MUNYAR: İktidara ve muhalefete gazeteci cinayetleriyle ilgili gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması için yeniden çağrı yapıyoruz.”

DURMUŞ: “Bağımsızlık hukukla ilgili bir şeydir. Bir ülkede bireyin, bir kurumun, bir ülkenin bağımsızlığının olup olmadığını aslında hukukun bağımsız olup olmamasıyla ilişkilendirmek gerekiyor. Bu ülkede hukuk bağımsız mı?”

AKPINAR: Geldiğimiz noktada mevzuatla gelen engellemelere ek olarak artık dolaylı sansür yöntemleri ve oto sansür de çok yaygın. Büyütülmeye çalışılan bir korku ortamı var. Ve bu yalnızca ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde büyümekte olan bir sorun.

KÖZ Açık hava cezaevine dönmüş bir ülkeyi yeniden özgürlüklerine kavuşturmak için görev, yazarlara, gazetecilere düşüyor. Umarım daha özgür günlerde buluşuruz.”

ÖZCAN: Haber yapmak, yazı yazmak için özgür bir alana ihtiyaç duyuyoruz. Düşüncenin özgür olması gerekiyor. Ülkemizde yaşanılanlar özgür düşünce alanının kısıtlı olduğunu gösteriyor bize.

YILMAZ: Ben de bağımsız gazeteciliği sürdürmeye çalışan mecralardan birinde çalışıyordum. Önce sizi destekleyen kuruluşlar geri çekilmeye başlıyor. Türkiye'deki otoriter baskı ortamından dolayı.

GÜNEŞ: Vergi cezaları, resmi gelirleri üzerinde oluşturulan baskılar, yayın yasakları, erişim engelleri bağımsız gazetecilik alanını daralttı. İki yılda 10 televizyon kanalının patronu TMSF oldu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları kapsamında 16 Ekim 2026 Cuma günü Bağımsız Gazetecilik Konferansı düzenledi.

Son iki yılda 10 televizyon kanalına kayyım atanan, gazetecilere yönelik sistematik haksız gözaltı ve tutuklamanın devam ettiği, internet sitelerine erişimin engellendiği, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı Türkiye’de basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü ihlalleri Bağımsız Gazetecilik Konferansı’nda masaya yatırıldı. TGC Burhan Felek Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen konferans iki oturumdan oluştu.

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ ENGELLEYEN SORUNLAR ELE ALINDI

“Bağımsız, bağlantısız gazetecilik neden önemli?” başlıklı birinci oturumun moderatörlüğünü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar üstlendi. Oturumda Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Türkiye Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Akpınar, Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz, PEN Yazarlar Derneği Başkanı Halil İbrahim Özcan ve DİSK Basın İş Sendikası Uzmanı Tuğçe Yılmaz görüşlerini paylaştılar.

MUNYAR: HABERİN SERBEST DOLAŞIMININ SAĞLANMASI GEREKİYOR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar birinci oturumu açarken şunları söyledi:

“Son yıllarda giderek ağırlaşan basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki sorunları konuşmak için basın, yayın ve yazar meslek örgütleri olarak bir aradayız. Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesinin değil, toplumun gerçekleri öğrenme ve doğru haber alma hakkının da güvencesidir. Bu nedenle tüm siyasi partilerin, kamu kurumlarının ve özel kuruluşların basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne aynı özen ve sorumluluk duygusuyla yaklaşması büyük önem taşıyor. Bu özgürlüğün önüne konulan her engel, aslında bu ülkede yaşayan her yurttaşın yaşamını ve geleceğini doğrudan etkilemektedir. Televizyonların yayınlarının durdurulması, kayyım atanması, internet sitelerine erişimin engellenmesi haberlere yayın yasağı getirilmesi, gazetecilere yönelik haksız tutukluluk uygulamaları basın özgürlüğünün önündeki en önemli engeller olmaya devam ediyor. Cezaevinde bulunan gazeteciler ile haklarında süren davalar, ev hapsi cezaları ve adli kontrol uygulamaları, ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratıyor. Sendikasızlık, basın iş kanunu dışında çalıştırma ve düşük ücretler basın sektörünün en ağır sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Gazetecilik yaptığı için tutuklanan meslektaşlarımızı cezaevinde düzenli ziyaret ederek dayanışma içinde olmayı sürdürüyoruz. Yargılanan meslektaşlarımızın davalarını izliyoruz. Tüm tutuklu üyelerimize, meslektaşlarımıza bu toplantıdan dayanışma duygularımızla sevgi ve selamlarımızı gönderiyoruz. Ülkemize gerçek anlamda demokrasinin gelebilmesi için, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Metin Göktepe’nin de içinde yer aldığı öldürülmüş 67 meslektaşımızın cinayetlerinin araştırılıp tetiği çektirenlerin ortaya çıkarılması gerekiyor. İktidara ve muhalefete gazeteci cinayetleriyle ilgili gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması için yeniden çağrı yapıyoruz. Tüm ev hapsindeki, gözaltındaki, cezaevindeki meslektaşlarımızın özgür bırakılmasını talep ediyoruz. Kayyım atanan Halk TV’deki meslektaşlarımızın çalışma güvencelerinin sağlanmasını, haberciliğe devam etmelerini istiyoruz.”

