Türkiye’de son 10 yılda güneş enerjisinin kurulum maliyeti yüzde 77, rüzgar enerjisinin kurulum maliyeti ise yüzde 40 ucuzladı. Bu durumda güneş enerjisi, Türkiye’de en ucuz elektrik kaynağı olarak konumlanıyor.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) en başta gazeteciler olmak üzere toplumun her kesiminin yararlanması amacıyla iklim değişikliğiyle ilgili gelişmeleri hazırladığı rapor ile kamuoyu ile paylaştı. Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olarak 2053 yılında net sıfır olma taahhüdünü verdiğine dikkat çekilen raporda, fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının toplam emisyonların yaklaşık %74'ünü oluşturduğu vurgulandı.

Cemiyetin 28-29 Eylül 2026 tarihinde İstanbul’da yapılacak olan “İklim Haberciliği” konferansı öncesinde açıklanan rapora göre; Türkiye kömürün %60’ını, petrolün %85,7’sini, gazın neredeyse tamamını (% 98) ithal ediyor. Rapora göre, Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporuna göre, Türkiye 2025’te Avrupa’nın en büyük kömür kullanan ülkesi oldu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Kdz. Ereğli Temsilcisi Eyüp Bektaş’ın da davetli olarak katıldığı ve bölgemizin iklim değişikliği ile ilgili bir atölye çalışmasında sunum yapmasının beklendiği konferans gündeminin raporu şöyle:

İklim değişikliği; artık yalnızca çevresel değil, ekonomik, toplumsal ve güvenlik boyutları bulunan küresel bir kriz haline geldi. Dünyada ve Türkiye’de iklim değişikliğinin başlıca sebebi fosil yakıtların (petrol, kömür, gaz) yakılması. Birleşmiş Milletler, iklim değişikliğini “çağımızın en belirleyici sorunu” olarak tanımlıyor. Seragazı emisyonları; sıcak hava dalgaları, kuraklık, seller, taşkınlar ve orman yangınları gibi aşırı hava olaylarını daha sık ve daha yıkıcı hale getiriyor.

GEZEGEN NE DURUMDA?

Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin son çalışmasına göre, 2025 yıl sonu itibariyle küresel ortalama sıcaklık 1,4°C oldu. Emisyonların bu şekilde devam etmesi durumunda, 1,5°C eşiği, büyük olasılıkla 2030’dan önce aşılmış olacak. Bu durum, küresel olarak emisyon artışının durdurulabilmesi ve etkilerine gereken önlemlerin alınabilmesi için zamanı da daraltıyor. Bu nedenle, 2050’ye kadar bugünden itibaren doğrudan emisyon azaltımı için uzun vadeli politika kararlarının alınması, 2050’de net sıfır olabilmek için dönüşüm için iklimle uyumlu çözümlerin devreye daha hızlı girmesi gerekiyor.

PARİS ANLAŞMASI - 1,5 °C - TÜRKİYE’NİN İKLİM HEDEFİ

Bilim, iklim krizinin etkilerini azaltmak ve dünyada yaşam zincirinin güvenliği için küresel ortalama sıcaklıkların 1,5°C eşiğini geçmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Dünya liderleri 2016’da gerçekleştirilen COP21’de, küresel emisyonların azaltılması konusunda küresel çabaları yükselten, uluslararası bağlayıcılığı olan Paris Anlaşması’nı kabul etti. Anlaşma, küresel ortalama sıcaklıkların 2°C’yi aşmaması ve mümkünse 1,5°C’nin altında kalması için ülkelerin ulusal azaltım hedeflerini kapsıyor. Buna göre taraf ülkeler, seragazı emisyonlarının sanayi öncesi döneme göre 2030’a kadar %45 azaltılması ve dünyanın 2050 yılında net-sıfır olması için her beş yılda bir hedeflerini güncelliyor. Türkiye, Paris Anlaşması’na taraf olarak 2053 yılında net sıfır olma taahhüdünü verdi. Gezegenin güvenlik eşikleri aşılırken, bu yıl Türkiye’nin başkanlığında gerçekleşecek olan COP31’de, fosilsiz bir gelecek için güçlü ve somut kararların alınması kritik olarak öncelikli hale geliyor.

