Bir Kentin, bir ilin Kömürle var oluşu 8.Kasım.1829 tarihinde Uzun Mehmetin Kdz. Ereğlinin Kestaneci köyünde taşkömürünü bulmasıyla başlar.1924 yılında da Büyük Önder Atatürkün Madenciye verdiği önemle Zonguldak, Cumhuriyet Döneminin ilk ili olarak kabul edilir.Sanayinin vazgeçilmez girdisi. yüzde yüz koklaşabilir Taşkömürünün havzası Zonguldak, maden işçisinin Büyük Ankara Yürüyüşü ile sesini tüm Dünya emekçilerine 22 yıl önce duyurmuştu.
Büyük Ankara Yürüyüşü ile ilgili anılarımla olayları sunmadan önce,Turgut ETİNGÜnün kitabından özetle Zonguldak Maden işçisinin 7.Temmuz.1923 tarihinde İlk Grevinin anımsanmasının yerinde olacağını düşündüm.
Laz Emin adı ile de anılan işçinin önderliğinde Zonguldakta ilk grev, Maden işçisinin Fransız Sermayesi Ereğli Şirketine karşı yürütülüyor.Yabancı sermaye az yatırım ile çok kar etmeyi düşünüyor.Kötü iş koşulları altında ücret uyguluyor,yabancı uyruklu işçilere gösterdiği cömertliği Türk işçilerine göstermiyor.İşyeri şartlarında alınmayan tedbirler nedeniyle önemli iş kazaları oluyor.İki vardiya halinde yürütülen çalışmada günde 12 saat çalışılıyor.Yapılacak işi tamamlayamayan işçilere şiddet uygulanıyor.Ücreti kesiliyor.
İşçi ücretleri;
Yer Üstü
Gar Şefleri 150 - 200 Kuruş,
Kontrol Sürveyan 120 - 130 Kuruş,
Şef tren 90 - 100 Kuruş,
Kancacılar 60 - 70 Kuruş,
Makasçılar 65 - 70 Kuruş,
Makinistler 100 - 120 Kuruş,
Yer Altı;
Kazmacı 100 120 Kuruş
Yedek 80 - 90 Kuruş,
Amele 60 - 70 Kuruş,
O tarihte ağırlığı bir batman olan ekmeğin tanesi 20 kuruştan satılıyor.
Laz Emin işyerindeki ataklığı, gösterdiği tutarlı ve ilkeli davranışlarıyla işçiler tarafından seviliyor ve güveniliyor..İstanbul Elektrik ve Tramvay İşçilerinin 8 saatlik çalışma ile ilgili başarı ile sonuçlanan Grevi ile ilgili bir Gazete haberi, Laz Emin ile maden işçilerini bir araya getiriyor. İşyeri koşullarının değiştirilmesi için İstanbul işçileri gibi hareket edebileceklerine karar veriyorlar.
İşverene dilekçe yazılmasına ve Laz Eminin imzasıyla verilmesine, olumsuz sonuçlar karşısında da birlikte hareket edeceklerini belirliyorlar.
Dilekçede;
* Amele kanunun 11.maddesi gereğince belirtilen ve saptanan asgari ücretin ödenmesi,
*Amele Kanunun 8.maddesi gereğince 8 saat çalışmasının kabul ve uygulanması,Normal çalışma süresinin dışındaki çalışmalar için iki katından fazla ücret ödenmesi,
* İktisat Vekaletinin bildirisi gereğince işçilerle Şirket arasında bir süre iönce saptandığı gibi her işçiye haftada bir gün izin yaptırılması,
* Maaddin Nizamnamesinin 71. maddesi uyarınca Havzada çalıştırılmaları yasaklanmış yabancı uyrukluların çalıştırılmalarının önlenilmesi ,konuları sıralanıyor.
Dilekçe ilgili yerlere ulaştırılıyor.Ancak dilekçenin işverene ulaşmasından bir saat geçmeden işçi Laz Eminin iş akdi de sona erdiriliyor.İşçiler böyle bir olay karşısında ne yapacaklarına önceden karar verdiklerinden, Laz Eminin işten çıkarılması karşısında kendileri de işi bırakıyorlar.Havzanın ilk Grevi uygulanıyor.
