6 Şubat depreminin 3. Yıldönümünde Kdz. Ereğli’de bazı partiler ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri Bozhane’den Atatürk Anıtına katar yürüyerek depremzedelerin yaşadığı acıları paylaştılar. Anık önünde okunan ortak bildiride depremi fırsata çevirerek bölge halkının tarım arazilerine, yaşam alanlarına ve evlerine el koyanları unutmayacaklarını açıkladılar.

Tam üç yıl önce saat 04.17’de 7,7 ve aynı gün saat 13.24’de bu kez 7,6 şiddetinde iki ayrı deprem yaşayan Kahramanmaraş merkezli ve 11 ilimizi kapsayan depremin yıldönümü o büyük felaketin acıları asla unutturmuyor. 55 binin üzerinde yurttaşımızın can verdiği ve büyük yıkımların yaşandığı 11 ilimizdeki felaketin yıldönümünde Kdz. Ereğli’de de anma töreni gerçekleştirildi. İlçedeki bası sivil toplum örgütleri ile bazı sivil toplum örgütlerinin yönetici ve temsilcileri, saat 03.30’da Bozhane’de bir araya gelerek çarşı istikametine doğru sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler.

Atatürk Anıtı önünde depremde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşu yapıldı ve ardından ortak bildiriyi Kdz. Ereğli Sanat Kurumu Derneği Başkanı Cihangir Amca okudu.

Cihangir Amca sözlerine, depremin sadece 11 ili değil Türkiye’ye sarstığını “Türkiye 81 ilden oluşur ama acıyı da sevinci de birlikte yaşayabilen bir toplumdur. hangi şehre giderseniz gidin iç içe geçmiş bir yaşam ve kültürle karşılaşırsınız. işte bu yüzden depremin acısı, bir ateş topu gibi tüm Türkiye’nin yüreğine düştü. Depremzede yurttaşlarımızın yardımına ilk koşan, imdat çağrılarına ilk el uzatan yine bu ülkenin insanları oldu.” Dedi.

Amca sözlerine şöyle devam etti:

DAYANIŞMA VAR, AMA YÖNETİMSEL EKSİKLİKLER DE VAR

Ancak kamuoyunda geniş biçimde tartışıldığı üzere, depremin hemen ardından özellikle ilk üç gün boyunca ülkenin en kurumsal yapılarından biri olan ordunun sahaya etkin biçimde sürülmemesi; koordinasyon, organizasyon ve müdahale eksiklikleri kurtarma çalışmalarının etkinliğini ciddi biçimde sınırladı.

Uzmanların ve sahada görev yapan gönüllülerin dile getirdiği bu eksiklikler can kayıplarına, sakatlıklara ve hastalıklara yol açmış, artmasına neden olmuştur.

Barınma, sağlık, ısınma, beslenme, hijyen ve altyapı gibi en temel ihtiyaçların zamanında ve yeterli biçimde karşılanamaması ise yaşanan insani krizi daha da derinleştirmiştir. bu durumun, kişisel niyetlerden bağımsız olarak, liyakat ve planlama eksikliğinden kaynaklandığı yönünde ciddi eleştiriler yapılmış ve tespitler ortaya konulmuştur.

UNUTMADIKLARIMIZ

Türkiye yas içindeyken; iş makinelerinin etkin biçimde kullanılamadığını, kahraman madencilerin ve eğitimli patili canlarımızla beraber çalışan arama-kurtarma ekiplerinin sevk ve idaresinde ciddi aksaklıklar yaşandığını, üstelik afet için kamu kaynaklarıyla temin edilmiş çadırların satıldığını unuttuk mu?

enkaz altından annesinin, babasının, kardeşlerinin, çocuklarının yardım çığlıklarını duyarken enkaz başından uzaklaştırılan yurttaşlarımızın yaşadığı acıyı; bilim insanlarının uyarılarına rağmen iş makinelerinin alelacele enkazlara sokulmasını; tarım arazilerinin, ormanlık alanların ve yerleşim yerlerinin yakınlarının moloz yığınlarına dönüştürülerek çevre ve halk sağlığının hiçe sayılmasını unuttuk mu?

Yurttaşlarımız her koşulda eşit ve adil biçimde desteklenmesi, ne olursa olsun ayrımcılık yapılmaması gerekirken deprem sonrası yapılan yardımların, ihtiyaç önceliğine göre değil; farklı gerekçelerle eşit ve hakkaniyetli dağıtılmadığına dair iddialar ve haberlerle karşılaştık.

Hükümet yetkilileri bir yıl içinde 650 bin konut teslim edileceğini açıklamış olmasına rağmen, üç yıl sonunda bu konutların yalnızca yüzde 70’i tamamlanabilmiştir. bugün hâlâ 360 bin yurttaşımız konteynerlerde yaşamaktadır. üstelik insanlarımız konteynerlerde kalabildiğine bile şükreder hale geldi çünkü bazı yurttaşlarımız kalıcı konutlar teslim edilmeden konteynerlerden çıkartıldılar.

Depremi fırsata çevirerek bölge halkının tarım arazilerine, yaşam alanlarına ve evlerine el koyanları; insanlara ikinci bir yıkım yaşatanları unuttuk mu?