DURMUŞ: FON SKANDALINI EN ÇOK GÜNDEME GETİREN MEDYA KURULUŞUNA HALK TV’YE KAYYIM ATANDI

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, bağımsızlığın hukukla ilgili bir konu olduğuna dikkat çekerek ekledi:

“Bağımsızlık hukukla ilgili bir şeydir. Bir ülkede bireyin, bir kurumun, bir ülkenin bağımsızlığının olup olmadığını aslında hukukun bağımsız olup olmamasıyla ilişkilendirmek gerekiyor. Bu ülkede hukuk bağımsız mı? Son dönemde yaşadıklarımıza dahi baksak geçmişe değil sadece son son 5-6 aylık sürece baksak, 1 yıllık sürece baksak aslında hukukun bağımsız kararlar vermediğini görüyoruz. Şimdi Halk TV’ye kayyım atanmasının bir yıl öncesine dönelim. Tele1’e kayyım atandı. Yayın durduruldu. Yayın yönetmeninin casus olduğu iddia edildi. Merdan Yanardağ’ı tanıyan herkes bu iddiaya güldü. Bunun ispatlanması gerekiyordu. Tele1 kapatıldığında en fazla izlenen TV kanallarından biriydi. Halkın haber alma hakkı ortadan kalktı. Eylül ayından bugüne kadar 1270 sosyal medya hesabı engellendi. Sadece 155’inde mahkeme kararı var. Bu hesaplar ülke nüfusunun yarısına hitap ediyordu. Sosyal medya hesaplarından gazeteciler mesleğe devam ediyor. Kapatıldığında mesleklerini yapmaları engelleniyor. Bir fon skandalının üstü nasıl kapatılır diye uğraşılıyor. Gazeteciler tutuklanıyor. Halk TV fon skandalını en fazla gündeme getiren kanaldı. Fon skandalı konuşulurken Halk TV’ye kayyım atandı. İktidar gündem değiştirmeyi iyi biliyor. Gazetecilik açısından da gerçekten zor bir dönem. Yazsan bir dert, yazmasan başka bir dert. Yazarsan özgürlüğünden olabilirsin. Ama halkın haber alma hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz:”

AKPINAR: YAZMA, YAYINLAMA VE OKUMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KORUNMASI GEREKİYOR

Türkiye Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Akpınar şöyle devam etti.

“Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 19'uncu maddesini bir kez daha hatırlatalım: ‘Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.’ Uluslararası dünyada yazma, yayınlama ve okuma özgürlükleri "Özgürlükler Üçlüsü" olarak birlikte ele alınıyor. Bunlar, haber yapma ve haber alma özgürlüklerini de kapsıyor. Geldiğimiz noktada mevzuatla gelen engellemelere ek olarak artık dolaylı sansür yöntemleri ve oto sansür de çok yaygın. Büyütülmeye çalışılan bir korku ortamı var. Ve bu yalnızca ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde büyümekte olan bir sorun. IPA'nın raporlarına göre dünyanın 4'te 3'ü otokratik rejimlerle yönetiliyor. Bu da bağımsız gazeteciliğin, bağımsız yayıncılıktan ve özgür okurdan ayrı düşünülemeyeceğinin başka bir sebebi. Sosyal alanda birlikte yaşam ve demokrasilerin sürdürülebilirliği, bağımsız gazetecilik ve bağımsız yayıncılık temelinde sağlanabilir. Bağımsızlığın bir de çoğu zaman unutulan ekonomik ayağı var. Gazetecilik ve yayıncılık açısından ekonomik bağımsızlık, telif hakları demektir. Sansür ve kontrol mekanizmaları gibi faktörlerin üzerine bir de içinde bulunduğumuz yapay zeka çağında, bağımsız gazeteciliğin ve bağımsız yayıncılığın sürdürülmesi için temel ilkelerden biri de telif haklarının korunması olmalıdır. Türkiye Yayıncılar Birliği olarak Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin ve tüm paydaşımız meslek örgütlerinin yanında olmaya devam edeceğiz”