İKLİM KRİZİNDE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN ROLÜ

Günümüzde küresel enerji arzının %80’ini fosil yakıtlar (kömür, petrol, gaz). Fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan karbondioksit emisyonları (CO₂), toplam emisyonların yaklaşık %74'ünü oluşturuyor. Bu nedenle, enerji sektörünü dönüştürmek (kömür, petrol ve gazdan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmak) hem karbon emisyonlarını hem de toplam seragazı emisyonlarını azaltmanın en etkili yoludur.

Bugün hala dünyada ve Türkiye’de elektrik üretiminde kullanılan kömür tek başına, küresel emisyonların yaklaşıkinden sorumlu. İklim değişikliği ile mücadele için elektrik üretiminde; başta kömür olmak üzere fosil yakıtlardan planlı ve adil çıkış ile güneş-rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş bir zorunluluk.

İKLİM BİLİMİ - ÖNE ÇIKANLAR:

MADENDE ÜRETİM SONRASI DÖNEM DENETİM ALTINDA
MADENDE ÜRETİM SONRASI DÖNEM DENETİM ALTINDA
İçeriği Görüntüle
  • Sanayi devriminin gerçekleştiği 1800'lerden bu yana insan faaliyetleri, Dünya'nın ortalama sıcaklığının yaklaşık 1,4°C artmasına neden oldu. Bu ısınmanın üçte ikisinden fazlası 1975'ten bu yana gerçekleşti.
  • 2015-2025 yılları, kayıtlara geçen en sıcak 11 yıl oldu. Copernicus İklim Değişikliği Servisi'nin en son yayımladığı "Küresel İklim Değişikliği Göstergeleri" raporuna göre, 2025 yılı küresel ölçekte kayıtlara geçmiş en sıcak üçüncü yıl oldu ve insan kaynaklı ısınma, sanayi öncesi döneme kıyasla tahmini 1,37°C ile 1,43°C arasında bir seviyeye ulaştı.
  • Dünyanın emisyonları, 2025 yılında 54 gigaton (Gt) karbondioksit eşdeğerine (CO₂e) ulaştı. 2025 yılında en fazla emisyon salımı yapan kirletici ülkeler: Çin, ABD, Hindistan, AB, Rusya ve Endonezya oldu. Bu ülkeler, 2025’te küresel emisyonların %62’sinden sorumlu. Türkiye ise +%4,2 ile emisyonları oransal olarak en hızlı artan ülke oldu.
  • Türkiye’nin resmi beyanına göre emisyonlar 2038'e kadar artmaya devam edecek, sonrasında düşüş gösterecek. 2053 net sıfır hedefinin gerçekleşmesi için emisyonları bugünden azaltan bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor.
  • Türkiye’de başlıca sektörlerde gerçekleştirilecek yatırımlar ile 2035’te emisyonların 2021 yılına göre %35 azalması mümkün.
  • Türkiye’de 2025 yılında 1.000’in üzerinde meteorolojik kaynaklı afet meydana geldi. 1940-2025 yılı arası değerlendirildiğinde, 2025 en yüksek 5. yıl.
  • Avrupa’da 2026 yaz döneminde yaşanan sıcak hava dalgası ile insan kaynaklı iklim değişikliği arasındaki nedensel bağlantı net olarak kuruluyor. Yaklaşık 40 bin insanın ölümüyle sonuçlanan sıcak hava dalgasının 50 yıl önce gerçekleşmesi imkansızdı.

İKLİM POLİTİKALARI VE EKONOMİ

İklim krizi, çevresel bir sorun olmanın ötesinde ekonomik açıdan doğrudan makroekonomik istikrarı, enflasyonu ve yatırımları şekillendiren temel bir ekonomik dinamik olarak etkisini gösteriyor. Küresel enerji sistemleri ve ticaret mekanizmaları düşük karbonlu ekonomiye geçmek için dönüşüyor.

TÜRKİYE’NİN İKLİMİ VE GELECEĞİ

Akdeniz Havzası’nda olan Türkiye, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerin başında geliyor. İklim ve enerji alanında çalışan uzmanlaSendikalar, İklim Krizi ve Adil Geçiş Raporu – DİSKr ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye’nin emisyonları bugünden azaltacak bir iklim politikasının arkasında durarak hem küresel hem de ülkenin iklim adaletini ve adil geçiş planlarını desteklemesi gerektiğini savunuyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Türkiye özelinde son çalışması da benzer bir gerçekliği ortaya koyuyor: Kömürden planlı geçişi yönetecek bir politika çerçevesi, artan emisyon, karbon fiyatlandırması ve mali risklerin önüne geçerken kaynakları yenilenebilir enerjiye yönlendirmek için de kritik.