Tüm işçiler işlerini bırakarak Grev VAR, Grev VAR çığlıklarıyla Yeni Çarşıdaki Çınarlı Kahvesinde toplanarak işverenin uygulamalarını izliyorlar. Ancak Fransız Şirket yetkilileri işçilerin bu eylemini Ankaraya şikayet ediyor ve gereğinin yapılmasını istiyorlar. Kısa sürede polis ve asker, işçiler üzerinde hakim olmaya ve ele geçirdiklerini Karakollara götürmeye başlar.İşçilerin tamamı aynı ağızdan haklarının verilmesini, haksızlıkları ve işyeri koşullarının düzeltilmesini istiyorlar.Yetkililer,tüm baskılara karşın grevi düzenleyenler konusunda bir bilgi alamıyorlar.Bir araya gelen yüzlerce işçi etle tırnak olmuş, işyerlerinde önemli aksamalar yaşanmaya başlıyor.Hatta işçiler arasındaki bu direnişi kırmak için Laz Emine İstanbula gitmesi,ücret ve başka imkanlar verileceği de vaat ediliyor.Ancak bu vaatlere işten atılan Laz Emin hayır cevabı veriyor, işverenin tehditlerine karşılık işçi işyerine dönmüyor ve grev sürdürülüyor.
Grevin üçüncü günü Vali, Laz Emini evinden aratarak makama gelmesini ve kendisinden işçiler adına Vekalet alarak arabulucu olmasını istiyor.Grevin dördüncü günü yetkililer nezdinde yapılan toplantıda işçilerin istemleri yerine getirileceği kararıyla Havzada İLK GREV BAŞARIYLA sonuçlanıyor.
Zonguldak Maden İşçisinin Cumhuriyet Döneminde ikinci grevi 1965 yılında yaşanıyor.Maden işçisi çalışma koşullarının iyileştirilmesi 11-16 saatlik çalışma sürelerinin 8 saat olması,İşletmenin yükselen kârından işçilere de pay verilmesi gibi istemi ile Direnişe geçiyorlar.Kozludan başlayan Direniş kısa sürede tüm Havzayı sarmış 60 bin maden işçisi Genel Grev havası ile eylemi büyük kararlılıkla sürdürüyor.Bu eylemden Zonguldak halkı da etkileniyor ve kepenk indiriyor.Bu süreçte işçilerle Yönetim arasındaki pazarlık çok çetin bir şekilde sürdürülüyor.Ocak Ağızlarında İşçiler polis ve askerle kuşatılıyor.Şiddet uygulanıyor.Tüm bu baskıya karşın işçi direnişe devam ediyor.Çatışmada iki işçi hayatını kaybediyor ve birçok işçi de yaralanıyor.Maden işçisinin bu eylemle çok şey öğrendiği yaşayanlarca anlatılır.
.
1961 -1963 tarihleri arasındaki eylemler Anayasada yer alan ancak yasal düzenlemelerin yapılmadığı Grev ve Toplu İş Sözleşme haklarının uygulanmadığı döneme rastlar.Bu eylemler sonucu 1963 yılında 274 Sayılı Sendikalar Yasası ve 275 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası düzenlenerek yürürlüğe girmiştir.
Maden İşçisi Yürüyor..
İşçi-işveren ilişkilerinde yapılacak Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin olumsuz süreci işçiyi yasal hakkı GREVe götürür.
Değişik İş Kollarında 115 bin kamu işçisini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri Zonguldak Maden işçisi için de yürütülmekte idi.Sendikaların istemleri kabul edilmiyor,hatta ocakların kapatılması yolunda tehditlerle direnme güçleri ölçülüyordu.Ocakların kapatılması ile Zonguldak ilinin de bir yerde çıkmaz sokakta bırakılması olacaktı.İşte Zonguldak Maden İşçisinin Genel Maden İşçileri Sendikasınca 14. Dönem 1.Temmuz.1990 dan geçerli olacak MTA işçilerini de kapsayacak yaklaşık 50 bin maden işçisi adına yürütülen TİS görüşmeleri de tüm yasal sürecinde çözümlenemedi.Taraflar arası görüşmeler 30.Kasım.1990 tarihinde başlatılacak grev uygulaması tarihine kadar sürdü.Grevi Sendika Genel Başkanı Şemsi DENİZER, kendisinin maden işçisi olarak çalıştığı TTK Karadon Müessesesi Gelik İşletmesinde başlattı.
