"Yüzbinlerin yaşam alanı olarak benimsediği Kdz. Ereğli, ağır çevre sorunları ile karşı karşıyadır. 19 Kasım 2023’te 15 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, yüzlerce işyeri, okul ve evin sular altında kaldığı, çatıların uçtuğu, gemilerin teknelerin battığı veya hasar gördüğü felakette, ilçemizin büyük fırtınalara ve aşırı yağışlara, hazırlıklı olmadığı ortaya çıkmıştır."

"İlçemiz, bina üretim çılgınlığı altındadır. Aşırı betonlaşma, yeşil alanların ve sosyal yaşam alanların azalmasına neden olmaktadır. Sürekli artan özel araç kullanımı ile beraber, şehir içi yollarının kazanç fırsatı olarak görülmesi nedeniyle, park yerlerinde araç yığınları oluşmakta ve bu durumun yarattığı sıkışıklık nedeniyle kaldırımların işgal edilmesine sessiz kalınmakta"

"Liman içi kirlilik de önemli çevre sorunu olarak karşımızdadır. Deniz araçlarından bırakılan atıklar, denizlerimizi yaşanmaz hale getirmekte, kanalizasyon, evsel atıklar ve atık sular için biyolojik arıtma tesisi kurulmamış olduğundan, tümüyle denizlerimize pompalanmaktadır."

EREĞLİ DEVLET HASTANESİ'NDE HASTA KABULÜNE BAŞLADI EREĞLİ DEVLET HASTANESİ'NDE HASTA KABULÜNE BAŞLADI

Kdz. Ereğli Çevre Platformu (KERÇEP), 16 başlık altında toplanan çevresel taleplerin, yerel seçimlerde seçilecek belediye başkanı ve yönetiminden talep ettiklerini açıkladı.

TOPRAK, HAVA VE SU KİRLENİYOR

Doğaya, çevreye, sağlıklı yaşama öncelik verilmesi çağrısında bulunan KERÇEP, sürekli gelişen teknoloji ve sanayileşmenin sağladığı imkanların, kapitalist sistemin ve neoliberal politikaların etkisiyle tetiklenen üretim ve tüketim çılgınlığının yeryüzüne yayılmış salgın hastalık gibi tüm insanlığı etkisi altına aldığına dikkati çekti.  Tüm kaynakların tek hakimi olduğunu ve istediği gibi kullanabileceğini düşünen insanın, doğayı sömürerek dünyaya büyük zararlar verdiğini, aşırı fosil yakıt kullanımı, ormansızlaştırma, arıtmadan ve zararları yok edilmeden karasal alanlara, derelere, denizlere bırakılan sanayi atıkları, atmosfere salınan gazlar, dünyaya kazandırdığından daha fazla zarar veren madencilik faaliyetleri, aşırı betonlaşma ve bir türlü terk edilemeyen bireysel alışkanlıkların toprağı, havayı ve suyu kirlettiği hatırlatıldı. Çevre kirliliği nedeniyle 2 yıl üst üste yapılan anket sonuçlarına göre Ereğli’de yaşayan 2 aileden birinde astım, koah, nefes darlığı, kanser gibi üst solunum yolu hastalıkları olduğu anlaşıldığı belirtilen açıklama şu şekilde:

KÜRESEL ISINMA GERÇEĞİ

"Günümüz dünyasında en çok ihtiyaç duyduğumuz biyolojik çeşitlilik, habitatların insan eliyle bozulması yüzünden azalıyor, bozulan habitatlar uyum sağlama çabası gösteren canlıların yaşamını altüst ediyor ve bunun sonucu da canlı türlerinin kaybolmasına neden oluyor. Türlerin kaybolması besin zincirlerinin bozulmasına, besin zincirinin bozulması küresel açlıklara neden oluyor. Süregelen yıllar içinde, bile bile küresel ısınmaya ve iklim değişikliklerine neden olduk. On yıllardır konuşulan, tartışılan ve karşı çıkılmasına rağmen dayatılan yanlışlarımız, dünya tarihinde görülmemiş sıcaklıklara, mega orman yangınlarına, hortumlara, şiddetli fırtına ve kasırgalara neden oldu. Denizlerimizdeki devasa dalgalar, sık sık karşılaştığımız sel felaketleri, kuruyan ve yok olangöller, uzun süren kuraklıklar ve ülkemiz özelinde özellikle iç kesimlerde görülen çölleşme ve benzeri gelişmeler, tümüyle yaptığımız yanlışların etkisiyle gerçekleşti.  Bütün bu olumsuzluklara son yıllarda eklenen vahşi madencilik faaliyetleri decabası… Ülkemizde yapılan madencilik çalışmaları için, 1923-2002 arasında 1.186 maden ruhsatı verilmişken, son 15 yılda 386.000 ruhsat verilmiş durumdadır. Bu ne hız demekten kendimizi alamadığımız bir gayretle, maden sahaları için yasalar değiştirilmekte,zeytinlikler kesilmekte,tarım alanları madencilik faaliyetlerinde kullanılan ölümcül zehirli kimyasallara kurban edilmekte, ormanlarımız içinde barınan canlılar düşünülmeden, çeşitliliğin ekolojik dengeye sağladığı faydalar umursanmadan tahrip edilmektedir.

