Bu yazıyı  2008 Ramazanında yazmıştım, ancak, yayınlanması Ramazanın son gününe denk geldiği için yeterince anlamını bulamadığını düşündüm ve bundan dolayı o zamandan bu yana içimde  bir  burukluk kaldı. Affınıza sığınarak ve ayrıca yazımda hemen herkesin  kendinden bir parça bulacağı düşüncesi ile  bu yazımı yeniden sizlerle paylaşmak istiyorum… Şeker tadında bayramlar dileği ile

 

BİR TENEKE   BİR SİGARA  BİR MUTLULUKTU

ÇOCUKLUĞUMUN  RAMAZANLARI

 

Beşimiz de hemen hemen aynı yaştaydık. Beraber büyümüştük kardeşten öte… Beraber oynamış, beraber ağlamış, iyi ve kötü her şeye birlikte başlamıştık... Bir yeminimiz vardı, bir kağıda yazılı. Kim bilir nerede? Köyün kedisi köpeği yolunu değiştirirdi bizi, bizden birisini gördüğünde. İlk gençliğimizde, ilk sigaralarımızı ciğerlerimize çektiğimizde ve bayılıncaya kadar öksürdüğümüzde de birlikteydik. Köyün velisi de, delisi de bizdik yani! Hele, Ramazan ayı gelip çattığında değmeyin keyfimize: Sabahın üçüne kadar küçücük bir odada fosur fosur birinci sigarası içip, buz gibi havada kendimizi sokağa attığımızda gözlerimiz kan çanağına dönerdi dumandan. Bir elimizde kızılcık sopası, özel hazırlanmış törensel; diğer elimizde de boş bir yağ tenekesi. Ortalık zifiri karanlık. Hedefimiz köyün diğer ucu. Misyonumuz dinsel: Köyümüzde tek bir kafir kalmayacak , herkes sahura kalkacak zoraki. Yıkılıyor ortalık, tangur tangur. Bizim sesimize eşlik etmeye cesaret edebilenler korkuyla uyanan eşeklerin anırtısı ve rüzgarın bağırtısı. Sabah 3-5 konseri bedava : "ayvanın irisine ben yandım birisine". Pencerelerden alkışlayanlar, kapıya çıkıp küfür edenler , banyolarında alelacele su dökünenler, kapısından defolup gitsin diye köpeğine kıs kıs edenler ? Hiç yıkılırmıyız biz. Tenekeler paramparça olmuş vurulmaktan . Bütün köyü ayağa kaldırmış olmanın verdiği gururla ve yediğimiz küfürlerin tozuyla tam bir huzur içinde! caminin önünde yakardık son birinci sigaralarımızı: camiye sabah namazına gelenleri kontrol etmek ve hayır dualarını almak için. Ve hatta, bir ara, yaptığımız bu büyük! hizmetin karşılığında köylülerimizden para toplamayı bile düşünmüştük. Sonra paradan vazgeçip tavuk toplayalım demiştik.! Otuz gün boyunca deldiğimiz, ezdiğimiz tenekeleri, bayramdan sonra hurdacıya satıp daha çok birinci sigarası almak için itinayla biriktirmeyi de ihmal etmezdik. Kaç Ramazan ayı geçirdik böyle, büyük bir hizmet vermenin huzuru içinde. Hatırlamıyorum...      

                                   

Sonra; Sonra şehre taşınmamız, üniversite , sonra askerlik, iş, evlilik, çoluk - çocuk … Her şey hayata dair…

 

Ve yıllar sonra, yine bir Ramazan ayında, diğer dördü olmadan, elime dedim bir teneke alsam! Sokak sokak deli gibi çalsam. Yine, şarkı söylesem avazım çıktığı kadar: ayvanın irisine ben yandım birisine… Yitik kalacak bir yanı hep, bu muhakkak . Şarkılar, tenekelerin tangırtısı ve eşeklerin anırtısı öksüz. Çünkü ne biz çocuğuz artık, ne de bir resim var geçmişten .

 

Hatırlanan çocukluğumun ramazanlarından: bir teneke, bir sigara, bir mutluluk...