığı protokollerle kamusal ve laik eğitim alanını tarikat ve cemaat uzantısı yapılara terk etmektedir. Pedagojik formasyonu olmayan kişilerin okullara sokulması, eğitim birliğini ve çocuklarımızın zihinsel gelişimini açıkça tehdit etmektedir. Tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller derhal iptal edilmeli; kamusal kaynaklar eğitim kalitesinin artırılması için doğru alanlarda kullanılmalıdır.
Derin yoksulluk nedeniyle milyonlarca öğrenci okula aç gitmektedir. Okullarda acilen uygulanması gereken “1 Öğün Ücretsiz Sağlıklı Yemek” desteği bir an önce hayata geçirilmelidir. Çocuklarımız gelişim bozukluğu ve yetersiz beslenme kriziyle baş başa bırakılmamalıdır.
MEKKE ANLAŞMASI VE RİSKLER
Ülkemizde adaletin, toplumsal değerlerin hızla erozyona uğradığı bir dönemden geçiyoruz. Tüm dünya genelinde savaşlar, göçler, yokluklar artmaktadır. Savaşlardan, katliamlardan, silahlardan, yıkımdan nemalanan küresel güçler, ülkeleri ve halkları birbirine düşürerek, bölerek yoluna devam etmektedir.
Bölgesel ittifaklar adına atılan kontrolsüz adımlar, Türkiye’yi kendi sınırlarının dışındaki tehlikeli çatışma dinamiklerinin merkezine çekmektedir. Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve benzeri taahhütler, ülkemizin dış politikadaki tarafsızlığını ve millî çıkarlarını zedelemektedir. Bu anlaşma, ordumuzu doğrudan bizimle ilgisi olmayan bölgesel ve mezhepsel çatışmaların içerisine itme riski taşımaktadır.
Türkiye, emperyalizmin, başka coğrafyaların ve rejimlerin savunma kalkanı hâline getirilmemeli, komşu ülkelerle ilişkileri bozacak askerî bloklaşmalara dâhil olmamalı, bölgemizi savaş alanına çeviren güçlerle iş birliği yapmamalıdır.
Şunu unutmayalım, halklar her zaman barışın yanındadır.
İKLİM VE ÇEVRE SORUNLARI
Küresel iklim değişikliği; artık yalnızca çevresel değil, ekonomik, toplumsal ve güvenlik boyutları bulunan küresel bir kriz hâline gelmiştir. Dünyada ve Türkiye’de iklim değişikliğinin başlıca sebebi fosil yakıtların (petrol, kömür, gaz) kullanılmasıdır. Sıcak hava dalgaları, kuraklık, buzul çökmeleri, taşkınlar ve orman yangınları gibi aşırı hava olayları her geçen gün daha sık ve daha yıkıcı hâle gelmektedir.
Dünya genelinde bu soruna çözüm yolları aranırken ve karbon kullanımının azaltılması yönünde kararlar alınırken; 2025 yılında Türkiye, oransal olarak fosil yakıt kullanımının en yüksek olduğu ülke olmuştur.
Ayrıca ülkemiz, dünya genelinde en yüksek hurda demir ve plastik atık ithalatı yapan ülkeler arasında yer almaktadır. Son 6 yılda ülkemizde normalin 7 katı orman alanı küle dönmüştür. Tüm bunların yanı sıra, ülkemizin çevre ve ekosistemi vahşi madenciliğin de ağır tahribatı altındadır.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından açıklanan bilgiye göre 2023 yılından bu yana 1 milyon hektardan fazla alan ruhsatlandırılarak madencilik faaliyetleri için satılmıştır. Sadece 2026 yılında, ülkedeki 8 ilin toplam yüz ölçümünden daha büyük bir alan madenciliğe devredilmiştir. Ruhsat sahalarının içinde ya da hemen yakınında ormanlar, tarım alanları, meralar, nehirler, baraj gölleri, köyler, mahalleler, ilçeler ve kent merkezleri bulunmaktadır. 2024 yılında madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan toplam atık miktarı 1 milyar tonun üzerine çıkarak devasa boyutlara ulaşmıştır.
ÇEVRESEL TEHDİTLER
İlçemizde de Erdemir, Çatalağzı Termik Santralleri, aşırı trafikten kaynaklanan egzoz gazları ve OSB emisyonları nedeniyle ağır bir hava kirliliği yaşanmaktadır. Akarsularımız ve denizimiz çeşitli nedenlerle kirlenmekte; Kandilli Ormanları, Borcam Silis Madeni’nin verdiği zarara maruz kalmaktadır. İlçemizin birçok yerindeki taş ocakları, cüruf sahaları, ayrıştırılmadan ve etkin toplanamayan çöpler, hafriyat atıkları ve aşırı betonlaşma başlıca çevre problemlerimizdir. Zonguldak ilinin %72’sinin madencilik faaliyetlerine ruhsatlandırılmış olması ve kafes balıkçılığı projeleri de ilçemizin geleceği için çok ciddi çevre tehditleridir.
Bu vesileyle, tüm yerel ve mülki idareleri ilçemizin çevresinin korunması için kanunlardan doğan yetkilerini kullanmaya ve gerekeni yapmaya davet ediyoruz. Sanayi kuruluşlarının, üretimlerini çevreye zarar vermeden gerçekleştirmelerini talep ediyoruz. İlçe halkımızı da çevrenin korunması ve daha sağlıklı bir yaşam için dayanışma ve mücadeleye çağırıyoruz.
TALEPLERİMİZ
Sonuç olarak; ekonomik krizden eğitime, adaletten çevreye ve dış politikaya kadar yaşanan tüm sorunların çözümü için kamu yararını, hukuku, liyakati ve şeffaflığı esas alan bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.
Bizler; ülkemizin kaynaklarının halkın refahı için kullanılmasını, hiçbir yurttaşımızın yoksulluk ve çaresizlik içinde bırakılmamasını, doğamızın ve yaşam alanlarımızın korunmasını ve sorunların demokratik, hukuki yollarla çözülmesini, uluslararası ilişkilerde barışın temel alınmasını talep ediyoruz.
Bunun için tüm yurttaşlarımızı, sendikaları, meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini ve siyasi farklılıkları ne olursa olsun ülkesinin geleceğine sahip çıkan herkesi kafa yormaya, katılmaya, dayanışma ve demokratik mücadele içinde sorumluluk almaya çağırıyoruz.”


#karadenizereğli #eğitimsen #solparti #işsizlik #eğitim #dayanışmaplatformu #okul




