İSTANBUL (AA) - Menarini Türkiye ile Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) tarafından, lise öğrencilerinin sınav ve gelecek kaygısıyla başa çıkabilmesine destek olmak amacıyla 'Kaygını Yönet, Potansiyelini Keşfet' projesi hayata geçirildi.

Menarini Türkiye'den yapılan açıklamaya göre, sınav kaygısı, gençlerin psikolojik iyi oluşlarını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Hayata geçirilen proje kapsamında, özel bir eğitimden geçen üniversiteli gönüllüler, deneyimlerini lise 10. ve 11. sınıf öğrencilerine aktarıyor.

Vaillant yeni ısı pompası aroTHERM pro'yu Türkiye'de tanıttı
Vaillant yeni ısı pompası aroTHERM pro'yu Türkiye'de tanıttı
İçeriği Görüntüle

Projeye katılan TOG gönüllüsü üniversite öğrencileri, 3 gün süren eğitim kampından geçiyor, 'kaygının doğası', 'bedensel etkileri', 'bilinçli farkındalık pratikleri' ve 'alternatif düşünce üretme' gibi konularda bilgi sahibi oluyor.

Eğitimin sonunda gençler, elde ettikleri donanım ve tecrübelerini okullara giderek lise öğrencileriyle paylaşıyor.

Proje 3 binden fazla öğrenciye ulaşırken, gençlerin sadece sınav sürecinde değil, 'hayatın her alanında güçlenmesine katkı sağlayan' bir çalışma olarak konumlanıyor.

Ayrıca proje kapsamında, sınav kaygısını yönetmek isteyen gençler ve aileleri, Kaygını Yönet, Potansiyelini Keşfet Proje Danışmanı Klinik Psikolog Alev Kurt Başer'in tavsiyelerinin yer aldığı videolara projenin resmi Instagram ve YouTube hesapları üzerinden ulaşabiliyor.

- Kaygıyla başa çıkmak için pratik yöntemler

Açıklamada görüşlerine yer verilen Başer, kaygının insan bedeninde bir alarm sistemi gibi çalıştığını belirtti.

Başer, tehlike anında beynin savaşma, kaçma veya donma tepkileri verdiğine dikkati çekerek, kalp atışının hızlanması ve nefes alışverişinin değişmesi gibi fiziksel savunma tepkilerini durdurmanın yolunun ise vagus sinirini uyarmaktan geçtiğini kaydetti.

Sınav öncesinde kaygı yükseldiğinde uygulanabilecek pratik yöntemlere de işaret eden Başer, 'Yüzü 20-30 saniye soğuk suyla yıkamak, elleri 15-20 saniye soğuk suda tutmak, enseye soğuk kompres yapmak, doğa ve sevdiklerimizle temas etmek, nefes egzersizi yapmak gibi eylemler bedenin hızlıca 'şu anda güvendeyim' durumuna geçmesine yardımcı oluyor.' ifadelerini kullandı.

Başer, korkunun 'şu ana', kaygının ise 'geleceğe' ait bir duygu olduğunu vurgulayarak, gençlerin sıklıkla henüz gerçekleşmemiş ihtimaller içerisinde bunaldığını aktardı.

Zihnin bu yorucu durumunu durdurmak için uygulanabilecek 'oryantasyon' tekniğine dikkati çeken Başer, 'Kaygı geldiğinde başınızı sabit tutun ve sadece gözlerinizle bulunduğunuz mekanı taramaya başlayın. Gördüğünüz nesnelerin, renklerin isimlerini içinizden geçirin. Bu pratik sizi geçmişin veya geleceğin kaygılarından çıkarıp 'şimdi ve buradaya' getirmeye yardımcı olacaktır.' değerlendirmelerinde bulundu.

- Aile tutumu çocukların kaygısını etkiliyor

Başer, sınav stresinin sadece gençleri değil, tüm evi etkisi altına aldığını vurgulayarak, ayna nöronlar sayesinde duyguların insandan insana aktığını kaydetti.

Ebeveynlerin kaygısının doğrudan çocuğa bulaştığını, velilerin çocuklar üzerinde rol karmaşası yaratacak faaliyetlerden, yıkıcı eleştirilerden ve aşırı müdahalelerden kaçınmaları gerektiğini belirten Başer, kaygılı bir gence destek olurken duyguyu küçümseyen 'Çok saçma', 'Kafanda büyütüyorsun' gibi ifadelerden kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Başer, gençlerin potansiyelini keşfetmenin önemine de işaret ederek, hedefin sadece yüksek puan almak değil, topluma katkı sağlayacak, gencin değerleriyle örtüşen bir amaca dönüşmesi gerektiğini, projenin, bu vizyonla gençlere hayallerini sormak ve kendi güçlerini fark etmelerine alan açmak için çalışmalarına devam ettiğini anlattı.

Kaynak: AA