100 MİLYON TON KÖMÜR ÜRETİMİ

Elektrik üretimimizin en büyük payını (% 35) Termik Santraller teşkil etmektedir. Dünyada fosil yakıtları sıfırlamaya yönelik çabalar sürerken, gelişmiş ülkeler, yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliyorken, ülkemizde termik santral kapasitesinin artırılmasına yönelik yeni projeler üzerinde çalışılmaktadır. Bu bağlamda, yıllık 100 milyon ton olan kömür üretim kapasitesinin 600 milyon tona çıkarılması hedeflenmektedir. Bacalarına filtre bile takamadığımız termik santrallerle nereye kadar? Ülkemiz Avrupa’nın en büyük plastik çöp ve dünyanın en büyük çelik hurdası ithalatçıları arasındadır. Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi olmanın bedelini her yıl topraklarımıza milyonlarca ton cüruf yığılmasıyla ödüyoruz. Karasal alanlara bırakılan zararlı atıklar,deniz, akarsu ve göllere karışıyor, topraklarımızda bin yıllar sürecek kimyasal zehirlenmeleri kendi ellerimizle gerçekleştiriyoruz. Toprak kirli, su kirli, hava kirli… Bu gidiş nereye kadar?

EREĞLİ BÜYÜK FIRTINALARA VE AŞIRI YAĞIŞLALRA HAZIR DEĞİL

Sahillerimizi, tarım alanlarımızı, temiz kentlerimizi geri istiyoruz. Başka yolu yok. Bu aymazlık, bu vurdumduymazlık nereye kadar? Yüzbinlerin yaşam alanı olarak benimsediği Kdz. Ereğli, ağır çevre sorunları ile karşı karşıyadır. 19 Kasım 2023’te 15 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, yüzlerce işyeri, okul ve evin sular altında kaldığı, çatıların uçtuğu, gemilerin teknelerin battığı veya hasar gördüğü felakette, ilçemizin büyük fırtınalara ve aşırı yağışlara, hazırlıklı olmadığı ortaya çıkmıştır. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yarattığı felaketlerin bu kadarla kalmayacağı açıktır. Dilimiz varmıyor ama günümüz doğa olaylarına önlem almaya üşenen zihinler, bizi koruyacak kararlar almaya, olması muhtemel daha büyük boyutlu felaketlere karşı hazır mı?

ERDEMİR, ÇATALAĞZI TERMİK SANTRALİ,

Özellikle Erdemir’in etkisiyle oluşan, yanı sıra doğudan gelen rüzgarların etkisiyle, Çatalağzı Termik Santrallerinden de kaynaklanan hava kirliliği, yaşam kalitemizi ve sağlığımızı doğrudan etkilemektedir. Yaklaşık üç yıldır dikkatle takip ettiğimiz hava kirliliği konusunda, Kdz. Ereğli Çevre Platformu (KERÇEP) olarak, takip raporlarını hazırlayıp, sonuçlarını kamuoyuna sunmuştuk.Kdz. Ereğli Hava Kalitesi İzleme İstasyonu sonuçlarına göre; 2021 yılında 220 gün, 2022’de 143 gün, 2023’te ise 149 gün sınırlar aşıldı. Hava kalitesi tozlaşma limiti olan 50 mikron gram/m3 değeri sağlıklı bir yaşam için yılda en fazla 35 gün geçilme sınırı söz konusu iken, 5 – 6 kat daha fazlası gerçekleşmektedir.

KİRLİLİKTEN 2 YILDA 159 KİŞİ VEFAT ETTİ

2 yıl üst üste yaptığımız anket sonuçlarına bakıldığında, Ereğli’de yaşayan 2 aileden birinde astım, koah, nefes darlığı, kanser gibi üst solunum yolu hastalıkları olduğu anlaşılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütünün internet sitesinde yer alan, araştırmacılara açık, AirQ+ programına, Kdz. Ereğli hava kalitesi ölçüm verisini yüklediğimizde, hava kirliliği nedeniyle, 2022 yılında 76 kişinin, 2023 yılında ise 83 kişinin erken öldüğü sonucuna ulaşılmaktadır. Bu değerler ülke geneli söz konusu olduğunda ortalamaların çok üzerindedir.