Bu süreçte Zonguldak Valisi, Saim ÇOTURdu.Vali,TİS görüşmelerini takip ediyor ve Bölge Müdürlüğümüzden bilgi istiyordu.Grev Uygulama tarihini kendilerine ulaştırdığımızda üzülmüş ve İktidarın katı anlayışı karşısında maden işçisinin mağdur olabileceğini, kaygılarını dile getiriyordu.Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Şemsi DENİZER ile görüşmemi ve grev ile ilgili endişelerini aktarmamı istemişlerdi.
Genel Başkan Şemsi DENİZERi makam odasında ,o büyük masasının arkasında bir başka Başkan olarak gördüm.Sanki Şemsi DENİZER gitmiş, yeni bir lider gelmişti.Devleşmişti.GREVin iyi sonuçlarla sonlanması dileklerimi illettim.Vali Saim ÇOTURun da endişelerini aktardım.Sayın Başkan Şemsi DENİZER, beni dinlemiyordu.İşçiden aldığı güçle, verilecek kavganın eri olarak büyük Direnişin hesaplarını yapıyordu.Genel Başkan Şemsi DENİZER Grevi başlatmıştı. Ancak maden işçisi,Onun yaktığı ateşi sonuna kadar götürmek üzere kararlı idi.30.Kasım.1990 tarihinden itibaren her gün bugünlerde yıkılması düşünülen Fevkani köprüsü üstünden 10 binlerce maden işçisi kol kola Uzun Mehmet caddesi ve Gazipaşa caddesinden geçmek üzere yürüyüş yapacaklar ve sendikanın Okul Sokaktaki binası önünde Genel Başkanları Şemsi DENİZERi görecek onun sesini duyacaklardı.Merkezdeki yürüyüş 35 gün böyle devam etti.Zonguldak esnafı önceleri tedirgindi.Hatta kepenk kapatmayı dahi düşünenler olmuştu.Ancak grev ve yürüyüşler öylesine disiplinli yönetildi ki, bir işçinin burnu dahi kanamadan devam etti.
Bu büyük olay, Vali Saim ÇOTURun var olan inkar edilmez yöneticilik yeteneğini de ön plana çıkarmıştır.O tarihte Valilik binası yenilendiği için Valilik, Bölge Müdürlüğümüzün de hizmet verdiği Özel İdarenin Hayribey Sokaktaki binasına taşınmıştı.Sayın Valim Saim ÇOTUR gece geç saatlere kadar çalışır.Sabah erken saatlerde görev başında olurdu.Her gün Başbakanlığa,İç İşleri Bakanlığına,Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bilgi veriliyordu.Bakanlıklardan işçinin bu yürüyüşünün kırılması için başka illerden ek asker ve polis gönderilmesi isteniyordu.Vali Saim ÇOTUR tüm talimatlara karşın ek polis ve asker gönderilmesini benim bildiğim kadar kabul etmemiştir.Zonguldakta asayişin en iyi şekilde sağlandığı bildirilmiştir.Maden işçisinin moralini bozacak en ufak polisiye veya askeri tedbir alınmamış,tahrik edecek davranışlardan kaçınılmıştır.İşçiler de aralarına yabancı almamışlar,her Bölgenin maden işçisi ayrı ayrı yürümüştür.