KÖZ: İNSANLARI KORKU İMPARATORLUĞUNUN KALELERİNE HAPSETMEK İSTİYORLAR

KANTİN VE KAFETERYA İHALEYE ÇIKIYOR
KANTİN VE KAFETERYA İHALEYE ÇIKIYOR
İçeriği Görüntüle

Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz toplantıda yaptığı konuşmasına “Ülkede korku imparatorluğu oluşturup, insanları da bu korku imparatorluğunun kalelerine hapsetmek istiyorlar” diye başladı ve devam etti:

“Büyük bir ülkeyi o kalelerin içine hapsetmek birden kolay değil. Nereden başlanıyor? Düşünenlerden başlanıyor. Çünkü düşünenler zindanlarda olduğu zaman dışarıyla bağlantı kesilecek demektir. Yazarlar, gazeteciler her zaman bütün iktidarların ilk hedefidir. İktidara yakın yüzde 90 medya, bağımsız yüzde 10’u oluşturan medyayı ele geçirdiği zaman toplum ayağa kalkamayacak diye düşünüyorlar. Burada yazar, basın ve yayın örgütlerine düşen görev, susmamaktı. Biz de TYS olarak 52 yıldır bunu yapıyoruz. Açık hava cezaevine dönmüş bir ülkeyi yeniden özgürlüklerine kavuşturmak için görev, yazarlara, gazetecilere düşüyor. Haber yaptıkları için Tele1’e, Halk TV’ye ne yazık ki kayyım atandı. Umarım daha özgür günlerde buluşuruz.”

ÖZCAN: YAZARLIK VE GAZETECİLİK İÇİN ÖZGÜR BİR ALANA İHTİYAÇ VAR

PEN Yazarlar Derneği Başkanı Halil İbrahim Özcan sözlerini şöyle devam ettirdi:

“Ülkemizin içinde bulunduğu durumu yurt dışında anlatmakta zorlanıyor. Gazetecilik ve yazarlık içinde bulunduğu coğrafyadan çok etkileniyor. Haksızlıklara, zulme karşı sözünü sakınmadan söylüyor. Haber yapmak, yazı yazmak için özgür bir alana ihtiyaç duyuyoruz. Düşüncenin özgür olması gerekiyor. Ülkemizde yaşanılanlar özgür düşünce alanının kısıtlı olduğunu gösteriyor bize. Özgürlüklerin bulunmadığı yerde demokrasi de olmuyor. Herkes düşünce ve kanaatini her yoldan açıklama ve yayma özgürlüğüne sahiptir. Ama her gün yeni gözaltı ve tutukluluklar bu alanın kapatıldığını bize gösteriyor. Yasalarda suç sayılmayan, keyfi uygulamalarla insanların üstünde korku iklimi yaratılıyor. Barıştan dem vurulurken öbür taraftan da ‘barışı da biz belirleriz’ diyor. İçeri atmak istedikleri kişilere terörist diyorlar, rüşvet aldı diyorlar. Biz gazeteciliğe devam eden, yazmaya devam eden tüm meslektaşlarımızla gurur duyuyoruz. Mücadele etmeye devam edeceğiz.”

YILMAZ: BAĞIMSIZ YAYIN ORGANLARI EKONOMİK VE HUKUKİ BASKILARLA KARŞIKARŞIYA

DİSK Basın İş Sendikası Uzmanı Tuğçe Yılmaz ise ülkedeki sansürün geldiği boyuta dikkat çektiği konuşmasında şu görüşlere yer verdi:

