Bir gün!..
Evet bir gün.
O gün.
Mey ile doldurulan vücudun iki seksen uzandığında teneşirin bağrına sormayacaklar mı; ?hakkınızı helâl ediyor musunuz?? diye.
Soracaklar.
O gün bu soruyu soracaklar.
Kibarlıklarından ?iyi biliriz? diyenler elbette çok olacak.
İçlerinde fırtına kopanlar da haykıracaklar iyiliklerini.
Kimi açıkça, kimi içinden.
Ve aynı şekilde iç geçirenler de olacak.
Yaşanmışlıklar içindeki oynaklıklarını.
Umut verip yan çizmelerini.
Can yakmalarını.
Sevda çiçeklerine korkaklığından ve de bilerek su vermediğini şikayet edecekler.
?Gelme? diyebilmenin ünlü nidaları çınlatacak su seslerini.
Bir boğum sicim,
Bir tutam kar,
Bir yumruk toprak,
Bir isyan dolu yıldızlar.
Ve her yeni günde kanayan ve bir türlü tedavi edilemeyen çoraklığın ortasında açan nilüfer yürekleri.
Sakın?. Sakın ha!
Kötü düşündüklerinden veya kötülüklerinden değil.
Kötülük uyar mı?
Asla..!
Kötü değiller ki.
Hiç de olmadılar.
Sadece sen ve yaşamındaki mihenk taşları akıllarına düşecek çünkü.
Belki bir çok ?keşke? sıralanacak dizi dizi.
Hataların ve hatasızlıkların teraziye konacak.
İyi yönlerin öne çıkarılmaya çalışılırken; sevgi denizinde boğdukların da unutulmayacak.
Günahlar ve sevaplar.
Kimi belki günah olmayabilir.
Can yakmışsa,
Verdiği umutları umutsuzluğa çevirmişse,
Sevdayı pazarda satmışsa,
Geleceğin aydınlıklarına kara çalmışsa,
Çiçekleri boğazlayıp üzerine basa basa yürümüşse,
Diğerleriyle birlikte ?korktum? der geçersin köprüden de?
Yakılan yerine gelir mi?
Yanan yanmıştır çünkü.
Günler günleri, aylar ayları kovalamış, on ile dokuz yan yana gelip de yıldönümlerinde acılar akmışsa sevgi özlemli dünyalara, neyi ne kurtarır ve ne değiştirir ki?
Kurtarmak.
Umutları yeniden diriltmek.
Aşk türküleri söylemek.
Yüksek rakımlı tepelere yolculuk yapmak,
Uzatmak eli,
Uzanıvermek sımsıcak göğüse,
Kirazlı pastanın kenarından bir tat almak,
Buğulanan gözlüğün merceklerini parlatmak,
Kavuşmak için gaz pedalını köklemek,
Dönüşte ise şöyle bir çay molası verdiğinde ?alo? demek,
Vurmak gerek şimdi direksiyonun simitine,
Sertçe?.
Dağıtmalı isyanları,
Türküleri tersten okutmalı,
Geçmişe sünger çekebilmeli,
Balıkçıların ağlarını örmeli gökyüzüne,
Ve bırakmalı;
Sevdaya,
Sevgiye,
Umutlara,
Geçmişle rulet oynamalı.
Çıt demeli tetik.
İsabet ettiğinde de darmadağın etmeli sevgiye ihanet edenleri.
Paramparça.
Korkakların ne sevmeye ne de yaşamaya hakkı yok ki.
Bir gün gelecek çünkü.
O gün saf tuttuğunda eller, özgürce uzanmalı gökyüzüne.
?Helâl olsun? diyebilmeli.
Gözyaşı da akıtmadan dimdik durabilmeli sevgisinin ardında.
Uzakları yakın ederek.
Dağları ovaya çevirerek.
Uzanmalı eller ellere.
Tutmalı.
Tuttuğunda da asla bırakmamalı.
O elin ardından koşabilmeli.
Bedel ödemeli kaz dağlarında.
Uzanmalı Bozcaada?ya.
Veya Kandilli?nin Çamlı?sına.
Zeytinbağı?nda kırmızı bir şaraba kadeh kaldırmalı.
Bir gün?
Gelecek o gün?
O gün geldiğinde; geride umutları ve sevgisiyle oynanmış olmamalı.
Yani sen!
Yani o!
Siz de; ardınızda ?aptallıklarından kavuşamadılar? mı dedirteceksiniz?
İyi o zaman ?hakkımızı helâl? etmiyoruz.
Giden güle güle.
Borçlu gidin?
Yorumlar