CÜRUF DAĞLARI

Erdemir’in, TÜBİTAK raporu ile insan sağlığına zararlı olduğu ortaya çıkan cüruflarını, Kıyıcak bölgesine göndermesiyle, yaşam ve tarım alanlarının yanında oluşan cüruf dağlarının, zararlı sızıntıları besin zincirine, yeraltı ve yerüstü sularına karışmakta, yarattığı toz bulutlarının çökelmesi sonucunda çiçeklerde tozlaşmayı engellemekte, yoğun toz katmanı nedeniyle tüm canlıların sağlığına zarar vermektedir. Bunlara, KOBİ’lerden derelere ve denizlere bırakılan atıklar da eklendiğinde ne kadar önemli bir çevre sorunuile karşı karşıya olduğumuz açığa çıkmaktadır. İlçemiz, bina üretim çılgınlığı altındadır. Aşırı betonlaşma, yeşil alanların ve sosyal yaşam alanların azalmasına neden olmaktadır. Sürekli artan özel araç kullanımı ile beraber, şehir içi yollarının kazanç fırsatı olarak görülmesi nedeniyle, park yerlerinde araç yığınları oluşmakta ve bu durumun yarattığı sıkışıklık nedeniyle kaldırımların işgal edilmesine sessiz kalınmakta, yaygın bireysel araç kullanma alışkanlığı yüzünden, egzoz gazı altında, trafik karmaşası, gürültü ve görüntü kirliliği yaşanmaktadır.

KİRLİLİK DENİZLERE POMPALANMAKTA

 İlçemizin çeşitli yerlerinde biriken çöplerin toplanması, ayrıştırılması, endüstriyel olarak kullanılması, çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi,günümüze kadar gerçekleştirilememiş bir başka kent gerçeği olarak önümüzde durmaktadır. Bölgemizdeki ormanlarda, sivil toplum kuruluşları tarafındantepki gösterilmesine rağmen, geçmiş yılların çok üzerinde kesimler gerçekleşmekte, orman alanlarına yaygın olarak, çöp ve inşaat artıkları atılmaktadır. Liman içi kirlilik de önemli çevre sorunu olarak karşımızdadır. Deniz araçlarından bırakılan atıklar, denizlerimizi yaşanmaz hale getirmekte, kanalizasyon, evsel atıklar ve atık sular için biyolojik arıtma tesisi kurulmamış olduğundan, tümüyle denizlerimize pompalanmaktadır.

PEKİ NE YAPILMALI?

- Sadece insan merkezli olmak yetmez. Tüm canlılarla birlikte doğayı bir bütün olarak gören bakış açısı esas alınmalıdır. Doğanın çıkarları öncelikle gözetilmelidir. Temiz çevreye ve ekolojik dengeye uygun yaşam için halk duyarlılığının en önemli unsur olduğu unutulmamalıdır.

- Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkisi ile gerçekleşen felaketlerle mücadele için belediyemiz bünyesinde İklim Değişikliği Birimi kurulmalı, iklim eylem ve afet planları hazırlanmalı ve uygulanmalıdır.

- İlçemizde sadece bir tane Hava Kalite İzleme İstasyonu vardır.Bu istasyonların en az üç noktaya yerleştirilmesine, ilçe hava kalitemizin en etkin şekilde ölçülmesine, ölçü değerlerinin takip edilmesine, halkın düzenli bir şekilde bilgilendirilmesine ihtiyaç vardır.

- Temiz, sağlıklı bir hava kalitesi için uzman kuruluşlar ve Demokratik Kitle Örgütleri ile birlikte hareket edilmelidir. Yapılması gerekenleracilen belirlenmelive uygulanmalıdır. Özellikle hava kirliliğinin en büyük nedeni olan Erdemir’in gerekli önlemleri almasının sağlanması (Erdemir, 11.01.2024 tarihli Net Sıfır Yol Haritası ile bunun sağlanabileceğini ortaya koymuştur) gerekmektedir. Bunun yapılamadığı durumlarda kanuni hakların uygulanması aşamasına geçilmeli, halk sağlığının en iyi şeklide korunması için adımlar atılmalıdır.

- Cürufların tarım alanlarına ve suluk alanlara dökülmesine engel olacak hukuki adımlar atılmalı ve yaptırımların devreye sokulması sağlanmalıdır.