“Halkı duyamaz, göremez, düşünemez ve nihayetinde kıpırdayamaz hale getirmek isteniyor. Böyle bir ortamda gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. Birbirimizle oto sansürlü konuşuyoruz. X’te sosyal medya hesabı engellenen gazetecilerden biri de benim. Bana bildirme zahmetinde bile bulunmadılar. Elimde mahkeme kararı yok itiraz edemiyorum. Neden engellendiğimi bilmiyorum. İktidara yakın medya dışında bağımsız gazetecilik yapmaya çalışan yayın kuruluşları hem ekonomik, hem hukuki baskılarla karşı karşıya. Bu koşullarda ayakta kalmaya çalışan mecralar sayısı, iki elin parmaklarını geçmiyor ne yazık ki. Üstelik bu mecraların varlığı da artık güvende değil. T24 sitesine Evrensel Gazetesi’nin hesaplarına erişim engeli geldi. Ben de bağımsız gazeteciliği sürdürmeye çalışan mecralardan birinde çalışıyordum. Önce sizi destekleyen kuruluşlar geri çekilmeye başlıyor. Türkiye'deki otoriter baskı ortamından dolayı. Kârınız kesiliyor. Son dakika haberlerini takip etmek için başvurduğumuz haberin hızını ve çeşitliliğini bulabildiğimiz mecralardan biri yarın olmayabiliyor. Telif usulü çalışma gazetecinin gelirini belirsizleşiyor. Bu belirsizlik gazetecinin yalnız ekonomik koşullarını değil, meslekte kalıp kalmayacağını da belirliyor. Birçok arkadaşımız meslekten kopuyor. Ama dayanışmayı ve mücadeleyi sürdüreceğiz.”

KAYYIM, ERİŞİM ENGELLEME VE TUTUKLANMA GÖLGESİNDE GAZETECİLİK

“Kayyım, erişim engelleme ve tutuklanma gölgesinde gazetecilik” başlıklı oturumu Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş yönetti. Oturumda T24 Genel Koordinatörü Sertuğ Çiçek, Tele 3 Haber Kurucusu Murat Taylan, TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ ve tutuklu gazeteci Şaban Sevinç’in avukatı Yiğithan Erim konuştu.

GÜNEŞ: BAĞIMSIZ GAZETECİLİK İÇİN MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ

İkinci Oturumun yöneticiliğini üstlenen Türkiye Gazetecilr Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş 2002-2026 yılları arasında sistematik olarak basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü engelleyen adımlar atıldığına dikkat çekti ve ekledi:

“Medya 2002 yılında üç holdingin kontrolündeyken şimdi yüzde 90’ıyla iktidar kontrolüne geçti. Medya sahiplik yapısı değiştirildi, sahiplik belirli gruplarda yoğunlaştırıldı. Vergi cezaları, resmi gelirleri üzerinde oluşturulan baskılar, yayın yasakları, erişim engelleri bağımsız gazetecilik alanını daralttı. İki yılda 10 televizyon kanalının patronu TMSF oldu. Yüzlerce yayın organı kapatıldı. 12 bini aşkın gazeteci işsiz kaldı. Böyle bir ortamda demokrasiden, basın özgürlüğünden söz edemiyoruz. Bağımsız gazetecilik yapmak, gazetecilerin haklarını savunmak için mücadele etmeye devam ediyoruz. Buradan tüm tutuklu meslektaşlarımıza selam gönderiyoruz. Halk TV’de çalışan meslektaşlarımızın çalışma güvencesinin sağlanmasını istiyoruz.”

ÇİÇEK: GAZETECİ VE OKUR ARASINDAKİ İLİŞKİYE SALDIRI VAR

Sitesi ve sosyal medya hesapları engellenen T24 internet sitesinin Genel Koordinatörü Sertuğ Çiçek ise Anayasa Mahkemesi’ne itiraz ettiklerini ve kararı beklediklerini ifade etti. Konuşmasında sitenin engellenmesinin hemen ardından BİK’ten ilanların kesildiğini, İletişim Başkanlığı’ndan basın kartlarının iptal edildiğini belirten Sertuğ Çiçek, “Gazetecilik aslında baskı altında. Gazeteci ile okur arasındaki ilişkiye de bir saldırı var. Okurla gazeteci arasındaki bağ koparılmaya çalışılıyor ve bu bağın korunması çok önemli. Biz umuyoruz ki, bu hukuksuz karar geri alınacak ve T24 yayınlarına devam edecek. Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı bekliyoruz. Mahkemenin vereceği karardan ben kendi adıma umutluyum. Gazetecilik sadece gazetecilerin sorunu değil. Aslında bütün toplumun sorunu, demokrasinin sorunu:”

TAYLAN: TELE1 EKİBİNİN DİRENME HİKAYESİNİN TÜM MEDYAYA YAYILMASINI İSTİYORUZ

Tele 3 Haber Kurucusu Murat Taylan ise Tele1’in kapatılmasından sonra kendilerine bir yol haritası çizdiklerini belirterek konuşmasına şöyle devam etti:

