Tam üç yıl geçti aradan!

Ve Ereğli’ye geldim sessizce!

Özlemiştim.

Özlemişim.

Yeşiltepe de Nermin ablam gelenekleri yaşatıyor.

Minik bahçesine ektiği çileklerin son hasadını bana bırakmış.

Dut ağacınında.

Bahçenin kenarında mangal partisi verdi bize.

Oda ne?

Ereğli türküleri yanımızdaki teypte çalıyor.

Babamdan kalma yan binadaki evde artık yabancılar oturuyor.

Kuyu başındaki asma altı bir yabancı geliyor bana.

Anılarım tozlu raflarda gibi.

Bulanık!

Babam,annem.

Artık yoklar!

Kardeşlerim savrulmuş yapraklar gibi ;herkes bir yerlerde!

Damdaki Kemancı romanı geliyor aklıma!

Çocuklarındaki değişime direnç gösteren babam!

Onca engellemelerine rağmen değiştik işte.

Hayat ağacının dalları farklı değil mi?

Farklı farklı olduk bizde.

Ablam Nermin.

İnadına değişmiyor!

Düzene karşı geliyor.

Babamın anı defteri hala başucunda.

Öğretilerine sıkı sıkı bağlı.

Ereğli.

Tozlu raflar gibi geldiniz bana.

Anılarımda.

Oysa sizde o kadar değişmişsiniz ki.

Artan binalardan nefes alınmıyor.

Deniziniz,plajlarınız o kadar eski kalmışki.

Yazık etmişsiniz!

O sahil olmasa,neredeyse özlenmeyeceksiniz.

Ağabeyimin ısmarladığı pideleriniz birde!

Ereğli pidesi  varlığını korudukça özlemeye devam edeceğim.

Ereğli.

Haziran başı size sessizce geldim.

Gazeteci Mehmet ve ailesinin dostluğunda  anılarımı tazeledim.

Yayın yönetmenimiz Eyüp’ün meslek aşkıyla  bende cesaretlendim.

Hafta sonu yüzümü İstanbula döndüm.

Geride bir daha ne zaman göreceğim belli olmayan Ereğli’yi bıraktım.

Ereğli!

Çok büyümüşsün!

Tıpkı Benim gibi….