Cumartesi günü Çınaraltında uzun süre görmediğim Kandilli' de ikamet etmiş dostlarımla konuşma fırsatı buldum. Sohbetlerine doyamadım ve zamanın nasıl geçtiğini de anlamadım.
Hepsi eski Kandilli kültürü ile yetişmişler, baktığınızda bir farkındalık görüyorsunuz. Emekli olanlar dahi evlerinde oturmayıp her biri, kadını erkeği sosyal faaliyete katılmış, Ereğli ve Kandilli halkına hizmet için çalışmaktalar.
Söz konusu Kandilli olunca, neler konuşulmaz ki, buna zaman yetmez. Anılar bir, bir gözler önüne serildi. Anlattıkça insanların gözleri pırıl pırıldı oldu. Sanki içlerinde mutluluk fırtınaları kopuyordu. Bir an sustum, öylece izledim onları, baktım, işte dedim benim eski Kandillimin halkı böyleydi. O günlere gittim, öylesine mutlu oldum ki, okul yıllarımızı anlatırken, bir an kendimi o saatlerde çocuk zannettim.
Aramızda okuldan dönem arkadaşlarım da vardı, öğretmenlerimiz de. Belki benim dersime girmediler ama, farketmez, Kandilli' deki okulumuzun öğretmenleri idiler. Hala dinamik, dimdik ayaktalar ve hayata meydan okuyorlar. Onlarla gurur duydum.
Bu mutluluk bir süre sonra sona erdi ve bugün ki Kandilli' den bahsedilince herkesin yüzü düştü, mutluluk yerini hüzüne bıraktı. Sanki biraz önce konuşulanlar masal gibi kaldı. Çünkü eskisinden eser kalmayan bir Kandilli' den konuşmaya başlanmıştı.
"İnsanları acı anılar kadar hiçbir şey birbirine bağlamaz"
ANILAR, ANILAR, ANILAR.
Bir arkadaşımın kızı orda doğduğu için, Kandilli' yi çok özlediğini söylemiş annesine. Denize girdiği o aşağı Kandilli' ye gitmek istediğini, çocuklarına da doğduğu yerleri gösterelim demiş. Arkadaşım, ilkönce itiraz etmiş, çünkü üzüleceğini bildiğinden getirmek istememiş. Ama ikna edemeyince sonunda mecburen gitmişler. Aşağı Kandilli'ye inen yolu görünce başlamış hayal kırıklığı, deniz kenarına nasıl gitsinler. Kızına, torunlarına ne gösterecekti ki.
Hala inanamadıklarını söylüyorlar. Kandilli bu hale nasıl geldi, bir türlü kabul edemiyorlar. 1985 den sonra her gün Kandilli geriye doğru gitmeye devam ediyor. Kandilli' ye gitmeye cesaretlerinin olmadığını ifade ediyorlar.
Yakın tarihte ben Kandilli' den emekli olduğum için benim duygularımı da aldılar tabii. 1996 da Sağlık meslek lisesinin orada açılmasının amaçları arasında Kandilli' ye yatırım yaparak, eski kültürüne biraz da olsa yaklaştırmayı sağlamaktı. Okula kurucu müdür olarak atandığım da, hep bunu hayal etmiştim . Okuldan önce de, Göğüs hastalıkları hastanesi yapılmıştı. Bu okulumuz için bir avantajdı.İki kurum yan yana güzel işlediği taktirde, arkasından başka yatırımlar da gelecek ümitlerimiz canlanmıştı.
Ama malesef çok emek verilerek yapılan, hiç masraftan kaçınılmadan lüks malzemelerle donatılan, hatta dönemin bakanları ve Cumhurbaşkanı tarafından açılan hastane kapatıldı ve gene geride hayal kırıklığı kaldı.
Kandilli yazmakla bitmez, devam edecek.