On yaşın altında olmasına rağmen yıkılan binaların nedeni; bölgenin koşullarına uygun, depreme dayanıklı yapılar inşa edilmemesi, imar afları, malzemeden çalma ve yetersiz denetimlerdir. soruyoruz: 53 binden fazla yurttaşımızı kaybettik. kaç kişi ceza aldı? Neredeler?

1400 kişiye mezar olan Ebrar sitesi, rönesans rezidans ve bunlar gibi yüzlercesini yapan müteahhitler, kontrolörler, belediye yetkilileri ceza aldılar mı? Hayır! biz bunları unutur muyuz dostlar!

Peki biz; KKTC çocuk voleybol takımı ve turist rehberi arkadaşları ile İsias otelde 72 kardeşiyle birlikte canını veren canımız, evladımız, dünyalar güzeli Ozan’ımızı unutur muyuz?

UNUTMAK YOK! AFFETMEK YOK! HELALLEŞMEK YOK!

Peki, şimdiki durum, depremin üzerinden üç yıl geçti, şimdiki durum ne? iktidar yanlısı medyaya ve yetkililere göre her şey güllük gülistanlık! her şey yolunda! öyle mi sevgili dostlar ve değerli basın mensupları?

Cevabı biz verelim. koca bir hayır!

Bu “hayır”ı kafamızdan uydurmuyoruz! fakat size verecek çok gerçekçi bir rakamımız var; o da sayın cumhurbaşkanının Hatay ziyaretinde yıkım ve hafriyat olan bölgelere çekilen brandaların uzunluğudur! bölgedeki son durumu anlatacak en gerçekçi veriye o brandaların uzunluğunu ölçerek ulaşabilir!

Sahada yaşayan yurttaşlarımızdan ve gerçekleri yazan basın mensuplarından öğreniyoruz ki; hâlâ konteynerlerde, çamur içinde yaşam mücadelesi veren 360 bin yurttaşımız var.

Oysa bizlerden toplanan deprem vergileri ve imar affı gelirleri ile depremde evini kaybeden tüm yurttaşlara ücretsiz konut yapılabilir, insanlar yerlerinden edilmeden yaşamlarını sürdürebilirdi.

Bu kaynakları yok edenleri, halkı yurdundan edenleri unuttuk mu?

DEPREM GERÇEĞİ VE ORTAK SORUMLULUK

Biz bir deprem ülkesinin yurttaşlarıyız! bilim insanları, 17 ağustos gölcük ve 12 kasım düzce depremlerinde olduğu gibi bugün de uyarıyor. hemen şurada, burnumuzun dibinde binlerce arkadaşımızı, akrabalarımızı kaybettik. o günlerde yaşadığımız acılar hala hafızalarımızda sevgili dostlar! Marmara depremine, yaşadığımız il ve ilçede depreme hazır mıyız? cevap yine aynı: hayır!

Peki… ne yapıyorlar? hala jeolojik ve sismolojik araştırmalar yapmadan yeni arazileri imara ve rant açıyorlar! başka ne yapıyorlar? ortak akılda birleşmek yerine, birlikte çalışmaları gereken yöneticileri, belediye başkanlarını hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde tutuyorlar.

Bizim Seçtiğimiz, bizim görev verdiğimiz bizi yönetenlere sesleniyoruz; gün ayrışma günü değil, gün birlik olma günüdür! size, bulunduğunuz makamlara getiren halk olarak bunu söylüyoruz. çünkü depremlerde halk olarak biz ölüyoruz!

SON SÖZ

Biz halkız ve halkın üzerinde bir güç yoktur.

Halkı unutanları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!

BAŞKAN İSTİFA ETTİ
BAŞKAN İSTİFA ETTİ
İçeriği Görüntüle

Buradan, aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri olarak haykırıyoruz: depremzede yurttaşlarımız yalnız değildir barınma, beslenme, sağlık ve tüm yaşamsal ihtiyaçları, hakları, özgürlükleri Aleviymiş, Sünni’ymiş, Hristiyan’mış, Müslümanmış, Kürtmüş, Türk’müş, Çerkez’miş, Arap’mış ne olursa olsun ayrım yapılmadan eşit bir şekilde karşılanmalıdır!

KDZ. EREĞLİ DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ

*Atatürkçü Düşünce Derneği Kdz .Ereğli Şubesi

*Alevi Kültür Derneği

*Kdz.Ereğli Bağımsız Türkiye Partisi

*Cumhuriyet Halk Partisi Kdz.Ereğli İlçe Örgütü

*Kdz.Ereğli Çevre Platformu

*Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Kdz.Ereğli Şubesi

*Eğitim-iş Kdz.Ereğli Şubesi

*Eğitim Sen Kdz.Ereğli Şubesi

*Kdz.Ereğli Gönülden Hayvan Severler Derneği

*Kdz.Ereğli Lisesi Mezunları Derneği

*Kdz.Ereğli Sanat Kurumu

*Kdz.Ereğli Zafer Partisi

#karadenizereğli #deprem #anma #sessizyürüyüş

Whatsapp Image 2026 02 06 At 05.07.17

Whatsapp Image 2026 02 06 At 05.07.17 (1)

Whatsapp Image 2026 02 06 At 05.11.14

Muhabir: Mustafa Kemal Bektaş