- Çevreyi kirleten ve halkın sağlığını olumsuz etkileyen kurum ve kuruluşların neden olduğu problemler ilçe halkına duyurulmalı,halkla birlikte, olumsuz etkileri ile mücadeleedilmelidir.

- Çevre Düzeni ve imar planlarında rantsal yaklaşımlar terk edilmeli, çevrenin korunması, yurttaşa hizmet ve kamusal yarar gözetilmesi hedeflenmelidir.İlçemizde betonlaşma halkın yaşamını rahatlatacak şekilde kısıtlanmalıdır.

- Alt yapı düzenlemelerinde, yeşili esas alan yaklaşımlarla ilçe halkının ve diğer canlıların gereksinimlerini karşılayan çalışmalar yapılmalıdır.

- Ekosisteme uyumlu, çevreci bir bakış açısı ile düzenlenmiş, doğa ile iç içe ortamlardakurulmuş, ücretsiz okul öncesi eğitim kurumları ve sağlık birimleri açılmalıdır.

- İlçemizdeki trafik sorununun çözümü için ilçe içi yollar kazanç kapısı olarak kullanılmamalı, park yasağı konulmuş bölgeler vetrafiğe kapalı yollar artırılmalı, toplu taşıma ucuzlatılıp yaygınlaştırılmalı, bisiklet yolları çoğaltılmalı ve bisiklet için trafik ışıkları oluşturulmalıdır.

- İlçede çöp ayrıştırma, geri kazanım ve bertaraf tesisi kurulmalı, dünyanın ve ülkemizin birçok yerinde uygulanan, çöplerin ayrıştırılarak toplanacağı,altyapısı hazırlanmış, dünya standartlarında tesisler oluşturulmalıdır.

- Ormanların korunması, liman içinin korunması, dere ve deniz temizliğinin kontrolü için ilgili devlet kurumları ile iş birliği içinde sistematik olarak, uygulanabilir takip ve müdahale sistemleri kurulmalı, ölçümler yapılmalı, sonuçları halkla paylaşılmalıdır.

- Yurttaşın sağlıklı ve ucuz gıda gereksinimini sağlamak amacıyla, eko-üretici ile tüketiciyi buluşturan yerel pazarlar, kapitalist ilişkileri temel almayan sosyal marketler açılmalı, kooperatif oluşumları desteklenip, kooperatifçilik geliştirilmelidir.

- Enerji sarfiyatı azaltılmalı, mevcut enerji ihtiyacı için yenilebilir enerji (rüzgâr, güneş, dalga vb.) tesisleri kurulmalı, enerji tasarrufu ve enerji verimliliği olan akıllı binalar konusunda somut politikalar geliştirilmelidir.

- Kuraklığın iyice arttığı ülkemizde yaşam kaynağı olan su kaynaklarına sahip çıkılmalı ve suyun tüm canlılara ücretsiz ve temiz bir şekilde ulaştırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.

- Temiz çevre ve ekosisteme uygun yaşam için, halkın duyarlılığının en önemli unsur olduğu unutulmamalıdır. Bunun için, çevre ve ekoloji konusunda eğitim programları, paneller, konferanslar, çalıştaylar düzenlenmelidir.

"BAŞKAN VE YÖNETİMİNDEN TALEP EDİYORUZ"

Ekoloji açısından tarihin en kötü döneminde yaşıyoruz. Her ne olursa olsun, insanca çözümler geliştirebiliriz. Kapitalizmin dayatmalarına göre değil, gezegene ait canlıların oluşturduğu toplulukların haklı taleplerine ve gereksinimlerine göre hareket etmeliyiz. Adaleti ve hakça paylaşımı temel alarak, çevreyi ve ekosistemi koruyan bir anlayışla, ihtiyaçlarımıza göre tüketerek, çevre sorunlarını ve çözümlerini güçlü şekilde ifade ederek başarılı olabiliriz. Bu yürüyüşte mümkünse, sorumlu ve yetkili kurum/kuruluşlarla, mümkün değilse, geriye kalan her koşulda, gezegende yaşayan tüm canlılarla birlikte ve onlardan yana bir tavırla, seçme haklarımızı, çevreye faydalı olacak insanlardan yana kullanarak ilerleyebiliriz. Bir araya gelip olabildiğince çoğalmak, çevre dostları ile bu yolda buluşmak, geleceğimiz için ortak hedefimiz olmalıdır. 16 başlık altında topladığımız çevresel taleplerimizi, yerel seçimlerde seçilecek belediye başkanı ve yönetiminden talep ediyoruz."

(Haber: Mustafa Kemal Bektaş)