ENERJİ - EKONOMİ - SAĞLIK: ÖNE ÇIKANLAR

  • 2025 yılında küresel olarak kömürden elektrik üretimi düştü. Enerji talebindeki ihtiyaç daha çok güneş ve rüzgardan karşılandı.
  • Kömür, 2019 yılından beri nispeten yatay seyir izlerken, güneş ve rüzgarın toplam üretimdeki payı sürekli artıyor. Yenilenebilir enerji kaynakları 2025 yılında tarihi bir eşiği aşarak küresel elektrik üretiminin yüzde 33,8'ini karşıladı ve bu oran son 100 yılda ilk kez kömürün payını geride bıraktı.
  • Türkiye’nin enerji kurulu gücü yaklaşık 127 GW’tır. Ağustos 2026 itibariyle, 43 GW olan güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin 2035 yılında 120 GW olması hedefleniyor.
  • Türkiye’nin elektrik üretimi ağırlıklı olarak fosil kaynaklara dayalı. Kömür %33,6 paya sahipken gaz, %23 ile ikinci sırada geliyor. Yenilenebilir kaynakların dağılımı ise şöyle: hidrolik %15,8, rüzgar %10,9 ve güneş %10,5.
  • Türkiye kömürün %60’ını, petrolün %85,7’sini, gazın neredeyse tamamını (% 98) ithal ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Türkiye raporu’na göre, Türkiye’nin 2025’te Avrupa’nın en büyük kömür kullanan ülkesi oldu.
  • Türkiye’de son 10 yılda güneş enerjisinin kurulum maliyeti %77, rüzgar enerjisinin kurulum maliyeti ise %40 ucuzladı. Bu durumda güneş enerjisi, Türkiye’de en ucuz elektrik kaynağı olarak konumlanıyor.
  • Türkiye’nin elektrik üretimi politikasında, kömürlü termik santrallerinin dönüşümü için belirli bir takvim olmakla birlikte faaliyetleri kamu kaynaklarına bağlı. Oysaki, bu kaynaklar, enerji dönüşümü için gereken finansman ihtiyacı için kullanılabilirdi.
  • Türkiye’nin 2053’te net sıfır enerji dönüşümü için 200 milyar ABD doları yatırıma ihtiyaç var.
  • Türkiye’de kömüre yönelik devlet sübvansiyonları ve desteklerinin toplamı yılda 133 milyar 729 milyon TL’yi buluyor. Fosil yakıt kullanımını artıran ve yenilenebilir enerji kullanımını geri plana atan teşviklerin, çevre ve sağlık üzerinde yıllık 513 milyar TL gizli maliyeti bulunuyor.
  • Türkiye, Paris Anlaşması’nı imzaladığı 2021 yılından bugüne fosil yakıt ithalatına 360 milyar ABD dolarından fazla harcadı.
  • Enerji dönüşümü ile birlikte düşük karbonlu bir üretim sisteminin planlanması ve uygulanması gerekiyor. Bunun için geliştirilen yönetişim ve finansman modeli çevresel, toplumsal ve ekonomik dönüşümü birlikte ele alıyor.
  • Birleşmiş Milletler Çevre Programı, temiz hava ve iklim eylemi için yapılacak her 1 ABD dolar yatırıma karşılık 15 ABD doları getiri sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Türkiye’de hava kirliliğinin ekonomiye yıllık maliyeti 138 milyar dolar olarak hesaplandı.
  • Uluslararası Adalet Divanı’nın 23 Temmuz 2025 tarihinde yayımladığı tavsiye karar, iklim değişikliğini varoluşsal bir tehdit olarak tanımlayarak, devletlerin emisyonları azaltma konusundaki sorumluluklarının yalnızca siyasi bir taahhüt değil, uluslararası hukuk kapsamında bağlayıcı bir yasal yükümlülük olduğunu belirtiyor.

#tgc #türkiyegazetecilercemiyeti #iklim #kömür #santral #enerji #elektriküretimi #enerjiajansı #birleşmişmilletler #ekonomi #parisanlaşması

Kaynak: BÜLTEN