İlk çağlarda başlayan insanlar arası ilişkiler bugünkü adıyla Çalışma Hayatının getirdiği iş ilişkisinin sonuçları diyebiliriz.Yüz yıllar çalışanlarla, çalıştıranları haklar, yükümlülükler ve sorumluluklarla karşı karşıya bırakmıştır.
Bu ilişkilerin dışında,İnsanlar kendi işlerinde bağımsız olarak ücret karşılığı olmaksızın çalışırlar ki faaliyetlerini Ticaret Hukuku veya Borçlar Hukuku ya da başka bir hukuk dalı ile ilişkilendirmek gerekir.
Bir başka çalışma biçimi de,Bağımlı Çalışmaya örnek olarak bir kamu sektöründe devlet memuru statüsünde çalışmadır.Bu faaliyetin hukuk alanı,İdare Hukukudur.Ancak bağımlı çalışma ister kamu sektöründe, isterse özel sektörde olsun bir ücret karşılığı ise ,İş Hukukunun kurallarından söz edilecektir.
Bu nedenle son yıllarda benimsenen bir görüşe göre,İş Hukukunun İŞÇİNİN KORUNMASI İLKESİ de dikkate alındığında bu hukuk dalına İşçi Hukuku demek yerinde olacaktır.
Bu çalışmada İşçi,İşveren ve Devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen İş Hukukunun Olmazsa Olmazı ikinci aktörü İŞVEREN lerle ilgili tanımların bilinmesi gerektiği inancındayım.Çalışma Hayatı içinde çoğu kez işçiler, işverenlerinin kim olduğunu dahi bilmezler.Türk Hukuk Tarihimizde işverenlerle ilgili tanımlara bakıldığında kısaca işveren işi veren olarak bilinir.
Son düzenleme 4857 Sayılı İş Yasasının 2.maddesinin 1.fıkrasında da ..işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren .,aynı maddenin 8.fıkrasında ise işveren vekili tanımlanmıştır.
İşveren Vekili ile ilgiliİşveren adına hareket eden ve işin,işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir.İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.
Bu kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır.İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.olarak hüküm kurulmuştur.
Özel Tüzel kişiler şirket,dernek,vakıf,kooperatif ve sendika gibi..,kamu tüzel kişisi KİT,Üniversite ve Belediyeler gibi..,Tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar da Bakanlıklar veya adi şirketlerdir.
İşveren tanımı ile ilgili Diğer Yasal düzenlemelere bakıldığında;
854 Sayılı Deniz İş Kanununun 2. maddesinde, gemi sahibine veya kendisinin olmayan bir gemiyi kendi nam ve hesabına işleten kimseye İŞVEREN,Kaptan veya işveren adına ve hesabına harekete yetkili olan kimseye İŞVEREN VEKİLİ denilmiştir.
5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanla, Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri Düzenleyen Yasanın 212 Sayılı Yasa ile Değişik 1.maddesinde
.Bu kanunun hükümleri Türkiyede
yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışanların işverenleri hakkında uygulanacağına ilişkin hüküm getirilmiştir.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasının 4.maddesinin 1.fıkrasının a ve c bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar İŞVERENdir.
Yani bir hizmet akdine dayalı olarak işçi çalıştıran herkes işveren tanımına girmekte ve kanunun işverenler için getirdiği sorumluluğu yerine getirmekle yükümlü kılmıştır.
2821 Sayılı Sendikalar Yasasının 2.maddesinin 4.fıkrasında ise İşveren,işçi sayılan kimseleri çalıştıran gerçek veya tüzelkişiye ve tüzelkişiliği olmayan kamu kuruluşlarına denilir.
Bir adi şirkette fiziki veya fikri emek arzı suretiyle ortak olanların dışındaki ortaklar da bu kanun bakımından işveren sayılırlar.
Yine Yasanın 4101 Sayılı Yasa ile Değişik 2.maddesine göre işveren vekili işveren sayılan gerçek ve tüzelkişiler ve tüzelkişiliği olmayan kamu kuruluşları adına işletmenin bütününü sevk ve idareye yetkili olanlara denir.İşveren vekilleri bu kanun bakımından işveren sayılırlar hükümlerini öngörmüştür.
2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası hükümlerinde açık olarak işveren tanımı öngörülmemiş olmakla birlikte Değişik 3.maddesinde ..Bir gerçek ve tüzelkişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait ..cümlesiyle diğer yasalara paralel bir işveren tanımı yapılmak istenildiği anlaşılmaktadır.
İşveren niteliğini kazanmak için mutlaka işyerinin sahibi olmak zorunluluğu bulunmamaktadır. İşveren niteliğinin kazanılmasında önemli olan iş akdinin karşı tarafını oluşturmaktır.İş Hukuku alanında Bireysel İş Yasalarından farklı olarak Sendikalar Yasası, işyerinin bütününü yöneten işveren vekillerini de işveren saymıştır.
İşveren iş görme ediminin alacaklısı ve işçiye en üst düzeyde talimat veren kişidir.Bazı durumlarda talimat verme yetkisi yasal temsilcisi (vasi tayini,yedi emin ) tarafından kullanılabilinir.
Ticaret Şirketlerinde genel müdürler ve müdürler işveren vekili sayılırlar.Ancak kişi-organ niteliği taşıyan ticaret şirket müdürleri, en üst düzeyde talimat verme yetkisine sahip bulunduklarından işveren olup işveren vekili sayılmazlar.Anonim Şirket yönetim ve temsil yetkisi kendisine bırakılan şirkette pay sahibi yönetim kurulu üyesi Müdür işveren sayılır.Örneğin Bankalar Yasası gereği Banka Genel Müdürleri Yönetim Kurulunun doğal üyesi sayıldıklarından işveren kabul edilirler.Aynı şekilde Limited,Hisseli Komandit ve Kolektif Şirketlerde kişi-organ niteliğindeki ortak müdürler de işveren vekili değil,işverendir.
Holdinglere bağlı her şirket, hukuki yapıları bakımından ayrı ayrı birer işveren niteliğini taşırlar.
İşyeri yok ise,işçi de yoktur.
Sevgiyle,sağlıklı kalınız.