Nuri Öztürk: Kasabanın o günden buyana kültürünü, kimliğini oluşturanlar, yakın tarihini yazanlar, yani bu olgunun olmazsa olmazları bu kadim kasabanın sevdalıları, vefakâr kasabalılardır.

Gazetemizin de yazarlarından olan Nuri Öztürk, Kdz. Ereğli sevdasını tarihten cımbızla çıkardığı anılarını kaleme alarak yazmayı sürdürüyor. Daha önce yine Ereğli’deki yaşanmış durum ve olayları “Ya Birader Kaç Kişi Kaldık” isimli kitabında toplayan Öztürk’ün ikinci kitabı da yayımlandı.  Öztürk’ün son kitabının  adı “Biraz Daha Azaldık”.

Amazon Türkiye'den 23 Nisan'da 23 Hataylı çocuğa destek Amazon Türkiye'den 23 Nisan'da 23 Hataylı çocuğa destek

Cinius Yayınlarının  Çağdaş Türk Yazarları kapsamında yayımlanan kitabıyla ilgili olarak Nuri Öztürk görüşlerini şöyle ifade etti:

Birazdaha Azaldık

Karadeniz Ereğli, tarihçilerin bulgu ve belgelerine göre serüvenine Herkül’ün şehri olarak başlamış. Yakın zamana gelirken önce önemli enerji kaynağı Kara Elmas’ın Anavatanına, daha da sonra da ülkenin çok kıymetli ve ekonomik değeri tartışılmaz Çelik’in merkezine evrildi.

Hem Kömür hem de Çelik, kasabanın yazgısının değişmesinde önemli dönüm taşları oldu.

Mübeccel Kıray Hoca “Ereğli: Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası” isimli kitabının, adından da anlaşılacağı gibi kasabanın ikinci miladını -kasabaya fabrikanın gelmesi- öncesi ve sonrasıyla bir bilim insanı bilgeliği ve titizliği ile incelemiş, kasaba tarihinin sayfalarına kaydetmişti.

İşte, kasabanın o günden buyana kültürünü, kimliğini oluşturanlar, yakın tarihini yazanlar, yani bu olgunun olmazsa olmazları bu kadim kasabanın sevdalıları, vefakâr kasabalılardır. Kasabanın, kasabalının bu sosyoekonomik değişimler karşısında, geleneksel kimlikleri ile yaşamlarını devam ettirmeleri kolay bir şey olamazdı, olamadı da.

Mevcut kimliğini nereye kadar koruyabilirdi, nereye kadar direnebilirdi, denildiği yerde elbette herkesin kendine göre vereceği bir cevabı vardır ve olacaktır da.

İşte o zaman yani ikinci milatla birlikte kasabanın fabrikası büyüdü, o büyüdükçe şehir de büyüdü, 80’li yıllarla birlikte Kara Elmasın üzerinde estirilen sert rüzgarlar 2000’li yıllarla birlikte kasaba üzerinde de estirilmeye başladı. Sonrasında kasabanın fabrikası, kasabanın fabrikası olmaktan çıktı. Onlar büyüdükçe kasaba küçüldü. Şehrin nüfusu çoğaldı, yere göğe sığmaz oldu. Bir başka deyişle şehir büyüdü kasaba küçüldü, nüfus çoğaldı kasabalı azaldı.

“Ya Birader Kaç Kişi Kaldık” kitabımda da elinizdeki “Biraz Daha Azaldık” kitabımda da gerçek kasabanın, o kasabanın gerçek kahramanlarının, kasabayı kasaba yapanların gerçek yaşam hikayelerini, bilmeyenlere, öğrenmek isteyenlere, bilip de unutmuş olanlara tekrar bir vesile ile hatırlatmak amacıyla, biraz da özlemlerini giderebilmeleri niyetiyle ve de su akar yazı kalır düşüncesiyle, yazmak istedim.

Bizim kasabanın sevdalılarına sevgi ve saygıyla.