Yürüyüş devam ediyor.Artık maden işçisi Zonguldaka sığmıyordu.Sonuçta Ankaraya yürümeye karar verdi.Bu süreçte.Maden işçisi hiç yalnız kalmadı.Her gün Ülkemizin her yöresinden siyasetçisi,yazarı,düşünürü ve sanatkarını arasında buldu.Yurt dışından maden işçileri Sendikalarından yardımlar geldi.Adlarını sayamayacağım kadar demokrasi uğruna kavga veren ve bedelini hayatları ile ödeyen yüzlerce kişiden destek aldı.Cumhuriyet Gazetesi Yazarı İlhan SELÇUK,24 Ocak ta 19.ölüm yıldönümünde andığımız İdare Hukuku Hocam CUMHURİYET Gazetesi Yazarı, Araştırmacı Uğur MUMCU ve daha birçokları
Maden işçisinin Ankara-Çankayaya çıkartma kararı öğrenildiğinde 3.Ocak.1991 gecesi Genel Başkan Şemsi DENİZER Valilik Makamına davet edildi.Uzun saatler süren görüşmeden sonra Sayın Genel Başkan Vali Saim ÇOTURa söz verdi ve yürümeyeceklerini söyledi.Ancak işçi kararlı idi.Başkanlarını dinlemeyeceklerdi.
Sonuçta Grevin 35. gününde, 4.0cak.1991 te sabah saat 06.00da göreve geldiğimde sokakları maden işçisi doldurmuştu.O sabahı unutmam mümkün değil. Zonguldak yeniden uyanmış,yukarıda sunduğum bundan önceki madenci eylemlerinden dersini iyi öğrenmiş işçi, MADENCİ HEYKELİnin önünde ellerinde birer poşetle toplanıyorlardı.Bir gün önce aldığmız haberler doğrulanıyordu.Genel BAŞKAN Şemsi DENİZERi işçi dinlememişti. Başta Genel Başkan olmak üzere,birçok sendika genel başkanı ve milletvekilinin katılımıyla yürüyüş başladı.Ancak on binler Bolu sınırları Mengene geldiğinde halkın katılımıyla 100 binleri buldu.İşçinin Ankara ya ulaşmaması için il dışından gelecek otobüslere engel olundu.İşçi de yürüyüşü yaya olarak sürdürdü.Bir çok yazar bu büyük yürüyüşü ve işçinin karda, soğukta direnişine yazdı.Bu bakımdan Yol boyunca işçinin halktan aldığı desteği ve Ankara yolunda kapılarını sonuna kadar açan köylülerin misafirperverliklerini anlatmayacağım.
Mengende Maden işçisi BOLU Valiliğinin DORUKAN Tuneli çıkışında asker ve polisten kurduğu barikatla karşı karşıya kaldı.Barikatın kaldırılması ve dışarıdan gelecek yardımların işçiye ulaştırılması konusunda sendika Yetkilileri ile Milletvekili Cevdet SELVİ, Vali Saim ÇOTURdan yardım istediler.Vali Saim ÇOTUR yönetimle ters düşmesine karşın kendi ili Zonguldak Maden işçisine sahip çıktı.Yardımcı oldu ve görüşmelerini sürdürmeye devam etti.
Yürüyüşün kırılması ve işçinin ocaklara dönmesi için Genel Başkan Şemsi DENİZER Başbakanlıkça Boluda görüşmelere davet edildi.Ankaraya çağrıldı.İşçi sonunda Başkanlarının da isteği üzerine istemese de Mengenden geri çekildi. Bakanlar Kurulu 25.01.1991 tarihinde de Orta Doğu savaşını gerekçe göstererek bir ay süreyle tüm grevleri erteledi.Maden işçisi Ocağa inmek zorunda kaldı.
Maden işçisinin kendi arasından yetiştirdiği Genel Başkan Şemsi DENİZERin kararlılığı emekten yana Ülkemizde kırılma noktasını oluşturmuştur.Ancak Genel Başkan Şemsi DENİZER,TÜRK-İŞ Konfederasyonunda Genel Sekreter olarak yerini alması birçoklarını ürkütüyordu.Zaman geçmeden Şemsi DENİZER evimin
Ama Maden işçisinin Büyük Ankara Yürüyüşü, Dünya İşçi hareketinin halkın desteğiyle en yüksek katılımlı direnişi olarak tarihteki yerini alacaktır.
Sevgiyle,Sağlıklı Kalınız.