“Biz gazeteciliği nasıl yaparız sorusunu sormaya devam ettik. Aynı zamanda geldiğimiz nokta gazeteciliği nasıl ayakta tutacağımızdı. Merdan Yanardağ birçok gazetecinin hayalini gerçekleştirdi. Kendi TV kanalını kurdu. Bir ilki başardı. Milyonlarca insana yaptığı yayınlarla ulaşabildi. Erişim engelleri başta olmak üzere çok ciddi sorunlarla mücadele ediyoruz. Tele2’yi açtık. Daha sonra da Tele3’ü açtık. Yolumuza devam ediyoruz. Teslim olmamaya, direnmeye devam ediyoruz. Tele1 ekibinin taşıdığı ruhun, direnme hikayesinin tüm gazetecilik camiasına yayılmasını istiyoruz.”

KÜÇÜK: KAYYIM YAYINI DURDURAMAMALI, YAYIN POLİTİKASINA MÜDAHALE EDEMEMELİ

TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük ise konuşmasında kayyımın göreviyle ilgili olarak değerlendirme yaptı:

“Tele1’den sonra Halk TV’ye de kayyım atandı. Ama kayyım, yayını durduramamalı ve yayın politikasına müdahale edememelidir. Erişim engelleme kararları yalnızca hâkim kararıyla, yalnızca ilgili içerik için ve üst mahkemeye itiraz yolu açık olarak verilebilmelidir. Haber ve köşe yazısı tek başına tutuklama gerekçesi olamamalıdır. AYM ve AİHM kararları gecikmeden uygulanmalıdır.”

KAHRAMAN YANARDAĞ: YANARDAĞ BİR YILDIR CEZAEVİNDE

Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ ise konuşmasında tutuklu yakını olmanın zorluklarına işaret etti:

“Bir ülkede insanlar özgürce haber alamıyorsa, gazeteciler düşüncelerini korkmadan ifade edemiyorsa, orada gerçek anlamda bir demokrasiden söz edebilir miyiz? Elbette edemeyiz, içinde bulunduğumuz durum tam da bunu işaret ediyor. Basın özgürlüğü, modern demokratik sistemlerin kurumsal ve hukuksal yapısının ayrılmaz bir parçasıdır. Merdan Yanardağ bu dönemde üçüncü kez tutuklandı. 24 Ekim’de tutuklanmasının bir yılı doluyor. Bir şafak baskınıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Büyük emeklerle arkadaşlarıyla kurduğu Tele1’e el konuldu. Kayyım atandı. Duruşmalar ertelenerek tutukluluk süresi uzatılıyor. Casusluk suçlamasını duyunca ilk tepkimiz gülmek olmuştu. Ama şaka olmadığını gördük. Tele 1 ile yetinmediler. Şimdi de Halk TV’ye kayyım atandı ne yazık ki. Aydınlık bir Türkiye, özgür basın için mücadeleye devam ediyoruz.”

ERİM: SEVİNÇ’İN TÜM MESLEKTAŞLARINA SELAMINI GETİRDİM

Tutuklu gazeteci Şaban Sevinç’in avukatı Yiğithan Erim ise şunları söyledi:

“Şaban Sevinç şu anda Maltepe Cezaevi’nde. İlaçlarına erişimi var. Tüm meslektaşlarına selamları var. Dayanışma toplantısı için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne ve tüm katılımcılara teşekkür etti. Biz Şaban Sevinç’in tutuklanma kararını, savcının kapısında beklerken sosyal medyadan, gazetecilerden öğrendik. Tutuklanmaması gerekirken şu anda cezaevinde. Hepinize Şaban Sevinç’in selamlarını getirdim. Burada mesajını okumak istiyorum. ‘Ülkemiz mesleğimiz açısından tarihinin en kara günlerini yaşıyor. Son yıllarda çok sayıda gazeteci arkadaşımızın yaşadığı hukuksuzluklara nihayet ben de maruz kaldım. Yaşanan baskı ve hukuksuzluklar tüm milletin gözleri önünde yaşanıyor. Ancak biz gazeteciler bu baskı ve hukuksuzluklara teslim olmadan kamuoyuna karşı gazetecilik görevimizi ödün vermeden sürdürmeye kararlıyız.’

Konferans toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Tgc2-8

Tgc1-8

Tgc-14

#tgc #basın #basınözürlüğü #türkiyegazetecilercemiyeti #gazeteci #bağımsızlık #cezaevi

Kaynak: BÜLTEN