KdZ. Ereğli sosyal yaşamının en önemli merkezi olma yolunda hızla gelişen ve av sezonu geldiğinde Türkiye’nin tüm balıkçılarının ağırlandığı Bozhane balıkçı barınağında bu kez seçim vardı. Su Ürünleri Kooperatifinin olağan genel kurulunda mevcut başkan Murat Toprak ile Deniz Can Dere başkanlık için demokratik bir yarışa girdiler. Çok olgun geçen seçim sonucunda seçimleri Deniz Can Dere kazandı ve 33 yaşında başkanlık koltuğuna oturdu. Genç Başkan Deniz Can Dere, önemli bir görevi üstlenmenin coşku ve mutluluğunu yaşayıp paylaşırken, heyecanını Gazeteniz Ereğli Önder ile paylaştı.
Başkan Deniz Can Dere, Bozhane limanında bundan böyle yeni bir anlayışın öne çıkacağını ifade etti. Deniz Can Dere ile yaptığımız söyleşinin ayrıntıları şöyle:
Hayırlı olsun. Su Ürünleri Kooperatifi başkanlığına seçildin.
- Eyvallah.
- Sonuç kaç kaç?
- Sonuç, eee, altmışa kırk. Yirmi fark. Yirmi fark.
- Toplam kaç üye vardı?
- Yüz. Doksan dokuz kullandı. Doksan dokuz kullandı. Gelmeyen de var tabii. Bir kişi gelmedi sadece. O da tırcı olduğundan dolayı.
- İyi, hayırlı olsun. Ne düşünüyorsun?
- Ne düşünüyorum? Bundan sonra birlik beraberlik düzeni sağlayacağız inşallah. Burada küçüğümüzü büyüğümüzü saymayı öğreneceğiz. Beş liraya, on liraya dost satılmadığını öğreteceğim. Burada dostluk, beraberlik, birlik olacak. Burada artık, eee, nasıl diyeyim, bedava geçinen insanların artık bir önünde bir yani kapkara bir bela var. O da benim. Yani bedava geçinen adam bizim hayatımız yok. Emekçinin arkasında olacağız. Büyük balıkçı, küçük balıkçının arkasında olacağız. Restoranlarımızın yanında olacağız. Bundan sonra birlikte, beraberlik içinde yaşayıp, geçinip gideceğiz. Saygılı bir çerçevede. Daha önce zaten ikinci başkanım. Dört yıldan beri yaptıklarımı saysam inanın yani şu masanın üzeri bile dosya yapsam sığmaz. Sadece o görünenler fragmandır. Bu saatten sonra çok büyük işler yapacağız. Beni seven büyüklerimin sıra onların bedel ödemesinde. Bu Bozhane’yi kalkınca yeniden çiçek gibi tertemiz bir yer yapacağız. Gelen yedi, giden yedi bizden öncekiler. İlk defa adalet hukuk anlayışında bir yönetim oldu herhalde sanıyorum büyük ihtimal. Daha öncekiler bedava geçinenlere kovbart teslim etmeye çalıştılar. Ama biz büyük bir emekçiler olarak engel olduk buna. Yani bu bir dönüş noktasıydı. Burada bir kaçırsaydık bu seçimi, limanı kaybetmiştik. Dışarıdaki ne kadar güç varsa limana girecekti. Benim olduğum yerde gariban girer, parası olmayan girer, hasta girer, özel insan girer. Benim olduğum yere ne mafya girebilir, ne kimse girebilir, ne bedava geçinebilen girebilir. Benim olduğum yerde adalet olur, herkes bilir. Zaten adaleti sağladığım için de seçimi kazandım. O da kesin bir şey. Benim devletin çizgisinden başka hiçbir çizgim yok. Çizgiyi geçmem. Devlet ne derse o olur. Kanun, nizam bundan sonra odur. Bu kadar diyeceklerim.
- Bir şey soracağım. Kafes balıkçılığı konusunda ne düşünüyorsun?
- Şu anda hayır diyoruz.
- Oraya bir pankart asılmış.
- Pankartı ben astım gidip. Vincin üzerine ben çıktım. Devlet şimdi yukarıdan Türkiye Cumhuriyeti devleti bir şey onayladığımızda zaten biz onun kolu olduğundan dolayı tabii ki de hayır diyeceğiz ama ısrarcı nasıl olabileceksin ki devletin karşısında? İlla yapacağım diyorsa zaten yapar. Ama biz elimizden geleni hayır demeye hala ısrar edeceğiz. Çünkü insanlar zaten zor para kazanıyor. Ekmeğe saygısı olan büyüklerimiz konuşmayı da görüyorsa Bozhane’yi kendi haline bırakır. Zaten çoğunun durumu çok bozuk.
- Kafes balıkçı ama devlet yapmıyor, şahıslar yapıyor.
- Devlet izin vermese şahıslar ne yapacak abi? Denize kim bir şey dikebilir? Devlet dedikten sonra ben her zaman yapıcı olacağım. Çünkü devlet büyüklerimize karşıma almayı göze alacak kadar ne büyüdüm ne de küçülürüm. Çünkü devlet büyürse millet büyür. Onun için herkesin saygılı, sevgili olması için biz de önümüzden geleni yapacağız. İlk öncelik ekmek, namus, adalet. Benim üçümden başka çıkacak hiçbir şeyim yok. Hiçbir şeyde beni, yani hiçbir güçte beni ne parayla satın alabilir ne de beş tane ya da bir yüzlük yapma rakıyla da satın alamaz. Ben dobra adamım. Benim babam Korsan Kemal. Kimin oğlu olduğumu da o kadar çok iyi biliyorum ki kendimi bilmekle de önemli bir şey yok. Kendimi biliyorum bu kere. Ne olduğumu biliyorum. Onun için bana oy veren, vermeyen bütün abilerimi, kardeşlerimi ellerinden yanaklarını öpüyorum. Bundan sonra oy vermeyeni de kucaklayacağım. Oy veren de zaten abim, kardeşim bundan sonra. Hep birlikte yaşayıp yaşamımızı sürdürmeye devam edeceğiz.
- Kaç yaşındasın Can?
- 33 yaşındayım. En geç kooperatif başkanı belki de ben.
- Hayırlı olsun. Kutluyorum.
- Eyvallah.
- Başarılar dilerim.
- Sağ olun.
Haber Eyüp Bektaş




